{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/1413 <br>KARAR NO: 2024/333<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 17/11/2022<br>NUMARASI: 2014/819 Esas - 2022/901 Karar<br>DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 21/06/2010<br>BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2011/650 ESAS - 2013/9 KARAR SAYILI DOSYASINDA<br>DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 22/09/2011<br>KARAR TARİHİ : 17/11/2022<br>DAVA: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 08/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/09/2008 tarihinde davalı ... A.Ş. nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın, sürücüsü  ... sevk ve idaresinde seyrederken dikkatsizliği ve aşırı hızı sebebiyle müvekkillerinin müşterek çocuğu olan ...  çarptığını ve ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, bilirkişi raporuna göre araç sürücüsünün asli ve 5/8 oranında kusurlu bulunduğunu, kazada ağır şekilde yaralanan müvekkili ... tedavi altına alındığını, yapılan tüm bu tedavilere rağmen tam şifa bulamadığını, %85 oranında özür durumundan dolayı vücut fonksiyon kaybına uğradığının belgelendiğini, kusurlu aracın ZMMS poliçesi ile sigortacısı bulunan  ... A.Ş.'ye müvekkilinin kaza nedeniyle sakatlıktan mütevellit maluliyet tazminatı ile tedavi masraflarının ödenmesi için başvuru yaptığını ve hasar dosyası açıldığını, bu dosya üzerinden yürütülen işlemler sonucu davalı şirketçe müvekkillerine 11/12/2009 tarihli ibraname ile 27.628,73 TL ödendiğini, işbu ödemenin mağdure ...  babası  ... tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak suretiyle alındığını ancak yapılan bu ödemenin gerçek zararın çok çok altında olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000 TL maluliyet tazminatı alacağının 08/09/2008 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi  ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ...  A.Ş. (...  T.A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın ZMMS ile sigortalı olduğunu, poliçede verilen sakatlık ve tedavi gideri teminatının 125.000 TL olduğunu, geçici iş göremezlik gelir kaybı ve manevi tazminat poliçelerinin kapsamında olmadığını,  sigortacının sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, yaptırılan aktüer hesabı neticesinde 27.6228,73 TL tazminat ödemesinin davacıya yapıldığını, davacıya yapılan ödemeye faizin işletilmesinin gerektiğini, davacının sosyal kurumdan tazminat veya aylık bağlanması halinde bu ödemelerin sakatlık ve tedavi giderinin tazminat hesabından düşülmesinin gerektiğini, KTK'nun 99/1 maddesinde, sigorta genel şartlarında ve Yargıtay içtihatlarında sigorta şirketinin temerrüte düşmesi için hak sahipleri tarafından sigortacıya tüm belgelerin tam olarak ibraz şartının arandığını, davacının belgeleri tamamlamasına müteakip aktüer hesabı yapılarak davacıya tazminat ödemesi yapıldığını, zorunlu mali sorumluluk sigortasından dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının sorumluluğu ile sınırlı olduğunu, bu nedenle dava tarihinden sonra işleyecek faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/650 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  08/09/2008 tarihinde davalılardan ...  A.Ş.'nin işleten, davalı şirket çalışanı ... araç maliki ve sürücüsü bulunduğu ... plakalı sayılı aracın dikkatsizlik ve aşırı hız sebebiyle müvekillerinin müşterek çocuğu ... çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, düzenlenen bilirkişi raporuna göre kusurlu araç sürücüsünün asli ve 5/8 oranında kusurlu bulunduğunu, Erzurum 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/09/2008 tarih ve 2008/842 Esas - 2009/739 Karar sayılı kararı ile sürücüyü bu kusur oranı uyarınca ceza verildiğini, kazada ağır yaralanan müvekkili ... çeşitli hastanelerde tedavi altına alındığını, yapılan tüm tedavilere rağmen 06/10/2009 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporuna göre %85 oranında ve son olarak 25/05/2010 tarihli rapora göre ise %92 oranında özür durumuna göre vücut fonksiyon kaybına uğradığının belgelendirildiğini, müvekkili ... 10 yaşında olduğunu ve ömür boyunca desteğe muhtaç hale geldiğini, kaza tarihinde henüz 7 yaşında iken başına gelen kaza nedeniyle bugüne kadar şifa bulamadığını ve dayanılması zor olan bir tedavi süreci geçirdiğini fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.000 TL maluliyet tazminatı ile ...  için 50.000 TL, ...  için 25.000 TL, ... için 25.