{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2024/56 <br>KARAR NO\t\t: 2024/536<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ       \t\t: 20/05/2017 (Dava) - 20/06/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2022/219 Esas - 2023/550 Karar <br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 27/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/219 Esas - 2023/550 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.08.2016 tarihinde davadışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç seyir halinde iken müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, karşı tarafın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin tedavi olmak zorunda kaldığını, ... plakalı aracın davalı tarafından sigortalanmış olduğunu, davalıya başvuru yapıldığını ve hasar dosyası oluşturulduğunu, kısmi ödeme de yapıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber -hesap bilirkişi raporu çıktıktan sonra talep hakkını yükseltme hakları saklı kalmak kaydıyla- tedavi giderleri ile sürekli ve geçici işgöremezlik nedeniyle 500 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile de talebini 71.781,85 TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP :<br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç için müvekkili tarafından 28.08.2015 başlangıç-28.08.2016 bitiş tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, müvekkilinde plaka değişikliğine ilişkin bir zeyilname bulunmadığını, ancak kaza tespit tutanağındaki ve poliçe üzerindeki şasi numaralarının aynı araca ait olduğunu, davacının kaza anında 2.72 promil alkollü olup kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davacının gerçek zararının belirlendiğini ve toplam 14.868,00-TL' nin 12.05.2017 tarihinde ödenerek zararın giderildiğini, yeni Sigorta Genel Şartlarına göre sağlık gideri teminatındaki sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, bu kapsamda sigorta şirketlerinin sorumluluğuna son verildiğini, dolayısı ile yalnızca sürekli bir sakatlığın mevcut olması halinde müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olabileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: <br>Mahkemece daha önceden verilen \"davanın kabulü\" ne dair kararının, yapılan istinaf incelemesi neticesinde Dairemizin 16.02.2022 tarihli 2020/1032 E. - 2022/265 K.sayılı kararı ile; \".....Maluliyet raporuna yönelik itiraz bakımından yapılan değerlendirmede; DEÜ Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı' ndan alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür. Şöyle ki, raporda 03.08.2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulandığı belirtilerek maluliyet oranı belirlenmiş ise de, kaza tarihi olan 25.08.2016 itibariyle uygulanması gereken mevzuatın uygulanmadığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise ATK veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Buna göre, dava konusu olayda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı belirlenmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı karara karşı bu yöndeki davalı vekili itirazları yerinde görülmüştür. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine dair itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; davacının yaralanmasının ve maluliyetinin diz eklem hareketlerine ve alt bacak kısmına ilişkin olduğu da dikkate alındığında, kask kullanmamasının olaya etkisi bulunmamaktaysa da, davacının motosiklete \"koruyucu ekipman olan dizlik\" de kullanmaksızın bindiği anlaşıldığından, somut olayın özelliklerine göre mahkemece müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir (Aynı yönde Yargıtay (kapatılan) 17. HD.2021/2763 E.-2021/2762 K,  Yargıtay 4 HD 2021/15094 E.- 2021/3961 K). Buna göre hesaplanan tazminattan 6098 sayılı TBK md. 52. maddesi gereğince %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu istinaf itirazı da yerinde görülmüştür. Davacının alkollü olması nedeniyle de ayrıca %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik itirazı ise, birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinde tek bir indirim oranı uygulanabilecek olması nedeniyle reddi gerekmiştir (Aynı yönde bknz.Yargıtay 4. HD 2021/2595 E.-2021/2645 K). Davalı vekilinin \"geçici işgöremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğuna ve SGK sorumluluğunda olduğuna\" dair itirazı yerinde görülmemiştir.\tBilindiği üzere, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması ve Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağının, eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiğinin uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiş olması nedeniyle, davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümleri ile Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Buna göre 6111 Sayılı Yasa kapsamında SGK'nın sorumluluğuna geçen tedavi giderleri bakımından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu olmayacak ise de, KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. İstinaf itirazına konu edilen geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğinden, istinaf itirazı bu yönüyle yerinde değildir (Aynı yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/5372 E.