{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1354 <br>KARAR NO\t\t: 2024/522<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2016 (Dava) - 01/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2016/1262 Esas - 2021/470 Karar<br>DAVA             \t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 27/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2021 tarih ve 2016/1262 Esas - 2021/470 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili aleyhine İzmir 22. İcra Müdürlüğü’ne 2015/12826 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkiline ödeme emrinin 14.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, kambiyo takibine konu çekin, ... Bankası’nın ... seri numaralı 5.110,23 TL bedelli, 28.02.2015 vade tarihli çeki olduğunu, müvekkili firmanın hisselerinin tamamının 04.11.2013 tarihli tescil ile ... ve ... tarafından devralındığını, yeni hissedarların ticari defter kayıtlarını incelediklerini ve işletmeyi ticari defter ve kayıtlarındaki aktif pasifleri ile devraldıklarını, İzmir 22. İcra Müdürlüğü 2015/12826 esas sayılı dosyasına konu çekin şirket devir alınmadan önceki temsilci tarafından ciro edilmediğini ve ticari defter kayıtlarına işlenmediğini, Türk Ticaret Kanunu 64-68 maddeleri arasında ticari defterlere ilişkin hükümler ile defter tutmadaki usul ve esasların belirlendiğini, müvekkili firmanın ticari defter kayıtlarında, 2013 çek detay muavin dökümünde ve genel mizan tablosunda icra takibine konu çek ile ilgili kayıt bulunduğunu, bu nedenle işletme devrinden önce ciro edilen, ticari defter kayıtlarına kaydı yapılmayan çekten dolayı firmanın yeni hissedarlarının ve dahi işletmenin borçlu olmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, İzmir 22. İcra Müdürlüğü 2015/12826 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin öncelikle ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, İİK md. gereğince müvekkilimin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. \t<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen İzmir 22. İcra müdürlüğü takip dosyasında, davacı-borçlu ... ticaret sicil gazetesinde yer alan (... Mahallesinde cad. no:... ... ...) adresine usulüne uygun tebligat çıkarılmış olmasına rağmen, tebligat parçasında \"adresten taşınmış\" denilmesi sureti ile bila döndüğünü, sonrasında da T.K. madde 35’e göre 14.10.2016 tarihinde, tebligat yapıldığını, davacı adresinin 35’e göre tebligat yapılan adresle aynı olduğunu, davacının resmi ve ticari faaliyetlerinin sürdürüldüğü adresine usulüne uygun tebligat yapıldığı halde itiraz etmediğini, takibin kesinleşmesine sebep olduğunu, ancak müvekkili şirketin alacağını tahsiline yarayacak olan haciz işlemleri sırasında haksız ve kötü niyetli olarak, borçlu olduğu halde iş bu davayı açtığını, davacının,  defter, belge ve kayıtlarında takip konusu çekin işlenmediğini iddia ettiğini, davacının iddiasının müvekkili şirketle ilgili olmadığını, müvekkili şirket ... A.Ş. kayıtlarında takip konusu çekin kayıtlı olduğunu, davacı tarafın, müvekkil şirketten ekmek aldığını ve alıma ilişkin faturalar düzenlenerek müvekkili şirketin kayıtlarına usulüne uygun olarak işlendiğini, davacının cari hesaplarda borçlu olduğunu ve bu güne konuda herhangi bir itiraz veya iade faturasının da kesilmediğini, müvekkili şirkete hiçbir borcunun olmadığı iddiasında olan davacı tarafın müvekkili şirkete borçlu olduğunun müvekkili şirket defter belge ve kayıtları ile cari hesaplar uyarınca sabit olduğunu, davacının, müvekkili şirkete borçlu olduğunu, borca ve takibe itiraz etmediğini, müvekkiline gönderdiği herhangi bir iade faturasının olmadığını, davacının çekteki cironun değil önceki hissedarlarınca imza altına alındığı iddiası bulunduğunu, bu durumun iddiadan öte ve bir suç isnadı olduğunu, böyle bir durum varsa davacının eski