{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2020/1922 <br>KARAR NO: 2024/272<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2020<br>NUMARASI: 2016/725 Esas -  2020/278 Karar<br>DAVA: Alacak <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin hissedarı olduğu dava dışı ... A.Ş.'nin, üst düzey yönetici ve yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketteki yönetici pozisyonlarını, yetki ve görevlerini kötüye kullanarak işbirliği içerisinde şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, ... şirketlerine ilişkin kar ve zarar bilgilerinin kasıtlı olarak değiştirilerek ve zarar miktarının mevcut olandan çok daha az olduğu gösterilerek davacı hissedar şirketin finansal konularda yanıltıldığını, bu durumdan davalılar ... ve ...'ın görevinden ayrılması sonrasında haberdar olunduğunu, ayrıca sipariş alınmaksızın üretimi yapılan ürünlerin stoklarda kalması nedeniyle son kullanma tarihlerinin geçmesi ve finansal konulardaki yanıltma nedeniyle alınması sağlanan krediler ile de şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle şimdilik 25.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, görev, zamanaşımı ve aktif husumet itirazlarının bulunduğunu; diğer yandan müvekkilinin 12/05/2011 tarihinde .... Grubunda Finans Direktörü pozisyonunda çalışmaya başladığını ve iş akdinin finansal konularda üst yönetimi yanıltma isnadıyla 29/06/2015 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davacının iddiasına konu finansal tabloların hiçbirinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, eksik veya yanlış rapor düzenlendiğinin ispatlanması gerektiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu; müvekkilinin anılan şirkette yönetim kurulu üyesi veya benzeri bir sıfat taşımadığını, müvekkilinin görevinin, satış departmanı tarafından sipariş girilen ürünleri süresi içinde ve kalite standartlarına uygun olarak üretilmesini sağlamak olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Davalı ...  vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve görev itirazında bulunduklarını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, diğer yandan müvekkilinin şirkette imzaya yetkili olmadığını, şirkette mimar olarak şirkette çalıştığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, zamanaşımı, aktif husumet itirazlarının bulunduğunu; müvekkilinin anılan şirkette tek başına imza yetkisine sahip olmadığını, şirkette 1. dereceden B grubu imza yetkilisi olduğunu, 100.000 USD limite kadar olan tüm işlemler için 1.derecede A grubu imza yetkilileri ile müşterek şekilde imza yetkisine sahip olduğunu ancak A grubu hissedarların tek başına imzaya yetkili olduklarını, bu nedenle iddia edilen isnatları müvekkilinin tek başına imza yetkisi olmaması nedeniyle gerçekleştiremeyeceğini, şirket denetiminin uluslararası şirket tarafından yapıldığını, finansal verilerin manipüle edildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, ayrıca şirkette oluşan stok miktarının ayrı nedenlere ve kanuni zorunluluklara bağlı bir durum olduğunu, Sağlık Bakanlığı ile yapılan ihale şartnamelerine göre devlet hastanelerine satışı yapılan ürünlerin miadı içerisinde kullanılmayanların bedelsiz olarak şirket stoklarına geri döndüğünü, davacı taraf iddialarının yerinde olmadığını ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Davalı ... yönünden yapılan yargılama sonrasında; adı geçen davalının dava konusu yapılan dava dışı ...  A.Ş.'nde herhangi bir dönemde yönetici olarak görev almadığı gibi şirketle bağı da bulunmadığı; bu halde anılan şirkette hiçbir zaman TTK 553.md kapsamında yönetici vasfına sahip olmadığı, dolayısıyla uğranıldığı ileri sürülen zarardan dolayı davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşıldığından bu davalıya yönelik açılan davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmiştir. Diğer davalı ... yönünden yapılan yargılama sonrasında; davalının dava konusu şirkette eski yönetim kurulu üyesi olarak yer aldığı ve şirketteki hisselerini 11/03/2015 tarihli Hisse Alım ve Satım Sözleşmesine istinaden davacı şirkete devrettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı taraf her ne kadar davalı yönetim kurulu üyesinin görev döneminde yapmış olduğu hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürmüş ve bilirkişi kurulu raporunda şirketin sermaye kaybı nedeniyle zarara uğradığı tespit edilmiş ise de benimsenen bilirkişi kurulu raporunda da dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; şirket zararının tek başına yöneticinin sorumluluğunu doğurmayacağı, bunun yanında yöneticinin kanun ve esas sözleşmeye aykırı kusurlu davranışlarıyla şirketin zarara uğratılmasının gerektiği; oysa somut olayda davalının hangi kusurlu eylem ve işlemlerle şirkete zarar verdiğinin kanıt yükü kendisinde olan davacı tarafça kanıtlanamadığı, zarar dışındaki diğer sorumluluk unsurlarının soyut nitelikteki iddialar olduğu ve ispata muhtaç olduğu anlaşılmakla, adı geçen davalı yönünden sorumluluk koşullarının bulunmadığı sonucuna varılarak davalılar ... ve ...'a yönelik açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ...'a yönelik açılan davanın reddine\"  karar verilmiştir.