{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2268 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/336<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30/01/2019<br>NUMARASI\t: 2017/403 Esas, 2019/83 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit, İstirdat <br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dış ticaret faaliyeti olan firmalara gümrük müşavirliği hizmeti verdiğini, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin, 06/03/2014 tarihinde 1 yıl süreli olarak akdedilen İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesi çerçevesinde başladığını, sözleşmenin, 1 yıllık süre sonunda 06/03/2015 tarihi itibarı ile tüm hükümleri ile birlikte kendiliğinden ortadan kalktığını, 07/03/2015 tarihinden itibaren ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin, herhangi bir bağlayıcı sözleşme bulunmaksızın müvekkili şirketçe haklı nedenle feshedildiği 22/02/2017 tarihine kadar sürdüğünü, 2015 yılı içerisinde toplam 8 adet giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyaların, \"0\" vergi oranı üzerinden beyan edilmesine rağmen nihai kullanım izin belgesi alınmaması sebebiyle davalı şirket aleyhine Derince Gümrük Müdürlüğü tarafından 3 farklı tarihte 942.030,00 TL gümrük vergisi, 2.826.091,00 TL para cezası olmak üzere toplam 3.768.121,00 TL tutarında vergi ve para cezası tahakkuk ettirildiğini, davalı şirketin, haksız olduğunu beyan ederek Gümrük Kanununa göre itiraz ettiği anılan vergi ve para cezalarının hukuka uygun olup olmadığı hususu hukuken kesinleşmeden ve bu konuda yasal hakları olmasına rağmen herhangi bir yasal girişim başlatılmaksızın ve/veya bunlara karşı açtığı davalardan feragat etmek suretiyle ve tamamen kendi irade ve insiyatifi ile aldığı karar ve tek taraflı tasarrufu ile, söz konusu miktarın, 6736 sayılı Yapılandırma Kanunundan faydalanılarak 481.489,91 TL olarak davalı tarafından ödendiğini, bir kusuru ve sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin, iyiniyetli çözüm önerilerini kabul etmeyen davalının, ödediği miktarın tamamını talep etmesi üzerine müvekkilinin, tek taraflı olarak ve haklı sebeple aralarındaki ticari ve hukuki ilişkiyi 22/02/2017 tarihinde çekilen ihtarla feshetmek zorunda kaldığını, ayrıca 300.000,00 TL tutarlı 3 adet teminat mektubunun iadesinin istendiğini, ancak davalının, ellerinde bulundurduğu müvekkiline ait 300.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarını 09/03/2017 tarihinde paraya çevirdiğini, 481.489,90 TL'lik borçtan müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını, bu anlamda ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, söz konusu vergi ve para cezalarını doğuran gümrük beyannamelerinin tarihleri itibariyle, taraflar arasında belli bir sözleşmeye dayalı ilişki olmadığını, 06/03/2014 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli sözleşmenin ise yürürlükte bulunmadığını, davalının, 8 adet gümrük beyannamesinin 4'üne karşı Gümrük Kanunu m.242'ye göre itiraz ettikten sonra gerekli yasal yollara başvurmadığını; 1'ine karşı itiraz edip Vergi Mahkemesinde açtığı davadan, yapılandırmadan faydalanmak için feragat ettiğini; 3'üne karşı ise, yapılandırmadan faydalanmak için itiraz etmediğini, davalının, bu şekilde Gümrük Kanuna göre beyannamelerin kesinleşmesine sebebiyet vererek kendi karar ve inisiyatifiyle yaptığı ödemenin, zarar olarak iddia edilemeyeceğini, buna göre müvekkilinin, bir an için kusurlu olduğu farz edilse bile, davalı şirketin kendi karar ve inisiyatif ile, müvekkilinin hareketi ile zarar arasındaki sebep sonuç ilişkisinin bizzat davalı tarafından ortadan kaldırıldığını, söz konusu para cezasına, İdarece dayanak gösterilen gerekçenin, beyannameler kapsamında ithal edilen mallarla ilgili geriye dönük nihai kullanım izni verilmesi olgusu olduğunu, müvekkili şirketin de tavsiyeleriyle, davalı şirket tarafından 06/07/2015 tarihinde Gümrük Kanunu md.126-208 çerçevesinde, her bir beyanname için ayrı ayrı toplam 8 adet beyanname için \"Geriye Dönük Nihai Kullanım İzni Verilmesi\" talebiyle Derince Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan başvurunun 23/10/2015 tarihinde reddedildiğini, bunun üzerine davalı şirket tarafından 04/11/2015 