{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1761 Esas<br>KARAR NO: 2024/678<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2023<br>NUMARASI: 2021/283 Esas, 2023/454 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin Yalova ilinde bulunan yaklaşık 4.500 m2 büyüklüğündeki arsasını satmaya karar verdiğini, bu kararından davalı ve davalının çocuklarının haberdar olduklarını, müvekkilinin bahsi geçen arsanın satılması için o bölgede emlakçılık yapan ... isimli şahıs ile anlaştığını, devamında internet üzerinden söz konusu dairenin satışı için ilan verildiğini, müvekkilinin ve emlakçı ...  23 ARALIK 2016 Cuma günü birlikte müşteri zannettikleri  mafyanın kendilerini davet ettiği yere gittiklerini, Kaynarca da bulunan ... isimli marketin yanında bulunan binaya girdiklerinde, kendilerini mafyanın karşıladığını, Önce emlakçı ...' u dışarı çıkartarak müvekkili ile özel konuşacaklarını belirttiklerini ve içeriye sürüklediklerini,  müvekkilinin mafya ile anlaşan davalı kardeşi ve kardeşinin çocuklarının da içeri girdiklerini,  bir kısım kağıtları zorla müvekkiline  imzalatmaya çalıştıklarını, söz konusu yazıları davalı ...'in oğlu ...' e ait olduğunu, mezkur yazılardaki ... yazılan kısımdaki imzaları da ...  attığını, davalı ve davalının çocukları ile mafya hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, taraflar hakkında İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2020/102 Esas kaydı ile kamu davası yürütüldüğünü ancak savcılığın mütalaasına rağmen sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, dosyanın halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi' nde istinaf aşamasında olduğunu, davalı-alacaklı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünde açılan  ... Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili hakkında sahte bir kısım senetlerle icra takibi başlattığını, anılan icra dosyasına 2 adet senedin icra takibine dayanak yapıldığını,  Bunlardan ilkinin  23.12.2016 düzenleme tarihli 04.03.2017 vade tarihli 250.000.-TL bedelli senet olduğunu, bu senedin borçlusu  ve adres kısmında; ... Adresi Olarak  ... Mah ... Cd. No ... İş Hanı Kaynarca yazdığını, bu senedin tümüyle sahte olduğunu,  bu senetteki yazıların ve imzaların müvekkilime ait olmadığını, takibe Dayanak diğer  23.12.2016 düzenleme tarihli 04.03.2017 vade tarihli, 250.000.-TL bedelli senet olduğunu, bu senette  ise  imzalardan bir tanesinin müvekkiline ait olup, diğer imza ve vade tarihi, tanzim tarihi ve istanbul yazısının müvekkiline ait olmadığını, anılan bu senedin daha öncesinde  istanbul anadolu 4. asliye ticaret mahkemesi'ne kayıtlı 2017/25 esas sayılı dava dosyasına konu edildiği için iş bu davanın konusu olmadığını beyanla; Davalarının Kabulü ile  İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibin durdurulmasına ve davalının  %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet  tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 25.05.2023 Tarihli duruşmada ise; \" Her ne kadar mahkemenizin 17/05/2022 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı gereği ilgili senet ile ilgili dava konusu olduğu tespit edilmiş ise de biz dava dilekçesinde maddi hata yapmışız İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu olan her iki senedin vade tarihi, düzenleme tarihi, miktarları, keşidecisi ve lehtarı aynı olduğundan sehven karıştırılmıştır, mahkemenizce 17/05/2022 tarihli duruşmada dava konusu olduğu tespit edilen (açık adres yazılı olan) senetteki imza müvekkilime aittir, ancak icra takibine konu olan diğer senet (yine 23/12/2016 düzenleme tarihli, 250.