{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/589 <br>KARAR NO: 2024/435<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16.12.2020<br>NUMARASI: 2018/486 E. - 2020/702 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle  davalı ... aleyhindeki davanın reddine, davalı ... aleyhindeki davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  davalı ... müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket yöneticisi olduğundan, huzurdaki işbu davada mahkemenin görevli ve yetkili olduğunu TTK'nın 553. maddesinde şirketi temsilen yetkili bulunan yöneticinin sorumluluğu hükümlerinin düzenlendiğini yine TTK'nın 644. maddesi uyarınca Limited Şirket yönünden Anonim Şirkete ilişkin hükümlerin uygulanacağının da amir olup 561. madde gereğince de sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olarak belirlendiğini, davalı ...'in 20/12/2017 tarihinde işyerinde geçirdiği bir rahatsızlık sonucu 13/04/2018 tarihine kadar rapor aldığını, davalının raporlu olduğu dönemde tarafınca takip edilen işlemler, aynı departmanda çalışan diğer personeller tarafından yerine getirildiğini, işlerin takibi sırasında bir takım şüpheli olduğu düşünülen işlemlere rastlandığını, davalılardan ...'in zorunlu olarak işe gelemediği dönemde, müvekkili şirketteki görevini kötüye kullandığı, şirkete gelen çekleri şahsen tahsil edip uhdesine geçirdiği, bunu şirketten gizlemek için muhasebe sistemini kullandığının ortaya çıktığını, bu işlemlerin incelenmesi sonucunda davalıların tespit edilen hususlarda paraları uhdesine geçirdiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin satıcı firmalarından İnci ... Tic AŞ ile yıl sonu muıtabakatı yapıldığında bu şirkete gönderilen bir takım çeklerin kendilerine ulaşmadığı, bu nedenle de kayıtlarda görünmediğinin müvekkiline iletildiğini, müvekkili şirketin hali hazırda kullanmış olduğu ve tüm kullanıcıların ancak kendilerine ait kullanıcı adı ve şifreleriyle giriş yapabildikleri ... Sistemi üzerinden satıcı ... firmasının cari hesabındaki kayıtları tek tek incelediğini ve ekte dökümünü sundukları çeklerin, davalı ... tarafından kendisine ait olan (...) kullanıcı adı ile satıcı ... firmasına çıkış kayıtlarının yapıldığının tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından kullanılan SAP sisteminde her kullanıcının kendi kullanıcı adı ve şifresi ile sisteme girmesi nedeni ile yapılan her işlemin hangi kullanıcı tarafından yapıldığının kolaylıkla takip edilebilidiğini, bu sistemdeki bilgilere göre müvekkilinin müşterileri tarafından borçlarına mahsuben gönderilen çeklerin davalı ... tarafından teslim alındığı, akabinde  listesi verilen çeklerin ... Firmasına olan borç nedeniyle bu firmaya verildiği ve vadelerinin geçmesiyle bu firma tarafından tahsil edildiği düşünülmüş ise de, belirtilen çeklerin satıcı ... carisinde görünmemesi üzerine bu çeklerin teslimatının ne şekilde olabileceği müvekkilince araştırıldığını, çeklerin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir tahsilat makbuzu bulunmadığını, bu durum üzerine çeklerin kargo ile gönderilebileceğinin düşünüldüğü ancak kargo sisteminden teslimat formlarında kargonun içeriği belirtilmediğinden bu hususta da bir sonuca varılamamış olduğunu, yapılan araştırma neticesinde davalı ... tarafından çeklerin bankalardan elden tahsil edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'in söz konusu çekleri müvekkili şirketin borçlu olduğu firmaya vermiş gibi göstererek ancak vermeyerek kendi isim ve soyismini yazıp ciroladığını ve kendi adına tahsil ettiğini, bu bedelleri şirket hesaplarına aktarmayarak kendi uhdesinde kaldığının ortaya çıktığını, davalı ...'in raporlu olması nedeniyle sisteme müdahale edememesi sonucu çarpıcı durumun ortaya çıkabildiğini ve müvekkili tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, mahkemeye sundukları Ek 1 ve Ek 2 de yer alan toplam 942.396,67 TL tutarındaki çek listesinde yer alan çeklerin kim veya kimler tarafından tahsil edildiği hususunun tespiti için müvekkili tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 20/02/2018 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu ve çek bedellerinin davalı ... tarafından tahsil edildiğinin belirlendiğini, ayrıca Garanti Bankasından gelen yazı cevabında adı geçen dava dışı ... isimli şahsın müvekkili şirket ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, bu kişinin belirtilen çeki ne şekilde ele geçirdiği savcılık soruşturmasında ifadesinin alınmasıyla ortaya çıkabileceğini, dava dışı ...'ya yönelik her türlü dava, şikayet ve talep haklarını saklı tutmakta olduklarını, 27/02/2018 tarihinde raporlu olan davalı ...'in kendi isteğiyle müvekkili şirketi arayarak ziyarete geleceğini bildirdiğini ve geldiğini, davalının şirkete gelmesi üzerine müvekkilinin tespit edilen hususları kendisine ilettiğini ve yapılan yüz yüze görüşmede davalının birkaç çeki tahsil etmiş olabileceğini dile getirdiğini, davalıdan savunma istendiğini ancak davalının yazılı bir savunma vermediğini, müvekkilinin de iş akdini sona erdirdiğini, sonrasında davalı ile yapılan görüşmede 01/03/2018 tarihli \"...kendi el yazımla imzalayıp sorumluluğumda olduğunu kabul ettiğimi beyan ettim, buna göre yapılan inceleme sırasında şimdilik tespit edilen ...'ye verilen çeklerin listesinde yer alan çek bedeli toplamı 831.637,20 TL ...'e verilen çekler listesinde yer alan çek bedeli toplamı 110.759,47 TL sorumluluğumda olduğunu, bu bedelleri şirkete geri ödemeyi kabul ettiğimi belirtmek isterim. Bunların dışında 2015-2016 yıllarında ... firması ile olan mutabakatsızlıktan kaynaklanan 346.000,00 TL ile 88.000,00 TL lik bedelleri de kendim size bildiriyorum, bu bedeller de tarafımın sorumluluğundadır. Ayrıca 56.165,00 TL makbuzlara ilişkin bedelleri de kabul ediyorum...\" şeklinde belge imzaladığını, davalının mahkemeye sundukları işbu belgeler ile birlikte toplam 1.432.561,67 TL'lik bedele ilişkin olarak müvekkiline senet verdiğini, müvekkilinin de alacaklarına ilişkin olarak işbu senedi davalının bizzat kendi verdiği onay ile bir an önce gayrimenkullerin üzerine haciz konulabilmesi için ihtiyati haciz kararı aldığını,  ayrıca denetim firması ... 06/04/2018 tarihli \"Özel Kapsamlı İnceleme Raporu\" ile davalının uhdesine geçirdiği çek bedellinin toplamda 2.387.969,00 TL olduğunu, mahkemece müvekkili şirketin defter ve kayıtları ile ... sistemi konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılmasını talep ettiklerini, davalı ...'in malvarlığının tespiti ile kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasını, nihayetinde suç niteliğindeki haksız fiil ile elde edilen bu bedellerin diğer davalının eşi olan davalı ...'e aktarılması veya mal edinilmesi nedeniyle kendisinden tahsilini talep ettiklerini,  davalı ...'in tüm malvarlığına yönelik ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini  belirtmiş, sonuç olarak ise tahsilde tekerrür olmamak üzere 1.805.469,00 TL'lik alacaklarının, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili savunmasında özetle;  huzurdaki davaya usul yönünden itirazda bulunduklarını, her ne kadar davacı şirket tarafından davalı ...'in şirket hesapları ile oynadığı ve müşteriler tarafından alınan çeklerin arkasına ciro etmek sureti ile bankadan  tahsil ettiği meblağları davacı şirkete ödemediğinden