- 2021/8669 K). Ne var ki, davacı vekilinin talep açıklama dilekçesinde; \"Her ne kadar dava dilekçemizin netice ve talep kısmında tedavi giderlerinden bahsedilmiş olsa da sehven yapılmış bir hata olup, netice ve talep kısmındaki 500,00 TL' nin tamamı müvekkilin sürekli maluliyeti ile ilgi zararından dolayı talep edilmiştir.\" denilmiş olmasına ve yine talep arttırım dilekçesinde de \"sürekli sakatlık tazminatı\" talep edilmesine rağmen, mahkemece hükmedilen tutarın içerisinde geçici işgöremezlik tazminatının da bulunduğu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu yön itibariyle davalı vekilinin istinaf itirazının kabulü gerekmiştir....Kabule göre de; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girdiği ve poliçe tarihi itibariyle değerlendirme yapılması gerekliliği dikkate alınmaksızın, mahkeme gerekçeli kararında 28.08.2015 başlangıç tarihli poliçeye eski genel şartların uygulanacağının belirtilmesi de hatalı olmuştur.....\" gerekçeleriyle kaldırıldığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; \"...25/08/2016 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi, dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından dava dışı sürücünün %65 oranında kusurlu olduğu, davacının %8 oranında maluliyetin bulunduğu ve iyileşme süresinin 9 ay olduğu da aldırılan rapor ile sabit olmakla, davacı taraf verilen ilk kararı istinaf etmediğinden kazanılmış usuli haklar nazara alınarak ilk rapor tarihindeki asgari ücret ücret üzerinden  yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı, davacı tarafın kaskının bulunmadığı sabit olduğundan %20 müterafik kusur indirimi uygulandığı, akabinde dava tarihinden önce sigorta şirketinin yaptığı ödeme bulunduğundan ve ödeme yeterli olmadığından güncellenen bedel hesaplanan zarardan mahsup edilerek kalıcı işgöremezlik tazminatının kısmen kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine kazanılmış usuli hak nazara alınarak 15/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyeceği göz önüne alınarak hesaplama yapılmış olmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 18.864,60 TL kalıcı işgöremezlik maddi tazminatının davalıdan (bakiye poliçe limiti olan 295.132,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) 15/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE..\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI:<br> Davacı vekili tarafından, \"...Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve düzeltilmesi/kaldırılması gerektiğini, daha önce işbu dosya kapsamında karar verildiğini ve müvekkili lehine 71.781,85 TL'ye hükmedildiğini, kararı istinaf etmediklerini, istinaf aşamasında kararın bozulduğunu, yeni maluliyet raporu ve yeni hesap raporu alındığını, alınan yeni maluliyet raporuna göre müvekkilinin %8 oranında malul kaldığı belirlenerek, bu maluliyet doğrultusnda alınan yeni hesap raporuna göre müvekkilinin zararının 158.611,31-TL olarak hesap edildiğini, bu doğrultuda ilk alınan kararı istinaf etmediklerinden ötürü davalı lehine usuli müktesep hak doğduğunu, çıkan tazminat miktarı ilk karardan yüksek olduğu için ilk kararda çıkan 71.781,85 TL tazminata hükmedilmesi gerekirken, anlam veremedikleri bir şekilde hiç bir dayanağı olmadan müvekkili lehine 18.864,60 TL tazminat ve ferilerine hükmedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeniden 71.781,85 TL tazminata hükmedilmesi için kararının kaldırılmasını...\" gerekçeleriyle mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.   <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasına dayalı sürekli maluliyet tazminatı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece Dairemizin istinaf kaldırma kararı doğrultusunda ATK 2. Adli Tıp İhtisas Dairesi'nden maluliyet raporu alındığı, kaza tarihinde uygulanması gereken \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine uygun şekilde alınan bu raporda davacının kalıcı işgöremezlik oranının %8 olduğunun belirlendiği, mahkemece bu oran kapsamında yeni bir aktüer bilirkişiden tazminata dair rapor alındığı ve bu rapor uyarınca, ilk kararın sadece davalı tarafça istinaf edilmesine göre usuli müktesep haklar da gözetilerek yukarıda yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, her ne kadar aktüer raporundaki iki seçenekli hesaplamadan, 2023 verilerine göre güncel asgari ücrete göre yapılan hesabın gözetilerek hüküm tesis edilmesini ileri sürmüş ise de, önceki karara karşı davacı tarafça istinafa gelinmemiş olmasına göre davalı yararına oluşan usuli müktesep haklar uyarınca, yeniden belirlenen maluliyet oranı gözetilerek önceki rapordaki verilere göre hesap yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş, ilk aktüer raporunda TRH 2010-%1,8 teknik faiz usulünce hesap yapılıp son aktüer raporunda TRH 2010-progresif rant usulünce hesap yapıldığı görülmüş ise de, bu durum istinafa gelen davacı taraf yararına bir hesaplama şekli olup aleyhe bozma yasağı gözetilerek bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/219 Esas - 2023/550 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45ad0de7e3642b9e","SID":"a580c5d1d7bc6d1c"}}