tarihinde Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne itirazda bulunulduğunu, 21/04/2016 tarihinde ise, itirazın reddedildiğini, yargı yollarına başvurulduğu takdirde herhangi bir hatalı işlem olmadığı hususu sübut bulacak olduğu halde, davalının tek taraflı tasarrufu ile, ilgili ek tahakkuk ve para cezalarına karşı dava açmak şeklindeki yasal haklarından feragat ederek tercihini, anılan yapılandırma kanunundan faydalanmaktan yana kullandığını, bu durumda davalının, söz konusu işlemlerde müvekkilinin kusurlu ve hatalı olduğunu ileri sürme hakkından da vazgeçtiğini, öte yandan, hiçbir kusuru ve sorumluluğu olmamasına rağmen müvekkilinin, aradaki ticari ilişkinin sürmesi amacıyla ve tüm iyi niyetiyle anlaşılacak belli bir oran üzerinden para cezasına ilişkin meblağı paylaşmayı teklif etmiş ise de bu talebin davalı şirketçe karşılıksız bırakılarak reddedildiğini, 06/03/2014 başlangıç tarihli İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesi 06/03/2015 tarihi itibariyle uzatılmayarak kendiliğinden sona ermiş olduğundan bu sözleşme gereğince verilen teminat mektuplarının, müvekkilince herhangi bir talepte bulunulmasına gerek olmaksızın iade edilmesi gerektiği halde iade edilmediğini, sözleşmenin sona ermesinin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra ise 09/03/2017 tarihinde paraya çevrildiğini, oysa sözleşme ortadan kalktığından teminat mektuplarının da illiyetini kaybettiğini belirterek davanın kabulü ile, 481.489,91 TL tutarlı zarar ve ziyan ve/veya alacak iddiası bakımından müvekkili şirketin borçlu bulunmadığının tespitine; paraya çevrilen 3 adet teminat mektubunun karşılığı olan toplamda 300.000,00 TL'nin, paraya çevirme anından itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi ve müvekkili şirket tarafından ilgili bankaya ödenmek zorunda kalınan ve/veya kalınacak diğer her türlü zarar ziyan ve masrafı ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin, 06/03/2014 tarihli İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesi ile müvekkili şirkete gümrük müşavirliği hizmeti verdiğini, taraflar arasındaki sorunun, 8 adet gümrük beyannamesinin açılış işlemleri yapılırken davacının hatalı ve eksik işlem yapması sebebiyle Gümrük Müşavirliğinin, müvekkili şirkete ek gümrük vergisi ve gümrük para cezası tahakkuk ettirmesinden kaynaklandığını, müvekkili şirket tarafından ithalatı yapılan eşyaların, \"Nihai Kullanıma Konu Eşya\" statüsünde olduğundan sıfır gümrük vergisi ile ithal edildiğini, davacının, yazılı talepte bulunarak önce nihai kullanım belgesi alması gerekirken bunu yapmadan eşyalara ilişkin gümrük beyannamelerini Gümrük İdaresinde tescil ettirdiğini ve bu şekilde eşyanın \"0\" gümrük vergisi ile ithalatının yapılmasını sağladığını, Gümrük İdaresinin ise, davacı tarafın, tescilden sonra nihai kullanım izin talebini reddederek, bu belgeler alınmadığı halde beyannamede varmış gibi gösterildiği için \"0\" gümrük vergisi ile ithalatı tamamlanan eşyalar için 942.030,00 TL gümrük vergisi ve 2.826.091,00 TL gümrük para cezası tahakkuk ettirdiğini, davacı tarafından yasal prosedür izlenerek Gümrük Bölge Müdürlüğü nezdinde yapılar itirazlardan sonuç çıkmadığını ve tahakkuk ettirilen cezaların kesinleştiğini, bu safhadan sonra müvekkilinin, bu vergi ve cezaları ödemekten başka seçeneğinin kalmadığını, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırma ile 942.030,00 TL'lik gümrük vergisinin 481.489,91 TL olarak ödendiğini, 2.826.091,00 TL'lik gümrük para cezasının ise tamamen iptal edildiğini, davacının hatasından kaynaklanması sebebiyle müvekkilince yapılan ödemenin tazmin edilmemesi üzerine davacı tarafından verilen ve daha sonradan yenilenen 300.000,00 TL'lik teminat mektubunun paraya çevrildiğini ve müvekkilinin halen 181.489,91 TL alacağının bulunduğunu, davacının eksik ve hatalı işlemleri sebebiyle müvekkilinin ödemeye konu zararının oluştuğunu, nihai kullanım izni almadan gümrük beyannamelerini tescil ettiren davacı, yaptığı hatayı sonradan farketmesi üzerine Gümrük Müdürlüğünden nihai kullanım izin talebinde bulunmuş ise de, nihai kulanım izninin, beyannamelerin tescilinden önce talep edilmesi gerektiğinden bahisle talebin reddedildiğini ve \"0\" gümrük vergisi ile ithalatı yapılan 8 adet