\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalıların huzurdaki davaya konu eylem ve işlemleri sebebiyle İstanbul 17. Ağır ceza mahkemesinin 2019/218 Esas sayılı dosyası tahtında nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılandıklarını, bu noktada anılan ceza dosyasının bekletici mesele yapılması taleplerinin mahkeme tarafından kabul edilmediğini, kararın bu sebeple dahi bozulması gerektiğini, mahkemenin davalı ...'in şirketin yöneticisi olmadığı gibi şirket ile de ilgisi olmadığı yönündeki dosya içeriğine aykırı tespitinin taraflı bilirkişi raporuna dayandığını, dosyada mübrez imza sirküleri, davalı ...'in şirket'in imza yetkilisi/yöneticisi olduğunu açıkça göstermesine rağmen mahkemenin davalının şirket ile ilgisi olmadığı yönündeki tespitinin, davalıyı sorumluluktan kurtarma çabası ile rapor tanzim eden bilirkişilerin taraflılığının mahkeme tarafından da devam ettirildiğini gözler önüne serdiğini, mahkemenin diğer davalı bakımından davalı ...'un  hisselerini devrettiğini,... ile diğer yönetim kurulu üyeleri arasındaki işbölümünün ispatlanamadığını, zarar doğmuş ise bile davalının tek başına sorumlu olmayacağına ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, bilirkişinin, Mahkemenin dikkatini başka yöne çekerek davalı ...'un  genel müdür, davalı ...'in finans müdürü olduğu gerçeğini adeta örtbas etmeye çalıştığının raporda açıkça görüldüğünü, mahkemenin tek bir bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesis etmesinin ve bilirkişilerin tarafsızlığı ve uzmanlığı hususunda ciddi tereddütler oluşturan rapora ilişkin itirazlarının hiç dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da, tarafların rapora itirazlarının dikkate alınması, en azından ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği yönünde olduğunu, mahkemenin sözlü yargılama öncesinde yazılı beyanda bulunmaları için taraflarına süre vermediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, muhasip bilirkişi tarafından yapılan tek hesaplamanın şirketin ne kadar zarar ettiği olduğunu,  bu zararın neyden kaynaklandığı hususunda dosyada çuvallar içinde bulunan deliller hiçbir surette dikkate alınmadığını,  hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu yüksek miktarlı kredi sözleşmeleri sebebiyle şirketin ödemek zorunda kaldığı faiz yükünün şirket defterlerinden tespit edilmesi gerekirken, bu hususta tek bir açıklama dahi yapılmadığını ve bu eksikliğin itirazlarına rağmen yerel mahkeme tarafından da dikkate alınmayarak anılan taraflı rapor doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, davalıların salt finansal tabloları manipüle etmek amacıyla grubun üretim şirketi olan  ... adlı şirkette sipariş fazlası ürün ürettiklerini ve her yıl sonunda da mezkur şişen stokları grubun satış şirketi olan ... A.Ş.'ye sattıklarını, böylece ...  kayıtlarında bir alacak oluşurken, .... A.Ş'de bir borç doğduğunu zira .. A.Ş.nin bu ürünleri üçüncü kişilere satamadığını, hissedarlara ve yönetim kurulu üyelerine yapılan sunumlarda ise ... ve ... şirketleri konsolide edilerek sunulduğundan ... A.Ş..'deki zarar durumunun açıkça gizlendiğini, üstelik söz konusu ürünlerin son kullanma tarihleri geçtiğinde de bunların imhası için ... A.Ş.nin ciddi bir imha maliyeti külfetine katlandığını, imha edilene kadar katlanılan depolama maliyetlerinin şirketin uğradığı bir diğer zarar kalemi olduğunu, ne mahkeme kararında ne de dayanak alınan rapora hiçbir şekilde irdelenmediğini, devam eden üretim ve satış faaliyetleri çerçevesinde, her nedense davalılar görevden ayrıldıktan sonra stoklardaki ürün tutarları 15 kata kadar indiğini, söz konusu hususların müvekkili şirketin kullandığı SAP kayıtları ile ve ticari defterleri sabit olmasına rağmen, tüm ısrarlarımıza rağmen bilirkişiler tarafından bu kayıtlar incelenmediğini, taleplerine rağmen haklarının kısıtlandığını, davalılar tarafından finansal tablolara ilişkin olarak yönetim kuruluna yapılan sunumlarda makyajlama yapıldığını, gerçek durumun açıkça gizlendiğini, davalıların görevden ayrılmasından sonra şirket içi kayıtlar üzerinde gerçekleştirilerek ... adlı bağımsız denetim firması tarafından tanzim edilen ve dosyaya ibraz edilen özel kapsamlı inceleme raporunun hiçbir surette dikkate alınmadığını, açıklanan nedenlerle hukuka aykırı, fahiş hatalarla bezeli ve taraflı kararın bozularak ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakların saklı kalmak kaydıyla, davaya konu .... Şti. nezdinde davalı ... Bozkurtve davalı ... tarafından verilmiş zararın şimdilik 25.000 TL'nin davalı ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tazmin edilerek ....