{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/601 <br>KARAR NO: 2024/436<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25.11.2020<br>NUMARASI: 2017/154 E. - 2020/728 K.\t  <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın  kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen hükme karşı, davalı- birleşen dosyada davacı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı şirket arasında 01/09/2015 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye ilişkin olarak 17/08/2015 tarih ... sayılı ... Bankası A.Ş.'nin 20.000 TL bedelli kesin teminat mektubunun davalı firmaya teslim edildiğini, ancak davalının İstanbul ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde gerekçe bildirmeden sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davalının fesih gerekçesinin mesnetsiz olduğunu iddia ederek, kesin teminat mektubunun iadesine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik alacak ve tazminat olarak  6.000 TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23.09.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; toplam 9.293,89 TL alacağın dava tarihi itibariyle davalıdan tahsiline, dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline , 20.000,00 TL teminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili savunmasında özetle;  davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, 01/09/2015 tarihli yetkili satıcılık sözleşmenin 8.9 hükmünün müvekkili şirkete açıkça herhangi bir şart ve süreye bağlı olmaksızın ve sebep göstermeksizin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının tanındığını, davacınında hiçbir hak, alacak, kar kaybı, tazminat taleplerinde bulunmayacağının kabul edildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/314 Esas, 2017/486 Karar sayılı dosyasında;  Davacı ... AŞ vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiler sebebiyle tarafların mutabakatı ile düzenlenmiş olan cari hesap ekstresinde yer alan ve ödenmeyen 30.273,40 TL alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında ilamsız takibe geçildiğini, davalının borcun aslına, ferilerine ve faiz miktarına itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirket tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/154 esas sayılı dosyası ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacak ve tazminat taleplerine dair davacı şirket aleyhine 16/02/2017 tarihli dava ikame edildiğini, İstanbul 5.ATM'de görülen dava ile işbu dava arasında bağlantı bulunduğundan öncelikle davanın İstanbul 5.ATM.nin 2017/154 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, itirazın 10.273,40 TL üzerinden  iptaline ve takibin devamına, alacak tutarı likit olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd Şirket vekili savunmasında özetle; icra takibinin müvekkili şirkete alan borcun ödenmemesi  adına davalı tarafça zaman kazanmak için başlatıldığını, müvekkili şirketin muavin defterlerinin ve mutabakat formunun incelenmesi ile 41.188,61 TL alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, birleşen dosyadaki davacının haksız feshi nedeniyle ayrıca müvekkili şirketin zarara uğradığını, teminat senedinin kötü niyetli olarak bozdurulduğunu, birleşen dosyadaki davacı iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu savunarak, birleşen davanın reddi ile davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; ana dosyada davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin yetkili satıcılık sözleşmesine istinaden ... Bankası A.Ş.'ye ait 20.000 TL'lik kesin teminat mektubunun iadesi, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 41.188 TL alacak ve 1.000 TL'lik zararın davalıdan tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Birleşen davanın ise taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayalı fatura alacağına ilişkin takip üzerine davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı ve davalı  tarafa ait 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfının olduğu, davacı ve davalı kayıtları uyarına birleşen davaya konu icra takip tarihi 03.02.2017 tarihi itibariyle ... firması kayıtlarına göre, ... firmasının ... firmasından 41.188,60 TL alacaklı olduğu, ... firması kayıtlarına göre ise ... firmasının ... firmasından 30.273,40 TL alacaklı olduğu, taraf kayıtlarındaki farkın 71.462,00 TL olduğu ikinci mali bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Birleşen davada davacı ...’in tanzim ettiği 39.567,29 TL tutarındaki faturanın davalı ... hesaplarında mevcut olmadığı, davalı ... tarafından bildirilen 09.12.2015 tarihli  ...