beyannamedeki gümrük vergisi muafiyetlerini kaldırılarak söz konusu vergi ve para cezalarının tahakkuk ettirildiğini, davacı, ortaya çıkan zarara ilişkin sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla, müvekkili şirket ile 06/03/2014 tarihinde imzaladığı İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesinin 1 yılın sonunda kendiliğinden sona erdiğini iddia etmiş ise de, davacının, sözleşmenin sona ermesinden sonra da, aynı şekilde müvekkilinin gümrük işlemlerini yapmaya devam ettiğini, bu şekilde, sözleşmenin eylemli bir şekilde yenilendiğini, nitekim sözleşmeden sonra davacının, müvekkili şirket adına iş ve işlem yaptığı vekaletname ile teminat mektuplarının da yenilendiğini, bir an için taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği kabul edilecek olsa bile, davacının, müvekkili şirkete verdiği zararlardan vekalet hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğunu, zira davacının, ilgili Gümrük İdareleri nezdinde müvekkili şirketi vekalet akdi hükümleri çerçevesinde temsil ettiğini, müvekkili şirketin basiretli bir tacir olarak, vergi ve cezaların kesinleşmesinden sonra dava açarak bu dava sonucunda söz konusu vergi ve cezanın iptal edilmemesi durumunda toplam 3.768.121,00 TL'yi ödemek yerine yapılandırmadan yararlanarak  hem kendini hem de davacıyı büyük bir zarardan kurtardığını, üstelik daha büyük zararların oluşacağından bahisle vergi ve cezaların yapılandırma kapsamında ödenmesini davacının istediğini ve tavsiye ettiğini, ayrıca davacının, yapılandırmadan yararlanabilmek için daha önce açılan davalardan vazgeçilmesi gerektiğini bildirerek yapılandırmadan yararlanılabilmesi için gerekli olan dilekçeleri de bizzat kendisinin hazırlayarak müvekkiline gönderdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; ithalatçı ve dolaylı temsilci konumunda bulunan davacı gümrük müşavirliğinin, eşyanın serbest dolaşıma gireceği yetkili gümrük idaresinden, beyannamenin tescil tarihinden önce nihai kullanım izni için yazılı olarak talepte bulunması gerektiği, bu bağlamda GTİP tatbikatı açısından dava konusu 56.03 pozisyonda yer alan ürünlerin nihai kullanım izniyle gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilebilmesi için, cari mevzuat uyarınca hangi belgelerin olması gerektiğini, eksik olması durumunda beyanname tescilinden önce tedarik edilmesinin ve beyannameye eklenmesinin zorunlu olduğunu mesleği icabı bilmesi ve özellik arz eden, teknik bilgi gerektiren ve özel izne tabi buna benzer konularda eşya sahibini aydınlatıp onun gümrük idaresi karşısında cezai müeyyide ile karşı karşıya kalmasının önünü kesebilme adına eksik belgelerin tedariki için gereğini yapması icap ettiği, bu bağlamda 31/12/2015 tarihine kadar geçerli olan vekaletnamede davalı tarafından, davacıya nihai kullanım izni belgesi müracaatı yapma, takip etme ve sonuçlandırma yetkisinin verildiği, buna rağmen davacı şirketin 2015 yılı Temmuz ayı başında nihai kullanım izin belgesi alınması zorunluluğu hasıl olduğu halde bu belge olmadan tescil ettirdiği beyannameler için davalı firma aleyhine ilgili gümrük idaresi tarafından ek vergi tahakkuk ettirildiği ve para cezası uygulandığı, yapılandırma sonucu davalının Gümrük Müdürlüğüne 481.489,91 TL ödeme yapmak zorunda kaldığı, davalının uğradığı bu zarar ile davacının gümrük hizmetlerini eksik yapmış olması fiili arasında sebep sonuç ilişkisi bulunduğu ve bu nedenle davalının bu zararını, davacıdan talep etme hakkına sahip olduğu, davalı tarafından teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin sözleşmeye ve yasal düzenlemeye aykırı olmadığı, bu nedenle davacının, teminat mektupları bedelini geri isteyemeyeceği gerekçelerine istinaden işbu menfi tespit ve istirdat davasının reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin, 28/09/2018 tarihli bilirkişi raporunu adeta olduğu gibi hükme esas alarak, bu rapora karşı itirazlarını giderecek ek yahut yeni bir rapor aldırmaksızın karar verdiğini, davalı şirketin ödediği vergi ve para cezaları bakımından müvekkilinin hiçbir kusur ve/veya sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkemenin, kararını, nihai kullanım izninin, beyanname tescil tarihinden önce alınmasının zorunluluk teşkil ettiği gibi yanlış bir temele