{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/627 <br>KARAR NO: 2024/1455<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/10/2023<br>NUMARASI: 2023/294 Esas -  2023/801 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar tarafından 29/04/2019 tarihinde ... Mahallesi, ... Bulvarı, Eyüpsultan/İstanbul adresinde yapılan çalışma esnasında gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olduğunu, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini,  davalılar tarafından hasardan doğan bedellerin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 74.407,98 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığını ve borçluların itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde işbu dava konusunun her bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle huzurdaki itirazın iptali davası açma zarureti doğduğunu belirterek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı takip dosyasına yapılmış olan haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar/borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkillerinden ..., İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile akdetmiş olduğu yüklenicilik sözleşmesi kapsamında “Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı Mecidiyeköy-Kabataş Kesimi ve Depo Sahasının İnşaat İşleri ile Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey Hattı ve Depo Sahasının İnce İşler ile Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşleri Projesini” üstlendiğini ve ilgili projenin yapımını uzman alt yükleniciler eliyle gerçekleştirmiş bulunduğunu, bu kapsamda dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. (teg Yapı) ile ... arasında UE-KM-217 Referans Numaralı “İstasyon Atıksu, Yağmursuyu, Drenaj, Temizsu Bağlantıları Alt Yapı İşleri için Uzman Ekip Sözleşmesi” (Uzman Ekip Sözleşmesi) imzalandığını, Uzman Ekip Sözleşmesi gereğince ...'nın, deplase işlerini yapmak üzere 29/04/2019 tarihinde ... Mahallesi, ... Bulvarı, .../İstanbul adresinde bir kazı çalışması gerçekleştirdiği esnada, Davacı ... ait elektrik hatlarına zarar verdiğini, müvekkili ... bu hasardan ... yetkililerinin bilgilendirmesi üzerine haberdar olduğunu, davaya konu hasarın, müvekkilleri tarafından değil; dava dışı ... tarafından verildiğini, ilgili arabuluculuk sürecinin 23/07/2020 tarihinde sona ermiş olduğunu, arabuluculukta geçen sürenin taplam 140 gün olduğunu, zamanaşımı süresinin durmuş olduğu bu 140 günlük dönem göz önüne alındığında dahi davaya konu alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkillerinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini ve talep edilen zarar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"6098 sayılı TBK'nın 154.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasına göre, alacaklının, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa işlemeye başlayan zamanaşımı süresi kesilir. Yine TBK 157.maddesine göre zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. TBK 156.maddesi gereğince da; zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar.Zamanaşımı bir defidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinden olduğu gibi Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Bir borcun, alacaklısı tarafından zamanında ileri sürülmemesi yine de borçlunun borcu ifasına engel değildir. Çünkü hukuk sistemimizde zamanaşımı borcu sona erdirmez, yalnızca alacaklıya bir def’i hakkı verir. Bu sebeple hakim zamanaşımını, hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu durumlardaki gibi kendiliğinden göz önünde bulundurmaz (6098 sayılı TBK m. 161).Dosya kapsamında, davalılar tarafından yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü, haksız eylem tarihinin 29/04/2019 olduğu, icra takibinin 22/07/2019 tarihinde yapıldığı, bu sebeple belirtilen tarihte fiilin ve faillerin öğrenildiğinin ve icra takibi ile zamanaşımı süresinin kesildiğinin açık olduğu, yapılan icra işlemleri ile zamanaşımı süresinin tekraren kesildiği ve icra müdürlüğünce yapılan son işlemin 30/07/2019 tarihinde olduğu, iki yıllık sürenin yapılan bu son işlem tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, zira zamanaşımını kesen başkaca bir işlemden bahsedilemeyeceği, zamanaşımının 30/07/2021 tarihinde dolacağı, ve fakat iş bu davanın 26/04/2023 tarihinde zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından davacı tarafından davalılar aleyhine açılan itirazın iptali istemli davanın zamanaşımı sebebiyle reddine,...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığını, zaman aşımının işbu dosya alacağı için 5 yıllık süreye tabi olup, zamanaşımı definin gerçekleşmediğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinin bu dosya için uygulanabilir nitelikte olmadığını, davalılar tarafından 29/04/2019 tarihinde Eyüpsultan/İstanbul adresinde yapılan çalışma esnasında davalılar gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 74.407,98 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığını ve borçluya Örnek No:7 ödeme emri gönderildiğini ilk derece mahkemesi kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil sebebiyle uğranılan zararın tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı vekili, davalıların 29/04/2019 tarihinde yaptığı kazı çalışması sırasında, davacı şirketin kablo tesislerine hasar verdiklerini, hasar sebebiyle davalılar aleyhine  hasar bedeli ve faiz toplamı olarak 74.407,98 TL'nin tahsili  için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını, davalıların itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Yasalarda def'i, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir sebeple yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu sebeple reddedilir.\tOlay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, TBK'nın değişik 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine  tabi bulunduğu belirtilmiştir. Ancak haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylemden doğmuş ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş ise haksız fiil sorumluluğunda da uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.Davacı tacir olup, TTK.nun 18/2. maddesi gereğince basiretli davranmak durumundadır. Dosyanın incelenmesinde, dava konusu hasarla ilgili davacının çalışanları tarafından düzenlenen  29/04/2019 tarihli tutanakla zararı ve failini öğrendiği, 15/05/2019 tarihli yazıyla 73.003,90 TL hasar bedelinin ödenmesini davalılardan talep ettiği,16/07/2019 tarihinde takibe girişildiği ve davalılarca icra takibine itiraz edilmesi üzerine 30/07/2019 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği,  06/03/2020 tarihinde arabuluculuk sürecinin başladığı ve 23/07/2020 tarihinde sona erdiği  anlaşılmaktadır.Huzurdaki dava ise 26/04/2023 tarihinde açılmıştır.Bu haliyle, yasada öngörülen zamanaşımı süresi geçmiştir. Hal böyle olunca, davalının süresi içinde zamanaşımı definde bulunduğu da gözetilerek mahkemece, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2023 tarih, 2023/294 Esas - 2023/801 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına gerek olmadığına, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e35d591c89925d1a","SID":"22a3dbaec8e2c8ed"}}