{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/135 <br>KARAR NO\t: 2024/531<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/263 E.  -  2021/337 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: 5846 Sayılı Kanundan Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2021 tarih ve 2019/263 Esas - 2021/337 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:   <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin ... isimli kitabın çevirisini davalı şirketle yapılan sözleşme gereğince tek başına ve eksiksiz yapan kişi olduğunu, çeviri bedeli sayfa başına ücretlendirme yöntemiyle yapılan kitabın çevirisini 17.08.2015 tarihinde bitirdiğini, davaya konu çeviri bedelinin tamamının karşı taraftan tahsil edildiğini, müvekkilinin çevirisini yaptığı kitabın basıldığını 10 Eylül 2019 tarihinde internet yoluyla öğrendiğini, kitabın internet üzerinden satış yapan sanal mağazalarda hala kapak görselinde müvekkilinin adının çevirmen olarak yer aldığını, müvekkilinin kitabı sanal mağaza idefix.com’dan satın aldığında ise ikinci bir kapak ve künye sayfası hazırlanarak adının kitabın kapak ve iç künyesinden çıkarıldığını, bunun üzerine çevirmen kopyalarının gönderilmesini davalıdan talep etmesine rağmen cevap alamadığını, davalıyla aralarındaki çeviri sözleşmesine aykırı olarak kitabın basıldığını düşündüğü için Telif Hakları Genel Müdürlüğü’ne başvurduğunu, gelen yanıtta çeviri ve eser sahibi olarak ... isminin bildirildiğini, davaya konu kitabın künyesinde son okumasını yapan kişi olarak görünen ... isminin gerçeğe aykırı bir şekilde Telif Hakları Genel Müdürlüğü’ne çeviri eser sahibi olarak bildirildiğini, kitap künyesine ise ... Ekibinin çevirmen olarak gösterildiğini, kitabın tek çevirmeninin müvekkili olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanarak kitap yayına sunulmadan önce internet sitelerinde çevirmen olarak müvekkilinin adını yazarak yanıltıcı olarak pazarlamaya çalıştığını, davalının bu fiilleri nedeniyle müvekkilinin maddi manevi zararının oluştuğunu ileri sürerek, müvekkilinin çevirisini yaptığı ... isimli kitaba ilişkin eser sahibi haklarına yönelik tecavüzün durdurulmasına, davaya konu kitabın yayından çekilmesine, basılmış kopyalarının toplatılmasına, bandrolün iptaline, 20.000 TL manevi tazminat ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000 maddi tazminata kitabın basım tarihi olan Nisan 2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davacının gerçek dışı taleplerini ileri sürdüğü huzurdaki davada, davacının ileri sürdüğü iddialara ilişkin maddi vakıayı öğrenmesi üzerinden 2 yıl geçmiş olduğundan eldeki davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme incelendiğinde müvekkili şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığının görüleceğini,  mevcut olmayan bir sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak hak talep edilemeyeceğini, davacının, eserin orijinal anlamını yansıtmayacak ve bozacak şekilde Türkçe'ye uygun biçimde çevirmeyerek hatalı çeviri yaptığını, davacı tarafından yapılan çeviri hatalı ve niteliksiz olduğundan müvekkili tarafından bu çevirinin kullanılmadığını, yeni bir çeviri yaptırıldığını, davacının çevirisi kullanılmadığından ve yayınlanmadığından eserde davacının adına doğal olarak yer verilmediğini, müvekkili şirketçe basımı yapılan kitapların hiçbirinde davacının adına tercüman olarak yer verilmediğini, davacının dava dilekçesinde adının geçtiğini ileri sürdüğü internet sitelerinin dava dışı ve müvekkili ile hiçbir yasal bağı olmayan 3.kişilere ait olduğunu, bu nedenle müvekkilinin söz konusu internet siteleri içeriklerinden kaynaklı olarak hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin, ... tarafından yazılmış bulunan \"...\" isimli eserin Türkçe dilinde Türkiye'deki fikri ve mali haklarının sahibi olduğunu, söz konusu eserin akademik ve bilimsel bir nitelik taşıdığını, bu nedenle eserin orijinal dilinden farklı bir anlama gelecek şekilde çevrilmesine müsaade edilemeyeceğini, müvekkili tarafından, çevirinin, eserin orijinal dilindeki anlamına aykırı olarak davacı tarafından Türkçe'ye çevrildiğinin tespit edildiğini, davacı tarafından yapılan çevirinin eserin aslına sadık kalmaksızın baştan savma bir şekilde yapıldığının müvekkili şirket yetkililerince tespit edilmesinin ardından eserin davacının hatalı çevirisiyle basılması açıkça eserin mahiyetine ve itibarına aykırı olacağından yeniden çeviri yaptırıldığını, davacının çevirisi kullanılmadığından/yayınlanmadığından da eserde davacının adının kullanılmadığını, davacının maddi ve manevi zararının bulunmadığını, tam aksine, davacının bilimsel olmayan ve