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... olan ancak açık adres yazılmayan) yönünden eldeki davayı açtık, davaya konu olan senet açık adres yazılmayan bu senettir, dava dilekçemizdeki yanlışın sehven yapıldığı hususunu mahkemenize belirterek İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza dosyasının dosyaya kazandırılmasını ve bekletici mesele yapılmasını talep ederiz \" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının Almanya'ya çalışmaya gittiğini,müvekkilinin Bayburt'taki köylerindeki küçük baş hayvan sürüsünü ve traktörünü satarak İstanbul'a yerleştikten sonra  tüm birikimlerini davacıya vererek Yalova-Kaynarca arasındaki alanda arsa alıp inşaat yapıp satmaya başladığını, davacının Almanya'da olduğundan inşaatın tüm işleri ile davalı ...'in  ilgilendiğini, davacının yaklaşık 10 yıl önce Almanya'dan emekli olduğunu  ve Türkiye'ye kesin dönüş yaparak Pendik-Kaynarca'ya yerleştiğini, müvekkili ile  aralarındaki kardeşlik hukuku ve anlaşmaları gereği, hakkını talep ettiğinde ise davacının hakkını vereceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin hakkını istemesi üzerine yıllar önce parasını ödeyerek satın aldığı ama davacı adına kayıtlı olan Bağcılardaki evini damadı ...'na satış göstererek Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/867 E. Sayılı dosyası ile 12.10.2016 tarihinde tahliye  davası açtığını, taraflar arasında 23.12.2016 tarihinde  sözleşme akdedildiğini, davacının sözleşme eki olan senetlerin (4 adet) sözleşmede yer alan 500.000 TL bedelli senedi Yalova'da bulunan 4300 metrekare arsa için, 1.500.000 TL  bedelli senedi ... İş Merkezi 3. katı için, 250.000 TL bedelli senedi Bağcılar'daki ev için, 250.000 TL bedelli senedin, sözleşmede belirtilen nakit ödeme için olduğunu belirterek imzalandığını, davacı tarafın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasında  ifade edilen 4 adet senedin iptali ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve borçlu olunmadığının tespiti istemli olarak dava açtığını,  fakat davacı tarafın sonrasında duruşmada davadan feragat ettiklerini dile getirdiğini, bu doğrultuda davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, mahkeme nezdinde dava konusu edilen iki adet senedin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 E. sayılı dosyasında ve yine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 E. dosyasında dava konusu zaten yapıldığını, mafya zoruyla senet alındığı iddiasının gerçek dışı olup, ceza davasında davalı dahil tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini, beraat kararlarının istinaf tarafından da onandığını beyanla; davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"... İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 Esas ve 2017/25 Esas sayılı dosyalarındaki davaya konu senetler ile işbu davaya konu senedin aynı senet olup olmadığı hususunda inceleme yapılmak üzere ilgili dosyaların uyaptan celbine karar verilmiş, yapılan inceleme neticesinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 Esas sayılı dosyasında davacının eldeki dosya davalısına karşı açmış olduğu menfi tespit davasındaki dava dilekçesinde 500.000,00-TL miktarlı, 1.500.000,00-TL, 400.000,00-TL veya 300.000,00-TL miktarlı, mafya ücreti olarak 250.000,00-TL olmak üzere ilgili senetlerin silah zoruyla, darp ve tehditle alınması sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmiş, daha sonra davacı vekili 25/10/2017 tarihli duruşmada aynı mahkemede 2017/25 Esas sayılı dava dosyası üzerinden bu davanın konusu senetler üzerinden menfi tespit davası açıldığından eldeki davadan feragat ettiğini belirtmiş ve mahkemece 25/10/2017 tarihli kararıyla davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davacı vekili aynı davalıya karşı mahkememizde ileri sürülen aynı hususlara dayanarak alacaklısının davalı şüpheli ... olan 500.000,00-TL miktarlı, 1.500.000,00-TL, 400.000,00-TL veya 300.000,00-TL miktarlı, mafya ücreti olarak 250.000,00-TL olmak üzere ilgili senetlerle ilgili borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı tarafından 2017/25 Esas sayılı dosyaya cevap dilekçesi ile sunulmayan sözleşme ve senetlerin dosyaya sunulması konulu dilekçe içeriğinde; davanın konusunu oluşturan senetlerin taraflar