@....com.tr uzantılı mail yazışması içeriğine göre davacının davalıya 39.567,29 TL tutarındaki faturayı tanzim ettiği, sözleşmenin 12.3 maddesinde sözleşmenin ifası ile ilgili rutin yazışmaların elektronik posta ile yapılabileceği düzenlendiğinden fatura bildiriminin de  rutin işlem niteliğinde olduğu kanaatine mahkememizce varılmıştır. Davacı ve davalının sunulanları uyarınca, davacı ...’in tanzim ettiği fatura içeriğinin davalı ... firmasının bilgisi dahilinde olduğu, davalı ... şirketinin tanzim etmiş olduğu fatura ve dekontların sözleşme ekleri kapsamında tanzim edildiği belirlenmiştir. Davalı kayıtlarında davacının tanzim ettiği 39.567,29 TL bedelli faturanın kayıtlara alınmadığı, davacının sözleşme kapsamında ve davalı maili kapsamında faturayı tanzim ettiği anlaşılmakla davalının kayıtlarında mevcut 30.273,40 TL bakiyeye ilavesi ile davalıdaki  ... borcundan ... firmasının 39.567,29 TL tutarındaki faturası düşüldüğünde ... firmasının ... firmasından 9.293,89 TL alacaklı olacağı bu nedenle asıl davada davacının 9.293,89 TL talep edebileceği anlaşılmıştır. Asıl dava davacısı ... şirketinin maddi yatırım yaptığı, işçi alımları ve çıkışları nedeniyle tazminat ödediği, işe ilişkin araç kiralamaları yaptığına ilişkin fatura ve belgelerin incelenmesinde; davacı şirketin araç kiralama giderleri yaptığına ilişkin 10 adet fatura sureti içeriğine göre bu giderlerin davacının satış yapmak için katlanmak zorunda olduğu maliyetlerden olduğundan araç kiralama giderleri faaliyet süresi içerisinde satışı arttırmak için yapılan giderlerden olduğundan davacının bu talebinin yerinde olmayacağı kanaatine varılmıştır. Davacının sözleşmenin ayakta kaldığı süre için demirbaş alım ve yenileme olmak üzere toplam 14.150 TL bedelli demirbaş ve özel maliyet hesaplarına ilişkin girişinin olduğu tespit edilmiş ise de bu demirbaşlar şirketin aktif değeri olduğundan davacının talebi yerinde görülmemiştir. Davacının işin yapılması için yeni personel alımına gittiği, işten çıkarılan elemanlara ilişkin 13.344,94 TL  tutarında tazminat ödendiği tespit edilmiş ise de işten çıkışların 5 adedinin Mayıs 2016 fesih tarihinden önceki dönem olduğundan bu kısma ilişkin tazminat talebi yerinde görülmemiştir. Fesih tarihinden sonra ...’na ilişkin 1.294,95 TL tazminat ödemesi tespit edilmiş ise de davacı ile davalı arasındaki sözleşme kapsamında ve fesih maddesi kapsamında davacının bu yönde bir zarar talebinde bulunamayacağı anlaşılmıştır. Davacı şirketin zarar iddiasına ilişkin 2015-2016 yılına ait kurumlar vergisi beyannameleri incelendiğinde her iki yılda da davacının zararının olduğu tespit edilmiş ise de 01.09.2016 tarihindeki fesihten önce de davacının zarar ettiği gelir tablosundaki verilerden anlaşılmakla fesihten kaynaklı bir kazanç kaybı bulunduğuna ilişkin korelasyonun ikinci bilirkişi teknik heyeti tarafından tespit edilememesi nedeniyle bu talep de mahkememizce yerinde görülmemiştir. Asıl dava davalısı ... şirketi, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinden cari hesaptan kaynaklanan alacağın yanısıra teminat mektubunun nakde çevrilmesinin de hukuka uygun olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından sözleşmenin feshine ilişkin olarak sunulan tutanak ve raporların davalının çalışanları tarafından tek taraflı olarak tutulduğu ve davacının bu tutanak ve raporlarda imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme hükmü uyarınca, taraflar arasındaki günlük işlemlerin mail yolu ile yapılabileceği kararlaştırılmış olduğundan davacının sözleşmeyi ihlal ettiğine ilişkin herhangi bir mail yazışmasına da dosya kapsamında rastlanılmadığından davalının çalışanları tarafından tek taraflı olarak hazırlanan soyut iddialar sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeni olamaz. Bu nedenle davalı tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle asıl dava davacısının zararının yani teminat mektubu bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Fesih bildirimine kadar sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan borç ve alacaklar geçerliliğini koruyacaktır. Bu husus taraflar arasındaki sözleşmede de açıkça kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla sözleşmenin feshine kadar geçen süre içerisinde ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde asıl davada davacının 9.293,89 TL cari hesap alacağı ve 20.000 TL teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklanan alacağı olmak üzere toplam 29.293,89 TL alacağının bulunduğu, birleşen davaya konu ... şirketinin alacağı olmadığı anlaşılmıştır. İkinci heyet raporundan sonra mahkememiz ara kararı gereğince yazılan müzekkerelere  istinaden Yakacık Vergi Dairesi Müdürlüğünün 14.11.2019 tarihli müzekkereye cevap yazısı ile sunulan ...Tic.Ltd.