dayandırdığını, oysa beyanname tesçil tarihinden sonra da ithale konu eşyalar için geriye dönük nihai kullanım izni alınabildiğini ve buna ilişkin şartların somut olayda oluştuğu gibi buna, davalı şirket tarafından izin ve icazet verildiğini, Gümrük Yönetmeliğinin 126 ve 208. maddeleri kapsamında, nihai kullanım izninin, gümrük gözetim süresinin sona ermediği durumlarda -davaya konu 8 adet beyanname ile ilgili gümrük gözetim süresinin sona ermediği- geriye dönük olarak alınmasının mümkün olduğunu, müvekkili şirketin 8 adet beyanname hakkında geriye dönük nihai kullanım izni verilmesi başvurusunu reddeden Derince Gümrük Müdürlüğü ve bu red kararını onayan Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün müvekkilimiz aleyhine tesis ettiği kararlarlarda, tek gerekçe olarak, gözetim süresinin sona ermemiş olması şartının tahakkuk etmediğinin gösterildiğini, Mahkemenin gerekçeli kararında, geriye dönük nihai kullanım izni alınması müessesesinden hiç bahsedilmediğini, davalı şirketin, tamamen kendi tek taraflı insiyatif ve kararı ile yapılandırma kanunundan faydalanmak suretiyle hukuk yollarını tüketmeksizin söz konusu vergi ve cezaları kesinleştirerek -müvekkilinin bu iş ve işlemlerde hatalı olduğu kabul edilecek olsa bile- artık zararlandırıcı eylem/işlem ile netice arasındaki nedensellik bağının kopartıldığını, böylece davalı şirketin, teorik olarak söz konusu işlemlerde müvekkilinin kusurlu ve hatalı olduğunu ileri sürme hakkından da vazgeçtiğini, müvekkilinin sorumlu olduğu iddia edilen meblağı doğuran iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği tarih itibariyle, taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığını, buna ilişkin beyan ve iddialarının yerel Mahkemece hiç bir suretle tartışılmadığını, yerel Mahkemenin sanki, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesi halen yürürlükte gibi son derece hatalı bir ön kabul üzerinden hareket ettiğini, oysa bu sözleşmenin 06/03/2015 tarihi itibariyle tüm hükümleri ile kendiliğinden ortadan kalktığını, daha sonrasında ise davalı şirket ile olan ticari ilişkinin, yazılı bir sözleşme olmadan genel hükümler çerçevesinde müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilen 22/02/2017 tarihine kadar devam ettiğini, sözleşme sona erdikten sonra, sırf ticari ilişkinin devam etmesi sebebiyle, aynı hüküm ve şartlarla anılan sözleşmenin aleyhine olan hükümlerle birlikte devam ettiğinin müvekkil şirketçe kabul edildiği sonucuna varılmasının doğru, adil ve hukuki bir yaklaşım olmadığını, iddia edilen meblağı doğuran olayın meydana geldiği tarih itibariyle taraflar arasında belli bir sözleşmeye dayalı bir ilişki bulunmadığını, yani müvekkilinin, davalı şirket nezdinde teminat mektubu ile güvence altına alınan veya alınabilecek ve sona eren anılan sözleşme çerçevesinde doğan herhangi bir borcu ve sorumluluğunun, söz konusu sözleşmenin sona ermesi nedeniyle kalmadığını belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, menfi tespit ve paraya çevrilen teminat mektubu bedellerinin faizi ile istirdadı istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı tarafından davalıya verilen 17/12/2015 tarihli, ... no'lu 100.000,00 TL tutarlı (süresinin 15/12/2017 tarihine kadar uzatıldığı), 23/02/2015 tarihli,  ... no'lu, 150.000,00 TL tutarlı (süresinin 14/02/2018 tarihine kadar uzatıldığı) ve 23/02/2015 tarihli, ... no'lu, 50.000,00 TL tutarlı (süresinin 15/02/2018 tarihine kadar uzatıldığı) teminat mektuplarının karşılığı olan 300.000,00TL'lik tutarın davalı tarafından tahsil edildiği konusunda bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, 8 adet gümrük beyannamesi kapsamında bulunan eşya için Gümrük Müdürlüğünce ek tahakkuk ve para cezalarının kesilmesi bakımından davacının bir kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bunun sonucuna göre ise, davacının ceza miktarına yönelik menfi tespit talebinin yerinde olup olmadığı, davacı tarafından tahsil edilen teminat mektubu bedellerinin istirdadının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 28/09/2018 tarihli raporda; davacının, kendi ticari defterlerine göre 2017 yılına devir olan alacağının 6.663,73 TL olduğu, davalının, teminat mektuplarını nakde çevirmesi sonrasında davacının