arasındaki sözleşmede yer alan 500.000,00-TL bedelli Yalova'da bulunan arsa için verilen senet, 1.500.000,00-TL bedelli ... İş Merkezi için verilen senet, 250.000,00-TL bedelli Bağcılar'daki ev için verilen senet, 250.000,00-TL bedelli sözleşmede belirtilen nakit ödeme için verilen senet olduğuna ilişkin beyanda bulunmuştur. Bu durumda 2017/25 Esas sayılı dosyasına konu 4 tane senet bulunmaktadır. Bu senetler 500.000,00-TL miktarlı, 1.500.000,00-TL miktarlı senetler ve davacının 400.000,00-TL veya 300.000,00-TL miktarlı olarak bahsettiği senedin aslında 250.000,00-TL miktarlı senet olduğu ve yine davacının mafya ücreti olarak belirttiği başka bir 250.000,00-TL senet olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasında davanın aynı mahkemenin 2016/1483 Esas sayılı dosyasındaki aynı talepler ve aynı senetlere ilişkin olmasından dolayı derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, kararın istinaf ve temyizi üzerine feragat beyanının feragat beyanı tarihinde zaten kesinleştiği kabulüyle eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerekirken derdestlik nedeniyle reddi doğru görülmediğinden kararın kaldırılarak İstanbul 16. Hukuk Dairesi'nin 2021/1473 Esas, 2021/1779 Karar sayılı kararıyla davanın; \"Aynı davanın daha önce açılıp halen görülmesi nedeniyle HMK 114/1-ö md. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine,\" karar verilmiştir. Dava şartları dava açılmasında hükmün verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının dava açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemenin davayı reddetmesi gerekir. Dava şartı olan kesin hüküm bir hukuki uyuşmazlığın çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılmamasını ifade eder. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK 303/1 md. göre bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Dava sebebinden amaç ise; hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan olay ve olgulardır. Yani davacının talep sonucunu dayandığı vakıalardır. Kesin hüküm haline gelen bir uyuşmazlıkta aynı vakıalara dayanılarak ikinci kez dava açılamaz. Ayrıca ikinci davada talep sonucu ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek ve ortadan kaldıracak nitelikte ise dava konusu aynı sayılır.Belirtilen tüm bu nedenlerle eldeki davadaki davacısı, davalısı, konusu, sebebi, vakıaları, davaya konu yapılan senetleri, talebi aynı olan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasında daha önce dava açılmış ve dava kesin olarak karara bağlanmıştır. Bu durumda davacı dava dilekçesinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'ndeki takibe konu alacaklı ve borçlusu aynı olan, yine miktarı aynı olan ancak senette adres kısmı yazılı olan senedin işbu dava konusu olduğunu belirtmiş ise de, daha sonra davacı vekili duruşmadaki imzalı beyanıyla açık adres yazılı olan senetteki imzanın müvekkiline ait olduğunu, ancak sehven hata yapıldığını, açık adres yazılmayan takibe konu olan 250.000,00-TL bedelli senedin dava konusu olduğuna dair beyanda bulunduğu, 250.000,00-TL bedelli (adres yazılı olan ve adres yazılı olmayan her iki senet) senetlerin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasındaki senetler olduğu, bu mahkemede ise davanın karara bağlanmış olduğu ve kararın kesinleştiği, aynı talep sonucuna ve aynı sebeplere dayanılarak aynı senetler ile ilgili mahkememizde yeniden dava açıldığı anlaşılmakla; Davanın HMK 114/1-i md. ve 115. md. gereği kesin hüküm nedeniyle reddine\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul ... icra müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine konu iki senedin bulunduğunu, her iki senedin vade tarihi, düzenleme tarihi, miktarları, keşidecisi ve lehtarı aynı olduğu, bu senetlerden 23/12/2016 düzenleme tarihli, 250.000,00-tl bedelli, keşidecisi ... olan ancak açık adres yazılmayan senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve sadece bu senet