{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/899 <br>KARAR NO: 2024/365 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 4/3/2021<br>NUMARASI: 2020/23 (E) - 2021/177 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 5/3/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı aracın 29/11/2011 günü dava dışı sürücüsü Anıl Filik'in yönetiminde seyir halinde iken, adı geçen dava dışı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazasında davacının %21,2 oranında sakat kaldığını, 270 gün geçici bakıcı gereksinimi doğduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinden 4.500 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri tazminatı ile adli tıp rapor ücreti  600 TL, 7.500 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 12.800 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 5/1/2021 günü sunduğu dilekçeyle talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatını 137.443 TL'ye, bakıcı gideri tazminatını 8.030,10 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 137.443 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.030,10 TL bakıcı gideri tazminatı, 9.500 TL tedavi gideri tazminatının 23/11/2019 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta (eski unvanı: .. Sigorta AŞ) vekili dilekçesinde özetle; davacının maluliyet artışı nedeniyle tazminat isteyebilmesi için gelişen ve değişen yeni bir durumun varlığını kanıtlaması gerektiğini, hükme esas alınan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli raporun bu konuda bir tespit içermediğini, davaya konu olayda davacının uzun yıllara yapılan tedavisi devam ettiğinden, tek taraflı hazırlanan raporun kabul edilmesine olanak bulunmadığını; maluliyet artışı iddiası kanıtlanmadığı gibi Adli Tıp 3'üncü İhtisas Kurulundan bu yönde tespit içeren raporda alınmadığı dikkate  alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini; davacının 21 yaşında askere gideceği dikkate alınmadan düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınamayacağını; davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan tazminatının ise aktüer siciline kayıtlı bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Aynı maddenin 2'nci fıkrasına göre de dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Dava zamanaşımının işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın saptanabilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de dikkate alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmesi gerekmektedir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici iş göremezlik durumu tam olarak belirlenemez. Daha açık bir ifadeyle, tedavisi devam eden, buna göre henüz iyileşip iyileşmediği, kısmen iyileşmiş ise hangi oranda iyileştiği belli olmayan kişinin yaralanması nedeniyle sürekli sakatlığının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise oranı tam olarak saptanamayacaktır. Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem ile işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık \"gelişen durum\" ve dolayısıyla,  gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle durumlarda, zararın kapsamını belirleyecek ölçüt, gelişmekte olan yeni durumdur. Bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı dava dışı işleten Safiye Filik'e ait sürücüsü dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken meydana gelen kazada yaralanan davacı ...'ın, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli rapor içeriğine göre, 29/11/2011 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle 270 gün süreyle geçici iş göremezliğe ve bakıcı gereksinimine neden olduğunu, fatura edilmeyen tedavi giderlerinin 7.500 TL olarak kabul edilmesinin gerektiğini, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre sürekli sakatlık oranını %21,2 olarak belirlendiği bildirilmiş; davaya konu trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma dışında, kaza ile nedensellik bağı içinde ortaya çıkan yeni bir duruma yer verilmemiştir. Davaya konu trafik kazası  29/11/2011 günü meydana gelmiş, eldeki dava KTK'nin  109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası aracılığıyla uygulanması gereken, taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89'uncu maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının \"e\" bendinde belirtilen 8 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra 30/1/2020 günü açılmış; davalı sigorta şirketi vekili ise dava dilekçesinin tebliğ edildiği 13/1/2020 gününden itibaren HMK'nin 127'nci maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen 2 haftalık süre içinde verdiği cevap dilekçesinde davanın zamanaşımına uğradığını savunmuş; davacı vekilinin imzasını taşıyan \"Sulh ve İbra Protokolü\" başlıklı belgede ise davacı ile davalı sigorta şirketinin 62.557 TL ödenmesi karşılığında anlaştıkları, davacının 62.557 TL'nin tahsili nedeniyle 29/11/2011 günü meydana gelen kazadan dolayı sigorta şirketini fazlaya ilişkin hakları da kapsayacak biçimde tamamen gayri kabili rücu ve kesin olarak ibra ettiği belirtilmiş, cevap dilekçesi ekinde sunulan banka dekontunda ise 62.557 TL'nin davacı vekili ... hesabına 15/12/2011 günün ödendiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; eldeki davanın yukarıda açıklanan 8 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açıldığı dikkate alınarak, davacıda 29/11/2011 günü meydana gelen  trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma dışında, kaza ile nedensellik bağı içinde ortaya çıkan yeni bir durum ortaya çıkıp çıkmadığı, diğer bir anlatımla \"gelişen yeni durum\" olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumunda rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda inceleme ve görüş içermeyen   İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli rapora dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Kararın kaldırılma gerekçesine göre davalı vekilinin ileri sürdüğü diğer istinaf nedenleri bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davalı ... Sigorta AŞ tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, 7-İstinaf kanun yolu incelemesinin sonucuna göre icranın geri bırakılması kararı kapsamında davalı ...  Sigorta AŞ tarafından Ankara ... İcra Dairesinin ... (E) sayılı takip dosyasına verilen ... bank AŞ'nin 21/04/2021 tarihli ... numaralı 280.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 36'ncı maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 5/3/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"567b6f8cca5faa10","SID":"af7faf651040c18b"}}