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 110.000 TL tazminatın 08/09/2008 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/650 Esas sayılı dosyasında davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ... sayılı aracın işleteni konumunda olmadığını, diğer davalı ... müvekkili şirketin Erzurum şehir içi personel servisi işini üstlendiğini, buna göre günün belirli saatlerinde müvekkili şirkete ait personelin iş yerinden evlerine, evlerinden iş yerlerine getirilip/ götürülmesi işinin diğer davalı tarafından yapılmakta olduğunu, personelin işe gidiş/gelişi dışında ... plaka sayılı aracın diğer davalının hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, müvekkili şirketin 2918 sayılı yasa hükümlerinde tarif edildiği üzere işleten olmadığını, trafik kazasının vuku bulduğu esnada personel taşıması yapılmakta ise de bu hal müvekkili şirketin işleten konumunda olduğunu göstermediğini, kazaya karışan aracın müvekkili şirket tarafından uzun süreliğine kiralanmadığını, aracın ekonomik kullanımının müvekkili şirkete ait olmadığını, şehir içi personel taşımacılığının karşılığı olarak diğer davalıya günlük üzerinden yevmiye ödendiğini, müvekkili şirketin işleten olduğu şeklindeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, bu itibarla da müvekkili şirkete husumet yönetilmesinin haksız ve usulsüz olduğunu, davaya konu edilen trafik kazasının 08/09/2008 tarihinde vuku bulduğunun beyan edildiğini, huzurdaki davanın ikame tarihinin 22/09/2011 olduğunu, trafik kazasının vuku bulduğu tarihten itibaren üç seneyi aşkın bir süre geçtiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, trafik kazasının oluşunda müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, ceza davasında müvekkili şirketin temsil edilmediğini, bu itibarla da ceza davasında alınan bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranını kabul etmediklerini, hukuk hakiminin, ceza davasındaki kusur oranı ile bağlı olmadığını, bu itibarla da kusur oranının tespiti için yeniden kusur raporu alınmasının  gerektiğini, avans faizi talep edilemeyeceğini,   talep edilen manevi tazminat miktarlarının çok fahiş olduğunu, sigorta şirketinin davacılara herhangi bir ödemesi var ise bu meblağın hesap edilecek maddi tazminat miktarından tenzil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/650 Esas sayılı dosyasında davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının maddi ve manevi tazminat talepleri fahiş olduğunu, davacının maddi zararı öncelikli olarak aracın trafik sigortasından karşılanacağından müvekkilinden maddi tazminat istenebilmesinin mümkün olmadığını, davacının maluliyetinin tam olarak belirlenebilmesi için dosyaya sunulan hastane raporlarının yeterli olmadığını, davacının maluliyetinin doğuştan mı yoksa kaza sebebiyle mi meydana geldiğinin tespiti gerektiğini, kaza ile arasındaki illiyet bağının varlığının kanıtlanması gerektiğini, davacının avans faizi talebinin yerinde olmadığını  belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 720.267,28 TL, bakıcı gideri tazminatı yönünden 1.124.189,09 TL olmak üzere 1.844.456,37 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Asıl davada; Sürekli iş görmezlik tazminatı davasının kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, Dava dilekçesinde talep edilmeyen bakıcı gideri tazminatının ıslah yoluyla talep edilemeyeceğinden bu talebe ilişkin ıslah isteminin reddine, Birleşen davada; davalı  ... hakkında; Sürekli iş görmezlik tazminatı, tedavi  gideri ve manevi tazminat davasının kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, dava dilekçesinde talep edilmeyen bakıcı gideri tazminatının ıslah yoluyla talep edilemeyeceğinden bu talebe ilişkin ıslah isteminin reddine, davalı .... A.Ş. hakkında 9.500 TL sürekli işgörmezlik tazminatının kaza tarihi olan 08/09/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı .... A.Ş.’den tahsili ile davacı  ...’e verilmesine, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının ve tedavi gideri davasının reddine, dava dilekçesinde talep edilmeyen bakıcı gideri tazminatının ıslah yoluyla talep edilemeyeceğinden bu talebe ilişkin ıslah isteminin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı ... vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğundan reddi kararının hatalı verildiğini, asıl ve birleşen davalar ile Erzurum 2. AHM'nin 2009/371 Esas sayılı dosyasındaki tarafların, konunun ve talebin farklı olduğunu, bakım- bakıcı giderinin davada ve dilekçelerde talep edilmediği, ıslah ile ilk kez talep edildiği yönündeki hüküm ve kanaatin hatalı olduğunu, bakıcı gideri alacağı taleplerinin dilekçelerden anlaşılacağını, bu hususta davalı ... vekilinin davacı yanın bakıcı giderlerine cevap niteliğinde ıslaha cevap verdiğini, dava konusu talep ve ıslah dilekçesinin zamanaşımına uğramadığını, ıslah dilekçesinin Yargıtay