{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM  <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/757 <br>KARAR NO: 2024/574<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/01/2024<br>NUMARASI: 2023/344 Esas - 2024/58 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde; 10/11/2011 kaza tarihinde,  sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile yaya olan müvekkili ... çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, müvekkili tarafından kaza nedeniyle oluşan zararların giderilmesi hususunda kazaya sebep olan aracın  ZMM sigortacısı davalıya başvuru yapıldığını, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalma üzere (belirsiz alacak) 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 500,00-TL geçici iş göremezlik, 250,00-TL bakıcı gideri ve 250,00-TL tedavi gideri tazminatı  olmak üzere toplam 2.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; \"davalı sigorta şirketi vekilinin yasal süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde, zamanaşımı definde bulunduğu, görülmekte olan davanın 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, trafik kazasının 10/11/2011 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 18/05/2023 tarihinde açıldığı, bu durumda; gelişen ve değişen bir durum olduğu hususunda iddia ve ispat bulunmadığı da göz önüne alındığında, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı\" gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; ilk derece mahkemesinin, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, zira müvekkilinin tedavisine ilişkin kayıt ve belgelerin toplanmadığı, tedavisinin ne zaman son bulduğunun araştırılmadığı, sigorta şirketine 2018 yılında başvurulması ile birlikte zamanaşımı süresinin kesileceğinin gözetilmediği, hususlarına ilişkindir.Görülmekte olan dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı istemine ilişkindir. Dosyada yapılan incelemede;10/11/2011 tarihinde, davalının ZMM sigortacısı olduğu, dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile yaya olan davacı ... çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, olaya ilişkin Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 12/07/2012 tarihli iddianamede, davacının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralandığının belirtildiği, Midyat Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/229 esas sayılı kararı ile dava dışı sürücünün, 5237 sayılı TCK'nın 89/1.maddesi kapsamında cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizi neticesinde düzeltilerek onanmak suretiyle 04/06/2014 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafın dayanağı Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlendiği anlaşılan 18/11/2021 tarihli adli kurul raporunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İstemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının % 11 oranında trafik kazası nedeniyle maluliyete uğradığının ve iyileşme süresinin 10/11/2011 tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin, bu süre zarfında % 100 malul sayılması gerektiğinin, 30 gün süre ile bir başkasının bakımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edildiği, anlaşılmıştır.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan maddi tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi ve manevi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve  manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri, kaza tarihinde yürürlükte olan  818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenmiştir. (Benzer düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72.maddesinde de bulunmaktadır.)818 sayılı  Borçlar Kanunu'nun 60.madesinde \"Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namıyla nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrur olan tarafın zarara ve failine ittila tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki, zarar ve ziyan davası ceza kanunları mucibince mühdeti daha uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruruzaman tatbik olunur. \" denilmektedir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 72.maddesinde de;\"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.\" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada \"kısa süreli zamanaşımı\" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki \"uzun süreli zamanaşımı\"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla  iki yıllık  zamanaşımı süresi  on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın  sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise \"ceza zamanaşımı süresi\"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda  ceza kanunları uyarınca  suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre  ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Ne var ki, bazı hallerde ortaya çıkan zarar kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme-gelişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem ve işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, böyle hallerde zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz gerçekleşmiş olmayacağı için 2 yıllık kısa zaman aşımına ilişkin süre bu değişen-gelişen durumun durduğunun veya ortaya kalktığının öğrenilmesiyle başlayacaktır. Gelişen-değişen durum olup olmadığı da hekim raporuyla belli bir açıklığa kavuşturulmalıdır.Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; dava konusu olayda trafik kazası 10/11/2011 tarihinde meydana gelmiş, görülmekte olan dava ise 18/05/2023 tarihinde açılmıştır. Davaya konu trafik kazasında davacı yaralanmıştır.  Davacının yaralanması esasen cezayı gerektiren fiil niteliğindedir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66. maddesi hükmüne göre, ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, dava tarihi (18/05/2023) itibariyle uzamış (ceza) zamanaşımı süresi dolmuştur.  Bu durumda; zamanaşımı süresinin dolmuş olması ve davacının dayanağı maluliyet raporlarından (yukarıda özetlenen raporda davacının kaza tarihinde itibaren 6 ay sonra iyileşebileceği tespit edilmiştir) ve incelenen raporlara göre davacının yaralanmasının özelliklerinden davacının yaralanmasına bağlı gelişen ve değişen bir durum olmadığının anlaşılması karşısında ve esasen davacı tarafın dava açan dilekçesinde müvekkilinin yaralanmasında gelişen ve değişen bir durumun bulunduğu yönünde bir iddia da ve yargılamada bu yönde bir ispatta da bulunulmamasına göre, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü uyarınca esastan reddine, 2/İstinaf karar ve ilam harcı başvuru sırasında alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık  olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"84f18c86ed341404","SID":"af4a57fbb5dd968f"}}