{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/2228 <br>KARAR NO: 2024/399 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/05/2023<br>NUMARASI: 2022/60 (E) - 2023/356 (K)<br>İHBAR OLUNAN: Sosyal Güvenlik Kurumu   <br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 28/07/2019 tarihinde, davalı ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile davacı ...'in idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu davacılar ... ve ...'in yaralandığını, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan özürlü sağlık kurulu raporunda davacı ...'in %8.8, davacı ...'in ise %12.6 oranında vücut fonksiyonunu kaybettiğini,  müvekkillerinin maluliyetleri oranında, davalı ... Sigorta AŞ ile davacılar arasında 14/04/2020 tarihinde yapılan arabuluculuk sulh anlaşmasında %75 kusur oranı üzerinden hesaplama yapıldığını ve bir kısım ödeme alındığını, fakat sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, aradaki %25 kusur farkının sulh anlaşmasında hesaplanmadığını, davalı sigorta şirketinin aradaki bu kusur farkından da sorumlu olduğunu  belirterek davacıların tüm tedavi giderleri ile çalışma gücündeki kayıp nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 5.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile müvekkili arasında ihtiyari arabuluculuk süreci başlatıldığını ve süreç sonunda davacılar ile müvekkili şirket arasında anlaşma sağlandığını,anlaşmaya istinaden belirlenen tazminat miktarlarının ödendiğini ve dosyaların neticelendirildiğini, bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi kapsamında davaya konu kaza ile ilgili olarak sürekli kısmi iş göremezlik, sürekli tam iş göremezlik, geçici iş göremezlik, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri, tedavi giderleri, ilaç giderleri, yol gideri alacağı talebinde bulunmayacağı hususunda tarafların anlaştığını ve anlaşma tutanağını imzaladıklarını ve davacıların müvekkili sigorta şirketini, sigortalısını ve sigortalı araç sürücüsünü ibra ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davalı tarafça sunulan arabuluculuk tutanağına göre arabuluculuk sürecinin tarafların anlaşmaları ile sonuçlandığı, dava açılmadan önce düzenlenmiş olan anlaşma sağlanamadığına ilişkin arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davacılar vekili dilekçesinde özetle;  davalı ... Sigorta AŞ ile davacılar arasında 14/04/2020 tarihinde düzenlenen arabuluculuk sulh anlaşmasında kusur oranının %75 üzerinden hesaplandığını ve bir kısım ödeme alındığını, fakat kaza tespit tutanağında görüleceği üzere sigortalının %100 kusurlu olduğunu, aradaki %25 kusur farkının yapılmış olunan sulh anlaşmasında hesaplanmadığını, davalı sigorta şirketinin aradaki bu kusur farkından da sorumlu olduğunu,  müvekkilin maluliyetine ilişkin davalı sigorta şirketinden her ne kadar bir ödeme alınmış ise de alınan ödemenin maluliyeti tam anlamı ile karşılamadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, 28/07/2019 tarihinde, davalıların ZMS sigortacısı, maliki ve sürücüsü olduğu .. plakalı araç ile davacılardan ...'in yolcu olarak bulunduğu, ...'in idaresindeki ... plakalı motosikletin karıştığı trafik kazası sonucu davacılar ... ve ...'in yaralandığı, davacılar ile davalı sigorta şirketinin ihtiyari arabuluculuk yoluyla 14/04/2020  tarihinde, davaya konu trafik kazasından kaynaklı  sürekli kısmi iş göremezlik, sürekli tam iş göremezlik, geçici iş göremezlik, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri, tedavi giderleri, ilaç giderleri, yol gideri zararlarına ilişkin anlaşmaya vardıkları, anlaşma tutanaklarında davacıların davalı sigorta şirketini, sigortalısını ve sigortalı araç sürücüsünü de tam ibra ile ibra ettikleri, davacılar vekilinin, yeniden arabuluculuğa başvurduktan sonra aynı olay nedeniyle, tedavi giderleri ile çalışma gücündeki kayıp nedeniyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Arabuluculuk Kanununun 18. maddenin 4. fıkrasında, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesinin, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılacağı; aynı maddenin 5. fıkrasında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı hususları düzenlenmiştir. Somut olayda, davacılar ile davalı sigorta şirketinin ihtiyari arabuluculuk yoluyla sürekli kısmi iş göremezlik, sürekli tam iş göremezlik, geçici iş göremezlik, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri, tedavi giderleri, ilaç giderleri, yol gideri zararlarına ilişkin olarak 14/04/2020 tarihinde anlaştıkları ve anlaşma tutanaklarında davacıların davalı sigorta şirketini, sigortalısını ve sigortalı araç sürücüsünü ibra ettikleri böylece taraflar arasındaki uyuşmazlığın ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurularak çözümlendiği anlaşılmakla arabuluculuğa konu olan bir husus yeniden dava konusu yapılamayacağından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"021e43b2e0c82795","SID":"df5053d644561012"}}