içtihatlarında ve HMK'nın 107. maddesinde belirtildiği üzere zarar miktarının öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde sunulduğunu ve süresinde olduğunu, zamanaşımı hususunda mahkemece hataya düşülmesini engellemek için 26/04/2016 tarihinde yani yargılama devam ederken mahkemeye dilekçe sunulduğunu, yargılamanın 13 yıl sürdüğünü, dosyada çok sayıda bilirkişi raporu ve maluliyet raporu alındığını her bir raporun aylarca gelmediğini, varsa yapılan ödemelere karşı alınan ibranamenin kısmı ifayı içeren makbuz hükmünde olup bakiye alacağın müvekkillerine ödenmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asgari ücretin 01/01/2022 tarihi itibarıyla net 4.253,00 TL'ye yükseltiği halde kamu düzeninin bir gereği olarak bu meblağın re'sen ve zorunlu biçimde tazminat hesaplamasında dikkate alınması gerektiğini, mahkemece bu talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalılar tarafından ıslah dilekçesine ve defilerine de süresinde itiraz edilmediğini, yerel mahkeme tarafından 9.500,00 TL sürekli iş göremezlik zararı kabul edilmesine rağmen ıslah ile arttırılan tüm sürekli iş göremezlik zararının UPS olmak üzere diğer davalı ... ile müşterek ve müteselsilen kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tedavi gideri alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilamın 3b-4d-4e maddelerindeki vekalet ücretlerinin hatalı hesaplandığını, yargılama giderleri kabul ve red oranları ile hükmedilen miktarın düşük ve hatalı hesaplandığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Birleşen dosyada davalı ... Taş. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davanın müvekkili şirket yönünden husumet sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi taktirde davanın\tkonusu olan trafik kazası sebebiyle her üç davalının da müşterek müteselsil sorumlu olacağını, davacıların diğer davalılar\taleyhine Erzurum Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame ettiği maddi/manevi tazminat davasından haklarının karşılandığını belirtilerek feragat ettiğini, kararın kesinleştiğini, 9.500,00 TL tutarındaki maddi tazminat talebinin müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi taktirde 11.06.2005 tarihinde, diğer davalıların yaptığı ödeme ile ödeme tarihi itibarı ile davacı yanın sürekli iş göremezlik zararının, tazminatının % 100,78 oranında karşılanmış olması sebebiyle davacı yanın sürekli iş göremezlik talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır. ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (6100 sayılı HMK m.115/2) Bu nedenle Mahkemece, HMK'nın 115.maddesi gereğince dava şartı noksanlığını kendiliğinden nazara alması gerektiğinden aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.  HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Erzurum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.06.2015 tarih, 2009/371 E. ve 2015/669 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacılar tarafından aynı kaza ile ilgili davalı sigorta şirketi ve davalı ...  aleyhine sürekli iş görmezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat davası açıldığı ve yargılamada  alınan aktüerya raporunun davacı Songül'ün %100 maluliyetine göre tazminat hesabı yapıldığı, davacı asiller tarafından maddi ve manevi tazminat taleplerinden feragat dilekçesi verilmesi nedeniyle mahkemece davalılar sigorta şirketi ve ...  hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği,   kararın Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 08.10.2018 tarih, 2015/16256 E. ve 2018/8791 K. sayılı ilamı ile onandığı ve kararın 17.04.2019 tarihinde kesinleştiği  görülmüştür. Asıl dava, 21/06/2010 tarihinde açılmış olup davalı ZMMS sigortacısı olan ...  A.Ş.'den  08/09/2008 tarihinde davalı  ... A.Ş. nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın kusuru ile gerçekleşen kazada davacı ... yaralanması nedeniyle 10.000 TL maluliyet tazminatı talep edilmiştir. Birleşen Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011//650 Esas sayılı  dava, 22/06/2011 tarihinde açılmış olup davalılar ...  ve ... A.Ş.'den  08/09/2008 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kusuru ile gerçekleşen kazada davacı  ... yaralanması  nedeniyle  maddi ve manevi tazminat edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince asıl davada davalı sigorta şirketi açısından sürekli iş görmezlik tazminatı davasının, birleşen davada davalı ... hakkında; sürekli iş görmezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat davasının kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Kesinleşen  Erzurum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.06.2015 tarih, 2009/371 E. ve 2015/669 K. Sayılı dava  dosyasında da  davacılar tarafından aynı kaza ile ilgili davalı sigorta şirketi ve davalı ...  