ve zimmetine geçirdiğinden bahisle dava açmış ise de diğer davalı müvekkili ...'in davaya konu edilmesinin ve taraf gösterilmesinin anlaşılamadığını, bu yönde husumet itirazında bulunduklarını, davalı müvekkili ...in, şirketin zararından mesul olamayacağı gibi salt eşinin yapmış olduğu ileri sürülen haksız fiillerden dolayı sorumlu tutularak davaya taraf olarak gösterilmesinin kabul edilemeyeceğini, hukuk da çokça bilinen ve yerleşik olan kurala göre ‘’Borcun şahsiliği ilkesi’’nin mevcut olduğunu, şayet ki ortaya çıkan zarardan ve borçtan davalı müvekkil ... mesul ise salt eşi olduğu için diğer davalı ...'in işbu davada taraf olarak gösterilemeyeceğini, davacı şirketin işbu davada harca esas değeri 1.805.469,00 TL olarak beyan ettiğini ve bu şekilde huzurdaki davayı ikame ettiğini ancak yine davacı şirketin davaya dayanak çeklerin listesinde toplam 17 adet çeki ve bilgilerini sunduğunu, sunulan 17 adet çekin 12 tanesinde davalı müvekkili ...'in imzası ve cirosu olduğunu ve tahsil edildiğini açıkça belirttiğini, geri kalan 5 adet çekin dört tanesinde dava dışı ...'un cirosu olduğunu ve tarafından nakde çevrildiğini bir tanesinde dava dışı ... cirosu ve tarafından nakde çevrildiğinin sabit olduğunu, ancak davacı şirketin davalı müvekkili ...'in cirosu olmayan ve tarafınca nakde çevrilmeyen işlemleri de sanki müvekkili icra etmiş gibi kötü niyetli olarak hareket ettiğini ve zararları müvekkilinden talep etmekte olduğunu, ayrıca davacı şirketin ... da davaya dahil etmemesi ve aleyhlerine dava ikame etmemesinin de düşündürücü olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu müvekkilinin ciroladığı çeklerin bedelleri toplamının 560.823,74 TL olup davacı şirketin hiçbir mantığı ve izahı bulunmayan sebeplerle müvekkilinden senet aldıklarını da ikrar etmelerine rağmen huzurdaki davayı  1.805.469,00 TL lik alacak davası olarak açtıklarını, müvekkili aleyhine ispatlanabilir davacı şirketin toplam zararının 560.823,74 olduğunu, fazlaya ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, davacı şirket zararların tespiti için mali denetim yapılmasını kararlaştırıldığını ve .... A.Ş. (...) firmasına gerekli mali denetimin yaptırtıldığını, ancak bağımsız ve özel bir kurum olan ... firmasının mali denetim raporlarının işbu dava dosyasına eklenmediğini  ve incelemelerine olanak bulunmadığını,  davacı şirketin gerçek zararının tespiti için  incelemeler yapılması ve uzman bilirkişiler marifetiyle gerçek zararın tespitinin yapılması ve davacı şirkette oluşan mali zararın ne oranda müvekkil tarafından gerçekleştirildiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini, dosya münderecatından da anlaşılacağı üzere davalı müvekkili ...'in geçirmiş olduğu kaza sonucu beyin kanaması geçirdiği ve aylarca iş göremez durumda olduğu ve çalışamadığının açık olduğunu, müvekkilinin henüz yeni yeni kendine gelmeye başladığı sıralarda (ki geçirmiş olduğu kaza sonucu beyin fonksiyonları önemli ölçüde zarar görmüştür) davacı şirketin baskısı ile önüne sunulan tüm evrakları kabul etme durumunda bırakıldığını, davacı şirketin kendi yönlendirmeleriyle müvekkile yazılar ve mutabakatnameler yazdırıldığını  ve esasen sorumlu dahi olmadığı zararlardan dahi müvekkilini sorumlu tutmak için, müvekkilin de rahatsızlığını kullanarak hazırlanan evraklara imza attırıldığını, müvekkili tarafından verildiği iddia edilen ve müvekkilinin imzası bulunan hiçbir yazıyı, cevabı ve mutabakatı kabul etmediklerini , müvekkilin hali hazırda sağlık raporu alınırsa yaşamış olduğu kaza neticesinde beyin fonksiyonlarının önemli ölçüde zarar gördüğünün  ortaya çıkacağını, müvekkili ...’in adına