{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/165 Esas<br>KARAR NO: 2024/353<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2023<br>NUMARASI: 2023/437 Esas, 2023/741 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ-TAZMİNAT<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin kömür üretimi ve pazarlaması işi yaptığını, bu çerçevede davalının sahibi olduğu bir kısım araçları kömür üretimi, dekapaj ve nakliye işlerinde kullanılmak üzere kiraladığını,  davalı şirketin 6 Şubatta meydana gelen deprem nedeniyle iş makinelerini deprem bölgesine götürdüğünü, müvekkili şirketin de felakete katkı sağlanacağı düşüncesiyle itiraz etmediğini, müvekkilinin davalı şirkete yapacağı işler karşılığı 10.689.326,62 TL avans ödemesi yaptığını, davalının yaptığı iş bedeli düşüldüğünde müvekkilinin yaptığı 4.515.754,18 TL ödemenin karşılıksız kaldığını, bu arada taraflar ile dava dışı ... Tic. San. AŞ arasında üçlü bir protokol imzalandığını, ancak davalı şirketin müvekkiline borcunu kapatması için kararlaştırılan protokolün 1. maddesinde belirtilen kiralamanın gerçekleşmediğini, bunun üzerine müvekkilinin cari hesapta gözüken ve davalının protokolde kabul ettiği alacağının ödenmesini talep ettiğini, alacak ödenmeyince İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, davalının cari hesap ilişkisini kabul ederek zararının borçtan çok olduğunu iddia ettiğini, davalının zarar iddiasının soyut olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 icra tazminatına hükmedilmesine, davalılar adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunması halinde ihtiyati haciz konulmasına kararı verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili cevabında ve karşı davasında;  sözleşme gereği belirlenen miktarda dekapaj çıkartacak durumda olan müvekkilinin buna ilişkin tüm araç ve gereç ile ekipmanları iş sahasında bulundurduğunu, ancak davacının yeterli miktarda kömür satışı gerçekleştiremediğini ve sözleşmede belirlenen miktarda iş üretilemediğini, taahhüt edilen 1.500.000 m3 dekapaj gerçekleşecek miktarda satışın yapılamadığını, araçların ... Madencilik sahasına kaydırılmasının davacının taahhüt ettiği dekapaj miktarlarını gerçekleştirecek satışları yapamamasından kaynaklandığını, edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirmeyen davacının müvekkilinin zararına neden olduğunu, davacı şirket tarafından sunulan cari hesap kayıtlarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı davaları ile müvekkilinin uğradığı zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi olduğu, bu nedenle HMK'nın 4/1-a bendi gereğince dava değerine bakılmaksızın davada sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar yasal süresinde davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının alacağını avans olarak verdiği çeklere dayandırdığını, hem tarafların tacir olması hem de kambiyo senedine dayalı ticari işlemlerden kaynaklı davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi  olduğunu, bunların yanında kararın asıl dava mı yoksa karşı dava için mi verildiğinin belli olmadığını, her bir dava için ayrı ayrı karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, araç kiralama sözleşmesi kapsamında avans olarak yapılan ödemelerden karşılıksız kalan kısmın iadesi için yapılan takibe itirazın iptali istemine, karşı dava ise, davacının taahhüt ettiği kadar iş vermemesinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK’nın 5/1 maddesi uyarınca, ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür. TTK'nın 5/3. maddesi \"Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.\" hükmünü haizdir. Davaya dayanak ve hükme esas alınan sözleşme, her ne kadar ''Araç Kiralama Sözleşmesi'' olarak belirtilmiş ise de sözleşmenin konusu, kapsamı ve şartlarını düzenleyen ilgili maddeleri göz önüne alındığında, sözleşmenin operatörlü iş makinası kiralama hizmetine ilişkin olduğu, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava, operatörlü iş makinası kiralama hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan ücret istemine ilişkin olduğundan ve sözleşme tarafları tacir olduğundan TTK m. 4 uyarınca davanın ticari dava olarak aynı Kanunun 5.maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemenin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı vermesi nedeniyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere: 1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/437 Esas, 2023/741 Karar ve 19/10/2023 tarihli kararının HMK'nın 355 ve  353/1a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE4-Asıl davada, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı-karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Birleşen davada, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı-karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, karşı davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin, mahkemece yeniden kurulacak hükümde DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanununun 353/1a-3 maddesi gereğince kesin olmak üzere hakim ...'ın karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.14/03/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ Karşı dava asıl dava ile birlikte görülse de, her iki dava kendi işlerinde  değişik talepleri içeren bağımsız davalardır. O yüzden her iki dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Bir dosyada birleştirilen dava veya karşı dava var ise bu davalar birbirinden bağımsız olup her dava için ayrı hüküm kurulmalı, birleşen veya karşı dava mahsuba konu olabilecek bir kalemi içerse bile taleplerdeki haklılık veya haksızlık durumları denkleştirilerek tek hüküm kurma yoluna gidilmemelidir (Yargıtay 22. HD'nin  2018/4344 Esas,  2018/11552 Karar sayılı kararı) Somut olayda, Yargıtay 14. HD'nin  2006/9184 Esas, 2006/14972 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mahkemece birbirinden ayrı iki dava bulunduğu gözden kaçırılarak her iki dava için ayrı ayrı hüküm kurulması yerine, hangi davayla ilgili olduğu da gerekçede belirtilmeksizin  tek bir hüküm  tesisi doğru değildir. Yasanın emredici düzenlemesine aykırı hüküm tesis edildiğinden, öncelikle bu nedenle kararın kaldırılması görüşüşünde olduğumdan, karara muhalif kaldığımı bildiririm.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"592a599be7d0ddaa","SID":"54f25d382ea47d3f"}}