Şti.'ne ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, anonim şirkette yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davalılar ... ve ...'a yönelik açılan davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve  ... yönelik açılan davanın reddine  karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı şirket,  dava dışı  ... A.Ş.'nin, üst düzey yönetici ve yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketteki yönetici pozisyonlarını, yetki ve görevlerini kötüye kullanarak işbirliği içerisinde şirketi zarara uğrattıkları , davalıların kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri  iddiası ile iş bu davayı açmış olup ; davalı ...'un dışındaki davalılar, dava dışı ... A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi  veya yönetici olmadıklarını, davalı ...  ise şirkette tek başına imza yetkisine sahip olmadığını, şirkette 1.dereceden B grubu imza yetkilisi olduğunu, 100.000 USD limite kadar olan tüm işlemler için 1.derecede A grubu imza yetkilileri ile müşterek şekilde imza yetkisine sahip olduğunu, şirket denetiminin uluslararası şirket tarafından yapıldığını, davacı iddialarının yerinde olmadığını ve davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını  savunmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı ...'ın yönetici konumunda olup olmadığı, davalılar ... ile ...'un  Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 553.madde uyarınca sorumlulukları bulunup bulunmadığı   noktalarındadır.Dosya kapsamına alınan ticaret sicil kayıtlarından dava dışı ... A.Ş.'nin 03.11.2010 tarihinde ana sözleşmesinin İstanbul Ticaret Siciline ... sicil numarası ile tescili ve ilanı ile tüzel kişilik kazandığı, kuruluş tarihinde 50.000 TL sermayeli 5 ortaklı bir anonim şirket olduğu, davacı şirketin dava dışı ... Satış ve Dağıtım A.Ş.'nin tek hissedarı olup, davalılardan ...'un eski yönetim kurulu üyesi olduğu, diğer davalıların davacı ve dava dışı şirketin yönetim kurulunda yer almadıkları, Ticaret Sicil Gazetesi'nin  16.03.2010 tarih 7522 sayılı 364 vd sayfalarında ilan edilen 28.10.2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile dava dışı şirketin mevzu ve maksadına giren her türlü işlemin yapılmasında miktar ve işlem sınırlaması olmaksızın davalı ...'un münferiden yetkili olduğu, 17.06.2011 tarihi olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile yönetim kuruluna ..., ... ve ...'un 3 yıl süre ile görev yapmak üzere oybirliği ile seçildiği ve şirket ana sözleşmesine göre şirketin mevzu ve maksadına giren her husus ile birlikte şirket adına gayrimenkul satımı, alımı ve ipotek edilmesi işlemleri, çek keşidesi ve cirosu, şirket için kredi çekilmesi, şirket banka hesaplarından para çekilmesi, şirketi borç altına sokmaya yetkili kılan vekaletnamelerin verilmesi, sulh ve ibra dahil olmak üzere şirketi borç ve yükümlülük altına sokacak veya şirketi hak sahibi kılacak bütün sözleşmeleri yapmaya 1. derece A grubu imza yetkililerinden herhangi birinin tek başına atacağı imza ile şirketi temsile yetkili olacağı, bu işlemleri yapmaya ve kıymetli evrakı imzalamaya 1. derece B grubu imza yetkililerinden herhangi ikisinin  müştereken atacağı imza ile şirketi temsile yetkili olacağı, gayrimenkul satımı, alımı ve ipotek edilmesi işlemleri hariç olmak üzere şirketin mevzuuna giren her türlü işi yapma ve her türlü sözleşmeyi 1. derece A veya B grubu imza yetkililerinden herhangi biri ile 2. derece A grubu imza yetkililerinden herhangi birinin atacağı imza ile şirketi temsile yetkili olacağı, davalı ...'un 1. derece B grubu imza yetkilisi, davalılardan ... ve ...'ın 2. derece A grubu imza yetkilisi oldukları görülmüştür. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, 6102 sayılı TTK’nın 553/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında var olan üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sisteminden farklı olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557. maddesinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin olarak Kurumsal Yönetim İlkeleri çerçevesinde “farklılaştırılmış teselsül ilkesi” benimsenmiştir.  Söz konusu hükme göre, kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Maddenin 3. fıkrasına göre hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.  