kayıtlı üç adet taşınmazı olduğunu, bunların dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; ... ... ... ... parseldeki taşınmaz, .. ... ... ada ... parseldeki taşınmaz ve İstanbul ... ... ... ada ... parseldeki taşınmazlar olduğunu, müvekkilin, davalı şirkete baskı altında henüz suçu ve mesuliyeti ispatlanmadan ... ... ... Ada ... Parseldeki taşınmazını 180.000,00 TL bedelle sattığını ve bu bedeli de davacı şirkete nakden ödediğini, davacı şirketin işbu dosyada müvekkilinin sebep olduğunu iddia ettiği zararın 560.823,74 TL olduğunu izah ettiklerini, ancak davacı şirketin yine baskı kullanarak, müvekkilinin davacı şirketi zarara uğrattığı ispat olunmadan müvekkili ...’e 1.432.060,22 TL’lik senet imzalattırıldığını  ve senedi dayanak göstererek Gebze .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile (ihtiyati haciz) icra takibi başlattıklarını, ayrıca yine baskı uygulanarak müvekkilinin eşi ...'in de icra takibine kefil olarak kaydettirdiklerini, hal böyle iken zaten müvekkilinin hiçbir zararı ispatlanmadan (Kaldı ki ispat olunduğu iddia edilen miktar 560.823,74 TL’dir) müvekkiline baskı ile 1.432.060,22 TL’lik senet imzalatılması ile zaten davacı şirketin zararının kat be kat baskı ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, esasında müvekkili davacının zorla ve baskı ile imza attığı senedin dahi şirketin iddia ettiği zararının kat be kat üstünde olduğunu bu hususta menfi tespit/istirdat davası açma haklarını saklı tuttuklarını savunarak  davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Alınan bilirkişi raporuna göre davalı ... 'in davacı firmada finans ve kredi kontrol müdürü olarak çalıştığı ve müşterek imza yetkisinin bulunduğu, dolayısıyla yöneticilik yaptığı dönemde bulunduğu pozisyonun yetkilerini kullanmak suretiyle kayıtlara gerekli bilgi girişlerini yapmak suretiyle aldığı çekleri hesaplara kaydedip sonrada bu çekleri davacı şirketin borçlu olduğu firmalara fiilen verilmediği halde çıkış kaydını yaptığı, dolayısıyla çıkış işlemine konu çeklerin davalının elinde kaldığı, bu şekilde 77 adet çekin bulunduğu, bunun dışında üç adet çekinde karşılıksızmış gibi gösterilerek toplamda 80 adet çekin kendisi tarafından bedellerinin tahsil edildiği, davacı firmanın toplamda 2.387.969,00 TL'lik zarara uğratıldığı, bu toplamdan davalının kendi rızası ve isteği ile davacı firmaya 1.432.561,67 TL'lik işlemleri kabul etmek suretiyle 05.03.2018 düzenleme tarihli 07.03.2018 vade tarihli senet verdiği, dolayısıyla iş bu davada davacı firmanın toplam zarardan davalının vermiş olduğu senet bedelinin düşürülmesi suretiyle bakiye 955.407.33 TL'lik ödenmeyen zararını davalı ... 'den talep edebileceği, bononun takibe konulması nedeniyle henüz tahsil edilemediğinden bahisle tahsil edilemeyen kısmın bu davaya konu edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu şekilde mükerrer talepte bulunulamayacağı, diğer davalı ... 'in bono nedeniyle yapılan takip dosyasında diğer davalı lehine icra kefili olduğu, iş bu davaya konu edilen alacağın dayanağı işlemlerde sorumluluğunun bulunmadığı, vicdani kanaatine varılarak... \" gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 955.407,33 TL'nin 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 9 yasal faizi ile birlikte davalı ... 'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davanın davalı ... yönünden fazlaya ilişkin kısmının reddine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davanın konusunun müvekkili şirkette finans ve kredi kontrol müdürü olarak çalışan davalı ...'in şirket müşterilerinden aldığı çekleri bankalardan tahsil ederek zimmetine geçirdiği, muhasebe