{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/182 - 2024/535<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/182 <br>KARAR NO\t: 2024/535<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/357 E.  -  2021/369 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2021 tarih ve 2020/357 Esas - 2021/369 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin \"...\", \"...\" ve \"...\" ibareli tanınmış markalarının olduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/94108 sayılı \"...-...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuruda da yer verilen \"...\" harfinin adeta müvekkilli ile özdeşleştiğini, bir ürün üzerinde bu harf görüldüğünde orta bilinç düzeyindeki tüketicilerin aklına müvekkili ürünlerinin geldiğini, sonsuz seçenek var iken davalının, müvekkilinin tanınmış markasının logosunun yanına \"...\" ibaresini ekleyerek oluşturduğu \"...-...\" markasının, müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanma kastı taşıdığını, başvuruda yer verilen \"...\" sözcüğünün, yürüyüş, yürümek, gezinmek, rahvan gitmek anlamlarına geldiğini ve ayakkabı sektöründe tasviri nitelikte olduğunu, davalı başvurusunun, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının serisiymiş gibi algılanacağını, \"...-...\" ve \"...-...\" ibareli marka başvurularına yaptıkları itirazların reddi üzerine açılan davalarda, mahkemelerce anılan markaların hükümsüzlüğüne karar verildiğini, başvurunun 25. sınıf için yapıldığını, müvekkili markalarının bu malları kapsadığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-8481 sayılı kararının iptaline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>        \tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davacı markaları ile müvekkili başvurusu arasında görsel ve anlamsal olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, \"...\" harfinin davacıya ait olmadığını, \"...\" harfine eklenen kelime ve şekillerle oluşturulan davacı markalarının, bütünü itibariyle yarattıkları izlenimlerin, müvekkili markasından çok farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının  \"...-...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya adına tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, aynı nedenle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkil Şirkete ait markalarda yer alan \"...\" harfinin, müvekkili ile özdeşleştiğini, bir ürün üzerinde \"...\" harfi görüldüğü zaman tüketicilerin aklına müvekkilinin ürünlerinin geldiğini, davalının, müvekkilinin tanınmış markasının yanına \"...\" ibaresini ekleyerek dava konuyu başvuruyu oluşturduğunu, bu markayı müvekkili markaları ile benzer mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirmek istemesinin tek sebebinin, müvekkilinin tanınırlığından yararlanmak olduğunu, davalı ürünlerini gören tüketicinin, ürünlerin üzerindeki markayı müvekkiline ait bir marka olarak algılayacağını ve bu izlenimle davalı ürünlerini alacağını, bu şekilde davalının haksız kazanç elde edeceğini, tüm bu hususlara rağmen mahkemece, markalar arasında iltibas oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin \"...\" logosu baskın konumda olan marka serisi yarattığını ve tüketici nezdinde bu marka serisi ile bilinir hale geldiğini, itiraza konu markanın da müvekkilinin logosu ile aynı şekilde oluşturulduğunu, itiraza konu markayı gören tüketicinin hafızasında müvekkili markalarının çağrışacağını, davalının, ürünlerinde kullanmış olduğu \"...\" harfinin tasarımının, müvekkilinin kullandığı \"...\" tasarımına bire bir benzediğini, bu durumun tüketici nezdinde iki markanın karıştırılmasına neden olacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...-...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarında yer alan \"...\" harflerinin, düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,  somut olay açısından emsal olabilecek nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin tarih ve 2021/4459 E.- 2022/8042 K. sayılı ilamında da \"...-...\" ibareli marka ile davacının itiraza mesnet markalarının benzer bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili görülmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024  <br>\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ceb1ebb18a66617","SID":"3232e9ca0c400273"}}