{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1446 <br>KARAR NO\t\t: 2024/519<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/09/2015 (Dava) - 04/12/2020 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2015/1067 Esas - 2020/706 Karar<br>DAVA             \t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 27/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2020 tarih ve 2015/1067 Esas - 2020/706 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi nezdinde zmss poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde zmss poliçesi ile sigortalı ... plakalı motosikletin çarpışması neticesinde motosiklet sürücüsünün vefat ettiğini, kazadan sonra müteveffanın mirasçılarının müvekkili aleyhinde tazminat davası açtığını, mahkemece alınan kusur raporunda davalı sigorta sürücüsünün %25 kusurlu olduğunun saptandığını, davalı sigorta sürücüsünün kusuru da eklenmek suretiyle müteveffanın desteğinden yoksun kalan davacıların tazminat taleplerinin müteselsil borçlu sıfatıyla davacıdan tahsiline karar verildiğini, müvekkilinin bu ilama istinaden başlatılan takipte 251.739,06 TL ödeme yaptığını, davalı sigortanın sürücüsünün %25 kusuruna denk tazminat miktarından sorumlu olduğunu ve müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide davacıya rücuen ödemekle yükümlü olduğunu, bu maksatla davalının aleyhinde başlatılan takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müteveffanın desteğinden yoksun kalanlarca müvekkili aleyhinde İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/558 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığını, müvekkilinin bu mahkemece verilen ilama istinaden aleyhinde başlatılan takip kapsamında ödeme yaptığını, talebin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün vefatının sigorta kapsamında olmadığını, aksi kanaat halinde müvekkili şirketin sorumlu olduğu tutarın tespit edilebilmesi için davacı tarafından yapılan ödemenin tarafların kusur oranlarına göre paylaştırılması ve müvekkili tarafından destekten yoksun kalanlara yapılan ödemenin faizi ile güncellenerek düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...01/07/2011 tarihinde davacı sigorta şirketi nezdinde zmss poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde zmss sigortalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması neticesinde çift taraflı, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, motosiklet sürücüsü ...'nun yaralı olarak hastaneye sevk edildiği ve tedavisi devam ederken 17/07/2011 tarihinde vefat ettiği, 04/08/2011 tarihinde müteveffanın eşi ve iki çocuğu tarafından müteselsil sorumluluk esasına dayalı olarak kazaya karışan ... plakalı aracın zmss sigortacısı olan ... A. Ş. aleyhinde İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/436 Esas sayılı dava dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı istemli dava açıldığı, İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/04/2014 tarih ve 2011/436 Esas, 2014/235 Karar sayılı ilamı ile sigorta şirketinin meydana gelen zarardan  dava dışı kişilerle birlikte müteselsil sorumlu olduğu, %100 sorumluluk esasına göre müteveffanın eşi ... için 123.713,89 TL, müteveffanın çocuğu ... için 30.049,28 TL ve müteveffanın çocuğu ... için 36.591,77 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği, kararın taraflarca temyiz edilmediği ve 23/05/2014 tarihinde kesinleştiği, anılan ilamın İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5764 Esas sayılı takip dosyası kapsamında 05/05/2014 tarihinde icraya konulduğu, ilam borçlusu ... A. Ş. tarafından 14/05/2014 tarihinde 283.786,39 TL ödeme yapıldığı ve dosya borcunun kapatıldığı, ... A. Ş'nin yapmış olduğu bu ödeme sonrasında kazanın meydana gelmesinde ... plakalı motosikletin sürücüsü olan müteveffanın %25 kusurlu olduğu ve davalı sigortanın zmss sigortacısı olarak müteveffanın eş ve çocuklarına ilama dayalı olarak yapılan ödemeyi sigortalısının kusuru oranında rücuen tazmin etmesi gerektiği iddiasıyla İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2014/17393 Esas sayılı dosyasında 23/12/2014 tarihinde 62.934,00 TL asıl alacak ve 3.398,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.332,44 TL alacak için davalı ... A. Ş. aleyhinde takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 27/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 27/01/2015 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını ikame ettiği, davanın TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklandığı, halefiyet ilkesi uyarınca sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre davada mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacı sigorta şirketinin sigortalısı ile kazaya karışan ... plakalı diğer aracın