{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2266 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/352<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/09/2020<br>NUMARASI: 2017/1036 Esas, 2020/538 Karar<br>DAVA: ALACAK<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 15/03/2011 ve 18/08/2011 tarihlerinde Araç Takip Sistemi Kira ve Hizmet Sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre müvekkiline ait araçlara davalıya ait araç sistemleri takılacağını ve teknik destek verileceğini, hizmet süresi 24 ay olup süre sonunda müvekkilinin araçlarına takılan cihazların müvekkilinde kalacağını, 15/09/2014 tarihli ihtarname ile 24 aylık taahhüt süresi dolan araç takip cihazları ile ilgili yeni hizmet alımı yapılmayacağı ve bu cihazların sözleşme gereği müvekkili şirkete ait olduğu bildirerek sözleşmeyi feshettiklerini, ihtarnamenin davalıya 19/09/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalının hizmeti alımı durdurulan araçlar içinde hizmet verilmiş gibi 13.935,68 TL alacak ile ayrıca taahhüt süresi dolduğu için mülkiyeti müvekkiline geçen  araç takip cihaz bedeli olarak 2.400,00 USD'nin tahsili için müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, müvekkilinin süreyi kaçırdığı için itiraz edemediğini ve 02/08/2017 tarihinde icra dosyasına 28.569,00 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile 28.569,00 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, kötü niyetli davalının icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında özetle; süre sonunda cihazların mülkiyetlerinin müşteriye geçeceğine dair özel sözleşme şartının dava dışı ...'in tarafı olduğu 15/03/2011 tarihli sözleşmede yer aldığını, davacının tarafı olduğu 18/08/2011 tarihli sözleşmede bu şart yer almadığından, 32 adet cihaz için her biri 75,00 USD'den olmak üzere 2.400,00 USD'nin icra takibine konu edildiğini, sözleşme imzalandıktan sonra sözleşme kapsamına alınan araçların sayısının artırılabildiğini, sözleşme kapsamına sonradan dahil edilen araçlar için 24 aylık taahhüt süresinin kapsamına alınmasından sonra başladığını, taraflar arasında sözleşme imzalandığı sırada 21 araç bildirilmiş iken, sözleşme ilişkisinin devamı sırasında araç sayısının 32'ye çıkarıldığını, 24 aylık taahhüt süresi dolan ve sözleşmesi yenilenmeyen araçlar için hizmet faturası kesilmediğini, davacının hizmet bedeli ve iade edilmeyen cihazlar nedeniyle borcu olduğundan takip başlatmalarının kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; cari hesap alacağının dayanağı faturaların davacı borçlunun ticari defterlerine kayıtlı olmaması nedeniyle davalının cari hesaptan kaynaklı 13.935,68 TL alacağı bulunmadığı, bu nedenle davacının icra takibinde ödediği 13.936,68 TL'nin davalıdan istirdadı gerektiği, ayrıca davacının 15/03/2011 tarihli sözleşmeye taraf olmadığı, 18/08/2011 tarihli sözleşmede ise cihazların mülkiyetinin davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı, bu nedenle iade edilmeyen cihaz bedeli yönünden davalının alacağı bulunduğu,  ancak yıpranma bedeli düşüldüğünde cihazların her birinin rayiç değerinin 48,75 USD olduğu, bu nedenle davalının 32 araç bedeli için toplam 1.560,00 USD alacağı olup, icra dosyasında 840,00 USD'nin (1.327,00 TL) fazladan tahsil edildiği ve istirdadı gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.935,68 TL hizmet bedeli ile 1.327,00 TL araç takip cihaz bedelinin ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, istirdat davasında kötü niyet tazminatı düzenlenmediğinden davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; 15/03/2011 tarihli sözleşmeyi imzalayan ... davacı şirketin sahibi ve yetkilisi olduğunu, her iki sözleşmede hizmet bedellerinin müvekkili şirkete fatura edildiğini ve müvekkili şirket tarafından ödendiğini, 15/03/2011 tarihli sözleşmeye göre cihazların mülkiyetinin müvekkiline bırakılacağını, müvekkilinin icra takibinde asıl alacağı icra harç ve giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte ödemesine rağmen, sadece asıl alacak tutarı dikkate alınarak karar verildiğini, kararda yaptıkları diğer ödeme kalemlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taahhüt süresi yenilenmeyeceği bildirilen taşıtlar için taahhüt süresi sonuna kadar hizmet verilmeye devam edildiğini ve fatura oluşturulduğunu, sözleşmenin 11. maddesinde müvekkili şirketin defterlerinin kesin delil olarak kabul edildiğini, müvekkilinin usulüne uygun tutulan defterlerine göre davacı borçlunun takip tarihi itibarıyla 13.935,68 TL borcu bulunduğunu; davacının cihazların birim fiyatına itiraz etmediğini, sadece cihazların mülkiyetinin kendisine geçtiğini iddia ederek icra takibinde ödediği cihaz bedelinin istirdadını talep ettiğini, mahkemenin talebi aşar şekilde cihazların rayiç bedelini tespit etmesinin ve rayiç değerine göre fazla tahsil edilen kısmın istirdadına karar vermesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava,  icra takibinde ödenen alacağın istirdadı istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı alacaklının 13.935,68 TL cari hesap alacağı ve 2.400,00 USD araç takip cihaz bedelinin tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu aleyhine takip başlattığı, icra takibinin itiraz edilmeden kesinleştiği, davalı borçlunun 02/08/2017 tarihinde ferileri ile birlikte toplam 28.569,00 TL ödemede bulunduğu ve ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde borcu bulunmadığı gerekçesiyle ödediği bedelin istirdatını telep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece; davalı alacaklının defter ve kayıtlarının tek başına alacağı ispatlamayacağı, bu nedenle davalının 13.935,68 TL cari hesap alacağı bulunmadığı, sözleşmeye göre cihazların mülkiyetinin davalı alacaklıya ait olduğu, ancak davalının cihazların rayiç değeri olan 1.560,00 USD alacağı bulunduğu, takipte davacı borçlunun fazladan ödediği 840,00 USD (1.327,00 TL) cihaz bedeli yönünden davalının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.935,68 TL ve 1.327,00 T'nin davalı alacaklıdan istirdatına karar verilmiştir.Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir,İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalı alacaklının cari hesap alacağı ile iade edilmeyen araç takip cihaz bedeli alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan 15/08/2019 tarihli raporda; davacı şirketin 2011 - 2104 yılları ticari defterlerine göre davacının davalıya borcu bulunmadığı, davacı şirket, ticari ilişkiye dair 31/12/2014 tarihinden sonra kayıt bulunmadığını beyan etmişse de, diğer yılların defterleri sunulmadığından  bu beyanın teyit edilemediği; davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi olan 27/02/2017 tarihi itibarıyla davalının davacıdan 13.935,68 TL alacağı bulunduğu, takip tarihinden sonra 32 adet araç için toplam 2.400,00 USD karşılığı 9.054,95 TL cihaz bedelinin davacı hesabına borç kaydedildiği; taraf defterleri arasındaki farkın 01/06/2014 - 05/07/2015 tarihi arasında \"araç güvenlik sistemi hizmet bedeli\" faturalarının davacının ticari defterlerine kaydedilmemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir.1-Cari hesap alacağına yönelik hükmün istinaf incelemesinde, Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 193. maddesinde düzenlenen delil sözleşmesi; ortaya çıkan uyuşmazlıkta belli bir hususun ne tür deliller ile ispatlanacağının taraflarca yazılı olarak saptanmasıdır. Buna göre \"Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispat öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler\"Bir davanın tarafları, dava açılmadan önce veya sonra, bir hususun yalnız belli bir delil ile ispat edileceği hakkında bir sözleşme yaparlarsa, buna münhasır delil sözleşmesi denir. Yani bu hâlde, o husus yalnız delil sözleşmesi ile kabul edilmiş olan delil ile ispat edilebilir; başka bir delil ile ispat edilemez. Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden (veya delillerden) başka delil kabul olunmaz. Buna göre taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olurlar, yani taraflar, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c. 3, s. 2881 vd.)Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin Anlaşmazlık Hali başlıklı 11. maddesinde, ihtilaf halinde davalı şirketin defter kayıtları ile bilgi ve belgelerinin her iki taraf içinde kesin, bağlayıcı ve münhasır delil teşkil edeceği belirtilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinden, davalı alacaklının defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu,  01/06/2014 - 05/07/2015 tarihi arasında araç güvenlik sistemi hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaların davalının defterlerine kayıtlı olup, davalının takip tarihi itibarıyla 13.935,68 TL alacağı bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece bu alacak kalemi yönünden davacı borçlunun menfi tespit isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, bu miktarın davacı borçluya istirdatına karar verilmesi doğru olmamıştır.2-Araç takip sistemi cihaz bedeline ilişkin hükmün istinaf incelemesinde;Davacı borçlu, 15/03/2011 tarihli sözleşmenin de somut olayda uygulanması gerektiğini ileri sürmüşse de, söz konusu sözleşmenin tarafı dava dışı gerçek kişidir. Davacı şirket,  şirket yetkilisi olan dava dışı şahıstan ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olup, mahkemece davacı şirketin tarafı olmadığı 15/03/2011 tarihli sözleşmenin somut olayda uygulanmaması yerindedir.Öte yandan, taraflar arasında imzalanan 18/08/2011 tarihli sözleşmenin 6.5 maddesi \"..., hizmeti gerçekleştirecek araç takip sistemlerinin ve sistemlerine ait tüm ekipmanlarının mülkiyeti dahil tüm haklarının her zaman sahibidir\" hükmünü düzenlemektedir. Sözleşmenin 7.2 maddesi hükmüne göre sistemlerin sökülmesi için cihazların hazır edilmemesi halinde davalı alacaklının cihaz bedelini fatura edebileceği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince de cihazların mülkiyetinin davalı alacaklıya ait olduğu ve iade edilmemesi halinde davalının cihaz bedeli alacağının bulunduğunu kabul edilmesi yerindedir. Ancak davacı borçlu, cihazların mülkiyetinin kendisine bırakıldığını, bu nedenle davalının cihaz bedeli alacağı bulunmadığını belirterek takipte ödediği cihaz bedelinin istirdadı için işbu davayı açmıştır. Davacının cihazların bedeline bir itirazı yoktur. Buna rağmen mahkemece talep dışına çıkılarak cihazların rayiç değerinin araştırılarak davalının bu miktar alacağı bulunduğunun kabul edilmesi doğru  olmamıştır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 6.5 ve 7.2 maddesi hükümleri dikkate alındığında, davalı alacaklının kendisine ait olan 32 adet araç için 2.400,00 USD cihaz bedelini talep edebileceği gözetilerek bu alacak kalemi yönünden de davacı borçlunun istirdat talebinin tamamen reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul edilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1036 Esas, 2020/538 Karar ve  23/09/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında hüküm TESİSİNE,3-a) Davanın REDDİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 487,89 TL harçtan mahsubu ile bakiye 60,29 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,c)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,e)Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden;4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 260,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 166,94 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davalı tarafından karşılanan 409,26 TL istinaf başvurma ve karar harcı ile 32,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 441,76 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafından karşılanan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  taraflara İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/03/2024\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7be0746d262d1475","SID":"bef40c6ee61d44e9"}}