{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/372 <br>KARAR NO: 2024/413<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/345<br>KARAR NO: 2020/535<br>DAVA TARİHİ: 11/04/2018<br>KARAR TARİHİ: 27/10/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında akdedilen \"Gözetim Hizmetleri Sözleşmesi\" ile davalının ...Sanayi Sitesi Beylikdüzü adresinde bulunan sanayi sitesinin tesis ve alanların giriş-çıkış kontrolü ile saha genel denetiminin müvekkili şirket tarafından sağlanmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği hizmeti yerine getirildiğini, davalıya sunulan hizmet karşılığı 31/10/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL 31/11/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL, 12/12/2017 tarih ... seri nolu 3.061,88 TL bedelli faturalar tanzim edilerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafça 31/11/2017 ve 12/12/2017 tarihli faturaların ödememesi sebebiyle Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın borcun tamamına ve ferilerine itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğunu beyan ederek haksız itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15/04/2017 tarihli Gözetim Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşmeyle müvekkiline ait binada personelleri ile güvenlik hizmeti verdiğini, güvenlik hizmetinde çalıştırılan personellerin tüm işçilik hakları, dolayısıyla SGK primlerinin davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, ancak İş Kanunun 2.maddesi ve SGK 87. maddesi gereği alt işverenin personelinin tüm işçilik ve prim ödemelerinden alt işverenle birlikte üst işverenin de müteselsilen sorumlu olduğunu yani davacı tarafından ödenmesi gereken ancak ödenmeyen SGK primlerinden müvekkilinin de sorumlu olduğunu, davacı firmanın daha önceden farklı isimle (...) hizmet vermekte iken ismini değiştirdiğini söylediğini ve yeni firması ile (STF Tesis) sözleşme yenilendiğini, eski firmanın SGK borçları nedeniyle isim değişikliği yaparak yeni isimle aynı faaliyette bulunduğunu, muvazalı işler peşinde olduğunu, SGK'dan gelen haciz ihbarnamesi ile durumun fark edildiğini, eski firmanın SGK borcunun 1.207.587,00 TL olduğunun gelen haciz ihbarnamesi ile öğrenildiğini, bunun üzerine davacı firmadan SGK prim ödemesine ilişkin dekontların gönderilmesinin istendiğini, talebe yanıt verilmemesi üzerine Beyoğlu .. Noterliğinin 07/12/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile işçilerin SGK bildirimleri ve ödeme dekontlarının sunulmasının ihtar edildiğini, davacı firma SGK bildirimleri ve ödeme dekontları sunmadığı gibi personellerini çekerek hizmet vermeye son verdiğini, keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin 15/12/2017 tarih ... yevmiye cevabi ihtarnamede \"...Halihazırda SGK ödeme makbuzlarının iletmedikleri, yapılan SGK sorgulamasında işçilerin primlerinin yatırılmadığı, adlarına harç tahakkuku bulunduğu, SGK bildirimleri ve ödeme makbuzlarının gönderilmesi halinde nezdimizde bulunan alacaklarının ödeneceği\" hususunun bildirildiğini, davacı firmanın halen müvekkili hizmetinde çalıştırdığı personelin SGK primlerini ödemediğini, müvekkili şirketin davacı firmanın bu borcunu ödemesi nedeniyle SGK'ya karşı borç yüküne gireceğini, davacı şirket hizmet sözleşmesi edimini bu anlamda yerine getirmeden müvekkilinden edim ifası talep edemeyeceğini, müvekkili nezdinde bulunan davacı alacağının SGK alacağına yatırılmak üzere durduğunu davacının davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek, davanın reddi ile  kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Dava; taraflar arasındaki 15/04/2017 tarihli Gözetim Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında sözleşmenin 4.1. maddesine göre hizmet bedeli olarak kesilen faturaların ödenmediğinden bahisle davacı tarafça başlatılan takibe davalı yanın itirazının iptali isteminden ibaret olup, davalı yan sözleşme gereğince davacının SGK prim borçlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek bu borçları ödemeyen davacının kendilerinden hizmet bedelini talep edemeyeceği savunması ile davanın reddini istemektedir. Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince; davacı tarafın faturaya dayalı alacak istemine dayalı olarak başlattığı icra takibinin davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği, tarafların alacak talebine konu faturaların ait olduğu dönem itibari ile 2017 yılına ait ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, davalı ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu,  açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı ticari defterlerinin ise kapanış tasdiki bulunmayarak usulüne uygun tutulmadığı, ibraz edilen ticari defterlerin davalı lehine delil vasfını haiz olduğu saptanmıştır.Davalı yan mahkememizin yetkili olmadığına ilişkin itirazda bulunmuş ise de, taraflar arasındaki 15/04/2017 tarihli Gözetim Hizmetleri Sözleşmesi'nin 7. maddesi ile İstanbul mahkemeleri yetkili kılındığından ve HMK'nun 17. maddesi gereğince tacir olan taraflar bu yetki şartı ile bağlı olduğundan, davalı yanın yetki itirazı yerinde olmayıp taraflarca mahkememizin iş bu davayı görmede yetkili kılındığı anlaşılmış olup, davanın esastan incelenmesine geçilmiştir. Tüm dosya kapsamında toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı yanın hizmetin verildiğine ve kesilen fatura içeriklerine itirazı bulunmadığı gibi, davalı yanca keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı şirketin 11/12/2017 tarihine kadar hizmeti verdiğinin kabul edildiği, davalı defterinde yalnızca 8.350,55 TL bedelli 31/10/2017 tarihli faturanın kayıtlı olmasının hizmetin verildiğinin kabul edilmesi karşısında diğer faturalara konu hizmetin verilmediği neticesini doğurmayacağı, yine davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olmasının da bu kabulün karşısında sonuca etki etmeyeceği, davalı yan SGK prim ödemelerinin davacı yanca yapılması gerektiğinden bahisle ödemezlik definde bulunmuş ise de; yasal mevzuata göre asıl işverenin SGK ile ilgili yükümlülüklerinden dolayı alt işverenle birlikte kanunen müteselsilen sorumlu olduğu, tarafların bu sorumluluğa ilişkin iç ilişkide düzenleme yapabilmeleri mümkün olup dış ilişkide bu sözleşmenin üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği,  davalı yanca yalnızca SGK tarafından haciz ihbarnamesi gönderildiği beyan edilmekle, SGK'ya prim borcunun ödendiğine dair herhangi bir ödeme belgesi sunulmayıp böyle bir savunma ileri sürülmediğinden TBK'nun 168. maddesi anlamında davacıya rücu hakkının doğmadığı, davalı yanın davacının hakediş bedelini ödemekle yükümlü olduğu, SGK prim borcu ile ilgili savunmasının davalının üzerinde düşenden fazla olarak SGK'ya ödeme yapması halinde dinlenebileceği, eldeki davada hizmetin verildiğinin sabit olması karşısında davalı yanın itirazının iptali gerektiğinden davanın kabulüne, takip faturaya dayalı ve taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenip davalı yanca da bilindiğinden takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek davacı şirketin kendi edimini yerine getirmeden borcun ifasını isteyemeyeceğini, müvekkilinin hizmet bedelini kabul eder bir beyanı olmadığını, davacının davasını ispat etmesi gerektiğini, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, alacağın likit olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.   Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında; davacı tarafından davalı aleyhine 19.885,14 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, davalı tarafça borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak olarak cari hesap ekstresi sunulmuştur.Sözleşme;Taraflar arasında 15/04/2017 tarihinde imzalanan Gözetim Hizmetleri Sözleşmesinde, davacı Hizmet Veren, davalı Hizmet Alan olarak anılmaktadır.Sözleşmenin 2.maddesinde Konusu; Hizmet Veren tarafından, Hizmet Alan'ın faaliyette bulunduğu mevcut adresindeki bina, tesis ve alanların giriş çıkış kontrolü ve saha genel denetiminin sağlanması için gerekli işlemlerin yerine getirilmesi olarak açıklanmıştır.Tarafların Hak ve Yükümlülüklerinin düzenlendiği 3.maddenin, 3.2.bendinde işçilik ücretleri, yol, kıyafet, ekipman giderlerinin Hizmet Veren'e ait olduğu ifade edilmiştir.Sözleşme Bedeli Ve Ödenmesi başlıklı 4.maddesi;\"4.1. Bu sözleşme 15/04/2017 tarihinden 15/04/2018 tarihine kadar geçerli olacaktır. Toplam 3 personel ile verilecek hizmetin aylık bedeli 8.202,90 TL + KDV'dir. Bu tarihten itibaren ve her on iki ayda bir Yıllık TUİK TÜFE-ÜFE ortalaması dikkate alınarak ücret artışı yapılacaktır.4.2. Her aya ait hizmet bedeli için ayın son gününe fatura düzenlenecek ve fatura tarihinden itibaren en geç 10 (on) gün içinde Hizmet Alan tarafından Hizmet Veren'in şirket hesabına havale veya EFT olarak ödemesi yapılacaktır.4.3. Hizmet süresince devletin belirlemiş olduğu Asgari Ücret ve yasal artışlar ücrete ilave edilecektir.4.4. Fatura kesim tarihinden itibaren en geç 30 gün içersinde ödemenin yapılmaması durumunda Hizmet Veren hizmeti sona erdirebilecektir.\" şeklinde düzenlenmiştir.İhtarnameler; 1-Davacı tarafından, Bakırköy ...Noterliğinden keşide edilen 06/12/2017 tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamede; 31/10/2017 tarihli ... seri no.lu faturadan kaynaklanan 8.350.55TL ve 30/11/2017 tarihli ... no.lu faturadan kaynaklanan 8.350.55 TL olmak üzere 30/11/2017 tarihi itibariyle toplam 16.701,10 TL alacağın taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4.2.maddesine uygun olarak ödenmediği belirtilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmemesi halinde sözleşmenin 4.4.maddesi gereğince hizmetin sona erdirileceği ve alacakla ilgili olarak hukuki sürecin başlatılacağı ihtar edilmiş ve davalı şirkete 08/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.2-Davalı tarafından Beyoğlu .... Noterliğinden keşide edilen 07/12/2017 tarih ... yevmiye  no.lu ihtarnamede; hizmet sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere ilişkin yasal SGK bildirimleri ve ödeme makbuzlarının en kısa sürede verilmesi defaten iletilmesine rağmen gerekli belgelerin sunulmadığı belirtilerek, iş bu ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde SGK bildirimleri ile ödeme makbuzlarının sunulması talep edilmiştir. 3-Davalı tarafından Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 15/12/2017 tarih ... yevmiyeli no.lu ihtarnamesi ise davacı şirket tarafından keşide edilen Bakırköy ....Noterliğinin 06/12/2017 tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamesine cevaben düzenlenmiş olup; davacı şirket tarafından gönderilen ihtarname ile fatura alacaklarının ödenmesi ihtar olunduğu, akabinde 11/12/2017 tarihi saat 24:00 itibariyle personeller çekilerek hizmetin kesildiği, hizmet sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere ilişkin yasal SGK bildirimleri ve ödeme makbuzlarının defaten ve son olarak Beyoğlu .... Noterliğinden keşide edilen 07/12/2017 tarih ... yevmiye  no.lu ihtarname ile talep edilmesine rağmen evrakların iletilmediği, SGK'dan yapılan sorgulamada hizmet alınan işçilerin SGK primlerinin yatırılmadığı ve borç tahakkuku olduğunun tespit edildiği açıklanarak, SGK bildirimleri ve ödeme makbuzlarının gönderilmesi halinde kooperatif nezdinde bulunan alacakların ödeneceği bildirilmiştir. Bilirkişi raporları; 1-Mali müşavir ... tarafından düzenlenen 12/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda; Tarafların 2017 yılı ticari defler ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde 31/10/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL bedelli faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, 31/11/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL, 12/12/2017 tarih ... seri nolu 3.061,88 TL bedelli faturaların davacı şirketin yevmiye defterinin 31/10/2017 tarihi sonrası yazılı olmadığından tespit edilmediği, yine bu faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olmadığı, ancak her iki tarafın defterlerine göre 31/10/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL bedelli fatura kaydından sonra davacının 8.472,71 TL alacaklı ve davalının aynı tutarda borçlu olduğu, Davacı şirketin gerek davalının işyerinde çalıştırdığı, gerekse farklı işyerlerinde çalışan personellerine ilişkin tahakkuk eden ancak ödenmeyen prim borçlarının bulunduğu, farklı işyerlerindeki personeller için ödenmeyen SGK Prim borçlarının toplamda 142.428.15 TL, davalı şirketin işyerinde çalışan personeller için ödenmeyen SGK prim borcunun ise 14.269.84 TL olduğu, bu durumda davacının toplamda SGK Prim borcunun 156.697.99 TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir. 2-Aynı bilirkişiden alınan 11/10/2019 tarihli ek raporda; davacı defterlerine ait 31/10/2017-31/12/2017 arası kayıtlar yeniden incelendiğinde son iki faturanın 30/11/2017 tarih ... yevmiye ve 12/12/2017 tarih ... yevmiye ile kayıtlı olduğunu ancak davacının 2017 yılı yevmiye defter kapanış tasdikinin olmadığının tespit edildiği, bu tespit sonucunda davacının  cari hesap bakiyesinin 19.885.14 TL alacaklı olduğu, sözü edilen iki faturanın davalı defterlerinde ise kayıtlı olmadığı ve celp edilen BA formlarında da beyan edilmediği, bu nedenle iki fatura yönünden hizmetin verilip verilmediği hususunda kanaat oluşmadığı, davacının son iki fatura konusu hizmetin davalı yana verildiğini ispatlanması halinde 19.885.14 TL alacak talep edilebileceği belirtilmiştir.3-Bilirkişiler mali müşavir ..., hukukçu  ... ve güvenlik uzmanı ... tarafından düzenlenen 25/09/2020 tarihli 2.ek raporda; Dava konusu olayda, davalı şirketin faturanın içeriğine itirazı olmadığı gibi, Bakırköy ... Noterliğinin 15/12/2017 tarih ... yevmiyeli no.lu cevabi ihtarnamesi ile davacı şirketin 11/12/2017 tarihi saat 24:00'e kadar sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünü yerine getirdiğini kabul ettiği, esasen davalı şirket cevap dilekçesinde de gerek fatura içeriği gerekse faturaya konu hizmetin verilip verilmediği yönünde her hangi bir itirazda bulunmadığı, davalı şirketin hizmet alım sözleşmesi kapsamında kendi bünyesinde davacı şirketin sigortalı elemanı olarak çalışan 3 kişiye ait prim borçlarından, davacı şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı şirketin dava dışı SGK'na prim borcu bulunduğunu, davacı şirketin prim borcunu ödememesi nedeniyle SGK'ya karşı borç yüküne gireceğini, davacı şirketin hizmet sözleşmesi edimini bu anlamda yerine getirmeden edim ifası talep edemeyeceğini, davacı şirketin alacağının SGK alacağına yatırılmak üzere uhdesinde durduğunu savunduğu, davalı şirketin bu açık kabulü karşısında ek rapordaki \"faturaya konu hizmetin verildiğinin ispatlanması\" gerektiği yönündeki görüşten dönülmesi gerektiğinin heyetçe değerlendirildiği, davalı şirketin dava dışı işçiler nedeniyle SGK'na ödemek zorunda kaldığı prim nedeniyle TBK'nın 167. maddesine göre davacı şirketten talep hakkı doğacağı ancak davalı şirket tarafından bu yönde herhangi bir ödeme yapılmadığından rücu hakkının doğmadığının kabulü gerektiği, davacının takibe konu edilen miktar kadar yani 19.885,14 TL alacaklı olduğu hususlarında görüş bildirilmiştir. İnceleme ve değerlendirme;6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.  Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.)Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.  