{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/534 Esas<br>KARAR NO: 2024/562<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/03/2021<br>NUMARASI: 2020/198 E. - 2021/194 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine 7.140,00 TL, 7.060,00 TL, 7.230,00 TL, 7.650,00 TL' lik bonolar işleme konularak takip başlatıldığını ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası ile takibin yürütüldüğünü, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığı için tüm borçlara ve ferilerine itiraz ettiklerini, müvekkili ... isimli şahsın adına çekilen krediyi kendisinin kullandığını, 15/01/2014 tarihli kredinin bedelini kendisi kullanacağından bunun karşılığında da 10/04/2017 ödeme tarihli 7.650,00 TL, 10/01/2017 ödeme tarihli 7.230,00 TL, 10/10/2016 ödeme tarihli 7.060,00 TL ve 10/07/2016 ödeme tarihli 7.140,00 TL lik bonoları sözleşme teminatı olarak ...' a verdiğini, müvekkilinin ödemeleri aydan aya yapmasına karşın, ...ın bonoları cirolayarak diğer müşterek kefile verdiğini ve ...'ın alacaklı duruma geldiğini, müvekkili ...'un bankaya yaptığı ödemelerin dekontları İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasında mevcut olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve takibin iptaline, davalının %20 ' den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icraya konu edilen senetlerin teminat senedi olmadığını ve senet metninde de böyle bir yazının mevcut olmadığını, ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan hiçbir sözleşmenin de mevcut olmadığını, davacının yıllardır ticaret yaptığı göz önüne alındığında ...'a ödeme yapmış olmasına rağmen dilekçesinde iddia ettiği gibi senetleri geri almamasının tamamen kendi hatasından kaynaklandığını, müvekkilinin hukuku dolanarak sebepsiz bir zenginleşmek isteminden söz edilemeyeceği gibi haksız bir takip de söz konusu olmadığını, iddiasına göre ...'a ödeme yapmış olsa bile senedin ticari yaşamda varlığını sürdürmesine müsade eden davacının bunun hukuki sonuçlarına da katlanmakla mükellef olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı taraf her ne kadar söz konusu kambiyo senetlerinin sebepten soyut olduğuna atıf yapmış olsa da; kredi sözleşmesine müvekkili ile birlikte ''müteselsil kefil'' olan davalının bunu bilmemesinin olanaksız olduğunu, Davacı ile davalı ... ve ...'ın aralarındaki tanışıklığın eskiye dayandığını ve bu güven bağı dolayısıyla müvekkilinin iyiniyetle takibe konu kambiyo senetlerinin mükerrer ödemesini isteyeceğini tahmin etmediğini  Her ne kadar kararda, ilgili kredi sözleşmesinin tarihi ile düzenlenen kambiyo senetlerinin tarihinin eş olmadığı vurgusu yapılmış olsa da, müvekkilinin bu senetleri kredi sözleşmesinin ödemelerinin belli bir kısmını yaptıktan sonra teminat amacıyla (bankaya konulmak üzere) düzenlediğini, ilgili  senetlerin de belli bir süre bankada muhafaza edildiğini, bu sebeplerle düzenleme tarihi 21.04.2015 olan senetlerin tarihi, 15.01.2014 tarihli kredi sözleşmesinden yaklaşık 1 yıl sonraya tekabül ettiğini, senetlerin vade tarihleri ödeme planına göre esas alındığından kredi sözleşmesinin ödeme planı incelendiğinde, ödeme tarihleri ile parça parça düzenlenmiş olan kambiyo senetlerinin aynı dönemlere denk düştüğünü, İlk derece mahkemesi her ne kadar kambiyo senedinden kaynaklanan borç miktarını, kredi sözleşmesindeki borç miktarının miktarının 1/4' ü kadar saptamış olsa da, müvekkilinin yalnızca ... icra dairesinde takibe konulmuş  bonoları değil, borç miktarına esas düşecek miktarda başkaca bonoları  da aynı tarihte tanzim ettiğini, davalı ...'ın kötü niyetli  olarak işbu bonoların  4 tanesini  menfi tespit davasına konu olan icra takibine koymuş olup kalan senetlerle de halen farklı icra takipleri yapmaya devam ettiğini, bu icra takiplerinin mahkemece araştırılmadan ve gözetilmeden hüküm kurulmasının müvekkilin ağır mağduriyetine yol açtığını ve davalının kötü niyetini  koruduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile takibe konu edilen dört adet bononun teminat senedi olduğu iddiası ile açılan  menfi tespit davasıdır. Davacı; dava ve takip konusu dört adet bonoyu, dava dışı ...'a kendisi için ...bankası A.Ş'den aldığı 15.01.2014 tarihli  kredinin teminatı olarak verdiğini iddia etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık konusu dört adet bono  incelendiğinde, davacının keşidecisi, dava dışı ...'ın lehdarı olduğu, bonoların tamamının 21.04.2015 düzenleme tarihli ayrıca 10.07.2016, 10.01.2017, 10.10.2016 ve 10.04.2017 vade tarihli olduğu, sırası ile 7.140,00 TL, 7.230,00 TL 7.060,00 TL ve 7.650,00 TL bedelli oldukları senetler üzerinde  nakden kaydının bulunduğu, herhangi bir teminat kaydının yer almadığı, senetlerin tamamının dava dışı lehtar tarafından davalı yana ciro edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça, ...'ın kendisi için ... Bankası'ndan kredi çektiği, kendisinin de kredi taksitleri için teminat olmak üzere bonoları verdiğini, taksitleri ödemesine rağmen bonoların cirolanarak takibe konu edildiğini ileri sürdüğü, mahkemece bankadan celp edilen kredi sözleşmesinde borçlunun ... olduğu, davalı ..., davacı ... ve dava dışı ...'ın kefil olduğu, yine mahkemece celp edilen genel kredi örnek ödeme planında 15/04/2016 tarihine kadar taksitlerin ödendiği, daha sonra icra takipleri yapıldığı, davacı tarafça icra dosyasına sunulan ödeme dekontlarında \"kredi için\" açıklamasıyla bir kısım ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar davanın esasına girilerek reddine karar verilmiş ise de; davacının, dava konusu senetlerin, çekilen kredinin teminatı olarak verildiği iddiası karşısında, davacının bu iddiası üzerinde durularak, tarafların dosyaya bir örneği sunulan kredi sözleşmesindeki konumları, kullandırılan kredinin miktarı ile ödeme planı, senetlerin düzenleme ve vade tarihleri ile kredinin kullandırıldığı tarihler, icra dosyasına sunulan ödeme belgeleri birlikte değerlendirilerek, tüm iddia ve savunmalar kapsamında, gerektiğinde mali bir bilirkişiden rapor da aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2021 tarih, 2020/198 E. 2021/194 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21ab3e53c91ab3e5","SID":"270c86e6d072080b"}}