{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/193 <br>KARAR NO: 2024/330<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/279 Esas<br>KARAR NO: 2019/294<br>KARAR TARİHİ: 08/03/2019<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı kooperatifin, Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mah 2009/775 E sayılı dosyasından verilen karar ile 04.01.1996 yılında yüklenici olarak sözleşme yaptığı arsa sahibi ... kooperatifine tazminat ödemesine karar verildiğini, kooperatif yönetiminin, ... ile yapmış olduğu protokol ile mahkeme ilamına konu olan tazminat tutarını karşılıklı yapılan protokolle indirdiğini, davacı kooperatifin bu tazminatı ödemesi halinde henüz tapu tahsisi yapmadığı üyelerine, tahsis yaparak kooperatifi fesh etmek için bu tazminatın ödenmesi amacıyla bir dizi olağan ve olağanüstü toplantılar yapıldığını, bu bağlamda 20.05.2012 tarihli genel kurul toplantısında daha evvel tapu tahsisi yapılmış üyelerden de 9.000.TL toplanmasına karar verildiği, kooperatif üyesi olup daha önce tapusunu almış olan davalıdan, genel kurul kararı uyarınca ödemesi gereken borç ödenmediği için hakkında icra takibi başlatıldığını,  her ne kadar icra takibi 9.600.TL üzerinden başlatmış ise de davaya dayanak yapılan genel kurulda faize ilişkin karar alınmadığından emsal davalarda da bu kısım red edildiğinden icra takip talebindeki faize ilişkin kısımdan vazgeçip itirazın 9.000-TL üzerinden itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davalı kooperatifin 1996 yılında kurulduğu, kuruluşundan beri tüm aidatları yatırdığı, 11.04.2004 tarihinde noter huzurunda kura çekilmesi sonucu, kura tutanağına dayanılarak ... yevmiye nolu işlemle adına isabet eden bağımsız bölümün 18.11.2005 tarihinde tapuda adına tescil edildiği, kooperatifin ferdi mülkiyete geçtiği, ferdi mülkiyete geçildikten sonra da ödemeleri ... Blok apartman yönetimine ödediği, üyelik gereği iktisap ettiği bu daireyi 3. kişiye sattığını, ferdi mülkiyete geçildikten sonra artık 1163 sayılı kanunun değil 634 sayılı kat mülkiyeti kanunun uygulanması gerektiğini, tapu senedinden de görüleceği üzere tapunun ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından adına tahsis edildiğini, borcu olmayan üyelerin ... tarafından ... ne devredildiği bu nedenle davacı ... ile bir ilgisinin kalmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, 1996 yılında yapılan sözleşme gereği ödenen tazminattan sorumlu tutulamayacağını zira aradan 13 yıldan fazla bir sürenin geçmiş olması nedeniyle alacağın zamanaşımına uğradığı bu nedenle davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"...1163 sayılı Koop.Kan. Göre  alacakların tahsilinde 5 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu  2012 tarihli genel kurul kararının süresi içinde  2016 tarihinde  icra takibine konu edildiği  bu nedenle yasal süresi içerisinde talep edildiği bu nedenle de  zamanaşımı itirazının da kabul edilmeyeceği, bilirkişi raporu gereğince üyeliğin devrinin yasal yollardan davacı kooperatife yazılı olarak bildirilmediğinden davacı üyeliğinin dava tarihi itibariyle devam ettiği, 20.05.2012 tarihli  genel kurul kararı gereğince 9000 Tl nın üyelerden talep edileceği bu nedenle davacının talebinin yasal olduğu,\" gerekçesiyle Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalı tarafın 9.000,00TL borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına, 9.000,00 TL'sına takipten tahsile kadar ticari avans faizi uygulanmasına, 9.000,00TL'sına %20 icra inkar tazminatı uygulanmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde cevap dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava,  genel kurul kararına istinaden kooperatif alacağın tahsili amacıyla   başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine, 20/05/2012 tarihli genel kurul kararına istinaden borç ve aidat alacağına dayalı  11/01/2016 tarihinde 9.000,00 TL asıl alacak, 600,00 TLfaiz olmak üzere toplam 9.600,00 TL miktar üzerinden takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.  Dosya kapsamına göre ; davacı kooperatifin ortaklar pay defterine göre davalının kooperatif üyesi olduğu, adına tahsis ve tescil edilen taşınmazı  04.04.2014 tarihinde ...'a satış işlemi gereğince devrettiği, ancak satış işlemi sonrasında üyeliğin devrine ilişkin davacı kooperatife yapılmış bir bildirim bulunmadığı, davacı kooperatifin 2014-2015-2016 hesap yılı genel kurul toplantılarına ilişkin genel kurul tutanakları ve hazirun cetvellerinde  kayıtlı ortak olmasına rağmen bu toplantıların hiç birisine katılmadığı,  takibe dayanak gösterilen 20.05.2012 tarıhinde yapılan 2011 hesap yılı Genel Kurul'un  6 nolu kararı ile 2012 yılının bütçe ve çalışma programının görüşülmesi neticesinde kooperatifin mahkeme kararı ile tescil edilen ... kooperatifine kalan borcun miktarı ve ödeme planı hakkında bilgi verildiği, 7 nolu