aleyhine sürekli iş görmezlik tazminatı  ve manevi tazminat davası açılmış olup bu halde asıl davada davalı sigorta şirketi bakımından daimi maluliyet;  birleşen dava da  ise davalı ... bakımından daimi maluliyet ve manevi tazminat talepleri kesin hüküm oluşturduğundan İlk Derece Mahkemesince bu talepler yönünden kesin hüküm nedeniyle red kararında  usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Gerek asıl dava gerekse birleşen dava belirsiz alacak davası olarak açılmamıştır (Kaldı ki asıl dava tarihinde belirsiz alacak davasına ilişkin düzenleme içeren HMK yürürlükte değildir).  Her iki davada kısmi dava olarak açılmıştır. Birleşen davada davalı ... A.Ş. ıslah dilekçesine karşı süresinde ıslah zamanaşımı definde bulunmuştur. Kaza tarihi  08/09/2008, ıslah tarihi ise 22/06/2022 olduğu nazara alındığında, ıslah tarihi itibariyle  10 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dahi geçmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince ıslah edilen talepler bakımından davanın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 176.maddesinde düzenlenen  ıslah mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Ancak her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Mevcut istem korunarak dava konusu ile ilgisi olmayan başka bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Kaldı ki HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup  talepten fazlasına karar veremez. Asıl davada dava dilekçesinde bakıcı gideri talep edilmemiştir. Davacı, sadece sürekli iş göremezlik tazminat talebinde bulunduğuna göre dava dilekçesindeki talebi ile bağlıdır ve dava dilekçesinde bulunmayan talebin ıslah yoluyla eklenmesi olanağı yoktur. Yine HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Dolayısıyla, asıl davada bakıcı gideri bakımından usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından ıslah dilekçesi ile talep edilen bakıcı gideri talebi bakımından ıslah talebinin reddi ile hüküm kurulmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Birleşen Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011//650 Esas sayılı  dava dosyasında: sunulan dava dilekçesinde maddi tazminat talebi açıklanırken sürekli bakıcı ihtiyacı, maluliyet ve ilaç, hastane, tedavi, yol konaklama  gideri oluştuğu açıklanarak 10.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Birleştirme kararı verilmeden önce 23.09.2011 tarihli tensip zaptının 12.nolu ara kararı ile davacılar vekiline hangi zarardan dolayı ne kadar tazminat talep ettiğini açıklar şekilde maddi tazminat kalemlerini tek tek açıklamak üzere süre verilmiş, davacılar vekili bu ara karar gereği sunduğu 31.10.2011 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat olarak taleplerinin sürekli bakıcı ihtiyacı da belirtilerek tedavi ve sakatlık tazminatları olduğunu ve şimdilik 500 TL tedavi gideri ve 9.500 TL sakatlık (maluliyet) tazminatı talep ettiklerini belirtmiştir. Davacılar vekili 22/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; asıl ve birleşen dava yönünden müvekkili ...'ün maddi tazminata konu davanın değerini, HMK'nın  176. maddesi uyarınca ıslah edildiğini ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 720.267,28 TL, bakıcı gideri tazminatı yönünden 1.124.189,09 TL olmak üzere toplamda 10.000 TL'den 1.844.456,37 TL'ye yükselterek maddi tazminatın davalılardan ...'dan 08/09/2008 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalı ... A.Ş. yönünden ise sadece bakıcı gideri tazminatı bakımından 36.333,55 TL'sinden sorumlu olmak üzere 08/09/2008 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile diğer davalılarla müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince \"asıl davada ve birleşen davada dava dilekçesinde talep edilmeyen bakıcı gideri tazminatının ıslah yoluyla talep edilemeyeceği\" gerekçesiyle  bakıcı giderine  ilişkin ıslah isteminin reddine karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2022/312  E. ve 2022/3685 K. Sayılı kararında \"TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerekmektedir.\" şeklinde karar verilerek geçici ve kalıcı bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında bulunduğu açıklanmıştır.  (Aynı yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/13975  E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararı).Birleşen davada gerek  dava dilekçesinde gerekse talep açıklama dilekçesinde tedavi gideri içerisinde bakıcı gideri ihtiyacı açıklanmıştır. Bakıcı gideri tedavi gideri kapsamında olup dava ve talep açıklama dilekçesinde açıkça sürekli bakım ihtiyacından bahsedilerek tedavi gideri talep edildiğinden  sürekli bakıcı gideri için de dava açıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle  İlk Derece Mahkemesince  bakıcı gideri tazminatına ilişkin dava bulunmadığı gerekçesi ile kalıcı bakıcı gideri isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Birleşen davada ıslah dilekçesi,  davalı ...  A.Ş. vekiline 03/07/2020 tarihinde tebliğ edilmiş,  davalı sigorta şirketi vekili 17/07/2020  tarihli dilekçe ile ıslah edilen kısım yönünden süresi içerisinde zamanaşımı def'in de bulunulmuştur. Yukarı da açıklandığı üzere kaza tarihi 08/09/2008, ıslah tarihi ise 22/06/2022 olduğu nazara alındığında, ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dahi geçmiş  olduğundan davalı  ... A.Ş. bakımından   ıslah ile talep edilen bakıcı gideri talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin vermiş olduğu ıslah dilekçesi davalı ... vekiline 03/07/2022 tarihinde tebliğ edildiği halde ıslaha karşı zamanaşımı def'ini içeren yazılı beyan dilekçesi 2 hafta olan cevap süresi geçtikten sonra 22/07/2022 tarihinde verildiğinden ıslah zamanşımı def'i süresinde değildir. İlk Derece Mahkemesince  alınan ATK  raporuna göre davacı ... sürekli bakıcıya ihtiyacı olduğu tespit edilmiş olup davalı ... süresinde sürekli bakıcı gideri hesaplaması içeren bilirkişi raporuna itiraz etmemiştir.  Bu nedenle  davacı ...   davalı  ... aleyhine açmış olduğu bakıcı gideri tazminatı talebinin kabulü ile 1.124.189,09 TL'nin  davalı ...  tahsiline karar verilmiştir. Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  2016/6081  E. ve 2019/2131  K. sayılı kararında \"Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının ibra konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Somut olayda; kazadan sonra davacı ... dışındaki davacılar tarafından  Mersin .... Noterliği huzurunda düzenlenen 05.11.2007 tarihli belgeden; davacı ... dışındaki davacıların kaza nedeniyle 1.500,00 TL tazminatın davalı araç malikinden tahsil edildiğini,kaza nedeni ile davalılardan hiç bir şekilde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmayacaklarını belirttikleri ibraname ve feragatname düzenlendiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmış olsa da manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereği, davacılardan ...  dışındaki davacıların davadan önce düzenlenen ibraname ile manevi tazminat taleplerinin davalılar tarafından karşılanması karşısında mahkemece aynı konuda ikinci kez manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.\"  şeklinde karar verilmiştir.Davacılar da  Erzurum  2.Asliye Hukuk Mahkemesinin  2009/371 E. Dosyasına vermiş oldukları  feragat dilekçesi ile  manevi tazminat taleplerinden de feragat ettiklerini bildirdiklerinden düzenlenen ibraname ile manevi tazminat taleplerinin davalı ... tarafından karşılandığı anlaşıldığından manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi doğrultusunda  davalı  ... A.Ş.'nin aleyhine manevi tazminat  talebinin reddine karar verilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ... A.Ş.'nin hükmedilen maddi tazminat bakımından diğer müteselsil sorumlular için feragat edilmesi kendisine de sirayet etmeyecektir.  2918 sayılı KTK’nın “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Davacılar  Erzurum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin   2009/371 E.  sayılı dosyasının yargılaması sırasında yapılan ödeme üzerine davalı sigorta şirketi ve davalı ...  ibra etmiş ve davadan  feragat edilmiştir. Yargılama sırasında yapılan ibra  2918 sayılı KTK’nın  111. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yapılan ödemenin düşülmesi ile kalan tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Davalı ... ... plakalı aracın maliki ve kaza sırasında sürücüsüdür. Araç kaza tarihinde davalı ... ile davalı ...Tic A.Ş.  arasında yapılan taşıma sözleşmesi gereğince  bu şirketin personelini taşırken kaza yapmıştır. Bu nedenle  İlk Derece Mahkemesince 01.12.2007 tarihli taşıt sözleşmesi ve tanık beyanları göz önüne alındığında davalı şirketin işleten konumunda olduğu sonucuna varılarak davanın davalı ... A.