alacağının 306.663,73 TL'ye çıktığını, davalının ise, kendi ticari defterlerine göre, davacıdan dava tarihi itibariyle 176.186,33 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından tanzim edilen 481.489,90 TL bedelli yansıtma faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dava konusu gümrük cezalarının dayanağı olan 8 adet faturanın toplam bedelinin 12.285,10 TL olduğu, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliğinde yer alan düzenlemelere göre, davacı tarafın, gümrük idaresine karşı sorumluluğunun, ek vergi tahakkukunu yaratan durumların yanlış olduğunu bildiği veya mesleği icabı bilmesi gerektiği durumlarda söz konusu olabileceği, işbu davanın tarafları arasında ihtilaf yaratan beyanname kapsamı ürünlere nihai kullanım izni verilebilecek kişinin ise (nihai kullanım kapsamı eşyanın gümrük idaresinin izniyle başka bir izin hak sahibine de devri mümkün olmakla birlikte) eşyayı serbest dolaşıma (nihai kullanıma) tabi tutacak olan ithalatçı (yani davalı şirket) olduğu, ithalatçı ve/veya dolaylı temsilcisi konumundaki gümrük müşavirinin, eşyanın serbest dolaşıma gireceği yetkili gümrük idaresinden, beyannamenin tescil tarihinden önce, nihai kullanım izni için yazılı olarak talepte bulunması gerektiği, bu bağlamda GTİP tatbikatı açısından somut olay konusu 56.03 pozisyonda yer alan ürünlerin, nihai kullanım izniyle gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilebilmesi için cari mevzuat uyarınca hangi belgelerin olması gerektiğini, eksik olması durumunda beyanname tescilinden önce tedarik edilmesi ve beyannameye eklenmesinin zorunlu olduğunu (yani nihai kullanıma konu eşya ile gümrük vergisi askıya alınan eşyadan kullanım amacı tayin edilenlerin ithalatı ile ilgili formalitelerin ne şekilde ikmal edileceğini), davacının gümrük müşaviri olarak, mesleği icabı bilmesi ve özellik arz eden ve teknik bilgi gerektiren bu ve özel izne tabi buna benzer konularda eşya sahibini aydınlatıp, onun gümrük idaresi karşısında cezai müeyyide ile karşı karşıya kalmasının önünü kesebilme adına eksik belgelerin tedariki için gereğini yapmasının icap ettiği, bu bağlamda davalının, davacı tarafa verdiği 31/12/2015 tarihine kadar geçerli olan vekâlette davacıya \"nihai kullanım izin belgesi müracaatı\" yapma, takip ve sonuçlandırma yetkisinin de verildiği, hal böyle olmakla birlikte gümrük müşaviri konumundaki davacının, davalı şirket adına dolaylı temsil yoluyla tescil ettirdiği beyannameler içinden cari uygulama gereği 2015 yılı Temmuz ayı başında (V. Sayılı Listede yer aldığından, önceden gerek duyulmasa da) nihai kullanım izin belgesi alınması zorunluluğu hasıl olduğu halde bu belge olmadan tescil ettirdiği beyannameler için davalı firma aleyhine ilgili gümrük idaresi tarafından ek vergi tahakkuk ettirildiği ve para cezası tatbik edildiği, davalının, adına tahakkuk ettirilen vergiler için izlenecek yol konusunda (örnekleri dava dosyasında ve davalının delil listesine ekli mavi klasörde mevcut belgelere göre) davacı ile birlikte değerlendirmeler ve ön hesaplamaların yapıldığı, bu aşamada geriye dönük izin talebiyle yapılan resmi müracaatların ise kabul edilmediği, keza davacının, dolaylı temsil yetkisiyle davalı şirket adına ek tahakkuk kararlarına vaki resmi itirazlarından da netice alınamadığından davalının, adına tahakkuk ettirilen kümülâtif 942.030,00 TL tutarındaki ek tahakkuk kapsamındaki gümrük vergisinin 481.489,91 TL'lik kısmını 6736 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanundan yararlanarak ödediği, cezaların ise, anılan kanuna göre yeniden yapılandırmada iptal edildiği, davalının ödemek zorunda kaldığı bu bedel ile davacının gümrük müşaviri sıfatıyla ve dolaylı temsil yetkisiyle davalı adına beyan sahibi olarak tescil ettirdiği gömrük beyannameleri kapsamında sunduğu tekmil gümrükleme hizmeti arasında sebep sonuç ilişkisi bulunduğu bildirilmiştir. Derince Gümrük Müdürlüğünce 8 adet gümrük beyannamesi için 15/01/2016, 06/05/2016 ve 02-03/11/2016 tarihlerinde ek tahakkuk ve para cezaları kesilmiştir.Derince Gümrük Müdürlüğünce 1 adet gümrük beyannamesine konu eşyanın nihai kullanım izin belgesi olmadığı için 141.338,24 TL ithalat vergilerinin tahsili için 15/01/2016 tarihinde ek tahakkuk kararı