zmss sigortacısı olan davalı arasında doğrudan ilişki bulunmadığı, sorumluluğun zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklandığı, bu nedenle somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu, davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, rücu talebine dayanak ödemenin davacı tarafından 14/05/2014 tarihinde yapıldığı,  iş bu davanın 11/09/2015 tarihinde ikame edildiği dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği, bu nedenle davalının zamanaşı definin yerinde olmadığı, kazaya karışan ... plakalı motosikletin 24/03/2011-24/03/2012 tarihleri arasında davalı sigorta nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile  sigortalı olduğu,  müteveffanın eş ve çocukları tarafından davalıya yönelik olarak da İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/558 Esas sayılı dava dosyasında 21/03/2014 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatı istemli dava açıldığı, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2014 tarih ve 2014/558 Esas, 2014/404 Karar sayılı ilamı toplam 3.000,00 TL'nin müteveffanın eş ve çocuklarına ödenmesine karar verildiği, anılan ilamın İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2014/14326 Esas sayılı icra dosyasında takibe konu edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından 06/11/2014 tarihinde 5.475,00 TL ödeme yapıldığı ve icra dosyasının kapatıldığı, İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/436 Esas sayılı dava dosyası ile İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/284 Esas sayılı dava dosyasında alınan kusur raporlarına göre davacı sigorta sürücüsünün %75, davalı sigorta sürücüsünün ise %25 kusurlu olduğunun tespit edildiği, müteveffanın eş ve çocukları tarafından davalı sigorta şirketi aleyhinde ikame edilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/558 Esas sayılı dava dosyasında da bu kusur oranları ve raporlar üzerinden hüküm tesis edildiği, bu ilamların kesinleştiği, bu nedenle mahkememizce yeniden kusur incelemesi yapılmasının dosyaya katkı sağlamayacağı, müteveffanın istikamet şeridini kapatan ve müteveffaya ilk geçiş hakkını tanımayan davacı sigorta sürücüsünün %75, kavşağa yaklaşırken hızını yavaşlatmayan ve koruyucu ekipman kullanmayan müteveffa davalı sigorta sürücüsünün %25 kusurlu kabul edilmesinin somut olay açısından uygun olduğu, davacı her ne kadar  İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/436 esas sayılı ilamına istinaden  yapmış olduğu ödemenin davalı sigorta sürücüsünün %25 kusuruna denk gelen kısmının davalı tarafından karşılanması gerektiğini iddia etmiş ise de, mahkememizce  müteveffanın desteğinden yoksun kalanların uğradığı zararların iş bu dosya kapsamında yeniden hesaplanması için dosyanın aktüer bilirkişiye tevdii edildiği, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre,  çocuğun ölmemesi halinde ana ve babaya bakmasının muhtemel olduğu, çocuğun 18 yaşına gelmesi ile birlikte gelir elde edeceği ana ve babasına destek olacağının varsayıldığı, ancak ileriki yaşlarda çocuğun büyüyerek evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı, gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağı, bu şartlarda çocuğun gelir elde etmesi ile birlikte, evleninceye kadar gelirinin yarısını kendisine ayıracağı yarısını da ana ve babası ile paylaşacağı varsayılmasının hayatın olağan akışına uygun düşeceği, ancak çocuk yaşasa idi ileriki yıllarda evleneceği, evlenmesi ile birlikte pay esasına göre 2 payın desteğe ayrılacağı, 2 payın eşine, birer payın ana ve babaya verileceği, desteğin, ileriki yıllarda evlenmesi ile birlikte bir süre sonra ilk çocuğu ve yine bir süre sonra ikinci çocuğu olacağının varsayıldığı, bu nedenle çocukların olacağı süreler içinde desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocuklara birer pay ayrılacağı ve ana ve babaya da birer pay verileceği, bu durumda ana ve babanın paylarının 1/8 olacağının kabul edildiği, bu ilke uyarınca trafik kaza tarihi itibariyle evli, 2 çocuklu, anne ve babası hayatta olan desteğin ölümü nedeniyle bu kişilerin mahrum kaldığı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasının istenildiği, buna göre düzenlenen  aktüer bilirkişinin 11/11/2020 tarihli ek  raporunda, müteveffanın eşi  ... için 109.715,65 TL, müteveffanın çocuğu ... için 22.985,71 TL ve müteveffanın çocuğu ... için 29.528,20 TL olmak üzere toplam 162.229,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, bu hesaplamadan  İzmir 4. ATM'nin 2014/558 esas sayılı dosyası kapsamında  hüküm altına alınan 3.000,00 TL'nin mahsup edildiği,  İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/436 esas sayılı ilamı uyarınca ödeme yapan davacı sigortanın yeni hesaplamaya göre gerçekte  tazminat ve ferileri için toplam 241.440,89 TL ödemesi gerektiği, bu bedelin davalı sigorta sürücüsünün kusuruna denk gelen %25'inin 60.360,22 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, davacı sigorta tarafından  İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/436 esas sayılı dava dosyasının davalı ... A.