yönünden menfi tespit ve senedin iptalini talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dava dosyası nezdinde senetlerin iptali için dava açıldığını, dava devam ederken senetlerin icraya konulduğunu,  senetlerin icraya konulması üzerine bu defa da aynı mahkemeye 2017/25 esasına kayıtlı dava ile menfi tespit davası açıldığını,İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dava dosyasının 25.10.2017 tarihli duruşmasında davacı vekilinin \" ...biz bu davada maktu harç ödeyerek esasa hasımsız olarak senet iptali davası açmak istemiştik, daha sonra mahkemenizin 2017/25 sayılı dava dosyasında aynı senetlerden dolayı nispi harcı ödeyerek menfi tespit davası açtık, bu davadan feragat ediyoruz, diğer davamız yürüyecek...\". davacı vekilinin bu beyanı üzerine mahkemenin davayı feragat olarak karara bağladığını,Yargıtay HGK' nun14.11.2019 tarih, 2017/1254 esas ve 2019/1197 karar sayılı ilamına değinmiş ve kararı  da ilk derece mahkemesine sunmuştuk. ancak söz konusu genel kurul kararının değerlendirilmesi gerektiğini, davacı vekilinin, hakkın özünden feragat etme amacı taşımadığı gibi  açık bir şekilde ikinci davasının devam etmesi kaydıyla feragat beyanına da açıkça kayıt ve şerh koyduğunu, bu durumda müvekkiliin vekilinin beyanı feragat olarak kabul edilmesi mümkün  olmadığını,   HMK' nın 309. maddesinde düzenlenen feragatin şartları oluşmadığını,davaya konu 23/12/2016 düzenleme tarihli, 250.000,00-tl bedelli, keşidecisi ... olan ancak açık adres yazılmayan senet, daha öncesinde hiçbir davaya konu edilmediğini, çünlü söz konusu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, istanbul 10. icra hukuk mahkemesi' ne kayıtlı 2019/1356 esas sayılı dosyası kapsamında söz konusu senet için iptal davası açıldığını, senetteki yazı ve imzaların sahte olduğu rapor edildiğini,  diğer mahkeme dosyalarının tamamının konusu imzaları müvekkilime ait olup, yağma suretiyle alınan senetler olduğunu, ancak iş bu davaya konu senedin zaten sahte olduğunu, imzalar müvekkilime ait olmadığını diğer dosyaların konusu yağma suretiyle müvekkilimden alınan ve imzaları müvekkilime ait olan senetler olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İNCELEME:  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası sureti incelendiğinde; davalı tarafça davalı aleyhine 500.000TL asıl alacak ile 195.643,84TL işlemiş faiz ki toplam 695.643,84TL nin tahsili istemi ile kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığı, ekteki senetler incelendiğinde her ikisinin 23.12.2016 Tarihli 04.03.2017 vade tarihli 250.000TL bedelli olduğu, keşidecinin davacı, lehtarın davalı olduğu, ihdas nedeni yer almadığı, ancak bir senette keşidecinin ismi altında açık adres bilgisi olduğu, diğer senette adres yazılı olmadığı anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 4.ATM'nin 2016/1483 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça davalılar alyehine 500.000TL 1.500.000TL 400.000/300.000TL ve 250.000TL bedelli dört adet senedin zorla tehdit ile alındığı iddiası ile menfi tespit davası açıldığı, davanın feragat nedeni ile reddedildiği görülmüştür.İstanbul Anadolu 4.ATM'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça davalılar aleyhine 500.000TL 1.500.000TL 400.000/300.000TL ve 250.000TL bedelli dört adet senedin zorla tehdit ile alındığı iddiası ile menfi tespit davası açıldığı, davanın  derdestlik nedeni ile usulden reddedildiği, dosyada davalı vekilinin; Cevap dilekçemizde davacı ile davalı arasında yapılan 23.12.2016 tarihli protokol ve işbu protokole bağlı olarak davacı tarafından -sözleşmede yer alan 500.000 TL bedelli senedi Yalova'da bulunan 4300 metrekare arsa için,-1.500.000 TL  bedelli senedi ... İş Merkezi 3. katı için,- 250.000 TL bedelli senedi Bağcılar'daki ev için - 250.000 TL bedelli senedin, sözleşmede belirtilen nakit ödeme için olduğunu belirterek imzalanmıştır şeklindeki beyanı ile  1500.000TL, 500.000TL, 250.000TL ve 250.000TL bedelli 4 adet senet sureti ile protokol suretini sunduğu, davacı ve vekilinin hazır bulunduğu 30.05.2018 Tarihli duruşmada \"davalı vekilinin sözleşme ve senetleri sunduğuna ilişkin dilekçesinin \"okunduğuna yer verildiği görülmüştür.Davalı vekili tarafından sunulan 23.12.2016 tarihli protokol suret olup incelendiğinde;  borçlu olarak ... alacaklı olarak ...' in yer aldığı aile mirası ortaklığının sona erdirilmesi için bir kısım taşınmazların devrinin kararlaştırıldığı ek 250.00TL nakit ödeme şartı  eklendiği görülmüştür. İstanbul 10.