{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/646 <br>KARAR NO: 2024/310<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/09/2020<br>NUMARASI: 2015/1024 Esas, 2020/531 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, yaklaşık 13 yıldır müvekkiline ait olan .....com markasıyla sektöründe bilinen bir e-ticaret sitesi olan internet sitesi ile alakalı yazılım ve e-ticaret hizmetini belli bir ücret karşılığında davalı bitenekadar.com adlı şirketin sağladığını, ancak 11.08.2015 tarihinde müvekkiline bilgi verilmeden ve herhangi bir bildirimde bulunulmadan haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilinin internet sitesinin davalı tarafından kapatıldığını, davalıya 19.08.2015 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname ile haksız ve hukuka aykırı olarak sonlandırdığı hizmetin yeniden başlatılmasına ve uğradığı zararların tazmin edilmesi ihtarını içeren bir ihtarname çekilmesine rağmen davalı tarafından olumlu dönüş olmadığını,  davalının bu hareketiyle müvekkiline ekonomik yönden büyük zararlar verdiğini, sitenin kapatılmadan önce 2015 yılının faaliyet gösterdiği ilk 7 ayındaki cirosunun Ocak ayında 20.574,00 TL, Şubat ayında 17.016,00 TL, Mart ayında 17.329,00 TL, Nisan ayında 17.371,00 TL, Mayıs ayında 17.307,00 TL, Haziran ayında 14.612,00 TL, Temmuz ayında 38.975,00 TL olduğunu, sitenin kapalı olmasından dolayı satılamayan mevsimlik ürünlerin seri ürün olması ve döneminde satılamaması sebebiyle sezon içi değerinden çok düşük fiyata satıldığını, bunun müvekkiline ayrıca zarar verdiğini, bununla birlikte müvekkiline ait sitenin kapalı olmasının Google Seo puanını düşürdüğünü, müvekkiline ait e-ticaret sitesinin kapalı olmasının her geçen gün internet âlemindeki bilinirliğine zarar verdiğini, bunun da ayrıca kazanç kaybına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kuracağı yeni internet sitesinin aramalarda üst sıralarda yer alamayacağından davalının haksız ve hukuka aykırı olarak kapattığı tarihten önceki cirolara ulaşamayacağını, müvekkilinin davalının bu hareketi sonrasında yeni bir site kurmasının 10 yıllık bir birikimin bir anda kaybolması olduğunu, Google SEO puanının e-ticaret sitesi için önemli olduğunu, müvekkilinin SEO puanını yüksek tutmak için aylık dört bin ile altı bin arasında değişen meblağlarda Google'da reklam verdiğini, ayrıca yeni bir internet sitesi kurulmasının da masraf gerektirdiğini, bunun da müvekkilinin uğradığı zararı arttırdığını, davalının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde haber vermeden verilen hizmeti durdurmasından sonra müvekkiline ait veri tabanını vermediğini ve müvekkilinden haksız taleplerde bulunduğunu, müvekkiline ait veri tabanı ve müşteri bilgilerini tekrar müvekkiline astronomik bir meblağa satmak istediğini, şifreler ve işletmesi kendilerinde olduğu için bunu bir fırsata çevirip müvekkilini zor durumda bıraktıklarını, müvekkilinin sitesinin 12.08.2015 tarihinden beri faaliyette olmadığını, bu süre zarfında satış yapamamasının müvekkilinin elinde yaklaşık 10.000 adet sezonu geçmiş ürün kalmasına sebebiyet verdiğini, sonuç olarak müvekkilinin menfi zararlarını yeni site kurmak için harcadığı miktar ile Google seo puanının düşmesiyle oluşan zarar ve satılamayan 10 bin adet ürün oluşturduğunu, müspet zararını ise sitenin kapalı olmasından dolayı elde edemediği kar oluşturduğunu, bu zararların ne kadar olduğunun bilirkişi raporuyla belli olacağından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarih olan 19.