Şti.’ne ait 2015/12 dönem BA/BS formlarına göre, ... firmasının tanzim ettiği 17.12.2015 tarihli KDV hariç 33.531,30 TL (KDV Dahil 39.567,29 TL) tutarındaki faturasının ... tarafından 33.531,00 TL (KDV hariç) tutar olarak beyan edildiği, Güngören Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07.11.2019 tarihli müzekkereye cevap yazısı ile sunulan ....'ye ait 2015/12 dönem BA/BS formları incelendiğinde, ... açıklaması ile 33.531,00 TL’lik söz konusu faturanın beyan edildiği, ikinci heyet raporunda davacının taraflar arasındaki ticari ilişkide alacaklı olduğu tespit edilmekle Vergi Dairesi cevaplarına göre davacı alacağının içinde bulunan faturaya ilişkin hem davacı hem de davalı tarafından vergi dairesine faturanın beyan edildiği anlaşılmakla her ne kadar davalı taraf faturayı kayıtlarına almadığını iddia etmiş ise de davacıya ilişkin hesap koduna dair sunulan hesaplarda yer almamış olan faturanın vergi dairesine beyan edilmesi kapsamında iş bu resmi cevap ikinci heyet raporunda tespit edilen davacı alacağını teyit ettiğinden bu iddiaya itibar edilmemiştir. Davacı tarafın haksız fesih nedeniyle tazminat alması gerektiği yönünde bildirilen itirazının değerlendirilmesinde, davacının mali tablolarında şirketin yapmış olduğu faaliyetler sebebiyle elde ettiği bir karın ticari defter ve kayıtlarda tespit edilmemesi nedeniyle kazanç kaybı talebi yerinde değildir. Sözleşme devam etseydi dahi davacının sözleşmeden kaynaklı maliyetleri ve giderleri sebebiyle bir kar elde edemeyeceği sunulan mali tablolardan teknik heyet raporuyla tespit edildiğinden bu beyana mahkememizce itibar edilmemiştir. Asıl davada davacının 9.293,89 TL cari hesap alacağı ve teminat mektubu bedeli olan 20.000 TL tutarı  talep edebileceği hükme everişli ikinci ve üçüncü teknik bilirkişi heyet raporunda  tespit edilmekle birleşen davaya konu ... şirketinin alacağı olmadığı bu kapsamda belirlendiğinden ve davacının asıl davadaki tazminat taleplerinin somut dayanaklarının sözleşme ve diğer inceleneler kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla ana dava yönünden; 9.293,89 TL cari hesap alacağının 5.000 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve 4.293,89 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000 TL teminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fesih nedeniyle uğranılan zarara ilişkin tazminat davası ile kar kaybı davasının reddine ve birleşen dava yönünden; davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin birleşen dava davacısı şirket tarafından yukarıda açıklandığı şekilde fatura  vergi dairesine bildirilmesine rağmen kayıtlarına işlenmemek suretiyle davalı aleyhine borç doğrucu surette işlem yapılması nedeniyle haksız ve kötü niyetli olarak takip yapıldığı kanaatine varıldığından % 20 oranındaki 2.054,68 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair... \"  gerekçesiyle asıl davaırı kısmen kabulü ile 9.293,89 TL cari hesap alacağının 5.000 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve 4.293,89 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000 TL teminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine: birleşen davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile % 20 oranındaki 2.054,68 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine.  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı- birleşen dosyada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı- birleşen dosyada davacı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece kök rapordaki eksik ve hatalı hususlara ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, sadece davacı tarafın beyanlarının dikkate alındığını, davada asıl dava ve birleşen dava olarak iki ayrı dava bulunduğunu, HMK uyarınca her iki davanın kendi içerisinde ayrı davalar olduğundan her dava yönünden hüküm kurulması gerekmesine rağmen rapor ve ek raporda her iki davadaki savunma ve taleplerin birleştirilerek hesaplama yapıldığını, mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edilerek karar verildiğini, raporda