{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2220 <br>KARAR NO: 2024/388<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 14/06/2021<br>NUMARASI: 2016/907 Esas - 2021/596 Karar\t  <br>DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası neticesinde Adli Tıp Kurumu'nun 21/10/2015 tarih, 2015/14654 sayılı raporunda belirtildiği üzere müvekkili davacı ...'in vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek şekilde kemik kırığı meydana geldiğini, 6 ay yatalak hasta tedavisi gördüğünü, hastanın tedavisi için tutulacak hasta bakıcı için maddi durumlarının yeterli olmadığından, müvekkili davacının çocukları davacılar ... ve ... işyerlerinden izin alarak bu tedavi sürecini yürüttüklerini, müvekkilinin eşi davacı  ...’in de bu sürece katkıda bulunduğunu, dolayısıyla çalışanların çalışma hayatlarından, çalışmayanların ise özel yaşamlarından 6 ay gibi bir süre fedakârlıkta bulunduklarını, hasta bakıcının aylık ücretinin yaklaşık 2.500,00 TL olduğunu, davacı ... ’in 6 aylık bir yatak tedavisi sonucunda ayağa kalktığını ancak yeniden düşmesi halinde felç olabilme tehlikesi ile yaşamak zorunda kaldığını belirterek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, davacı ...in 3. kişinin yardımına muhtaç olma durumu, diğer davacıların ise bu olay nedeniyle yaşadıkları travma ve üzüntüden dolayı manevi yönden de zarara uğradıklarından davacı  ...  için 30.000,00 TL,  davacı  ... için 20.000,00 TL ve diğer davacılar için ayrı ayrı 10.000,00TL manevi tazminatın davalılar ...  ve ...  kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile  maddi tazminat talebini  96.619,24  TL'ye yükseltmiştir. Davalı  ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkili şirkete başvuruda bulunulmamış olup dava şartının gerçekleşmediğini, 6704 sayılı Torba Kanun uyarınca davadan önce başvuru yapmanın zorunlu hale getirildiğinden, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin dava konusu maddi tazminat talebi ile sorumlu olduğu düşünülse dahi davalı müvekkilinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, davacı vekilinin kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunamayacağını, müvekkili şirketin dava konusu talepten sorumlu olduğu kanaatine varılması halinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek  davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. Davalılar ... cevap dilekçelerinde özetle; davacı ...'in kendisini yere attığından yaralandığını, diğer araç sürücüsünün dinlenmesi ve davacının geçmiş tedavi belgelerinin incelenerek rapor düzenlenmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Maddi tazminat talepleri yönünden; davanın kısmen kabulüne, geçici iş görememezlik maddi zararı 6.362,47 TL + sürekli iş göremezlik maddi zararı 80.870,77 TL + bakıcı gideri 2.547,00 TL + tedavi gideri 400,00 TL + ulaşım gideri 100,00 TL = 90.280,24 TL'nin davalı sigorta yönünden 21/10/2016 dava tarihi, diğer davalılar yönünden 11/10/2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı  ... ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Manevi tazminat yönünden; davanın kısmen kabulüne, Davacı ... için 15.000,00 TL, ...  için 3.000,00 TL, davacı   ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL'nin 11/10/2015 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar   ve  ... vekili ile davalı ... A.Ş.  vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davalılar ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 07/08/2018 tarihli raporunda davacı  ... %24 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren  6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, buradan ortaya çıkan  sonucun davacının 6 ay sonra tam iyileşeceği ve iş görmezliğin  söz konusu olmayacağı olduğunu, bilirkişilerin sadece 6 aylık geçici %24  maluliyet durumunu esas alarak tazminat hesabı yaptıklarını, hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı masraflarını SGK'nın ödemesi gerektiğini, müvekkili dava ... kaza esnasında başka bir araca çarpması sebebi ile kaldırımda olan ve araçlarla arasında en az 6-7 metre mesafe bulunan davacı ... kendisini korku ile yer atması ile yaralandığını, çarpışan araçların her ikisi ile de hiçbir temasının asla olmadığını, hesap bilirkişisinin büyük hatalar yaparak hesaplama yaptığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, fahiş maddi tazminatın yanı sıra, zenginleşmeye sebep olacak şekilde manevi tazminat hükmü kurulduğunu, sürekli hiçbir sakatlığı olmayan, iyileştiği sabit olan davacının ve akrabası olan davacıların maddi ve fahiş manevi tazminat istemlerinin ise ayrı ayrı haksız kazanç elde etme, haksız zenginleşme girişimi olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş.  