karar ile tapusunu önceden almış üyelerden 9.000,00 TL tahsil edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacı kooperatifin 20.05.2012 tarihinde yapılan 2011 hesap yılı genel kurulunun 7 nolu kararı gereğince tapusunu önceden almış ortaklardan tahsil edilmesine karar verilen 9.000.TL tutarındaki ödemenin  tahsili amacıyla davaya konu icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Somut olayda öncelikle çözümü gereken; davalı adına tashih ve tescil edilen taşınmazın üçüncü kişiye devredilmiş olması  üyelik devrinin sonucuna etkili olup olmadığı hususudur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 10. maddesinde; her ortağın kooperatiften çıkma hakkı bulunduğu, 13. maddesinde; yönetim kurulunun, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınması halinde, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirdiğinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceği, 14/3 maddesinde, ortaklığın devredilebileceği, yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortak nitelikleri taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.  Yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği üyelik devrinin taşınmaz tahsisi ve tapuda ferdileşme yapılmış ancak henüz kooperatifin tasfiyesi tamamlanmamış ise ferdileşme sonucu üyeye isabet eden, adına tahsis edilen taşınmazın kooperatif üyeliğinden bağımsız olarak devri mümkündür. Ve bu şekildeki devirlerde bağımsız bölümün satımının, devrinin üyeliği kendiliğinden satın alana geçirmeyeceği de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/10/2006 tarih 2005/9877 E, 2006/10840 K. sayılı örnek içtihadındaki \" dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, yapı kooperatiflerinde, ortağa intikal eden taşınmazın yanında, ayrıca ortaklık payının da devri yapılmadığı taktirde, eski ortağın kooperatif ortaklığı devam edeceğinden, kooperatife karşı borçlu olan, konutun devredildiği kişi olmayıp eski ortak olacaktır. Bu durum karşısında mahkemece davanın eski ortaktan sadece konut mu satın olduğu yoksa konut ile birlikte ortaklığı da mı devir alacağı araştırılarak, konut ve ortaklık birlikte devralınmış ise genel kurulda alınan kararın davalıyı da bağlayacağının kabul edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının konut satın almasıyla aynı zamanda kooperatif ortağı da olduğu gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. \" şeklindeki açık içtihadında da görüldüğü üzere üyelikle taşınmazın ayrı devrinin mümkün olduğu, ancak ortaklık devredilmediği adına tahsis edilen taşınmazı devreden kooperatif üyesinin kooperatif borçlarından sorumluluğu devam edecektir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; kooperatif üyesi davalı ... adına tahsis ve tescil edilen taşınmazı 2014 yılında  3. kişiye satışını gerçekleştirmiş ise de Kooperatifler Kanunu 14. Maddesi  uyarınca üyeliğini devrettiğini ispatlayamadığı gibi aynı yasanın 10. Maddesi uyarınca kooperatif üyeliğinden çıktığına ilişkin bir iddiası da bulunmadığından kooperatif üyeliği devam eden davalının, kooperatif borçlarından dolayı sorumlu olduğu, takibi dayanak yapılan alacağın, davacı kooperatifin mahkeme kararı ile tescil edilen ... Kooperatifi'ne kalan borcun ödenmesine  ilişkin  20.05.2012 tarıhinde yapılan 2011 hesap yılı Genel Kurul'un  7 nolu karar ile tapusunu önceden almış üyelerden 9.000,00 TL tahsil edilmesine yönelik alınan karar olup  genel kurul kararları iptal edilmediği sürece tüm ortakları bağlayıcı nitelikte olduğu ve  kararın alındığı tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde takibin başlatıldığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle bu yöndeki ilk derece mahkemesi kararı dosyadaki bilgi ve belgeler uyarınca usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-HMK' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 198,40 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 229,20 TL' nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere harç yönünden oy çokluğu, diğer yönlerden oy birliği ile karar verildi.06/03/2024 <br>MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu \" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği , (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının  III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \" (değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E 2021/7367 K sayılı ilamında da ''...... Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına ''dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça  istinaf yasa  yoluna başvurulması halinde  Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile  nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle,  sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin  görüşüne katılmamaktayım. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1eb7867f79ea339e","SID":"c214a40f6c4cf926"}}