{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/233 - 2024/405<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/233 <br>KARAR NO\t: 2024/405<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/1015 Esas 2021/826 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 19/04/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 08.12.2017 tarihinde dava dışı sürücü ...'nun idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacının idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının malul kaldığını, davacı hakkında Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesince tanzim edilen 26.06.2018 tarihli engelli sağlık kurulu raporuna göre dava konusu kaza nedeniyle % 16 oranında maluliyetinin bulunduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru üzerine sigorta şirketinin yapmış olduğu tazminat hesabında Yargıtay uygulamaları dışında tekniklerle hesaplama yaptığını ve ödenen miktarlarla ödenmesi gereken gerçek miktar arasında fark olduğunu, ödemelerin yetersiz kaldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 400,00-TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri ve 4.500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın, sigorta şirketine başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sorası temerrüt tarihi olduğundan bu tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli ve geçici iş göremezlik talebini 135.348,45 TL’ye, bakıcı gideri talebini 5.937,57 TL’ye artırmıştır. <br>\tDavalı sigorta şirketi vekili, davacının maluliyeti nedeniyle ödeme yapılmış olup davalı şirketin söz konusu borçtan ibra edildiğini ve davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, dava açılmadan önce yapılan başvuru sırasında davacı tarafından Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 26.06.2018 tarihli engelli sağlık kurulu raporu sunularak talepte bulunulduğunu, söz konusu raporda engelinin % 16 ve sürekli olduğunun kayıtlı olduğunu, davalı şirket tarafından bağımsız medikal firma aracılığıyla yapılan değerlendirmede en erken Aralık 2018 tarihinden sonra yapılacak muayene ile düzenlenecek ortopedi raporuna göre net oranın tespitinin mümkün olduğunun bildirildiğini, davacının daha düşük maluliyeti oluşma ihtimali bulunmasına rağmen iyiniyet gösterilerek % 10 maluliyet oranı dikkate alınarak Genel Şartlarda belirlenen esaslara göre ve davalı şirket sigortalısının kusur oranı doğrultusunda 26/07/2018 tarihinde 63.299,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, bakiye tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine sevki gerektiğini, davalı şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu gözetilerek kusur oranının tespiti bakımından dosyasının Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, bakıcı giderleri ve diğer tüm tedavi giderlerinin davalı şirketin sorumluluğunda olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri de tedavi teminatı içinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesini, tazminat hesaplamasının Genel Şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasını, davacının kaza anında motosiklet kullanması sebebiyle kast ve dizlik vs. kullanımı gibi gerekli önlemleri alıp almadığı hususu araştırılarak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasını, davacının avans faizi talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflardırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 19/09/2019 tarihli rapor ve ek raporda davacının bedensel özür oranının % 11 olduğu, iyileşme süresinin 12 ay olduğu ve 3 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, kusura ilişkin olarak 19/03/2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise kusursuz olduğunun belirtildiği, kaza tespit tutanağında davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediği, davacının mevcut yaralanması ile kask takmaması arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılmadığı, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 135.410,88 TL sürekli ve geçici iş göremezlik göremezlik zararı, 5.937,57 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam, 141.348,45 TL maddi tazminatın 19/07/2018 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava öncesinde davacı tarafa 26/07/2018 tarihinde 63.299,00 TL ödeme yapıldığını, TRH teknik faize göre yapılan hesaplama ile sürekli iş göremezlik tazminatının davacıya ödenmiş olup başkaca sorumluluğu bulunmadığını, Anayasa Mahkemesi iptal kararının eldeki uyuşmazlık için dikkate alınmaması gerektiğini ve bilirkişi raporunun hatalı şekilde düzenlendiğini, tazminat hesaplamasında dikkate alınacak parametrelerin 01.06.2015 tarihli Genel Şartlar’da belirtildiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, tazminat hesaplanmasında Genel Şartlarda belirtilen usul ve esasların dikkate alınmasını talep ettiklerini, \t% 0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda teknik faizin % 0 olarak alındığını, Genel Şartlar uyarınca 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini ve davalı sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmadığını, Genel Şartlar’da sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı ve SGK’nin sorumlu olduğunun açıkça izah edildiğini, teminat kapsamı dışında olduğundan hükme esas alınan raporda yapılan hesaplamanın fahiş olduğunu, bakıcı giderlerinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının da mevzuata aykırı olduğunu, hüküm altına alınan tazminat tutarlarına 19.07.2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça dava öncesinde davalı şirkete yapılan başvuruya istinaden ödeme yapıldığını, dava tarihinden önce temerrüde düştüğü kabulünün haksız olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerine ilişkindir. <br>\tDavacı vekili, 08.12.2017 tarihinde  davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacının idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı  tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflardırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 19/09/2019 tarihli rapor ve ek raporda davacının bedensel özür oranının % 11 olduğu, iyileşme süresinin 12 ay olduğu ve 3 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, kusura ilişkin bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu ve davacının kusuru bulunmadığı, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında ve ödemenin yasal faizi ile güncellenerek belirlenen zarardan mahsup edilerek tazminatın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.\t<br>Öte yandan hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından 26/07/2018 tarihinde davacıya yapıldığı anlaşılan ödeme tarihi verilerine göre hesaplama yapılmamış ise de davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin % 10 maluliyet oranı, TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faiz kullanılarak yapıldığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı  tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflardırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 19/09/2019 tarihli rapor ve ek raporda davacının bedensel özür oranının % 11 olarak belirlendiği gözetildiğinde ödeme tarihi verilerine göre davacının gerçek zararının karşılanmadığı anlaşılmış ve davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zarardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>3-Davalı vekilinin faizin başlangıcına yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde; 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 06/07/2018 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 19.07.2018 olarak belirlenmesinin doğru olduğu anlaşılmıştır. <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 9.655,51 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.414,00 TL'nin mahsubu ile kalan 7.241,51 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Başvuran davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23ceac2405b93249","SID":"32d2359d462e9236"}}