açık yanlışlarla dolu çevirisi nedeniyle müvekkilinin başka bir çevirmenle anlaşmak zorunda kaldığını, müvekkilinin eserin çevirisi için tek bir ücret ödemesi gerekirken iki ayrı çevirmene ödeme yapmak zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tBirleşen davada davacı vekili, müvekkilinin ... isimli kitabın çevirisini davalı şirketle yapılan sözleşme gereğince tek başına ve eksiksiz yapan kişi olduğunu, bu kitaba ilişkin olarak Ankara 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/263 Esas sayılı dosyası ile eser sahibi haklarına yönelik tecavüzün durdurulması, davaya konu kitabın yayından çekilmesi ve basılmış kopyaların toplatılması, eser hakkında verilmiş yayınlanabilir bandrolünün iptali talepli dava derdest olup iş bu dava ile anılan hak ihlalinden dolayı maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğunu ileri sürülerek, davalı tarafından müvekkiline 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesini, maddi tazminat bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kitabın basım tarihi olan Nisan 2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davalı vekili, iş bu davadan tefrik edilip ayrı bir esas numarası alan Ankara 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/319 Esas ve 2019/14 Karar sayılı dava dosyası dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedilmişse de, verilen red kararının kesinleşmediğini, eldeki davanın derdestlik dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedilmesinin gerektiğini, açılan davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme incelendiğinde müvekkili şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığının görüleceğini,  mevcut olmayan bir sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak hak talep edilemeyeceğini, davacının, eserin orijinal anlamını yansıtmayacak ve bozacak şekilde Türkçe'ye uygun biçimde çevirmeyerek hatalı çeviri yaptığını, davacı tarafından yapılan çeviri hatalı ve niteliksiz olduğundan müvekkili tarafından bu çevirinin kullanılmadığını, yeniden bir çeviri yaptırıldığını, davacının çevirisi kullanılmadığından ve yayınlanmadığından eserde davacının adına doğal olarak yer verilmediğini, müvekkili şirketçe basımı yapılan kitapların hiçbirinde davacının adına tercüman olarak yer verilmediğini, davacının dava dilekçesinde adının geçtiğini ileri sürdüğü internet sitelerinin dava dışı ve müvekkili ile hiçbir yasal bağı olmayan 3.kişilere ait olduğunu, bu nedenle müvekkilinin söz konusu internet siteleri içeriklerinden kaynaklı olarak hukuki sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında birçok karşılaştırmalı tablo olup, bu tabloların UYAP Doküman Editörü'ne işlenmesi teknik olarak mümkün olmadığından, bir bütün olarak gerekçeli kararın, dolayısıyla delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmının, iş bu gerekçeli karar ekinde DOC formatında mündemiç olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya yönelik gerçekleştirdiği eser sahipliğinden kaynaklı haklara tecavüz eylemlerinin durdurulmasına, davaya konu 978-605-7926-24-1 ısbn numaralı davalının yayınladığı \"...\" isimli kitapların yayından çekilmesine ve basılmış kopyalarının toplatılmasına, idari işlem niteliğindeki kitaplar hakkında verilmiş olan yayımlanabilir bandrolün iptali isteminin reddine, iş bu dava dosyası ile birleştirilen 2021/137 Esas sayılı dava dosyasında talep edilen maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 04/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, iş bu dava dosyası ile birleştirilen Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/17 esas sayılı dava dosyasında ileri sürülen talepler bakımından derdestlik dava şartı noksanlığı bulunduğundan bu davanın usulden reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili, birleşen dava olan Ankara 3. Fikri Haklar Mahkemesinin 2020/17 E.  sayılı dosyasından kaynaklı olarak, arabuluculuk başvurusu yapılmamış olduğu gerekçesiyle usulden red kararından sonra sunulmuş olan vekaletnameye dayanılarak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, yine mahkemenin red kararı nedeniyle arabulucuk başvurusu yapmış olmalarına rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmayan ve arabuluculukta davadaki gibi davaya konu kitabın çevirisinin müvekkiline ait olmadığı iddiası ile anlaşma iradesi göstermeyen davalı tarafa arabuluculuk ücretinin yüklenmesi gerekirken, arabuluculuk ücretinin müvekkiline yüklenilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kısmen redde ilişkin kısmının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br>\tAsıl ve birleşen davada davalı vekili, gerekçeli