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle  usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, bu nedenle hükmedilen faizin yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri ve ulaşım gideri tazminatının trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri ve ulaşım gideri tazminatının  Trafik Sigortası Genel Şartları ve Karayolları Trafik Kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olduğunu, SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, karara dayanak olan 23/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı doğrultusunda PMF-1931 tablosu ve prograssive rant yöntemine göre hesaplama yapılacağının belirtildiğini ancak Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararının söz konusu yargılamayı etkilemesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla verilen iptal kararının, tamamlanmış hukuki durum ya da olaylara etkili olacak şekilde geçmişe dönük uygulanmasının mümkün bulunmadığını, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınarak hesaplamalarda iskonto oranının (teknik faizin) 1,8 olarak kabul edilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun da hatalı olduğunu, mahkemenin maluliyete ilişkin itirazları ve karara dayanak hesap raporunun hatalı düzenlendiği hususlarında yapılan itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından  11/10/2015 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın  direksiyon hakimiyetini kaybederek spin atması  sonucu sürücü  ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması, çarpmanın etkisi ile yolun sol tarafına savrulan ... plakalı aracın önünde bulunan dubaya çarpması, olay anında kaza mahallinde karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ... kaza nedeniyle ani refleksle geri hareketi ile kendisini koruma tedbiri alması neticesinde düşerek yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/847 Esas, 2016/303 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; ... plakalı araç sürücüsü olan sanık .... tam kusurlu, şikayetçi  ... kural ihlali olmadığı sebebiyle kusurunun bulunmadığı görüş olarak  belirtilmiş,  ceza mahkemesince olaya ve sonuca uygun rapor hükme esas alınarak sanık ...'in adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece alınan 18/01/2019 tarihli kusur raporunda; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile karıştığı  kazada KTK 47 /d maddesi gereğince %100 oranında kusurlu, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile karıştığı kazada kusursuz, davacı yaya ... meydana gelen kazadan dolayı kusursuz oldukları belirtilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 30/10/2019 tarihli raporda ise olayda sürücü ...  %100 oranında kusurlu, sürücü ... kusursuz oldukları, yaya  ... olay mahalli kavşak noktasında karşıdan karşıya geçmek için bulunduğu sırada kaza nedeniyle savrularak gelen araçtan korunmak için refleks ile geri hareket ettiği esnada düşerek yaralanmasıyla sonuçlanan olayda atfı kabil kusuru bulunmadığından kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporları ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalılar ... ve  ... vekilinin  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, kaza tarihi olan 11/10/2015 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine uygun olarak maluliyet raporunun düzenlenmesi gerektiği halde ATK tarafından \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre rapor düzenlenmiş olması, bu raporların esas alınarak karar verilmiş olması doğru olmamıştır.  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta da İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda PMF-1931 tablosu ve progressive rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlendiğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin  bu hususa değinen istinaf talebi yerindedir.Dava tarihi olan 08/08/2016 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı  sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yazılı başvuru koşulu, tamamlanabilecek dava şartı niteliğinde olduğundan  mahkemece davacı vekiline, davalı sigorta şirketine yazılı müracaat etmesi için kesin süre verilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi yerinde  olmamıştır.Bu durumda, başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan \" Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu, tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı, davacının bu yaralanması nedeniyle bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı  konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan  taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte  rapor alınması,  davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması için  hükme esas alınan aktüerya rapor tarihi itibariyle  aktüerya bilirkişiden ek rapor alınması ve davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklarda gözetilerek  sonucuna göre karar verilmesi  olmalıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; maluliyet oranının ve iş göremezlik süresinin belirlenmesi için rapor alınması gerektiğinden davalılar  ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalılar ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar ... vekili ile davalı ...  A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"54df68291fdb02b1","SID":"923e17f1cee0e8a3"}}