Ş'ye ihbar edilmediği, bu nedenle müteveffanın eş ve çocukları tarafından İzmir 4. ATM nin 2014/558 esas sayılı dosyasında açılan dava sonucunda davalı sigortanın müteveffanın eş ve çocuklarına 5.475,00 TL tutarında fazla ödeme yapmak zorunda kaldığı, yapılan bu ödemenin bilirkişi tarafından %25 kusura karşılık olarak belirlenen 60.360,22 TL den mahsubu gerektiği, sonuç olarak davalı sigortanın  sorumlu tutulabileceği miktarın 54.885,22 TL olduğu, müteveffanın  eş ve çocuklarının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hakkın, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı olduğu, ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan müteveffanın eş ve çocukları üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun kendilerine yansıtılamayacağı, dolayısıyla  davalı sigorta araç sürücüsünün veya işletenin kusurlu olması halinde, bu kusurun desteğinden yoksun kalan eş ve çocuğunu etkilemeyeceği, kaza ve poliçe tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan müteveffanın eş ve çocuklarının  zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu, bu nedenle  sigorta poliçesi kapsamında kalan zararı tazmin etmesi gerektiği,  rücu şartlarının oluştuğu, takip öncesinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediği bu nedenle davacı sigorta şirketinin işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun belirtilen açıklamalar doğrultusunda usul ve yasaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu...\" gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile, İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2014/17393 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 54.885,22 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihin itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte aynen DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, yasal şartları oluşmadığından icra inkar tazminatının REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; takip talebinde talep ettikleri işlemiş faize ilişkin kısım ile birbirinden tamamıyla ayrı ödemeler olması nedeniyle müvekkili sigorta  şirketince yapılan ve davaya konu edilen ödemeden düşülmemesi gerektiği halde mahsup edilen kısım ve icra inkar tazminatına ilişkin kısmı istinaf ettiklerini, müvekkili sigorta şirketi ödeme tarihinden itibaren faize hak kazandığını, davalı tarafın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/558 esas sayılı dosyası ile kendisine karşı aynı taraflarca müvekkili sigorta şirketi aleyhine açılan davada talep etmedikleri kısım için açılan davada, müvekkili sigorta şirketine karşı açılan davadan ve davaya konu ödemenin dayanağını oluşturan mahkeme kararından ve dolayısıyla müvekkili sigorta şirketince yapılan ödemeden haberdar durumda olduğunu, davalı sigorta şirketinin tarafı olduğu İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bekletici mesele yapıldığını ve o davada talep edilmeyen ve bu sebeple de müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenmeyen bakiye kısım için neticesi beklenilen taraf oldukların İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/436 esas sayılı dosyasından verilen kararın dikkate alınarak İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davalı hakkında bir karar tesis edildiğini, dolayısıyla ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz taleplerinin yerinde olduğunu, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, davaya konu edilen müvekkili sigorta şirketi aleyhine açılan davada İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ... ile davalı ... tarafından dava dışı hak sahiplerine ödenen ve İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ...'nin hak sahipleri lehine mükerrer ödeme teşkil etmediğini, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davalıya karşı açılan davada talep edilen 3.000 TL'nin mahsup edilerek İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bu davaya konu edilen şekilde doğru tazminat miktarının belirlendiğini, müvekkili ... A.Ş. tarafınan yapılan ödemeye, ... A.