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle beraber tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş her hangi bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, buna rağmen müvekkili şirketin davacı şirkete bir web sitesi hazırlayıp kullanımına sunduğunu, davacı şirketin, müvekkilinin dizayn edip kurduğu bu web sitesi üzerinden ticarete başladığını, davacının, müvekkilinin tasarlayıp hizmete hazır hale getirdiği bu web sitesinin tasarım, programlama ve sistem alt yapısı işinden dolayı müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde de belirttiği üzere ... isimli internet sitesinin alan adı ve yönetiminin davacı şirkete ait olduğunu, alan adının kullanım, kapatılma ve giriş ile ilgili tüm şifrelerin davacı şirkette bulunduğunu, müvekkilinin bedelini alamadığı bir hizmeti davacıya sunduğunu ve davacının bu hizmet sayesinde ciddi cirolar yaparak kar sağladığını, daha sonra davacı şirketin ücret vermeden aldığı bu hizmeti, kendi lokasyonuna taşıdığını, bu taşıma sonrası, kendi altyapısındaki yetersizlikten dolayı, site üzerinden gelen siparişleri gönderemediğini ve bu sebeple sitenin satışa kapatılmasını, \"güncellenmekteyiz\" yazısının konulmasını müvekkilinden talep ettiğini, davacı şirketin hiç bir zaman aramalarda üst sıralara çıkmadığını, davacının Google isimli internet arama motoruna reklam vermesi ile SEO puanının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, reklam tutarıyla ilk sıralarda yer almanın da hiç bir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın hiç bir veri tabanının müvekkili şirket uhdesinde bulunmadığını, davacının davasını 13.11.2015 tarihinde açtığını ve sitenin 12.08.2015 tarihinden davanın açılış tarihine kadar kapalı olduğundan bahsettiğini,  davacı tarafın 03.09.2015 tarihinde sitesini kullanıma açarak ticarete başladığını, bu durumun internet kayıtlarından sabit olduğu gibi davacının sahibi olduğu site üzerinden davacı adına tahsilat yapan ... A.Ş. isimli firmadan da sorularak teyit edilebileceğini, dolayısıyla davacının bu iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin ellerinde satılamayan 10.000 adet ürün kaldığı iddiasının ise boş bir iddia olduğunu kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerden dolayı haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, davacının yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisince usulüne uygun olarak yapılan yemin, yemin müessesesinin HMK.da yer alan kesin delillerden kabul edilmesine göre davacının ispatlanamayan davasının reddi gerektiği gerekçesiyle, Davanın REDDİNE, karar verilmiş, karara karşı davacı vekilli istinafa başvurmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davada dayandıkları vakıların, yemin deliline gerek olmaksızın ispatlandığını, mahkeme tarafından da bu doğrultuda hareket edildiğini ve Bilişim Uzmanı ve Bilgisayar mühendisi bilirkişilere düzenlettirilen 06/07/2017 havale tarihli raporda: \"16/04/2005 tarihinde alınan mixray.com alan adının ... Tic. Ltd adına kayıtlı olduğunu, alan adı yönetiminin davacı firmada olduğunu, alan adının 03/09/2015 tarihinde DNS güncellemesi yaptığını ve bu değişiliklik ile yeni site yayınlamış olabileceğini, FTP bilgilerinin ve Web sitesinin yönetim bilgilerinin davalı firmada olduğunu ve davalı firmanın yaptığı belirtilen Web sitesinin veritabanı yedeğinin alınıp davacı firmaya venmesi gerektiği\" görüşünün bildirildiğini, iddialarının da bu bilgilerin verilmediği ve hukuka aykırı şekilde kullanılarak müvekkilinin ticari faaliyetlerinin engellendiği şeklinde olduğunu, buna göre bu bilgilerin ve internet sitesine ait veritabanı yedeğinin müvekkiline teslim edildiğini ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, ispat yükü yer değiştirip davalı tarafa geçtiği halde mahkemece davalının ettiği yeminin kesin hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yaklaşık 13 yıl boyunca müvekkiline ait olan ...com markasıyla sektöründe bilinen bir e-ticaret sitesi olan internet sitesi ile alakalı yazılım ve e-ticaret hizmetini belli bir ücret