düzenlendiği, davalı şirket tarafından 29/01/2016 tarihinde bu karara itiraz edilerek aynı zamanda geriye dönük nihai kullanım izni verilmesinin talep edildiği, ayrıca Derince Gümrük Müdürlüğünce aynı 1 adet gümrük beyannamesine konu eşyanın nihai kullanım izin belgesi olmadığı için 29/01/2016 tarihinde 424.014,72 TL para cezası uygulanmasına karar verildiği, davalı şirket tarafından 29/01/2016 tarihinde bu karara da itiraz edilerek para cezasının kaldırılmasının talep edildiği, ayrıca davalı tarafından ek tahakkuk ve para cezalarına karşı Kocaeli 2. Vergi Mahkemesinin 2016/742 Esas ve 2016/739 Esas sırasında dava açıldığı, Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü her iki itiraz talebi ile ilgili ayrı ayrı verdiği 26/07/2016 tarihli kararı ile, beyanname muhteviyatı eşyanın nihai kullanım izni alınmadan ithalatının yapıldığı ve geriye dönük nihai kullanım izni verilmesine dair talebin ise, eşyanın gümrük gözetiminden çıkması nedeniyle mümkün olmadığı gerekçelerine istinaden itirazın reddine, ek tahakkuk ve para cezası kararının onanmasına karar verildiği, 24/11/2016 tarihinde ise davalı şirketin 6736 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için talepte bulunması üzerine Derince Gümrük Müdürlüğünün 30/11/2016 tarihli kararı ile alacakların yeniden yapılandırılmasına karar verildiği, bu kapsamda davalı şirket tarafından 72.928,06 TL ödendiği görülmüştür.Derince Gümrük Müdürlüğünce 4 adet gümrük beyannamesine konu eşyanın nihai kullanım izin belgesi olmadığı için 773.614,09 TL ithalat vergilerinin tahsili için 06/05/2016 tarihinde ek tahakkuk kararı düzenlendiği, davalı şirket tarafından 25/05/2016 tarihinde bu karara itiraz edilerek aynı zamanda geriye dönük nihai kullanım izni verilmesinin talep edildiği, ayrıca Derince Gümrük Müdürlüğünce aynı 4 adet gümrük beyannamesine konu eşyanın nihai kullanım izin belgesi olmadığı için 06/05/2016 tarihinde 2.320.842,25 TL para cezası uygulanmasına karar verildiği, davalı şirket tarafından 25/05/2016 tarihinde bu karara da itiraz edilerek para cezasının kaldırılmasının talep edildiği, Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü her iki itiraz talebi ile ilgili ayrı ayrı verdiği 05/07/2016 tarihli kararı ile, beyanname muhteviyatı eşyanın nihai kullanım izni alınmadan ithalatının yapıldığı ve geriye dönük nihai kullanım izni verilmesine dair talebin ise, eşyanın gümrük gözetiminden çıkması nedeniyle mümkün olmadığı gerekçelerine istinaden itirazın reddine, ek tahakkuk ve para cezası kararının onanmasına karar verildiği, 24/11/2016 tarihinde ise davalı şirketin 6736 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için talepte bulunması üzerine Derince Gümrük Müdürlüğünün 30/11/2016 tarihli kararı ile alacakların yeniden yapılandırılmasına karar verildiği, bu kapsamda davalı şirket tarafından 394.689,32 TL ödendiği görülmüştür.Derince Gümrük Müdürlüğünce 02/11/2016 tarihinde 3 adet gümrük beyannamesine konu eşyanın nihai kullanım izin belgesi olmadığı için 27.078,00 TL ithalat vergilerinin tahsili için ek tahakkuk kararı ve 03/11/2016 tarihinde ise 81.234,00 TL para cezası kararı düzenlendiği, davalı şirket tarafından itiraz edilmeyerek 24/11/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için talepte bulunulması üzerine Derince Gümrük Müdürlüğünün 30/11/2016 tarihli kararı ile alacakların yeniden yapılandırılmasına karar verildiği, bu kapsamda davalı şirket tarafından 13.872,55 TL ödendiği görülmüştür.Davalı şirket tarafından yapılacak ithalat işlemlerinin tamamlanması için gereken her türlü gümrükleme hizmetleri, iş ve işlemlerinin yerine getirilmesine ilişkin taraflar arasında İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin, 06/03/2014 tarihinden başlayarak 1 yıl süreli olduğu ve sona ermesinden önce taraflarca uzatılmadığı müddetçe sürenin sonunda kendiliğinden sona ereceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 1 yıl devam ettikten sonra kendiliğinden sona erdiğini ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin genel hükümler çerçevesinde yazılı bir sözleşme olmaksızın devam ettiğini ileri süren davacı taraf, Beşiktaş ... Noterliğinin 22/02/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, taraflar arasında