{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM  <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/106 <br>KARAR NO: 2024/330<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/10/2023<br>NUMARASI: 2023/454 Esas - 2023/689 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Poliçesi Kapsamında Araç Bedelinin Tahsili <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı ... plakalı aracın davalı nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın 2 orijinal anahtarının da müvekkilinde olmasına rağmen aracın anahtarının müvekkilinin yetkilisinin kız kardeşi tarafından bilgisi dışında alınıp kopyalanarak aracın çalındığını, sigorta şirketine yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, başvuru konusu hırsızlık olayının Kasko Genel Şartları 5.6. kapsamında sigorta poliçesinin teminatı dışında olduğu gerekçesiyle başvurunun reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) 10.000,00-TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın HMK'nın 114/1-ı,i ve HMK'nın 115.maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairemizin 07/06/2023 tarih ve  2023/923 esas, 2023/1008 karar sayılı kararı ile; \"Davacı vekili tarafından dava açan dilekçede davanın açıkça HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince her hangi bir karar alınmamış olması nedeniyle davanın TTK'nın 4/2.maddesi hükmü gereğince yazılı yargılama usulüne göre mi, yoksa basit usule göre mi görüleceğinin dosyadaki bilgi ve belgelere göre belli olmadığı, dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasını müteakip ilk derece mahkemesince, tarafların usulüne uygun davadan haberdar olmaları sağlanmadan, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmadan ve duruşma açılmadan, dava dilekçesi üzerinden istinaf incelemesine konu kararın verildiği, anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317. maddesinde; davalıya tebligat yapılması gerektiği, 320/1. maddesinde ise; “Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” hükmü öngörülmüştür. Mahkemece, bu madde hükmü kapsamında dosya üzerinden karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve verilen karar doğru olmamıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; anılan maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin İİK'nın 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet davası gibi). Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez. Bilindiği üzere HMK'nın hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27.maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasası’nın 36.maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 27.maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.(-bkz..Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/18-2560 esas 2016/96 sayılı kararı-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2014 gün ve 2013/10-1027 E., 2014/528 K. sayılı kararı-)Bu nedenlerle, öncelikle davanın hangi usulde görüleceğinin belirlenmesi, taraf teşkilinin sağlanması ve müteakip dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanarak duruşma açılması suretiyle yargılama yapılması gerekirken, dava dilekçesi üzerinde inceleme yapılarak Anayasa’nın 36, HMK'nın 27.maddesine aykırı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur\" gerekçesi ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/4.maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkemesine iade edilmiş, Yeniden esasa kaydedilen dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda; \"tahkimce verilen red kararına karşı itiraz kanun yoluna 5684 sayılı kanunun 30/12.maddesi gereği başvurmak gerektiğinden, davanın; aynı davanın halen görülmekte olması, kesin hükme bağlanmamış olması (HMK 114/1-ı ve i) şartlarından en az birini taşımadığı\" gerekçesiyle; davanın HMK'nın 114/1-ı,i ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından; tebliğ edilen hakem kararına süresi içinde itiraz edilmediğinden kararın kesinleştiği ve başkaca itiraz yolu kalmadığı, mahkemece esasa girilmeden davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava; kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalı araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda davacının; eldeki davayı açmadan önce Sigortacılık Kanunu'nun kendisine tanıdığı seçimlik hakkını kullanarak, kendisi yönünden ihtiyari çözüm yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 5.100,00-TL araç bedelinin davalı ... Sigorta A.Ş'den tahsili için 11/01/2022 tarihinde başvuruda bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen 07/06/2022 gün K-2022/130911 sayılı kararla \"Başvurunun REDDİNE\" karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği, bu karara karşı itiraz edilmediği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesiyle birlikte (istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınmak suretiyle) incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin verdiği kararın itiraza uğramadan kesinleşmiş olması nedeniyle tahkim kararının eldeki davada kesin hüküm oluşturmasına göre, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf karar ve ilam harcı başvuru sırasında alındığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin taktiren üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık  olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0063b7e5a87d30f0","SID":"26f5a1c343550f02"}}