{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/545 <br>KARAR NO: 2024/416<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/469 <br>KARAR NO: 2019/208<br>DAVA TARİHİ: 23/05/2017<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2019<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket nezdinde ticari paket sigortası ile sigortalı işyerinin kullanımında olan ... nin S04 mavi otopark katındaki ürün deposunun sac konstrüksiyon kapısının asma kilidinin kırılıp, işyerine girilip, içerideki faaliyet konusu muhtelif ürünlerin otoparkta kapı önüne yanaştırılan kapalı kasa beyaz renkli panelvan araca yüklenerek çalınması sebebiyle hırsızlık olayının gerçekleştiğini, bu nedenle sigortalıya 38.894,84 TL'nin 16/12/2016 tarihinde ödendiğini, olay nedeniyle AVM yönetimi  ... A.Ş.'nin ve güvenliği sağlayan ... A.Ş.'nin kusur ve sorumluluğu bulunduğu, ödenen bedelin tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibine itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptaline karar verilerek, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; AVM yönetimi ile  ... arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili  ...  şirketinin ... AVM güvenliği ile ilgili bir sorumluluğu bulunmadığını, fiziki güvenlik hizmeti vermediklerini, AVM yönetimi ile ...Şirketi arasında bir ilişki olabilir ise de bu hususun dava konusu olmadığını zira ...  ile .. şirketlerinin farklı şirketler olduğunu beyan ederek husumet yokluğundan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş.  vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket sigortalısı .... Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında kira ilişki olduğundan sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkili ile ... AŞ arasında \"Alışveriş Merkez, Koruma ve Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi\" imzalandığını, alışveriş merkezindeki güvenlik ile ilgili tüm yükümlülüğün bu şirkete ait olduğunu, hırsızlık olayının gerçekleştiği taşınmazda sadece kiraya veren konumunda olup zararı tazmin ile mükellef bulunmadıklarını, sigortalı kiracı ile aralarında akdettikleri kira sözleşmesinin 25. ve 26.maddelerinde yer alan sorumsuzluk anlaşması gereği oluşan zarardan sorumlulukları bulunmadığını, hırsızlık olayının meydana geldiği taşınmazda kiracı tarafından yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, düşük standartta koruma olduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, davanın sigortalı şirkete ihbarı gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; açılan dava, rücuen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda kendi sigortalısının zararını Ticari Paket Sigorta poliçesi kapsamında ödeyerek karşılamış ve sigortalısının haklarına halef olmuştur. Bu nedenle rücuen tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Davacı sigorta şirketi haksız fiil karşısında davalı ...  A.Ş.'ye AVM yönetiminden sorumlu olduğu için, davalı  .... 'ye AVM'nin güvenliğinden sorumlu olduğu için rücuen tazminat talep etmektedir. Her nekadar sulh hukuk mahkemesi'nin görev alanına girdiği iddiasıyla görev itirazında bulunulmuş ve bilirkişi tarafından bu husus belirtilmiş ise de davacının sigortalısı ile davalı ... A.Ş. Arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklı bir iddia ve talep bulunmamakta sadece davalının AVM Yönetiminden sorumlu olduğu iddiasıyla dava açılmakta olduğundan görev itirazı reddedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Öncelikle davalı ... A.Ş. yönünden dava incelendiğinde davalı ... ile davacının sigortalısı arasında güvenlik hizmetleri sözleşmesi bulunmamakta olup davalı ... ne haksız fiilden ne de sebepsiz zenginleşmeden ötürü sorumluluğuna da gidilemeyeceğinden davada pasif husumet ehliyeti bulunmayan davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, davalı ... A.Ş. hakkında açılan davaya gelince her ne kadar AVM yöneticisi olarak dava yöneltilmiş ise de kiraya verilen mecurun emniyetini sağlama yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut delil bulunmadığından ve hırsızlık olayını gerçekleştireh kişi ve kişilerin ağır kusuru nedeniyle sorumluluk için gereken illiyet bağının kesilmiş olması nedeniyle davalı ... A.Ş. 'nin sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden açılan davanın esastan reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. bakımından husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de 06/04/2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde HMK 124/3. maddesi uyarınca talepte bulunmalarına rağmen mahkemece bu talep değerlendirilmeden verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, diğer davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle esas yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de hırsızlık olayından güvenlik şirketiyle birlikte AVM Yönetiminin de sorumluluğu bulunduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava; işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi sigortalısına hasar bedelini ödemiş, TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olarak alışveriş merkezinin yöneticisi aynı zamanda sigortalının kiralayanı olan davalı ...Tic. A.Ş.'ye ve bu şirket ile güvenlik hizmet sözleşmesi olduğu iddiasıyla davalı ... A.Ş.'ye karşı eldeki davayı açmıştır.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açacak idi ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. HMK'nın 4.maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş ve  4/1.a maddesinde ise kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinde görüleceği belirtilmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli, 2014/17930 E. 2017/720 K. sayılı ilamında; \"...Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır.\" denilerek, sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira ilişkisi olması halinde, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Yine sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan davada da, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nun 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Dosya kapsamında yer alan kira sözleşmeleri incelendiğinde; ...Tic. A.Ş. ve davacının sigortalısı .... Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 02/09/2010 tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile ... Blok ... no.lu işyerinin, 18/03/2011 tarihli ek protokol ile B2-05 no.lu deponun sigortalıya kiraya verildiği, 22/10/2015 tarihli ek protokol ile kira süresinin 5 yıl süreyle uzatıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu hırsızlık olayı ise 27/11/2016 tarihinde meydana gelmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/21-36 E. 2010/67 K. sayılı 03/02/3010 tarihli kararında ihtiyari dava arkadaşlığı durumunda, davanın davalılardan biri hakkında genel mahkemenin, diğeri hakkında özel mahkemenin görev alanına girdiği takdirde, tamamı için özel mahkemede görülmesi gerektiğine işaret edilmiş,Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/1201 E. 2014/373 K. sayılı ilamında; \"...Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda, bunlar hakkında birlikte açılan davalar, birbirlerinden bağımsız olduğundan, görevli mahkemenin her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmekte ise de, ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya birkaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların aynı dava dilekçesiyle özel mahkemede açılması gerekir  (HGK'nun 05.05.2004 gün ve 2004/9-261 E. 2004/254 K. sayılı kararı). \" şeklinde karar verilmiştir.Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... A.Ş. tacir olduğu için davalı ... A.Ş. yönünden açılan davada Asliye Ticaret Mahkemesi görevli ise de olayda ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup ... Tic. A.Ş.  yönünden kira ilişkisi nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, her iki davalı yönünden davanın özel yetkili mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece görev itirazlarının reddine karar verilerek, işin esası hakkında karar verilmesi hatalıdır.Ayrıca dava ... Tic. A.Ş.'ye karşı açılmış olmasına rağmen, bu davalının UYAP sisteminde \"... LTD\" şeklinde kaydedilmesi, gerekçeli karar başlığında aynı isimle yer alması, kararda \"Davalı ... Ltd. Şti. Hakkında açılan davanın REDDİNE,\" dair hüküm tesis edilmesi hatalı olup, davalı unvanının da düzeltilmesi gerekmektedir.  Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlık yönünden görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan, mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar vermiş olması istinaf sebebi olarak gösterilmese de görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen değerlendirilmiş ve davacı vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılması dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/469 E. 2019/208 K. sayılı 02/04/2019 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi ve 355.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3, 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"368e4acd74bdc1f3","SID":"f2925e8a3945f430"}}