genel hükümler çerçevesinde devam eden ticari ilişkinin, davalı şirket tarafından 15/02/2017 tarihinde gönderilen e-mail içeriğinde yer alan iddia ve talepler nedeniyle haklı olarak feshedildiği, 06/03/2014 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli İthalat Gümrük Sözleşmesinin 05/03/2015 tarihinde kendiliğinden sona ermesi sebebiyle sözleşme gereği verilen toplam 300.000,00 TL tutarlı 3 adet teminat mektubunun iade ve tesliminin istendiği, ayrıca 481.489,91 TL tutarlı zarar ve ziyan iddiasının kabul edilmediği bildirilmiştir.07/10/2009 tarihli 27369 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29/09/2009 tarih ve 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinin 1. fıkrasında, Kanunun 16. maddesi hükmü çerçevesinde, nihai kullanımı nedeniyle indirimli veya sıfır vergi oranı uygulamasına tabi eşyanın, öngörülen amaçlarla kullanılması halinde gümrük vergisi alınmayacağı veya normalde uygulanan gümrük vergisi oranından daha düşük vergi oranı uygulanacağı; 6. maddesinin 1. fıkrasında, 20/12/1995 tarihli ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat Rejimi Kararına ekli listelerde belirtilen nihai kullanıma konu eşya ile gümrük vergisi askıya alınan eşyadan, kullanım amacı tayin edilen eşyanın indirimli veya sıfır oranında gümrük vergisi tatbik edilerek serbest dolaşıma girecek eşyanın nihai kullanımı nedeniyle indirimli veya sıfır vergi oranı uygulanmasını isteyenlerin, eşyanın serbest dolaşıma gireceği yetkili gümrük idaresinden, beyannamenin tescil tarihinden önce yazılı olarak talepte bulunmaları gerektiği; 9. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde ise, nihai kullanıma konu eşyanın, izin belgesi alınmadan nihai kullanım hükümlerinden yararlanılması durumunda cezai hükümler saklı kalmak kaydıyla gümrük vergilerinin tahsil edileceği düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu sabit olup bu ilişki kapsamında davacının, davalının ithalat işlemleri yönünden gümrükleme hizmeti kapsamında yapılması gereken iş ve işlemleri yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Bu anlamda davacının, taraflar arasında akdedilen 06/03/2014 tarihli İthalat Gümrük İşlemleri Sözleşmesinin 1 yıl devam ettikten sonra kendiliğinden sona erdiğine yönelik beyanlarının bir önemi yoktur. Kaldı ki bundan sonra ticari ilişkinin devam ettiği davacının da kabulündedir. Davalı tarafından ithalatı yapılan beyanname konusu eşyalar, nihai kullanıma konu eşya statüsünde olup esasen davacının, ithalatı yapılan eşyanın bu nitelikte olduğunu bilmediğine yönelik bir itirazı yoktur. Söz konusu eşyaların serbest dolaşıma gireceği yetkili gümrük idaresinden, beyannamenin tescil tarihinden önce nihai kullanım izni alınması için yazılı olarak talepte bulunulması gerekirken davalıya gümrükleme hizmet sunan davacının, bu yönde bir iş veya işlem tesis etmemesi sebebiyle Gümrük Müdürlüğünce 8 adet gümrük beyannamesi yönünden farklı tarihlerde ek tahakkuk ve para cezaları tanzim edilmiştir. Hizmetin ifası amacıyla bu kapsamda davalı tarafından davacıya verilen vekaletnamede \"nihai kullanım izin belgesi\" ile ilgili yetkinin bulunduğu dikkate alındığında davacının, verdiği hizmet ve mesleğinin icabı gereği, bu anlamda mevzuat uyarınca yapması gereken iş ve işlemleri yapma yükümlülüğü bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda nihai kullanım izni alınması için yazılı olarak talepte bulunmadan gümrük beyannamelerini tescil ettiren davacı, hizmetin ifasında kusurlu davranarak davalının cezai işleme maruz kalmasına sebebiyet verdiğinden bundan dolayı düzenlenen ek tahakkuk ve para cezalarına konu miktarlardan sorumludur. Bu anlamda davacının menfi tespit talebi yerinde görülmemiştir.HMK'nun \"Belge\" başlığı altında düzenlenen 199. maddesinde mail yazışmaları belge olarak kabul edilmiştir. Taraflarca mail yazışmalarına yargılamada bir delil olarak dayanılabilecek olduğundan, dosya kapsamına sunulan mail yazışmalarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Davacı tarafından davalı tarafa gönderilen e-maillerin içeriğine bakıldığında, 6736 sayılı Kanununun yürürlüğe girdiği 19/08/2016 tarihinden önce, dava açılmasını salık veren davacının, söz konusu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ise, ek