{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/109 <br>KARAR NO: 2024/274<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/678 <br>KARAR NO: 2020/610<br>KARAR TARİHİ: 20/10/2020<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile davacı şirket arasında akdedilen 03/04/2015 tarihli ''Servis Sözleşmesi'' davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, davalı şirketin fesih sebebi herhangi bir hukuki gerekçeye dayanmamakta olduğundan iş bu feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin haksız fesih nedeniyle uğradığı maddi zararların tazmininin gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız fesih nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL tutarındaki kar kaybı ve müvekkilinin yapmış olduğu yatırımlara ilişkin uğrayacağı 5.000,00 TL tutarındaki zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket servislerinin organizasyonda değişikliklere gittiğini, bu kapsamda da yeni bir servis ağı yapılanması uygulama kararı aldığını, davalı şirket servis hizmetlerinde bölge servisleri sistemine geçtiğini, müvekkili şirketin söz konusu değişikliği Türkiye genelinde uygulamasındaki öncelikli amaçlarından birisi de müşteri memnuniyetini sağlamak olduğunu, sözleşmenin sona erdirilmesi ile hedeflenen amaç davacı işletme ile sözleşmeyi sona erdirip yerine başka bir servis ile sözleşme imzalamak olmadığını, kaldı ki böyle bir işlem de yapılmadığını, davacıya teklif edilenlerin hiçbiri bir yükümlülük değil, esasen davacının da bunu bildiğini, davalı şirket sözleşmeden doğan haklarını kullandığını, davacının söz konusu sözleşmeden doğan herhangi bir hakkının bulunmamakta olduğunu, kaldı ki davacı talep ettiği zarar kalemlerine ilişkin herhangi somut bir delil de sunamadığını, zira zararının da bulunmadığını, açıklanan nedenlerle her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuka aykırı üstelik kötü niyetle ikame edilmiş olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Taraflar arasında 03.04.2015 tarihinde servis sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile davacı yanın davalı yanın yetkili servis işlerini aldığı, davalı tarafından 11.05.2018 tarihinde Beşiktaş ... Noterliğinden gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 03.04.2015 tarihli servis sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin 3 yıl boyunca geçerli olacağı, 3 yıllık sürenin dolmasından 30 gün önce taraflar sözleşmenin yenilenmesi konusunda karşılıklı anlaşarak sözleşmenin yenilenmesine karar vermedikleri takdirde sözleşmenin 3 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında servis sözleşmesinin yenilendiğine dair dosya içerisinde bir bilgi ve belge olmadığı feshin taraflar arasında ki sözleşme kapsamına uygun olarak yapıldığı, davacı yanın bu nedenle talepte bulunamayacağı anlaşılmış davanın reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, yetkili servis sözleşmesinin bir eser sözleşmesi olduğu göz önüne alındığında feshin usulüne uygun yapılması ihtimalinde dahi davacının uğramış olduğu zararın ve yaptığı masraflarının tazmin edilmesi gerektiği, sözleşmenin 03.04.2015 tarihinde başlayıp 03.04.2008 tarihinde sona ermesi gerekeceğinden ve bu tarihten sonra da ticari ilişkinin devam ettiği nazara alındığında sözleşmenin örtülü olarak devam ettiğinin anlaşılacağı, sözleşmenin 9/2 maddesi uyarınca 90 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla tarafların sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu, 2012 yılından beri ticari faaliyet yürütülen bir şirketin iş yerinin sona ermesinin bu süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin detaylı incelenmesi gerektiği, bilirkişi raporunun maddi hatalar içerdiği, alanında uzman mimar veya inşaat mühendisi tarafından keşif yapılması talebinin mahkeme tarafından