kayıtlarında da söz konusu çekleri başka  firmalara verilmiş gibi göstererek eylemini gizlediği ve söz konusu bu eylemleri ile müvekkili şirketi toplam 2.387.969,00 TL zarara uğratması nedeniyle   tahsilde mükerrerlik olmaması amacıyla toplam  1.805.469,00 TL'nin davalıdan tahsiline ilişkin dava açıldığını, yargılama sonucunda davalılardan ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise 955.407,33 TL'nin tahsiline karar verildiğini, davalı ...'in kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle 59.553,08 TL avukatlık ücretinin adı geçen davalıya verilmesine, diğer davalı yararına ise  4.080,00 TL avukat ücretine karar verildiğini, mahkeme kararında dava değeri açısından mükerrerlik olduğu belirtilmiş ise de bu tespite itibar edilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay uygulamaları gereğince tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karar verilmesi gerektiğini, öte yandan bilirkişi tarafından mükerrerliğin söz konusu olduğu, davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ikame edilmesinin bir anlam ifade etmeyeceğini, davalının müvekkili şirkete vermiş olduğu senedin bulunduğu belirtilmiş ise de kabul anlamına gelmemek üzere, Gebze 4. İş Mahkemesinin 2019/9 Esas sayılı  dosyasında menfi tespit davasının ikame edildiğini, davalılar tarafından senedin teminat senedi olduğu hususunun savunulduğunu, davanın usulden reddedildiğini, istinaf aşamasında  olduğunu dolayasıyla davalılarca senede konu borcun hâla ödenmemiş olması sebebiyle bu senede dayanarak tahsilde tekerrür olamayacağının da izahtan vareste olduğunu, mahkemece davanın tamamının kabul edilmesi gerekirken kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, dava tarihinde müvekkilinin hukuki menfaatinin söz konusu olduğunu, davalılardan hiçbir surette tahsil edilmeyen alacağını tahsil etmek amacıyla davanın açıldığını, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf sebepleri doğrultusunda kararın düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.  Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı ... yönünden reddine, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalılardan ...'in şirketin yetkilisi olduğu, finans ve kontrol müdürü olan adı geçen davalının iş akdinin 28.02.2018 tarihinde feshedilmiş olduğu, davalılardan ...'in davalı ...'in eşi olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, tahsilde tekerrür olmamak üzere açılan iş bu davada davanın bu şekilde açılmasında davacı şirketin hukuki yararının olup olmadığı, reddedilen miktar yönünden davalılar yararına vekalet ücretine karar verilmesi ve yargılama giderlerine kısmen hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirketin 18.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda davalılardan ...'in kredi kontrol ve finans müdürü olduğu, A Grubu imza yetkililerinden olduğunun belirtildiği, 28.02.2018 tarihinde davacı şirket tarafından Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile davalılardan ... adına ihtarname keşide ettiği, ihtarnamede, iş akdinin 4857 sayılı Kanunun 25/2.e maddesi gereğince derhal ve tazminatsız olarak feshedildiğinin bildirildiği, ihtarname içeriğinde şirkette finans ve kredi kontrol sıfatıyla 07.02.2003 tarihinden bu yana çalışmakta olduğu, hizmet akdinin 28.02.2018 tarihi itibariyle derhal ve tazminatsız olarak feshedildiği, 20.12.2017 tarihinde iş yerinde geçirilen rahatsızlık sonucunda 13.04.2018 tarihine kadar raporlu bulunduğu, raporlu olunan dönemde tarafına ait işlerin takibinin aynı departmanda çalışan diğer çalışanlarca yerine getirildiği, işlerin takibi sırasında bir takım şüpheli olduğu düşünülen