{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/835 <br>KARAR NO: 2024/228<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/12/2020<br>NUMARASI: 2013/263 Esas -  2020/892 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafın fatura içeriği belli olan tarihlerde müvekkilinden yakıt ikmali yapmış olduğunu, toplam 37.837,28 Euro borç oluşmuş olduğunu, faturanın ibraz edildiğini, itiraz etmeden fatura borcunun kesinleşmiş olduğunu, bu borcun ödenmemiş olduğunu, borcun tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün nezdinde icra takibine geçildiğini, borçlunun itiraz ettiğini takibin durduğunu, borcun ödendiğine tevsik edecek bir belge bulunmadığını, davalının icra takibine vaki itirazının iptalini,icranın devamını ve haksız itirazında mütevellit %20 inkar tazminatı ile ücret-i vekalet ve dava masraflarının davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı şirketin müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunmuş olduğunu, iddia olunan 37.837 Euro tutarındaki alacağın tahsilini talep etmiş olduğunu, taraflar arasında müvekkili şirkete ait tır kamyonlarına Slovakya'da yakıt temin edilmesi amacı ile anlaşmış olduklarını, müvekkilinin davacı şirketin ihtiyacı olan yakıtın bedeli yakıt teslim alınmadan davacı şirkete gönderilmekte olduğunu, ancak bu bedelin davacı şirket hesabına girdikten sonra yakıt tesliminin sağlanmakta olduğunu, faturanın bu işlemden sonra tanzim edilmekte olduğunu, bedeli ödenmemiş bir faturanın söz konusu olmadığını, yakıt bedellerinin fatura kesilmeden davacı şirket tarafından tahsil edilmekte olduğunu, sistemin ön ödemeli şekilde çalıştığını icra dosyası ödeme emri ekinde müvekkili tarafına gönderilen yabancı dildeki belgelerde yazmakta olduğunu, müvekkili şirketin davacı alacaklı şirket tarafından 30.09.2012 tarihli ibraname ile tüm borçlarından ibra edilmiş olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmamakta olduğunu, açılmış olan davanın reddini, itirazlarının kabulünü, takibin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu, davacının alacağın tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davanın itirazın iptali talebi ile bu davanın açıldığı görülmektedir. Taraflar arasında malın teslimine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının yetkilendirdiği ihbar olunan ...'in davalıyı ibra yetkesinin bulunup bulunmadığı, ibranın geçerli olup olmadığı, malın bedelinin ödenip ödenmediği  hususlarındadır. Davalı malın teslimini kabul etmekle beraber bedelin ödendiği ve bu nedenle ibra edildiğini iddia etmektedir. Davalı ödeme iddiasında bulunmakla iddiasını ispat ile yükümlüdür. İbranamenin ihbar olunan tarafından imzalandığı, davacı tarafından 21/09/2012 tarihli mail ile ihbar olunan adının ... olarak anılmakla beraber adı geçen kişinin ... olduğu hususunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından 21/09/2012 tarihinde ihbar olunanın yetkisi bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen davalı ihbar olunan ile 9 gün sonra 30/09/2012 tarihinde ibraname imzalamıştır. Davalı e-posta yolu ile davalının yetkisine son verildiği bildirilmesine rağmen ihbar olunan ile ibraname imzalamış olup bu halde davacının kabul etmediği ibranamenin geçerliliğinden söz edilemeyecektir. Davalı ise ibraname dışında ödeme belgesi sunamamaktadır. Sonuç olarak davalı defterlerinde kayıtlı olan faturaların ödendiği iddiası yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davalının ise herhangi bir yazılı delil ibraz etmediği, her ne kadar icra takibinde davacının işlemiş faiz talebi olsa da, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürülmediği, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilmediği, o halde davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, nitekim Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu doğrultu da olduğu, bu nedenle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek, icra inkar tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın takip tarihindeki kur esas alınmak koşuluyla % 20 si oranında icra inkar tazminatın  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 'Beyoğlu ... Noterliğinin 30/10/2019 tarihli ... yevmiye nolu imza sirkülerinin incelenmesinde; ihbar olunan ...'in davacı şirketin İstanbul' da kurulacak yeni şubenin yöneticisi olarak tayin edildiği görülmüştür'. şeklindeki tespit ile  'Beyoğlu ... Noterliğinin 30/10/2019 tarihli ... yevmiye nolu imza sirkülerinin sanki orjinal belgeymiş gibi tespit edilmesi usule aykırı olduğunu, ihbar olunan ...'in sanki ibra belgesi imzalamak için yetkisi varmış gibi sonuca varılmasının mümkün göründüğünü, ...'in hiçbir şekilde ve kapasitede ...'