değerlendirilmediği, sözleşmede 9. maddede sona erme tarihinden 30 gün önce karşılıklı anlaşarak sözleşmenin yenilenmesine karar verilmemesi durumunda sözleşmenin 3 yıllık sürenin sonunda sona ereceğinin düzenlendiği, davalı şirket tarafından 06.04.2018 tarihli maili gönderildiği ve fesih konulu bu yazının davacı tarafça noterlik kanalıyla gönderilen ihtarnameyle kabul edilmediğini belirtildiği, davalının feshinin haklı hukuki bir gerekçeye dayanmadığı, TMK m. 2 ye aykırılık teşkil ettiği, iş bu haksız değişiklik nedeniyle davacının maddi zarara uğradığı (çalışan işçi sayısı ve servis araçlarının artırdığı, kira sözleşmeleri düzenlendiği, 1 sene boyunca elde edeceği gelirden yoksun kaldığı gibi) belirtilerek uğranılan zararların tazmininin gerektiği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, 03.04.2015 tarihli sözleşmenin feshi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 03.04.2015 tarihli servis sözleşmesinde davacının yetkili servis, davalının ise ... veya SETK olarak anıldığı anlaşılmakla sözleşmenin uyuşmazlığa konu maddeleri incelendiğinde; <br>1-GİRİŞ VE SÖZLEŞMENİN KONUSU   İş bu sözleşmenin konusunu oluşturan ve kapsamı/ GSPN 'de belirlenen ürünler, garanti dönemi de dahil olmak üzere zaman zaman bakım ve onarım gerektirmektedir. Yetkili servis, ...'un talepleri doğrultusunda iş bu sözleşmede belirtilen şart ve koşullar dahilinde, Garanti Dönemi süresince ve garanti dönemi haricinde /sonrasında ürünlerin bakım ve servis hizmetini yerine getirmeyi kabul ve taahhüt eder. İş Bu sözleşmenin konusu, ürünlerin bakım ve servis hizmetlerinin yetkili servisi tarafından ...'un kurduğu satış sonrası servis sistemine dahil olarak yerine getirilmesi şartlarının ve tarafların bu doğrultudaki hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibarettir. <br>3-TARAFLAR ARASINDAKİ HUKUKİ İLİŞKİ 3.1.Taraflar, bu sözleşme ile bir vekalet yada tabiyet ilişkisi yaratılmadığını, yetkili servisinin bağımsız işletmeci sıfatıyla işin her türlü riskini bilerek ve üstlenerek, bu sözleşmeye taraf olduğunu ve bu sözleşmenin hiçbir şekilde tüm Türkiyede tek yetkili servis, servislik, acentelik, ticari vekillik ya da mümessillik, ortaklık, istihdam, ortak girişim (joint-venture) bağlı kuruluş, şubeye ve benzeri iş ilişkisi tesis etmediğini, yetkili servisi ürünlere servis hizmeti vermek dışında bir sıfatının olmadığını, ...'un bileşkenler veya parçalarının herhangi bir üreticisi ya da başka bir husus ile ilgili bir kimseye karşı ileri sürebileceği talepleri ... namına ve hesabına ileri süremeyeceğini, alt yetkili servis (taşeron) kullanamayacağını kabul ve beyan eder. <br>9-SÜRE VE FESİH  9.1-İş bu sözleşme imzalandığı tarihte yürürlüğe girer ve 3 (üç) yıl süreyle yürürlükte kalır. Taraflar işbu sözleşmelerin sona erme tarihinden 30 gün öncesinden karşılıklı mutabakatla sözleşmenin yenilenmesine karar vermedikleri takdirde, sözleşme işbu 3 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. İş bu sözleşmenin yenilenmemesi sebebiyle taraflar birbirlerinden herhangi bir tazminat talep etmeyecektir.9.2-Taraflardan herhangi biri, diğer tarafa doksan (90) gün önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla, iş bu sözleşmeyi feshetme hakkına haizdir. Bu hüküm uyarınca fesih yapıldığı takdirde 90 günlük fesih süresinden sonra , fesih sonrası tasfiye sürecinin yönetilmesi için doksan (90) günlük bir süre verilecektir. Tasfiye işlemleri sözleşme hükümlerine göre yapılacaktır.9.3-İşbu sözleşme içerisindeki maddelerde ...'un derhal fesih hakkı olduğu düzenlenen hallerin gerçekleşmesi halinde yetkili servisi önceden herhangi bir ihtar ve süre verilmesine gerek olmadan ...'un derhal etkili olacak şekilde iş bu sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkı vardır. Yetkili servisin iş bu sözleşmenin ve/veya