{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2234 <br>KARAR NO: 2024/462<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2023<br>NUMARASI: 2021/339 Esas - 2023/259 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi ile;  12/05/2019 günü sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi nezdinde  ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı otomobil ile ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin  çarpışması neticesinde çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ...'ın geçirdiği trafik kazası sonucu tedavi gördüğünü ve sakatlandığını, sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen 15 günlük yasal süre içerisinde taleplerinin karşılanmadığını, Manavgat 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/525 esas sayılı dosyasında alınan ATK Trafik raporu ile ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan maluliyet raporuna göre sürekli iş göremezlik oranının %7 olarak belirlendiğini, davacının zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile asgari 200 TL sürekli iş gücü kaydı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava konusu trafik kazası hakkında daha önce 06/07/2020 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2020.E43348 K-2020/74566 sayılı 26/10/2020 tarihli kararı ile alınan kusur raporu doğrultusunda davacı kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu bulunduğundan bahisle davanın esastan reddine karar verildiğini, karara davacı vekilince itiraz edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti tarafından 19/11/2020 tarih 2020/İHK-25481 sayılı karar ile itirazların reddedildiğini ve ilk kararın aynen infazına karar verildiğini, söz konusu karar kesin olup huzurda görülen davanın HMK'nın 303 maddesine göre kesin hüküm  nedeniyle reddi gerektiğini, başvurudan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddi gerektiğini,  davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketinin hiçbir geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi-bakıcı gideri ve rapor ücreti talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilecek herhangi bir kusur durumunu kabul etmemekle birlikte aksi kanaatte ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, davacının koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının araştırılması ve sürücü belgesiz olduğunun tespiti ile eğer kask kullanmıyor ise müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"HMK 114/1-i, 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olay yönünden kesin hüküm şartları gerçekleşmediğini, her iki davaya ilişkin maddi vakıaların aynı olmadığını, mahkemece alınan 26.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili   ... kusurunun olmadığı, diğer sürücü ... KTK 53/a ve 84/f maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiğini, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hukukun uygulanmasında davanın hakkaniyetine uymayacak, temel hak ve hürriyetlere halel getirecek  kadar  katı ve abartılı şekilcilikten kaçınılması gerektiğini, aksi halde mahkemeye erişim, adil yargılanma hakkının ve hak arama hürriyetinin ihlaline sebebiyet verileceğinin altını çizdiğini, öğretide kesin hükme esas vakıaların değişmesi sonrasında hak kaybının önüne geçilebilmesi yönünden değişiklik davasının ikame edileceğinin  kabul edildiğini, karar gerekçesinde gösterilen  Sigorta Tahkim Komisyonu kararından sonra, Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/525 E. Sayılı dosyasından alınan 29.12.2020 Tarihli ATK Trafik İhtisas Kurulu kusur raporunda iki seçenekli değerlendirme sonucu; 1.halde ... kusursuz, diğer sürücü ... asli,  2. halde ... asli, diğer sürücü ... tali kusurlu olduğunun tespiti nedeniyle  ceza mahkemesi tarafından alınan kusur raporuna istinaden dava ikame edildiğini, kesin hükmün koşullarının oluşmadığını,  yeni bir delile istinaden açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 12.05.2019 tarihinde sürücü ..., yönetimindeki davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç  ile  davacı sürücü  ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni oluşan sürekli iş gücü kaybı için maddi  tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır ( HMK m.114/1-ı-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir (6100 sayılı HMK m.115/2).  HMK'nın  303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından, davalı Sigorta Şirketi aleyhine  12/05/2019  tarihinde gerçekleşen trafik kazasında yaralanması nedeniyle  sürekli iş göremezlik tazminatı talebi ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na 06/07/2020 tarihli  başvuru yaptığı, dosyada  trafik bilirkişisinden alınan 08.10.2020 tarihli kusur raporunda 12.05.2019 tarihli kazanın oluşumunda davacının % 100 oranında kusurlu bulunduğu, aynı bilirkişinin 16.10.2020 tarihli ek raporda görüş değişikliği yapılmadığı,   Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 26/10/2020 karar tarih, 2020.E.43348, K-2020/74566  sayılı kararı ile başvuru talebinin reddine  karar verildiği, karara karşı davacı vekilince 10/11/2020 tarihinde yapılan itiraz sonucunda İtiraz Hakem Heyetinin 2020/İ.24905, 2020/İHK-25481 karar sayılı, 17/11/2020 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili  İtiraz Hakem Heyeti kararı sonrasında Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/525 E. Sayılı dosyasından alınan 29.12.2020 Tarihli ATK Trafik İhtisas Kurulu kusur raporunda iki seçenekli değerlendirme sonucu; 1.halde ... kusursuz, diğer sürücü ...  asli,  2. halde ... asli, diğer sürücü ...ın tali kusurlu olduğunun tespiti nedeniyle  eldeki davayı açtığını, kesin hükmün koşullarının oluşmadığını iddia etmektedir. İlk Derece Mahkemesince \"...davacının kusur oranına itirazının Sigorta Tahkim Komisyonu Kararında ve itiraz başvurusu neticesinde İtiraz Hakem Heyeti Kararıyla değerlendirilmiş olduğu, dava konusu vakıaların aynı olduğu, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporlarıyla kusur oranlarının değişmesinin kesin hükmün etkisini ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmekle buna göre davaya konu uyuşmazlığın daha önceden hükme bağlandığı ve  dava konusu hakkında kesin hüküm bulunduğu anlaşılmakla, dava şartı yokluğundan HMK 114/1-i ve HMKnun 115.maddesi gereğince davanın usulden reddine\"  karar verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Somut uyuşmazlıkta; eldeki davada da aynı davalıya karşı, aynı kaza ve vakıalara dayanılarak aynı taleple sürekli işgöremezlik tazminatı talep edilmesine,  davanın taraflarının ve konusunun  aynı olmasına ve aynı konuda yapılan başvuru üzerine verilen İtiraz Hakem Heyeti kararının kesinleştiğinin anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın  kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  davacı vekilinin Sigorta Tahkim Komisyonu kararından sonra, ceza mahkemesi tarafından alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması nedeni ile eldeki davayı açabileceği, kesin hüküm bulunmadığına  ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"144273bd9756485c","SID":"08d442baf36c2fbd"}}