Ş. bakımından kabulüne karar verilmiş olmasında  isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı aracın yolcu naklinde kullanılması nedeniyle ticari nitelikte olmasına  ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Birleşen davada: Kabule göre bakıcı giderinin ıslah dilekçesi ile talep edildiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş olup bu halde usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından ıslah ile talep edilen bakıcı gideri bakımından davalı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Birleşen davada: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesi ile  maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir. Mahkemece reddedilen ve ıslah ile talep edilen maluliyet tazminat  miktar yönünden davalı lehine  vekalet ücreti belirlenirken  A.AÜ.T.'nin 13/3. Maddesi gereğince  vekalet ücretine hükmedildiğinden istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı  ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-ASIL DAVADA; a) Sürekli iş görmezlik tazminatı davasının kesin hüküm nedeniyle HMK.nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, b) Dava dilekçesinde talep edilmeyen bakıcı gideri tazminatının ıslah yoluyla talep edilemeyeceğinden bu talebe ilişkin ıslah isteminin reddine, 2-BİRLEŞEN DAVADA;A)Davalı ... hakkında; Sürekli iş görmezlik tazminatı, tedavi  gideri ve manevi tazminat davasının kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, B)Davalı ... A.Ş. hakkında; a. 9.500 TL sürekli işgörmezlik tazminatının kaza tarihi olan 08/09/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.’den tahsili ile davacı  ...’e verilmesine, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine,b. Manevi tazminat davasının ve tedavi gideri davasının reddine,c) 1.124.189,09 TL sürekli bakıcı giderinin 500 TL'sinin kaza tarihi olan 08/09/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı  ... ve davalı ... A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ’e verilmesine,    Kalan 1.123.889,09 TL sürekli bakıcı giderinin ise  kaza tarihi olan 08/09/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı ...  tahsili ile davacı ...’e verilmesine, Davalı  davalı ... A.Ş.’den ıslah ile talep edilen sürekli bakıcı giderinin zamanaşımı nedeniyle reddine, 3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, alınması gereken 80,70 TL harcın peşin alınan 148,50 TL ve 6.266 TL ıslah harcı toplamı olan 6.414,50 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 6.333,80 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 9.200 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,c)Davacıların  yaptığı  yargılama  giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>4-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 77.476,45 TL ilam harcından,  peşin alınan 326,70 TL harç  ve 6.266,00 TL ıslah harcı  toplamı olan 6.914,95 TL'nin mahsubu ile geriye kalan 70.561,50  TL harcın  davalı ...'dan   tahsili ile Hazineye irat kaydına  (Alınması gereken 77.476,45 TL harç, davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu miktar ilam harcı olan 683,10 TL'den fazla olduğundan  davalı ..  A.Ş. için karar verilmesine yer olmadığına) b)Davacı tarafından yatırılan 18,40 TL başvurma harcı, 326,70 TL peşin harç ve  6.266,00 TL ıslah harcının  toplamı olan 6.611,10 TL'den (18,40 TL  başvurma harcı + 683,10 TL  davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu ilam harcı =  701,50 TL)  701,50 TL'sinin davalı .... A.Ş.'den,    bakiye  5.909,60 TL'sinin  davalı ...'dan  alınarak davacılara verilmesine, (34,15 TL'si  davalı ... ve davalı .... A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsili  olmak kaydıyla) c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 153.660,80 TL vekalet ücretinden 10.000,00 TL'sinin davalı ... ve davalı ... A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen  alınarak;  geriye kalan 143.660,00 TL vekalet ücretinin ise davalı ...  alınarak davacı ...  verilmesine, d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 9.500,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı  ... verilmesine,e)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13. maddeleri göz önüne alınarak red edelen maddi tazminat kısmı için 10.000,00 TL, ret edilen manevi tazminat için 9.200,00 TL olmak üzere toplam 19.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan  alınarak davalı .... A.Ş.'ye verilmesine, f)Davacılar tarafından yapılan 2.951,00 TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.798,62 TL'den  16,00 TL'sinin  ... ve davalı .... A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen  alınarak;  geriye kalan 1.782,62 TL'sinin ise davalı  ... alınarak davacılara verilmesine,g)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı .... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından yatırana iadesine,   2-a-İstinaf aşamasında asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yapılan 260,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, b-İstinaf aşamasında davalı  .... A.Ş.' nin yatırdığı 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"033c826d2ea37c47","SID":"d3f019a8311af74f"}}