eklerinin bunların dışındaki herhangi bir hükmünün ihlal etmesi halinde, ..., yetkili servise durumu noter kanalıyla yazılı olarak bildirerek 3 (üç) gün içinde söz konusu aykırılığın giderilmesini ya da yükümlülüklerini yerine getirilmesini talep eder. Aynı zamanda ..., bu süre boyunca yükümlülüklerini yerine getirmeme hakkına sahiptir. Yetkili servisin yukarıda belirtilen sürede yükümlülüklerini yerine getirmemesi ya da aykırılığı gidermemesi halinde, ... iş bu sözleşmeyi haklı sebeple feshetmek hakkına sahiptir. Bu durumda taraftarının fesih tarihine kadar doğmuş alacaklarını talep etmek hakları saklıdır .4-Madde 9.2 ve 9.3'e halel gelmeksizin, taraflar aşağıdaki hallerde yazılı bildirimde bulunmak şartıyla, iş bu sözleşmeyi derhal fesh etme hakkına haizdir. Bu halde fesih bildirimin karşı tarafa ulaştığı andan itibaren sözleşme feshedilmiş sayılacaktır.'' hükümleri yer almaktadır.Davalı şirket tarafından 06.04.2018 tarihinde davacıya gönderilen mailde \"tüketici memnuniyetini artırmaya ve ilgili yasal mevzuata uyumu temin etmeye yönelik Türkiye genelinde cep telefonu ve mobil ürünler için yeni bir servis ağı yapılanmasını uygulama kararı gerekçesiyle ... markalı cep telefonu ve mobil ürünleriyle ilgili imzalanan sözleşme,20.07.2018 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde sözleşmenin feshedileceğine\" yönelik olarak Fesih Protokolü gönderilmiştir. Fesih Protokolü'nde; davalı tarafından düzenlenen işbu protokolde taraflar arasında ... markalı cep telefonu ve mobil ürünlerin satış sonrası servis hizmetlerine ilişkin olarak taraflar arasında servis sözleşmesi imzalandığı, ancak ...'un tüketici memnuniyetini artırmaya ve ilgili yasal mevzuata oyumu temin etmeye yönelik Türkiye genelinde cep telefonu ve mobil ürünler için geçerli olacak şekilde yeni bir servis ağı yapılanmasını uygulama kararı aldığı, bu kapsamda tarafların işbu fesih protokolünde belirtilen şartlar çerçevesinde sözleşmeyi ortak mutabakatlarıyla 20.07.2018 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshetme kararı aldıkları, sözleşme şartları uyarınca ...'un ibraz edildiği ve bu protokolün dışında herhangi bir talepte bulunamayacağının beyan edildiği belirtilmiştir. İş bu sözleşmenin ''servise sağlanan haklar ''başlıklı 2. maddesi'nin VI. maddesinde ...'un, servise yasal ve sözleşmesel olarak hiçbir yükümlülüğü olmamasına rağmen tamamen iyi niyet kapsamında 254.100,00 TL +KDV tutarında bir tazminat ödemesi yapacağı ve bu ödemenin tamamen iyi niyet sonucu olduğu ve protokoldeki yükümlülüklere uygun davranılması kaydıyla verileceği belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen fesih protokolüne karşı davacı tarafça Bakırköy ... Noterliği vasıtasıyla gönderilen ... yevmiye numaralı ve 9 Mayıs 2018 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin haklı bir nedene dayanmaksızın tek taraflı olarak sona erdirmek istenildiğinin gerek sözlü ve gerekse 09.04.2018 tarihli mailin içeriğinde belirtildiği, fesih protokolünün 2.6. maddesinde ... tarafından 254.100,00 TL+ KDV tutarında kabul edilmesi mümkün olmayan bir tazminat ödemesi yapılacağını düzenlendiği, feshin soyut ve gerçeklikten uzak gerekçelerin haklı bir neden teşkil etmediği ve bu nedenle kabul edilmediği, şirketin yapmış olduğu yatırıma ilişkin uğrayacağı zarar, personel ödemeleri, kazanç kaybı ve diğer muhtemel zararların 5 gün içerisinde ödenmesi bildirilmiştir. Davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliği vasıtasıyla gönderilen 11.