her iki davanın kendi içerisinde değerlendirilerek hesaplama yapılması gerektiğini, ek raporda teminat mektubuna ilişkin olarak yapılan itirazların değerlendirilmediğini, davacı şirketin sözleşmesel yükümlülüklerine riayet etmediğini, müvekkili şirket zararına hareket ettiğini, bu hususun dosya kapsamına sunulan belgelerde ispat edildiğini, bu yöndeki itirazları konusunda ek raporda beyan bulunulmadığını, raporda davalı çalışanları tarafından tek taraflı tutuldugu, davacının bu tutanak ve raporlarda imzasının bulunmadığı, dolayısıyla soyut iddiaların sözleşmenin haklı nedeniyle feshine gerekçe olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı belirtilmiş ise de tüm belge ve evrakların değerlendirilmediğini, raporda eksik inceleme olduğunu, davacı şirketin eski müdürünün sözleşmeye aykırı tutum ve şirket zararına sebep olan davranışları nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, fesih nedenlerinden biri olarak müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmeye aykırı davranışlar olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin 6.4 maddesinde yetkili satıcının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde müvekkili şirketin herhangi bir ihtar ya da ihbara gerek kalmaksızın teminat mektubunun nakde çevirme hakkının tanındığını, bu kapsamda sözleşmeye aykırılık gerçekleşmiş olduğundan müvekkilinin teminat mektubunu nakde çevirme ve irat kaydetme hakkının doğduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla HMK'da düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca bilirkişi tarafından asıl davada davacının 9.233,89 TL cari hesap alacağı ve 20.000,00 TL teminat mektubunun nakde çevrilmesinden dolayı toplam 29.293,89 TL alacağının bulunduğu değerlendirildiğinde talebi aşar şekilde teminat mektubunun bir alacak kalemi olarak hesaplamaya katılmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarında bulunmayan faturaların esas alınarak hesaplama yapıldığını, birleşen dava yönünden ise ek raporda feshe ilişkin yapılan itirazların değerlendirilmediğini, teminat mektubunun müvekkili tarafından nakde çevirme hakkının bulunduğunun eksik ve hatalı değerlendirildiğini, teminat mektubunun davacı şirketin 30.273,40 TL tutarındaki borcuna istinaden nakde çevrilerek toplam borç tutarından mahsup edildiğini, bakiye 10.273,40 TL'nin birleşen davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davalarda verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, yetkili satıcılık sözleşmesi kapsamındaaçık hesap alacağı ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ve tazminatın tahsili istemlerine; birleşen dava ise yetkili satıcılık sözleşmesi kapsamında açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı, davalı- birleşen davada davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, yetkili satıcılık sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği, davacı şirketin davalı şirket adına sözleşme kapsamında teminat mektubunu ibraz etmiş olduğu ve davalı tarafça teminat mektubunun  nakte çevrildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının dava konusu etmiş olduğu alacak istemlerinin sübuta erip ermediği, kök ve ek raporda davalı birleşen dosya davacısının iddia ve itirazlarının incelenip incelenmediği, davalı birleşen dosya davacısının teminat mektubunu nakde çevirmesinin yerinde olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 01.09.2019 tarihli davacı şirketin yetkili satıcı olduğu, yetkili satıcılık sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşmenin konusunun 2.maddede, ... tarafından üretilen ve ileride ... tarafından sağlanacak olan elektronik, güvenlik ve alarm abonelik, satış, montaj ve hizmet iş ve işlemlerinin yetkili satıcı tarafından gerçekleştirilmesinde uygulanacak olan iş birliğinin tespiti ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibaret olduğuna yer verildiği, sözleşmenin 6.maddesinde, teminatın düzenlendiği, 6.1 maddede, yetkili satıcının sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerinin teminatı olmak üzere 10.