işlemlere rastlandığı ve detaylı olarak bu işlemlerin incelenmesi sonucunda şirketin satıcı firmalarından olan ... Tİc. AŞ ve ... AŞ firmaları ile yapılan mutabakatlarda SAP Sisteminden tarafına ait kullanıcı adı ile bir takım çek çıkışlarının yapıldığının tespit edildiği, satıcı firmalarla mutabakat sağlanamadığı, çıkışı yapılan çeklerin bu firmalara ulaşmadığı, dolayısıyla kayıtların alınmadığının öğrenildiği, ilk etapta yapılanın ... Firmasına verildiği şeklinde muhasebe kaydının girildiği ancak bu firmaya verilmediği anlaşılan 26 adet ve 831.637,20 TL bedelli çeklerle ile yine ... Firmasına verildiği şeklinde muhasebe kaydı girilen ancak firmaya verilmediği anlaşılan 3 adet ve 110.765,47 TL bedelli çeklerin kim ya da kimler tarafından tahsil edildiği hususunda ciddi şüphelerin oluştuğu, ayrıca sahte olduğu şüphesi uyandıran bir takım muhasebesel kayıtlar yapıldığının tespit edildiği, oluşan vahim şüphe sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/34328 Soruşturma numaralı dosyasında şikayette bulunulduğu, ilgili dosyada çeklere dair bankaya yazılar yazıldığı, cevabı yazılarda, bizzat muhatap tarafından tahsil edildiğinin bildirildiği hususlarına yer verildiği, davalı tarafça 01.03.2018 tarihinde gönderilen mailde, 20.12.2017 tarihinde şirkette rahatsızlanarak beyin kanaması geçirip yaklaşık bir ay bilincinin kapalı bir şekilde hastanede kaldığı, 12.01.2018 tarihinde hastaneden çıktığından itibaren zihin bulanıklığı nedeniyle tedavi gördüğünü, belirtilen konular için kontrol istediğini, SAP'a girişinin engellendiği için net bir cevap verme şansının olmadığını, 27.02.2018 tarihinde şirkete gelerek savunmanın talep edildiğini belirttiği, 05.03.2018 tarihinde, vade tarihi 07.03.2018 olan senedin davalılardan ... tarafından davacı şirket adına düzenlendiği, nakten ibareli düzenlenen bono bedelinin 1.432.561,67 TL olduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/34328 Soruşturma nolu dosyasında, davalılardan ... hakkında 03.01.2019 tarihli hizmet nedeniyle güvenci kötüye kullanma suçundan kaynaklı olarak iddianame düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalının düzenlemiş olduğu senetle ilgili olarak davalı ... hakkında Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.432.561,67 TL senet bedeli ile ferileri olmak üzere toplam 1.435.060,22 TL alacağın tahsili amacıyla 12.03.2018 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, icra takibi öncesinde Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/75 Değişik İş sayılı dosyasında 12.03.2018 tarihli ihtiyati haciz kararının alınmış olduğu, her iki davalı tarafından , icra takibine karşı davacı şirket aleyhine 03.01.2019 tarihli dava dilekçesiyle, Gebze Nöbetçi İş Mahkemesinde İİK 72/3 maddesi gereğince menfi  tespit davasının açılmış olduğu, davacının iş bu davayı icra takip tarihinden sonra 30.04.2018 tarihinde açtığı, dava dilekçesinin sonuç bölümünde, mahkemeye sunulan özel inceleme raporunda davalı ...'in 2015-2017 yılları arasında 2.387.969,00 TL tutarında çeki tahsil ederek uhdesine geçirdiği tespit edilmiş ise de diğer yıllara ilişkin incelemenin devam ettiği belirtilerek HMK 107 maddesi uyarınca toplanacak delillere göre fazlaya ilişkin her türlü talep dava hakları saklı kalmak kaydıyla tahsilde tekerrür olmaması için şimdilik Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında satış işlemleri başlatılan 3 adet taşınmazın rayiç değeri olan 582.500,00 TL haricinde (2.387.969,00 TL - 582.500,00 TL )= kalan 1.805.469,00 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 11.