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede, 03.04.2015 tarihli servis sözleşmesindeki cep telefonu ve mobil ürünler için geçerli olan yetkinin, çeşitli avantajlar sunan fesih protokolünün kabul edilmemesi nedeniyle ilgili sözleşme hükümlerine uygun olarak kaldırıldığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca ve sözleşmedeki ... ürünler için verilen yetkinin sadece ... ürünler için sunulan servis hizmeti için geçerli olmak üzere işbu ihtarın tebliğinden itibaren 90 gün sonra geçerli olmak üzere kaldırıldığı, yetkilendirmenin sona ereceği tarihe kadar sözleşme dahilinde belirlenmiş yükümlülüklerin aynen devam edeceği belirtilmiştir. Bilirkişi Raporları:1-Mali müşavir tarafından 2019/37 Talimat sayılı dosya ile düzenlenen raporda özetle; Davacı şirketin yıllık geliri vergi beyannamesi üzerine yapılan incelemede davalı şirket ile olan sözleşmenin iptalinden sonra 10.406,66 TL'lik kar mahrumiyetinin bulunduğu, davacının işten çıkarmak zorunda kaldığı personellerle ilgili tediye makbuzu, iş çıkış bildirgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde 61.944,14 TL'lik tazminat ödediği, bunun yevmiye defterinde kayıtlı olmadığı, sözleşmenin feshinden sonraki kira kontratından kaynaklanan kaybının, fesih tarihi olan 20.07.2018 tarihi itibariyle 70.200,00 TL olduğu, kiralanan iş yerinin kiraya verilme süresi ve mülk sahibinin hak kaybının önlenmesi için bilirkişi raporu ile bu tutarın belirlenmesi gerektiği, davacının iş yerinin bakım ve onarımı için masraf giderinin 20.269,84 TL olduğu, bazı tazminat taleplerinin fatura ve belge sunulmadığı için ispatlanmadığı, yevmiye kapanış tasdikinin yasal sürede yapılmadığı belirtilmiştir.  Taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı bilirkişi raporuna yönelik olarak itiraz dilekçesi sunulmuş ve bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda kök rapordaki bilgiler tekrar edilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan 29.01.2020 tarihli beyan dilekçesinde, davacı tarafın servis yetkilerinin Ağustos 2018 yılında kaldırıldığı ve 2017 yılı ile 2018 yılının karlılık oranlarının karşılaştırılmasının zarar tespiti yönünden makul olmadığı, işçilere ödendiği belirtilen 61.944,14 TL'lik ödemenin herhangi bir banka kaydı olmaması ve yevmiye defterinde yer alamaması nedeniyle yerinde olmadığı, kira sözleşmesine konu mecur'un halen davacı tarafından kullanıldığı, mecur'un bakım ve onarım giderinden davalının sorumlu olmayacağı, zira 1 seneyi aşkın bir süre kullanıldığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf dilekçesinin kanunun amir hükümleri çerçevesinde incelenmesi: -Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin hukuki niteliği; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler, taraflar arasında düzenlenen servis sözleşmesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, eser sözleşmesi ve hizmet sözleşmesi hükümlerini içinde barındıran, karma nitelikli bir akit olarak tanımlamak mümkündür Taraflar arasında 03.04.2015 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren servis sözleşmesinin ''süre ve fesih'' başlıklı 9. maddesinde 3 (üç) yıl süreyle yürürlükte kalacağı, tarafların işbu sözleşmelerin sona erme tarihinden 30 gün öncesinden karşılıklı mutabakatla sözleşmenin yenilenmesine karar vermedikleri takdirde, sözleşme işbu 3 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden sona ereceği belirtilmiştir.   Yine sözleşmenin 9.2. maddesinde taraflardan herhangi birinin diğer tarafa 90 gün önceden yazılı da bildirimde bulunmak şartıyla ve seçme hakkına haiz olduğu belirtilmiştir. İş bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere taraflara herhangi bir sebep ileri sürmeksizin sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanınmıştır. -Sözleşmenin 9.2. maddesinin genel işlem koşullarına aykırılık teşkil ettiği yönündeki itiraz:  Bilindiği üzere 6098 sayılı TBK’de de sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’de, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4717 E. 2022/8916 K. sayılı ilamında genel işlem koşuluna ilişkin olarak ''... Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.   Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir.'' tespit yapılmıştır. davada ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin tip sözleşmesi olduğu ve genel işlem koşullarına aykırılık yönünden yapılan incelemede ise, TBK m. 20. ve 25. maddeleri açısından değerlendirildiğinde, sözleşme tarafını aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı nitelik taşımadığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, önel verilerek sözleşmenin feshine ilişkin 9.2. maddesinin taraflar arasında geçerli olduğuna karar vermek gerekmiştir. -Feshin TMK m.2'ye aykırılık teşkil ettiği yönündeki itirazın değerlendirilmesi: 4721 sayılı TMK'nin 2. maddesinde ise \"Dürüst Davranma\" başlığı altında \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmüne yer verilmiştir.Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, kanun hükümlerinin katı uygulanması nedeniyle meydana gelebilecek olan hakkaniyete, ahlak anlayışına ve adalete aykırı sonuçları önleyecek bir hukuk ilkesi niteliğindedir. Dürüst davranma bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, tutarlı, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edeceği yolu tercih etmesidir. Objektif iyi niyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen TMK'nin 2. maddesinde bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını Kanun'un korumayacağı ifade edilmiştir. Dürüstlük kuralı, bir hukuk ilkesi olmakla birlikte, tali nitelikte bir kural olduğu için önce, ilk olarak somut olaya uygulanması gereken özel kanun hükmünün değerlendirilmesi, özel kanun hükmü adalet duygusuna ve taraflar arasındaki menfaatler dengesine aykırı bir sonuç yaratıyorsa, o zaman istisnai olarak dürüstlük kuralına başvurulması gerekmektedir.Somut olayda, davalının sözleşmeden kaynaklı hakkını kullanması ve kullanma sebebi dikkate alındığında dosyada yer alan diğer bilgiler ışığında, hakkın kötüye kullanılması oluşturmayacağı, davacının da bu durumun aksini ispatlayamamış olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sözleşmenin 9.1. maddesi uyarınca yenilenmediği belirtilerek davanın reddine dair karar verilmiş ise de, sözleşmenin 9.1. maddesi uyarınca fesih bildirimde bulunulduğu ve iş bu madde uyarınca davacının maddi tazminat talebinin oluşmadığı yönünde karar verilmesi gerekmektedir. İş bu yönüyle ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, \"Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ...\" duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından gerekçe yönünden kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, 2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2018/678 Esas, 2020/610 Karar sayılı ve 20/10/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; a-)Davanın REDDİNE, 3-İlk Derece Mahkemesi giderleri yönünden; a-)Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82‬ TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına b-) Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,c-)Davacı tarafından yapılan 31,00 TL yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, ç-)Gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran taraf iadesine, d-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı yana ödenmesine, 4-İstinaf giderleri yönünden; a-)Davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-)Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, c-)Davacı tarafça sarf edilen 203,00 TL başvuru -karar ilam harcı ve 11,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 214,00 TL istinaf yargılama giderinin talebin kabul gerekçesi dikkate alınarak davacı üzerinde bırakılmasına, ç-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28.02.2028</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"358c39814abea859","SID":"f61536b434d3b221"}}