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunu veya nakit teminatı sözleşmenin imzalandığı tarihte ...'ye teslim edeceği, 6.4.maddede, yetkili satıcının iş bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini hiç ya da iş bu sözleşme ve eklerinde düzenlendiği şekilde yerine getirmemesi halinde teminat mektubu veya nakit teminatın ... tarafından hiçbir ihtar ya da ihbara protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın nakde çevrilerek irat kaydedileceği, ...'nin irat kaydettiği teminatı sözleşmeden kaynaklanan alacak, teminat, cezai şart, faiz ve ferilerinden dilediğine, dilediği sıralamada mahsup edebileceğinin belirtildiği, 8.maddede, sözleşme süresi ve yürürlük ile feshin düzenlendiği, 8.1.maddede, sözleşmenin 12 ay süre ile yürürlükte kalacağı, taraflarca aksi yazılı olarak bildirilmediği sürece birer yıl aynı şartlar ile yenileceği, 8.2.maddede, sözleşmenin hiçbir şekilde imzalandığı tarihten itibaren 5 yıldan fazla yürürlükte kalmayacağı, 8.5.maddede,  yetkili satıcının sözleşmede belirtilen mücbir sebep halleri hariç olmak üzere sözleşme ve ekleri kapsamındaki yükümlülüklerini hiç ya da sözleşme ve eklerinde tanımlandığı şekilde yerine getirmediği ya da yükümlülüklerini ihlal ettiği, aykırılığı gidermediği takdirde ... iş bu sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak başkaca ihtar ya da ihbara ve hükme gerek kalmaksızın feshetmek hakkına sahip olduğunun belirtildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete İstanbul .... Noterliğinde düzenlenen 01.09.2016 tarihli ihtarname ile akdedilen 01.09.2015 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirilmediğinden dolayı 24.08.2016 tarihinde fesih bildiriminin elden teslim edildiği, bu nedenle 02.09.2016 tarihinden itibaren müvekkili şirketin firma ile çalışmayacağının bildirildiği, davacı şirket tarafından davalı şirketin göndermiş olduğu ihtarnameye cevaben Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenmiş olan 25.10.2016 tarihli cevabı ihtarnameyi gönderdiği, ihtarname içeriğinde hiçbir somut gerekçe gösterilmeden feshedildiğinin bildirildiği, ancak sözleşmenin hangi maddesi veya hangi yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinin izah edilmediği, genel/soyut bir beyanda bulunulduğu, müvekkili şirket ile yapılmış olan bu çapta maddi değer getirisi bulunan bir sözleşmenin tek taraflı ve haksız feshinin zararının kabulünün mümkün olmadığı hususunun ifade edildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete ... Bankası AŞ Dragos Şubesine ait 17.08.2015 tarihli 20.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunun  teslim  edildiği, davacı şirket tarafından cari hesap alacağı ile birlikte teminat mektubunun iadesi ve tazminat istemli asıl alacak davasını 16.02.2017 tarihinde açtığı, davalı birleşen dosya davacısının ise davacı birleşen dosya davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 03.02.2017 tarihinde 30.273,40 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin itiraz ettiği, şirket vekili tarafından icra dosyasına 30.03.2017 tarihinde beyanda bulunulduğu, bulunan beyanda müvekkili şirketin borçlu firma tarafından verilen ... Bankasının 17.08.2015 tarihli teminat mektubunun nakde çevrildiğinden takip tutarının 20.000,00 TL'nin haricen tahsil edildiğini belirterek feragat harcının alınmasının talep edildiği ve davalı itirazı üzerine bakiye takip alacağına yönelik olarak İİK 67 maddesi gereğince birleştirilen davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisine taraflar tüm delillerini ibraz etmiştir. Ayrıca taraf şirketlere ait BS ve BA Formları dosya içerisine ilgili vergi dairelerinden celp edilerek bilirkişi raporları alınmıştır. 01.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; her iki tarafın ticari defterlerinin de sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının birleşen davada davalının ticari defterlerine göre davacının dava tarihi itibariyle 41.186,60 TL davalıdan alacaklı olduğu, ancak; asıl dava yönünden, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 39.567,29 TL tutarlı faturanın teslim/tebliğ eksikliği nedeniyle bu aşamada davacının 41.188,60 TL - 39.567,29TL - 1.621,31 TL alacağı olduğu, nakde çevrilen 20.000,00TL tutarlı teminat mektubu bedelinin ilavesi ile asıl davada davacı alacağının 21.621,31 TL olabileceği, davalının birleşen davada davacının ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle 30.273,40TL (takip miktarı kadar) kayden davalıdan alacaklı göründüğü, ayrıca takipten sonra 20.000,00TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrilmiş olması nedeniyle  dava aşmasında kayden 10.273,40TL takibe konu alacağının kaldığı, ancak; birleşen dava yönünden ise gelinen bu aşamada birleşen davanın davacısının, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan belgeleri ibraz ve ispat etmemiş olduğundan