{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/62 <br>KARAR NO\t\t: 2024/717<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12.09.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/200 E. - 2023/642 K.\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 04.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.04.2024<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2023 tarih 2022/200 E. - 2023/642 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA: Davacı vekili, 17.03.2016 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın müvekkilinin kullanmakta olduğu akülü bisiklete arkadan çarpması nedeniyle müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve sürekli maluliyet zararının doğduğunu ileri sürerek, 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalının kusuru oranında tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili, 28.09.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam talebini 14.596,28 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının zararını ve sigortalının kusurunu ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün %75, davacının %25 kusuruyla kazanın meydana geldiği, davacının sürekli sakatlık oranın %3, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olduğu, davacının 2.927,23 TL geçici, 11.669,05 TL kalıcı iş gücü kaybı olmak üzere toplam 14.596,28 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle 14.596,28 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 19.07.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 15.02.2022 tarihli 2019/1416 E. 2022/264 K. Sayılı ilamı ile, kaza tarihinin 17.03.2016 olduğu gözetilerek kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alındıktan ve raporun tebliğine müteakip rapora itirazlar giderildikten sonra, davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılmasıyla hazırlanacak aktüerya raporu alınması ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın %75, davacı ...'in %25 oranında kusurlu olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararı 2.927,23 TL, sürekli iş göremezlik zararı 95.074,72 TL olmak üzere toplam tazminat alacağının 98.001,95 TL olarak hesap edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.927,23 TL geçici iş göremezlik zararı ve 95.074,72-TL kalıcı iş gücü kaybı olmak üzere toplam 98.001,95-TL maddi tazminatın 19.07.2016 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafça başvuru şartının yerine getirilmediğini, 17.08.2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ancak tekrar kusur raporu aldırılmadığını, müvekkili şirket sigortalısına atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, kusur raporunu tanzim eden bilirkişinin yetkisiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden ya da İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsünden rapor alınması gerektiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemerini takıp takmadığının değerlendirilmesi ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu’nun 29.07.2022 tarihli raporu ile belirlenen %3 maluliyet oranının davacının gerçek maluliyetini yansıtmadığını, davacının konu kaza nedeniyle maluliyetinin oluşmadığını, sağlık raporunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, aktüer incelemesinin TRH-2010 %1,8 teknik faiz hesaplaması ile yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren ve ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t:Dava, trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının kazaya sebebiyet veren karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne  karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. Maddesi uyarınca davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruya verilen 15.07.2016 tarihli cevabi yazıda sağlık kurulu raporu, mahkeme kararı ve bilirkişi raporu sunulması istenmiş olup, kaza tarihinde yürürlükte olan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş  kesin ve sürekli maluliyet oranına ilişkin sağlık kurulu raporu davacı tarafça kısa sürede alınıp tamamlanamayacağından, davalı sigorta şirketinin bu istemi davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacaktır. Yargılama aşamasında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınarak eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı vekilinin dava şartının gerçekleşmediği, temerrüde düşülmediği ve faiz isteme hakkının doğmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; kaza tespit tutanağında kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın ali, davacının ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynı yönde görüş bildirildiği, eldeki dosyada trafik uzmanı bilirkişiden alınan raporda da sigortalı araç sürücüsünün %75, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakta olup; alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki belgeler ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olmasına, kusur oranlarının tespit edilenden farklı olduğuna dair bir kanıt bulunmamasına göre davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.    \t<br>\tKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücülerinin koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi olup, somut olayda kaza tespit tutanağında davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediği belirtilmiş olup, davacının kaza sırasında kask takmadığı varsayılsa bile, Ege Üniversitesi Tıp Fatkültesi Hastanesi tarafından düzenlenen 29.07.2022 tarihli raporda davacının alt ekstremite kemiklerinde uzunluk farklılığı arızası bulunduğu tespit edildiğinden, davacının maluliyetinin kask takmaması ile illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br> \tDavalı vekili maluliyet raporunun hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 29.07.2022 tarihli raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.<br>\tDavalı vekili hüküm altına alınan geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı\", Yasanın geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği,\" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı ...'na geçmiştir.<br>\tYukarıda açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talebi yönünden sigorta  şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğinden mahkemece gecici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 4. HD 13.09.2021 tarih  2021/3454 E., 2021/4465 K. sayılı kararı). Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br> \tİlk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda, Dairemizin 15.02.2022 tarihli 2019/1416 E. 2022/264 K. sayılı kaldırma kararına uygun şekilde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış olmasına göre, davalı vekilinin tazminat hesabına ilişkin istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. <br>\tDavalı vekili, müvekkili şirketin dava dilekçesinde talep edilen tutar yönünden dava tarihinden itibaren ve ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu ilişkin sebebi olarak ileri sürmüş ise de; esasen haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. (Yargıtay 4. HD 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K.)  Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.694,51 TL'den peşin alınan 1.673,63 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.020,88 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f700c66e4dfe051f","SID":"d8ef9665b42d1ca8"}}