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin, davalı ...'in eylemleti nedeniyle uğramış olduğu zararın 2.387.969,00 TL olduğu, davalının sebep olduğu zararlara karşılık davacı şirkete 07-03-2018 vade tarihli 1.432.561,67 T.L. lık senet verdiği, icra takibine konu edilen bu senedin tenzilinden sonra dgvaçının kalan alacağının 955.407,33 TL olduğu, davacının icraya konulan senetten ötürü 582.500.- TL lık tahsilât yapabileceğini öne sürerek, tüm alacağından 582.500.-TL sını indirerek 1.805.469.- T.L. üzerinden talepte bulunduğu, her ne kadar davacı tahsilde mükerrerlik olmamak üzere talepte bulunmuşsa da, davada talep ettiği rakamın fazla olduğu, mükerrerliğin söz konusu olduğu, davacının tahsil edebileceğini varsaydığı 582.500,00 TL. sını, aldığı senet bedeli ile ilgilendirildiğinde  fiili durumun da bu şekilde olduğu,  davacının senetten sonra geriye tazmini gereken 955.407,33 T.L. lık zararı kaldığı, davadaki 850.061,67 TL' lık talebin fazla, mükerrer olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; rapor ile birlikte haklılıklarının sübuta erdiğini, işlemlerin 77 adet çekten ibaret olduğunu, muhasebedeki rakamsal karşılığının 2.337.377,00 TL olduğunu, her ne kadar bilirkişi tarafından davada dava değeri açısından mükerrerliğin söz konusu olduğu belirtilmiş ise de bu tespite itibar edilmemesi gerektiğini, davanın icra takibinden tahsil edilebileceği düşünülen değer düşülerek ve tahsilde  tekerrür olmamak üzere açıldığını ,ayrıca icra takip dosyasının tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla ikame edildiğini, müvekkili şirketin mükerrer tahsilat yapma gibi bir amacının bulunmadığını, sadece 15 yıllık çalışanının kendisine uğratmış olduğu bu denli büyük bir zararın bir an önce giderilmesini talep ettiğini belirterek, davanın tahsilde tekerrür olmamak üzere kabulüne ve alacak miktarının toplamının 2.387.969,00 TL olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerinde; bilirkişi tarafından davalı ... hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davalı yönünden davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda tüm değerlendirmelerin davacının iddiaları üzerine yapıldığını, sağlıklı ve eksiksiz bir raporun tanzim edilmesi için müvekkilleri aleyhine başlatılan Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesi ve bakiye ne kadar borç kaldığının tespiti gerektiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davacı vekili 30.09.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, bononun takibe konu edildiği ve henüz tahsil edilemediğinden bahisle tahsil edilemeyen kısmın bu davaya konu edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, mükerrer talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın davalılardan   ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Reddedilen miktar yönünden her iki davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir. Dava,  davalılardan ...'in davacı şirket adına düzenlemiş olduğu bononun davacı alacaklı tarafından tahsili amacıyla icra takibine konu edilmesinden sonra, davacı şirket tarafından iş bu dava, söz konusu hususlar açıklanarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açılmıştır. Davacı şirketçe başlatılan icra takibi neticesinde takip dosyası kesinleşmiş olmakla birlikte aynı dosya yönünden davalı borçlular tarafından menfi tespit davasının açılmış olduğu tartışmasızdır. Dava tarihi itibariyle davacının  tahsil etmiş olduğu alacak miktarı mevcut değildir.  