takibe konu alacak iddiasının da bu aşamada ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir. Davacı birleşen dosya davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin usulüne uygun tutulmuş ve delil vasfına haiz ticari defterleri incelendiğinde davalı yandan alacaklı olduğunun görüldüğünü, ayrıca davalının hiçbir haklı gerekçe olmadan müvekkili şirket aleyhine Charge back faturası kesmesi ve alacaklı olduğunu iddia edebilmesi için müvekkili şirketin prim ve hak ediş faturalarını kabul edip ona göre ödeme yapması gerektiğini, ancak davalının müvekkilinin kesmiş olduğu faturaları ödemediği ve haksız olarak defterine işlemediği gibi vermediği primlere ilişkin Charge Back faturalar kestiğini, bunun hukuka aykırı olduğunu alacağının bertaraf edilmesi amacıyla söz konusu faturaların kesilmiş olduğunu belirterek, dosyanın eksik hususlar tamamlanarak bilirkişiye gönderilmesini talep etmiştir. Davalı birleşen dosya davacı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; alacak tutarlarının hesaplanmasının çelişkili olduğunu, eksik inceleme sonucunda rapor düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından herhangi bir şart ve süreye tabi olmaksızın tek taraflı feshinin sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, sözleşmenin 8.9.maddesi gereğince müvekkili şirketin açıkça herhangi  bir şart, süreye bağlı olmaksızın ve sebep göstermeksizin sözleşmeyi fesih hakkı tanıdığını, sözleşmenin 6.4 madde hükmü gereğince davacı karşı davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde teminat mektubunu nakde çevirme hakkının müvekkiline tanındığını, beyan ettikleri Charge Back iade faturalarını ve aylık abonelik hizmet faturalarına ilişkin faturaları mahkemeye sunduklarını, buna dair ek rapor alınmasını talep etmiştir. 21.05.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafından sözleşmenin feshine ilişkin olarak her ne kadar bir takım tutanak ve raporlar ibraz edilmiş ise de bu tutanak ve raporların davalının çalışanları tarafından tek taraflı olarak tutulmuş oldukları, davacının bu tutanak ve raporlarda imzasının bulunmadığının görüldüğü, yine, yukarıda anılan sözleşme hükmü uyarınca, taraflar arasındaki günlük işlemlarin mail yolu ile yapılabileceği ifade edilmiş olmasına rağmen davacının sözleşmeyi ihlal etmiş olduğuna ilişkin herhangi bir mail yazışmasına da rastlanılmadığı, dolayısıyla davalının çalışanları tarafından tek taraflı olarak hazırlanan soyut iddiaların sözleşmenin haklı nedenle feshine gerekçe olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, bu bakımdan davalı tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle oluşan davacının zararının, bir başka deyişle teminat mektubu bedelinin, davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı,  taraflar arasındaki sözleşmede, davalının her zaman  sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda da davacı tarafından herhangi bir tazminat talep edilemeyeceği hüküm altına alındığından; davalının yapmış olduğu fesih bildiriminin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, fesih bildirimine kadar sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan borç ve alacakları geçerliliklerini koruduğunun açık olduğu, bu husus ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede de açıkça kararlaştırıldığı, dolayısıyla sözleşmenin feshine kadar geçen süre içerisinde ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve yine dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde; tarafların borç ve alacaklılık durumunun  tespit edildiği, her ne kadar davacı tarafından sözleşmenin haksız feshedilmiş olması nedeniyle yapmış olduğu yatırımlardan kaynaklanan zararların tazminini talep etmiş ise de tespit olunduğu üzere davacının bu yöndeki zararlarını kanıtlayamadığının tespit edildiği, bir an için davacının bu yönde bir takım zararlarının oluştuğu kabul edilse dahi sözleşmenin süresinin bir yıl olarak belirlenmiş ve sözleşmede davalıya tek taraflı olarak her zaman sözleşmeyi tazminatsız bir şekilde sona erdirme yetkisi tanınmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının bu talebinin de haklı olmadığının  açık olduğu, yine aynı şekilde, her ne kadar davacı tarafından haksız fesih nedeniyle uğranılan kar kaybı talep edilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşme, sözleşmenin davalıya tanımış olduğu tek taraflı fesih bildirimi yetkisine dayanılarak feshedilmiş olduğundan, davacının kar kaybından