kararın iki ayrı formatta bölünerek hazırlanmasının ve gerekçe kısmının gerekçeli kararın dışında bir metin olarak doc dökümanı olarak hazırlanmasının HMK'nın 297-298 maddeleri gereğince usul kanuna aykırı olduğunu, sırf bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, gerekçeli kararın hüküm başlığının 1.nolu bendinin ise şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılmadığını, zira \"... isimli kitapların yayından çekilmesine ve basılmış kopyalarının toplatılmasına, idari işlem niteliğindeki kitaplar hakkında verilmiş olan yayımlanabilir bandrolün iptali isteminin reddine\" şeklinde taleplerin aralarına virgül konularak tüm taleplerin reddine karar verildiğinin anlaşıldığını, eğer ilgili taleplerin bir kısmı kabul bir kısmi reddedildiyse ayrı ayrı numaralanarak açık bir şekilde davacı istemlerinin kabul veya red edildiğinin aleni olarak yazılması gerektiğini, gerekçeli kararın, bilirkişi raporlarının karşılaştırma tablolarının kopyalanıp yapıştırılması suretiyle oluşturulduğunu, bu durumun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinde bulunan psikolog ve üniversite psikoloji bölümünde görevli öğretim üyesinin, bilirkişi raporunda açıkça davacı çevirisinin bilimsel kriterlere göre uygun olmadığını, yanlış terminoloji kullanılması sebebiyle anlam karışıklıklarının oluştuğunu ve bu çevirinin bilimsel nitelikte olmadığını belirttiklerini, fakat bilirkişiler kendi içinde çelişkiye düştüklerini, davacının çevirisi 5846 sayılı FSEK'in 6. maddesi kapsamında asla bir işlenme eser olamayacağı aşikar olduğu halde hukuken sakat bir değerlendirme yaparak çevirinin işlenme eser olduğu yönünde bir kanaat bildirildiğini, bilirkişi raporunda çevrilen orijinal kitabın bilimsel olduğu halde davacının çevirisinin bilimsel nitelik bakımından yeterliliği karşılamaktan uzak bir metin olduğu kanaatine varıldığını, buna rağmen davacının alelade hatalı çevirisinin işlenme eser olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişilerin dava konusu orjinal eseri ve türkçesi ile sunulan çevirinin tamamını okumamış, karşılaştırmamış, değerlendirmemiş ve kendilerine tevdi edilen görevi yerine getirmeyerek adeta görevlerini savsaklayarak gerçek dışı varsayımlara dayanarak bir rapor hazırladıklarını, rapora itiraz etmelerine rağmen yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:Asıl dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün durdurulması, birleşen davalar ise maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTürkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. HMK'nın 297. maddesinde ise hükmün hangi hususları kapsaması gerektiği düzenlenmiş olup buna göre mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri ihtiva etmelidir. Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 gün, 2011/11–567 esas, 2011/676 karar ve 14.11.2012 gün, 2012/11–417 esas, 2012/791 karar, 14.01.2015 gün, 2013/11-1316 esas, 2015/34 karar, 01.04.2015 gün, 2013/11-1572 esas, 2015/1133 karar ve 12.04.2017 gün, 2017/11-74 esas, 2017/728 karar sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkemece gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK.'nın \"Hükmün Kapsamı\" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabilecektir.  <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile uyuşmazlık özetlendikten sonra delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, birçok karşılaştırmalı tablo olduğu, bu tabloların UYAP Doküman Editörüne işlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, bir bütün olarak gerekçeli kararın, dolayısıyla delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmının, iş bu gerekçeli karar ekinde DOC formatında mündemiç olduğu belirtilmiş, bunun dışında bir gerekçeye yer verilmemiş, taraf delillerinin değerlendirilmesi ve hükmün gerekçesi ise ayrıca yazılarak gerekçeli karara eklenmiştir. Bu durum yukarıdaki paragrafta açıklanan hükümlere ve Yargıtay uygulamasına aykırı olup, hükmün gerekçesinin karardan ayrı olarak yazılıp, kararın eki olarak gerekçeli karara eklenmesi mümkün değildir. <br>\tHer ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada yasaya uygun bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 06/10/2021 gün ve 2019/263 Esas - 2021/337 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekili ile davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 59,30 TL maktu, 88,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harçlarının istek halinde  davalıya iadesine,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  15/03/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d199d21fb35384d3","SID":"63079cd2cb2de439"}}