tahakkuk ve para cezalarına karşı, 1. yol olarak davanın kazanılacağı garanti edilmemekle birlikte dava açma; 2. yol olarak ise, 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanundan faydalanma seçeneğini bunduğu ve yapılandırma yoluna gidilmesi durumunda Gümrük Tebliğinin çıkması halinde ödenen bedelin geri istenmesinin mümkün olacağını bildirdiği, yapılandırma kapsamında yapılacak ödemeler bakımından, davalı şirkete yol göstererek yardımcı olduğu, şöyle ki davacı tarafından, bilgilendirmeler yapıldığı, dilekçeler hazırlandığı, ödemelerin yapılacağı son günün sonuçları bildirilerek hatırlatıldığı, buna göre davacı şirketin, yapılandırmadan bilgisi olduğu gibi sürecin de içinde yer aldığı, hatta ödemeden sonra, taraflarına rücu edilecek bir rakam olursa bunu da çalışarak ödeyebileceklerini belirttiği görülmüştür. Buna göre davacının, davalının hukuk yollarını tüketmeksizin kendi inisiyatif ve kararı ile yapılandırma kanunundan faydalandığına yönelik iddialarına itibar edilemez. Ortaya konan e-mail içerikleri dikkate alındığında davacının, yargı yollarına başvurulması halinde hatalı bir işlem olmadığı sübuta ereceğinden davalının kendi tercihi ile yaptığı ödeme dolayısıyla nedensellik bağının kalktığı ve kendisinin sorumlu olmadığı yönündeki savunmaları TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı düşer. Ayrıca TTK'nun 18/2 maddesinde, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği düzenlenmiş olup davalının, basiretli bir tacir gibi hareket ederek cezanın yapılandırılması yoluna gitmesi, davacının, kusurlu ve hatalı olduğunu ileri sürme hakkından vazgeçtiği şeklinde yorumlanamaz. Kaldı ki davacının da, yapılandırma sürecinin içerisinde davalı ile birlikte hareket ettiği anlaşılmaktadır.Gümrük Yönetmeliğinin 208/7 maddesi uyarınca, 126. madde uyarınca geriye dönük izin verilebilmesi için eşya üzerinde gümrük gözetiminin sona ermemiş olması şartı aranır. Somut olayda, davalı şirket tarafından 04/11/2015 tarihli dilekçe ile, geriye dönük nihai kullanım izni talep edilmiş olup Derince Gümrük Müdürlüğünce, söz konusu serbest dolaşıma giriş beyannamelerinin tamamının 4000 rejim kodunda işlem görüp başvuru tarihinden önce beyannamelerin \"kapanmış\" konuma geldiği ve ambar çıkış işlemlerinin yapılarak eşyanın teslim edildiği, dolayısıyla gümrük gözetiminin sona erdiği anlaşıldığından nihai kullanım izin talebinin Gümrük Yönetmeliğinin 208/7 maddesi gereğince uygun bulunmadığına karar verilmiştir. Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünce de, Derince Gümrük Müdürlüğünün yazısında belirtilen gerekçelerin mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir. O halde beyannamelere konu eşyaların gümrük gözetiminin sona erdiğinin anlaşılması sebebiyle artık geriye dönük nihai kullanım izninin alınabilmesi de söz konusu değildir.  Davacı taraf, 06/03/2014 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli İthalat Gümrük Sözleşmesinin 05/03/2015 tarihinde kendiliğinden sona ermesi sebebiyle sözleşme gereği verilen toplam 300.000,00 TL tutarlı 3 adet teminat mektubunun davalı tarafından paraya çevrilmesi sebebiyle bedelin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Öncelikle söz konusu sözleşme kapsamında, 300.000,00 TL bedelli 3 adet teminat mektubu verileceğine yönelik bir hüküm bulunmayıp sözleşmede, 100.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunun verilmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşme, 06/03/2014 tarihinde akdedilmesine karşın nakde çevrilen teminat mektuplarının, 17/12/2015 ve 23/02/2015 tarihli olduğu gibi daha sonrasında sürelerinin de 2017 ve 2018 yıllarına kadar uzatılarak yenilendiği anlaşılmakla davacının iddia ettiği üzere, teminat mektuplarının, anılan sözleşme gereği verildiği sabit değildir. Davalı tarafın, teminat mektuplarını nakde çevirerek, davacının kusurlu ve sorumlu olması sebebiyle doğan zararını tazmin etmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacının, teminat mektubu bedellerinin istirdadı talebi yerinde değildir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/403  Esas,  2019/83 Karar ve 30/01/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b2f89a174bedbf4","SID":"9abfc33dc53e5992"}}