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/1356Esas, 2021/1153 Karar sayılı dosyasında davacının ... davalının ... olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin 23/12/2016 düzenleme tarihli 04/03/2017 ödeme tarihli 250.000,00.TL değerindeki senet açısından durdurulmasına, karar kesinleştiğinde takibin belirtilen senet için iptaline, 23/12/2016 düzenleme tarihli 04/03/2017 ödeme tarihli 250.000,00.TL değerindeki senet için (borçlu hanesinde adres beyan edilmiş olan) imzaya itirazın reddine, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin bu senet açısından devamına, davacı aleyhine reddedilen senet bedeli 250.000 TL'nin %20 oranında (50.000,00 TL)  icra inkar tazminatına ve  %10 oranında (25.000,00 TL ) para cezasına hükmedilmesine'' karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edildiği , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2436 Esas, 2022/2996 Karar sayılı ilamında; \" takibe konu her iki bonoda da düzenleme yeri olarak İstanbul yazdığı, ancak bonoların birinde ödeyecek kısmında borçlunun adresinin tam olarak yazdığı, diğerinde ise sadece İstanbul yazdığı, tarafların bonolarda keşideci ve lehtar olduğu, davacı takip borçlusunun ödeyecek kısmında adresi tam olarak yazılıp senetle ilgili imza itirazında bulunduğu, diğer senetteki imzalardan sadece bir tanesinin kendisine ait olduğunu, diğer imza ve vade, tanzim tarihi ile İstanbul yazısının kendisine ait olmadığını söyleyerek borca itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince imzaya itiraz ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişinin her iki bono ile ilgili inceleme yaptığı ve imza inkarında bulunan senetteki imzaların davacının el ürünü olduğu belirtildiği, diğer senetteki imzalarla borçluya ait imzalar arasında herhangi bir irtibatın tespit edilemediği yönünde rapor düzenlediği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre keşideci kısmında adresi tam olarak yazılı olan senetteki imzaların davacının eli mahsulü olduğu tespit edildiği, ancak dava konusu diğer senet üzerindeki  imza yönünden davacının herhangi bir itirazı olmadığı halde bu senetle ilgili bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi yasaya uygun olmayıp, İİK. 169/a maddesi kapsamında borca itirazla ilgili delil ibraz edilmediğinden davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken...\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz yasa yolunan açık olduğu görülmüştür.<br>GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dairemizce incelenen İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosya suretinde davalı vekilinin 1.500.000Tl, 500.000Tl, 250.000Tl ve 250.000TL'lik 4 adet senedi dosyaya sunduğu, mahkemenin 30.05.2018 Tarihli duruşmasında da davalı vekilinin senet suretini sunduğunun zapta geçirildiği, davacının vekili ile birlikte duruşmada hazır bulunduğu, esasen mahkemenin kabulünde olduğu üzere  250.000,00-TL bedelli (adres yazılı olan ve adres yazılı olmayan her iki senet) senetlerin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasındaki senetler olduğu, ilgili davada davacının imza inkarında bulunmadığı, senetlerin zorla alındığını ileri sürdüğü, davanın reddedildiği, kararın kesinleştiği dikkate alındığında neticeten mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61970c51e2ba9509","SID":"2215db05d85cabe3"}}