ı temsil yeteneği bulunmadığı şeklindeki ifadenin daha doğru olacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın esas yönünden kanuna uygun olup gerekçenin değiştirilerek ve düzeltilerek kararın onanmasınına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili ek istinaf dilekçesinde özetle; yabancı para alacağı olarak devamına karar verilen takibe istinaden vekalet ücretinin yazımında yerel mahkemece sehven maddi hata yapıldığını, nitekim, davanın 33.590,19-Euro üzerinden 28.12.2020 tarihinde karara bağlandığını ve 12.371,82-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak karar tarihi itibariyle dava değeri TCMB efektif satış kuru üzerinden 307.927,989-TL (1 Euro = 9.1672-TL) ye karşılık gelmekte olup, bu tutar üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini, vekalet ücretinin karar tarihinde hesaplanacak dava değeri üzerinden hükme bağlanacağı konusunun tartışmasız olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın düzeltilerek onanmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirketin davacı şirket ile müvekkili şirkete ait TIR kamyonlarına Slovakya da yakıt temin edilmesi için anlaştıklarını, müvekkili davacı şirketin ihtiyacı olan yakıtın bedelinin yakıt teslim alınmadan davacı alacaklı şirkete gönderilmekte olup ancak bu bedel davacı şirket hesabına girdikten sonra yakıt tesliminin sağlandığını ve faturanın da bu işlemden sonra tanzim edilmekte olduğunu, dolayısı ile bedeli ödenmemiş bir faturanın olmasının söz konusu olmadığını, sistemin ön ödemeli olarak çalıştığının dava ve icra dosyası içerisindeki belgelerden de açıkça anlaşıldığını, davalı müvekkili şirketin davacı alacaklı şirket yetkilisine ihbar olunan davalı tarafından 30.09.2020 tarihli ibraname ile tüm borçlarından ibra olunduğunu, ihbar olunan davalının davacı şirketin yetkilisi olduğunun yargılama neticesinde dosya içerisindeki mevcut belgelerden de açıkça belli olduğunu, ancak buna rağmen bir email yazışmasına dayanılarak davalı ihbar olunanın yetkisinin olmadığından bahisle ibranamenin geçersiz olduğu ileri sürülerek itirazın reddine  ve takibin devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kararın davalı müvekkili şirket lehine bozulması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının fatura borcunu ödeyip ödemediği ve ibranın geçerli olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"(...)faturalar bakiyesi\" sebebine dayalı olarak 33.590,19 € asıl alacağın 4.247,09 € işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 18/07/2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 33.590,19 € alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturalar dahil tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacının alacağı bulunmadığı görünmektedir. Ancak davalı defterlerinde 54.513,92 TL borçlu iken kapama kaydıyla borç kapatılmıştır. Bu borç kapamaya ilişkin işlem dayanağı ödeme belgesi sunulmamıştır. Bilirkişi ek raporunda davalının Euro hesapların yardımcı kayıtlarını sunmadığı belirtilmiştir.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.  Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Bu sebeple davalının ticari defterindeki sebebi ispatlanamayan borç kapama işlemine itibar edilmesi mümkün değildir. Buna göre davacının davalıdan  33.590,19 € alacağı bulunmaktadır. Davalı sistemin ön ödemeli olarak çalıştığını ve ayrıca ihbar olunan tarafından 30.09.2020 tarihli ibraname ile tüm borçlarından ibra edildiğini ileri sürmüştür. Davalının gerek kendi ticari defterlerinde davacının faturalarının kayıtlı olması ve gerekse dosyada sunulu bulunan mail yazışmalarında davalıya limit açıldığına ilişkin ifadeler bulunması karşısında davalının ön ödemeli çalışıldığına ilişkin savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 132. maddesinde, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. Dosyada sunulu 30/09/2012 tarihli ibraname başlıklı belge ile, davacı ... Bürosu tarafından davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. en geniş anlamda ibra edildiği görülmüştür. Beyoğlu ... Noterliğinin 30/10/2009 tarih ve ... yevmiye nolu imza sirkülerine göre, ihbar olunan ...'in davacı şirketin İstanbul'da kurulacak yeni şubenin yöneticisi olarak tayin edilmiş ve yetkili makamlar nezdinde şirketi temsil etmesi ve gerekli tüm imzaları şirket adına atması için yetkilendirilmiştir. Ancak, davacı tarafından, davalının da aralarında bulunduğu alıcılara gönderilen 21/09/2012 tarihli mailde, ...'in davacı şirket ile ilişiğinin kesildiği bildirilmiş ve İstanbul'da yeni bir takım kurana kadar ...'in şahsen ilgileneceği belirtilerek bu kişinin iletişim bilgileri paylaşılmıştır.  Bunun yanı sıra dosyada sunulu bulunan 13/09/2012 tarih ve ... YN'lu islem ile onaylı ibraname başlıklı belgeye göre, ihbar olunan ... 01/10/2012 tarihinden geçerli olmak üzere ibra edilmiştir. Bu belge ve anılan mail'e göre, davalının dayandığı ibraname, davacı şirketin Türkiye İrtibat Bürosu temsilcisinin yetkisi sona erdikten ve bu husus davalıya bildirildikten sonra düzenlenmiş olup, yetkisiz temsilci tarafından yapılan ibranın davacıyı bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça ilk derece mahkemesi kararı vekalet ücreti yönünden de istinaf edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları). İlk derece mahkemesini kararı anılan kararlara uygun olup davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ile davalı vekillerinin  yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ile davalı vekillerinin  istinaf başvurularının  HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından yatırılan 1.520,13 TL istinaf peşin harcının alınması gereken  6.144,10 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 4.623,97‬ TL  harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-İstinaf yoluna başvuran taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dccf6f377e488eb8","SID":"49fbb56a3c0027f7"}}