kaynaklanan herhangi bir tazminat talep edemeyeceğinin açık olduğu, sonuç olarak; davalının çalışanları tarafından tek taraflı olarak hazırlanan soyut iddiaların sözleşmenin haklı nedenle feshine gerekçe olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, bu bakımdan  davalı tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle oluşan davacının zararının, bir başka deyişle teminat mektubu bedelinin, davacıya  ödenmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede, davalının her zaman sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda da davacı tarafından herhangi bir tazminat talep edilemeyeceği hüküm altına alındığından; davalının yapmış olduğu fesih bildiriminin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, fesih bildirimine kadar sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan borç ve alacakların geçerliliklerini koruduğu, buna göre yapılan değerlendirmelerde, asıl davada davacının 9.293,89 TL cari hesap alacağı ve 20.000 TL de teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 29.293,89-TL alacağının bulunduğu, birleşen davaya konu ... alacağı olmadığı, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshedilmiş olması nedeniyle yapılan yatırımlardan kaynaklanan  zararların tazmini talep edilmiş ise de bu zararlar ispata muhtaç olduğu gibi ispat edilse bile sözleşme kapsamında bu zararların talep edilmesinin mümkün olmadığı, yine aynı şekilde, her ne kadar davacı tarafından haksız fesih nedeniyle uğranılan kar kaybı talep edilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşme, sözleşmenin davalıya tanımış olduğu tek taraflı fesih bildirimi yetkisine dayanılarak feshedilmiş olduğundan, davacının kar kaybından kaynaklanan herhangi bir tazminat talep edilmesinin de mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. 26.05.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök rapora yapılan beyan ve itirazlar ayrı ayrı değerlendirilerek sonuç olarak kök raporda tespit edilen alacak kalemlerinin değiştirici nitelikte olmadığı, gelen yazı cevaplarının tespit edilen hususları tevsik edici olduğu, vergi dairelerine yazılan cevabı yazılarda davacı şirketin tanzim ettiği, 39.567,29 TL tutarındaki faturanın beyan edildiği, davalı şirket tarafından da ilgili vergi dairesine faturanın beyan edildiği belirtilmiştir. Davalı birleşen dosya davacı vekili tarafından ek rapora karşı itiraz edilerek yeniden rapor alınması talep edilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden aslı davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda; taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme hükümleri gereğince her iki tarafın kabulünde olduğu üzere ve özellikle sözleşmenin teminata ilişkin hususlarını düzenleyen 6.4. maddesinde ,yetkili satıcının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini hiç ya da sözleşme ve eklerinde düzenlendiği şekilde yerine getirmemesi halinde teminat mektubunun ... tarafından hiçbir ihtar ya da ihbara ya da protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın nakde çevrilerek irat kaydedileceği hükmü kapsamında davalı birleşen dosya davacısı tarafından  teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haklılığına dair  iddialarını ispatının kabulü mümkün olmamıştır. Bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere, söz konusu tutanaklar davalı karşı davacı tarafça tutulmuş olan her iki tarafın kabulünde olmayan tek taraflı tutanaklar olup  davalı karşı davacının aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, sözleşmenin feshine dair 8.maddenin 5.bendinde davalının sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak feshedeceği düzenlenmiştir. Düzenleme  teminat mektubunun nakde çevrilmesine dair  bir düzenleme olmadığından ve her iki konu ayrı ayrı maddelerde düzenlenmiş olduğundan, feshe ilişkin söz konusu maddenin teminat mektubunun nakte çevrilmesinde  uygulanması mümkün olmayacaktır. Diğer taraftan, davacının cari hesap alacağına dair usulüne uygun düzenlenmiş ticari defter ve kayıtlarla birlikte taraflara ait BS ve BA Formlarından ilgili vergi dairesine bildirilmiş olduğundan mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı- birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.440,77 TL istinaf karar harcının davalı- birleşen  davada davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı- birleşen davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f04bcd689f0101a","SID":"f07e51a00652a36a"}}