Ş. tarafından yapılan ödemenin dahil olmadığını, dolayısıyla aldırılan aktüerya raporuna ve kusur oranlarına göre rücu edilebilecek rakam olarak belirlenen tazminat alacaklarından ilk derece mahkemesince ayrıca ve mükerrer şekilde mahsup işlemi yapılmasının doğru olmadığını, davaya konu edilen kusur oranlarına göre rücuen tazminini talep ettikleri bedelin, müvekkili sigorta şirketince mahkeme kararına dayalı olarak ilamlı takip dosyasına yapılan ödemeye ilişkin olduğunu, dayanağını mahkeme kararı ve ilamlı icra takip dosyası oluşturduğuna göre alacağın artık likit ve muaccel olduğunu, davaya konu edilen kusur oranlarına göre rücuen tazminini talep ettikleri bedelin, müvekkili sigorta şirketince mahkeme kararına dayalı olarak ilamlı takip dosyasına yapılan ödemeye ilişkin olduğunu, dayanağını mahkeme kararı ve ilamlı icra takip dosyası oluşturduğuna göre alacağın artık likit ve muaccel olduğunu, icra inkar tazminat talebinin haklı ve yerinde olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda faiz hesabı ve faiz başlangıcının hatalı olarak belirlendiğini, yerel mahkemece bu husustaki itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ve rücu edilebilecek kısım hesaplanırken, kendilerinin faiz başlangıcının davacıdan farklı bir tarih olduğunun göz ardı edildiğini, davacı sigorta şirketinini ödemesi gereken rakam içinde yer alan asıl alacak faizi ile müvekkili şirketin sorumlu tutulabileceği kısmın aynı olmadığını, dolayısıyla bahsi geçen hesaplamada rücu edilebilir tutar belirlenirken, 07/04/2014 tarihinden 05/05/2014 tarihine kadar işleyecek faizin dikkate alınması gerektiğini, sigorta şirketleri arasındaki düzenlenen protokol uyarınca sigorta şirketlerinin birbirleri aleyhine doğrudan davaya başvurmamak, bir hasar ödemesi yapıldı ise buna ilişkin belgelerle birlikte rücu birimine iletilerek asıl alacak tutarları üzerinden ibralaşmak kapsamında rücu protokolü düzenlediklerini, gerek müvekkili şirket gerekse de davacı ... A.Ş.'nin anılan protokolün tarafı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, sigorta şirketinin hak sahiplerine ödediği bedelin rücuen tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Davacı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan araç ile davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın yaptığı kazada, davalı sigortalı araç sürücüsünün vefatı üzerine mirasçılarının davacı sigorta şirketine müteselsil sorumluluk esasına göre açtıkları dava neticesinde davacının tüm zararı ödediği ve eldeki davada karşı aracın kazadaki kusur durumuna göre fazladan ödediği bedelin tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. <br>1-) 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 99. maddesine göre, davacının davalı sigorta şirketine davadan önce ihbarda bulunup bulunmadığının tespiti ile davadan önce ihbar var ise anılan madde uyarınca  temerrüt tarihinden, ihbar yapılmadığı takdirde davalının da istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği üzere İzmir 4. ATM'nin 2014/558 E. Sayılı dosyasının açıldığı dava tarihinden itibaren  temerrüt faizi uygulanması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak davalı sigorta şirketinin ödeme tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması isabetli görülmemiş, davalı istinaf itirazları haklı bulunmuştur.<br>2-) Davalı bilirkişi raporuna itirazında davacı ve davalı taraflar arasında rücu protokolü uyarınca davalının faiz ve ferilerden sorumlu tutulamayacağını belirtmiş ancak  dosya kapsamında böyle bir protokole rastlanmamıştır. Davalı aynı itirazı istinaf başvuru dilekçesinde de öne sürmüştür. Bu durumda mahkemece söz konusu protokolün dosyaya sunulması için davalıya kesin süre verildikten sonra protokolün sunulması halinde davaya etkisi tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>3-) Dava dışı mirasçılar tarafından davalıya karşı da İzmir 4. ATM'nin 2014/558 E. sayılı dava dosyasında destekten yoksun kalma davası açıldığı, ancak eldeki dava dosyamızda davacının ödemesine esas olan ve davacıya karşı yine mirasçılar tarafından müteselsil sorumluluk esasına dayalı açılan İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/436 E. Sayılı dosyasındaki davanın bekletici mesele yapıldığı, sonuç olarak İzmir 4. ATM'nin  2014/558 E. Sayılı dosyasında mirasçılara ödenen 3.000 TL'nin eldeki davada alınan aktüer ek raporunda rücusu talep edilebilecek bedel hesaplanırken mahsup edilerek doğru şekilde hesaplama yapılmasına rağmen mahkemece bu bedelin mükerrer olacak şekilde tekrar mahsubu hatalı olmuş, bu konudaki davacı istinaf itirazları haklı bulunmuştur. <br>4-) Davacı tarafça talep edilen asıl alacak bedelinin dosya kapsamına göre alınan asıl ve ek aktüer raporu ile ancak tespit edilebildiği, yani alacağın yargılamaya muhtaç olduğu, bu durumda alacağın likit olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru olmuştur.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1067 Esas - 2020/706 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  27/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1c3af7e0e2a2ce3","SID":"b3cc24377b224491"}}