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal 2016/9613 Esas, 2018/3711 Karar ve 17.05.2018 tarihli ilamında belirtildiği üzere, davacı anılan alacakları hakkında icra takibinde bulunmuş olsa da iş bu davayı açmakta alacaklarını ilama bağlatmakta hukuki yararı mevcuttur. Bu sebeple henüz tahsil edilmemiş olan icra takibine konu edilen alacak miktarının mahsubu neticesinde bakiye kısmın kabulünde herhangi bir isabet görülmemiştir. Mahkemece, davacının talep etmiş olduğu alacak miktarı yönünden  davalılardan ... yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tam kabulü gerekir iken aksine gerekçelerle kısmen kabul kararı isabetli olmamıştır. Ancak söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacının davalılardan ... yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince düzeltilmesi gerekmiştir.Diğer taraftan, davalılardan ...'in ise dava konusu alacakla ilgili olarak sorumlu olduğunu gösterir dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Mahkeme gerekçesinde yer verildiği üzere, Gebze 4. İş Mahkemesi'nin 2019/9 Esas sayılı dava dosyasında dosya davacısı şirket aleyhine iş bu davaya konu edilen senet ve alacak yönünden menfi tespit davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonrasında 2019/244 Karar sayılı 18/06/2019 tarihli kararı ile; \"yargılamaya konu olan 1.432.561,67 TL miktarlı bono ile ilgli olarak davacı tarafça 10.000,00 TL'lik kısmı için harç yatırıldığı, yargılamanın 29/03/2019 tarihli birinci celsesinde davacı vekiline...dava konusu bononun eksik kalan harç tutarını tamamlaması için iki haftalık kesin süre verildiği, sonrasında verilen kesin süreye ve ihtara rağmen harç ve masraf avanslarının süresi içerisinde davacı tarafça ikmal edilmediğinin anlaşıldığı, yine yargılamaya konu bononun iki borçlusunun kambiyo evrakının borçlularından ... ile davalı arasında herhangi bir işçi işveren ilişkinisin bulunmadığının anlaşılarak HMK'nın 115/1-2, 114/g ve 120/1-2 hükümleri gereğince verilen kesin süreye rağmen harcın ikmal edilmemesi nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş olduğu belirtilmiştir. Kaldı ki davacı şirket tarafından, Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında senede dair icra takibi yalnızca davalılardan ... aleyhine başlatılmıştır. Bu sebeplerle davacının davalılardan ... yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalılardan ... yönünden esastan reddine, davalılardan ... yönünden ise istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin davalı ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılardan ... hakkınında ilk derece mahkemesince verilen yönünden ise davacının istinaf başvurusunun  kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;1-Davalı ... aleyhindeki davanın reddine,  2-Davalı ... aleyhindeki davanın kabulü ile Gebze .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmak üzere; 1.805.469,00 TL alacağın  20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 9 yasal faizi ile birlikte davalı ... 'den tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 30.832,90 TL harcın,  alınması gerekli 123.331,59 TL harçtan mahsubu ile bakiye 92.498,69 TL karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 296,50 TL, bilirkişi ücreti 1.000 TL olmak üzere toplam 1.332,40 TL yargılama giderinin davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 216.437,52 TL nispi avukatlık ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı ...'in yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 7/2 maddesi uyarınca maktu 4.080,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 7-Taraflarca yatırılmış olan gider avans bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 70,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 232,90 TL kanun yolu giderinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62985d35f0fcdce5","SID":"d71362e3d25043e7"}}