Yukarıda yer verilen emsal kararlar ve açıklamalar çerçevesinde; 31/10/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL bedelli faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olması karşısında, davacının bu fatura nedeniyle alacaklı olduğu sabittir. Alacağa konu 31/11/2017 tarih ... seri nolu 8.350,55 TL ve 12/12/2017 tarih ... seri nolu 3.061,88 TL bedelli faturalar ise davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı için ispat yükü davacı üzerindedir. Ancak davalı tarafın hizmetin verilmediği hususunda bir itirazı olmadığı gibi fatura bedellerinin ödenmemesine davacının SGK borçları gerekçe gösterilmiştir. Ayrıca davalı tarafından Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 15/12/2017 tarih ... yevmiyeli no.lu ihtarnamede açıkça \"11/12/2017 tarihi saat 24:00 itibariyle personeller çekilerek hizmetin kesildiği\" belirtilerek, 11/12/2017 tarihine kadar hizmetin verildiği kabul edilmiştir. Bu durumda davacı tarafından 11/12/2017 tarihi dahil olmak üzere hizmet verildiği ve 19.885.14 TL alacaklı olduğu sabit hale gelmiştir. Davalı söz konusu hizmet bedelini davacının çalıştırdığı personellere ilişkin SGK borçlarının bulunması ve bu borçların ödenmemiş olmasına dayandırmaktadır.Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri, daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmeden veya ifasını önermeden, ifayı talep ederse, karşı taraf, bir \"karşı hakka\", özellikle \"def'i hakkı\"na dayanarak ifadan kaçınabilir. Bu tür sözleşmelerde ifadan kaçınma hakkına ödemezlik def'i denir (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2090). Ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması (edimler arasında karşılık ilişkisi bulunması, karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin içerdiği edimlerin değişim (mübadele) ilişkisi içinde bulunması), ödemezlik def'i ileri sürülen alacağın geçerli olarak doğması ve muaccel olması, tarafların edimleri aynı zamanda ifa yükümlüğü bulunması gerekmektedir. Değişim ilişkisi içinde ilke olarak asli edim yükümlülükleri yer alır... Yan edim yükümlülüğünün değişim ilişkisi içinde yer alıp almadığı somut olay göz önünde tutularak çözümlenir. Yan edim olmaksızın asli edimin herhangi bir değer arzetmediği sözleşmelerde, yan edim değişim ilişkisi içinde yer alır... Değişim ilişkisi içinde bulunmayan yan edim ve yan yükümlülükler hakkında ödemezlik def'i kullanılamaz... Ödemezlik def'inin dayandığı temel düşünce, taraflardan her birinin karşı taraftan olan alacağıdır. Bu nedenle ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için, her şeyden önce karşı alacağın geçerli olarak doğması, sonra da varlığını devam ettirmesi, henüz sona ermemiş olması gerekir... Ödemezlik def'i sözleşmeden doğan her iki edimin de muaccel olmasını gerektirir. Borçlardan biri muaccel değilse, bunun alacaklısı ödemezlik def'ini ileri süremez  (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2096 2098, 2100). Dava konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde; davacının asli edimi sözleşme kapsamındaki hizmetleri vermek, davalının asli edimi ise hizmet bedelini ödemektir. Sözleşmede, hizmet bedelinin ödenmesi davacı tarafından SGK prim ve borçları ödenerek bunun belgelendirilmesine dayandırılmamıştır. Bu nedenle SGK ödemelerinin yapılmadığı ve belgelendirilmediği ileri sürülerek ödemezlik definde bulunulması mümkün değildir. Ayrıca davalı, davacı şirketin unvan değişikliği yapmadan önce ... Limited Şirketi adıyla faaliyet gösterdiği sırada SGK borçları nedeniyle tarafına haciz ihbarnamesi gönderildiğini ifade ederek, bu nedenle hizmet bedelini ödemekten kaçındığını ileri sürmüş ve SGK tarafından gönderilen haciz ihbarnamelerini sunmuş ise de, bu durumda yapılması gereken işlem 6183 sayılı yasanın 79.maddesinde düzenlenmiştir. 79.maddenin 3.bendinde \"Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.\" düzenlemesi gereğince üçüncü kişinin yapması gereken işlem açıktır.  Bu durumda, davalının davacıya takibe konu edilen bedel kadar borçlu olduğu tespit edildiğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.  Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı)Somut olayda; dava konusu alacağın sözleşmeye dayalı ve likit bir alacak olduğu anlaşılmakla, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 340,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 87,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c6e7e3920c1c6d1","SID":"7ee445a39424af4d"}}