karşılığında davalı bitenekadar.com adlı şirketin sağlamaktayken, 11.08.2015 tarihinde müvekkiline bilgi verilmeden ve herhangi bir bildirimde bulunulmadan haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilinin internet sitesinin davalı tarafından kapatıldığını, Bu nedenle doğan zararların tazmini için açılan dava kapsamında alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin zararının tespit edildiğini, mali defterler üzerinde yapılan incelemede müvekkili şirketin satışlarının geçmiş döneme göre düştüğünün tespit edildiğini, zararın tespiti için internet sitesinden elde edilen gelirlerin tespiti yönünde kesilen komisyon faturaları üzerinden inceleme yapılması gerekirken ilgisiz defterler üzerinde inceleme yapılarak hükme esas alınamayacak ve dosya kapsamına uygun olmayan hatalı bilirkişi raporu alındığını, hatalı şekilde kendilerine yemin delili hakkı hatırlatıldığını ve yemin yaptırıldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dava, taraflar arasında, davacıya ait e-ticaret sitesinin yazılım ve hizmetlerinin davalı tarafça verilmesine dair sözlü anlaşma yapıldığı, internet sitesinin her hangi bir bilgi verilmeksizin davalı tarafça kapatıldığı, davalının bu eylemi nedeniyle davacının menfi ve müspet zararlarının oluştuğundan bahisle bunların tazmini istemine ilişkindir. Davacı iş sahibi davalı yüklenicidir.Davacı vekili, taraflar arasında müvekkili adına e-ticaret sitesi yazılımı, kurulumu ve hizmetin verilmesi konusunda sözlü anlaşma yapıldığını, davalının e-ticaret sitesini kurarak faaliyete geçirdiğini, ancak daha sonra müvekkiline bilgi verilmeden müvekkilinin e-ticaret yaptığı sitenin davalı tarafça kapatıldığını belirterek bundan dolayı oluşan zararının tazminini talep etmiştir.Davalı vekili savunmasında, taraflar arasında davacı adına  web sitesi kurulup davacının kullanımına sunulması konusunda sözlü anlaşma yapıldığını ve müvekkilinin web sitesi tasarlayarak hizmete hazır hale getirdiğini, davacının bu işler bedelini ödemediğini, buna rağmen müvekkilinin tasarlayıp, program ve alt yapısını sağladığı web sitesini kullanarak e-ticaret yaptığını, dava dilekçesinde belirtilen ve davacının kullanımında olan internet sitesinin alan adı ve yönetiminin davacıda olduğunu, internet sitesi alan adının kullanılmasını engelleme, kapatma gibi bir yetkisinin olmadığını, tüm şifrelerin davacıda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.Mahkemece bilgisayar ve bilişim uzmanı bilirkişilerden alınan raporda davaya konu alan adının davacı adına kayıtlı olduğu, alan adı yönetiminin davacı firmada olduğu, alan adının 03/09/2015 tarihinde DNS güncellemesi yaptığı ve bu değişiklik ile yeni sitede yayınlanmış olabileceği belirtilmiştir.Davacı vekili davasında, müvekkilinin e-ticarette kullandığı internet sitesinin herhangi bir haber verilmeksizin davalı tarafça kapatıldığını iddia etmiş, davalı ise davacının ihternet sitesinin kendisi tarafından kapatılmadığını savunmuştur. Buna göre e-ticarette kullanılan internet sitesinin davalı tarafça kapatıldığını ispat külfeti davacı da olup, alınan bilirkişi raporunda alan adının ve alan adı yönetiminin davacıda olduğu, 03/09/2015 tarihinde DNS güncellemesi yaptığı tespit edilmiş olup, söz konusu internet sitesinin davalı tarafça kapatıldığı ispatlanamamıştır. Mahkemece davacı tarafa yemin delili  hatırlatılarak yemin deliline başvurup başvurmayacağı sorulmuş, davacının yemin deliline başvuracaklarını belirtmesi üzerine davalı şirket yöneticisi duruşmaya gelerek davaya konu internet sitesini kapatmadığına dair yemin etmiş olup, buna göre mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/09/2020 tarih ve 2015/1024 Esas, 2020/531 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11372a1a96073de6","SID":"38273f334188446b"}}