6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerde yönetim devri başlıklı 367. maddede, yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenleyeceği, bunun için gerekli olan görevleri, tanımları, yerlerini göstereceği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği hükmüne yer verilmiştir. 368. maddesinde ise yönetim kurulunun, ticari mümessil ve ticari vekil atayabileceğine, 371. maddesinde ise yönetim kurulunun ticari temsilci, ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarını atayabileceğine ve temsil hükümlere yer verilmiş ve 7.fıkrasında yönetim kurulunun, temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabileceği, bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkilerinin, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirleneceği, bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanının zorunlu olduğu, iç  yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamayacağı, bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcılarının da ticaret siciline tescil ve ilan edileceği, bu kişilerin, şirkete ve üçüncü  kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulunun müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir.TTK'da gerek ticari temsilci gerekse ticari vekil tanımlanmamış olmakla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 547. maddesinde ticari temsilci, 551. maddesinde de ticari vekilin tanımına yer verilmiş, her ikisi bakımından da şirketin veya şirkete dahil işletmelerin yönetiminin kısmen veya tamamen bu gibi kişilere bırakılabileceği öngörülmüştür. TTK'nın 553/1.maddesi gereği, sorumlu tutulabilecek kişiler şirketin yönetimiyle ilgili organlarıdır. Bu bakımdan anonim şirketin idaresi ve temsili ehliyeti ile donatılmış yönetim kurulu ve üyeleri bu kapsamda olduğu gibi ayrıca yönetim kurulunun görev ve yetkilerini usulüne uygun bir biçimde devrettiği kişiler de buna girmektedir. Bu bağlamda, bu kişiler yetki devri sayesinde, esasen yönetim kuruluna bırakılmış alanlarda şirket idaresinin oluşumunu önemli ölçüde tek başlarına belirlerler. Dosya kapsamından, davacı şirketin hiyerarşik yapılanmasının yönetim kurulu, onun altında genel müdür, onun altında da bölüm müdürleri şeklinde gerçekleştiği görülmektedir.  Davalı ... ile dava dışı ...Ticaret A.Ş.  arasında hizmet akdi bulunduğu, bunun yanısra 2.derece A grubu imza yetkisi olan finansal müdür olduğu fakat davalının Çatalça 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/588 Esasına kaydedilen işçilik alacağına ilişkin açtığı dava bulunduğu gözetildiğinde mahkemece öncelikle ilgili dosyanın celbi ile davalının yönetici olup olmadığının tespiti, yönetici olmasa dahi ... A.Ş.'nde  yönetici olan diğer davalı ... ile işbirliği içinde şirket zararına hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir.Diğer yandan yönetim kurulu üyesi olan ve 1.derece B grubu imza yetkisi bulunan  davalı ... yönünden dava dışı şirkete ilişkin kar ve zarar bilgilerinin kasıtlı olarak değiştirilerek ve zarar miktarının mevcut olandan çok daha az olduğu gösterilerek  şirketin finansal konularda yanıltıldığı, sipariş alınmaksızın üretimi yapılan ürünlerin stoklarda kalması nedeniyle son kullanma tarihlerinin geçmesi ve finansal konulardaki yanıltma nedeniyle alınması sağlanan krediler ile  şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan davada, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin geçmiş yıl ve dönem zararları sonucunda sermayesini %55,50'si oranında kaybettiği, bu kaybın %7'sinin 2015 yılı faaliyetlerinden kaynaklandığı ve 2015 yılı itibariyle dava dışı şirketin zarara uğradığı,  şirket zararının tek başına yöneticinin sorumluluğunu doğurmayacağı belirtilmiş fakat davacı vekilinin rapora karşı itirazları mahkeme karşılanmamıştır. Ayrıca İstanbul 17. Ağır Ceza Mah.'nin 2019/218 Esas sayılı dosyasında davalılar ... ve ... hakkında ceza davası bulunduğu ancak mahkemece ceza dosyasının incelenmediği, eldeki dava yönünden etkisinin  değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının celbi ile  ceza dosyası incelenerek  dosyanın  yeni bir bilirkişi heyetine  tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları ile önceki bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar değerlendirilerek denetime elverişli, açık ve anlaşılır şekilde rapor hazırlanması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak işaret edilen hususlarda yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir.  <br>KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE  istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b3547d11dd0a887","SID":"c3e4fdd824099d13"}}