hissedarlar ile ilgili suç duyurusunda bulunması gerektiğini, ancak dava dilekçesinde bu yönde bir açıklama delil olmadığını, davacının bir tüzel kişilik olduğunu, davacının hissedarları arasında yapılacak bir dava konusunun iş bu dava ve alacaklı olan müvekkili şirket ile bir ilgisi bulunmadığını savunarak,  müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve yersiz davanın reddine, İzmir 22. İcra Müdürlüğü 2015/12826 Esas sayılı takip dosyasının devamına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Dosya içinde, İzmir 22. İcra Müdürlüğü 2015/12826 sayılı takip dosyası, 18/11/2013 tarihli ticaret sicil gazetesinde ki hisse satışlarının tescil ve ilanına ilişkin gazete, niza konusu olan, 22/04/2013 tarihli çekin detay muadil döküm kaydı, genel mizan tablosu, 2013 kesin mizan ve 2013 kurum beyannamesi, dosya içinde hazır edilmiş, ayrıca, İzmir C başsavcılığından 2017/44396 nolu daimi aramadaki soruşturma dosyası getirtilmiş ve yine C. Başsavcılığının 2017/44376 soruşturma dosyasında, müşteki ... Ltd. Şti.  ve ... ve ... olup şüphelisi ... olan dava konusu çek ile ilgili yapılan soruşturmada şüphelinin üzerine atılı suç ile ilgili olarak kamu davasının açılması için yeterli ve kesin delil elde edilemediğinden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, alınan bilirkişi raporunda, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davalı yan ile aralarında bir ticari ilişkinin olmadığı, tarafların birbirine fatura düzenlemediği ve ödeme almadıkları, takibe yönelik çeke ilişkin bir kaydın yada önceki yıllardan devir ve bakiyeninde olmadığı...\" gerekçesiyle davanın KABULÜ ile; İzmir 22. İcra Müdürlüğü 2015/12826 sayılı takip dosyasında, davacının borçlu olmadığının tespitine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut ve yazılı delillere aykırı olacak şekilde eksik inceleme ile karar verildiğini, yerel mahkeme kararının savcılık kararına, bilirkişi raporlarına, kambiyo hukukunda ve ticari yaşam gerçeklerine aykırı olduğunu, davacının resmi ticari faaliyetini sürdürdüğü adresine usulüne uygun tebligat yapıldığı halde takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, ancak müvekkili şirketin alacağını tahsile yarayacak olan haciz işlemleri sırasında haksız ve kötü niyetli olarak, borçlu olduğu halde bu davayı açtığını, yerel mahkemece geçerli tebligat ya da usulsüz tebligata yönelik hiç bir araştırma ve inceleme yapmadığını, dosyada alınan 18/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirketin, davacı borçlu şirketten 28/02/2015 tarih ve ... numaralı çek tutarı olan 5.110,23 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin kayıtlarında takip konusu çekin işli olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirketten ekmek aldığını ve alıma ilişkin faturaların düzenlenerek müvekkili şirket kayıtlarına usulüne uygun işlendiğini, davacı tarafın cari hesaplarında borçlu olduğunu ve bu konuda bugüne kadar herhangi bir itiraz veya iade faturasının kesilmediğini, davacı tarafın, kendi defter, belge ve kayıtlarında takip konusu çekin işlenmediği iddiasının müvekkili şirket ile ilgili olmadığını, kendi şirketinin muhasebe bölümü ya da hissedarlarla ilgili olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/44376 soruşturma sayılı dosyasında yeterli ve kesin delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı tarafça imza ve borçlu olmadığına yönelik beyanların savcılık kararıyla boşa çıktığını, yerel mahkemece dosya içerisinde yer alan iki çelişkili raporun varlığına rağmen bu çelişkiyi giderecek üçüncü bir bilirkişi raporu aldırılmadığını, bu hususta beyanları sunduklarını ancak yerel mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kambiyo senetlerine özgü takibe karşı borçlu tarafından açılmış takip dayanağı çekte kendisine atfen atılan imzanın kendi el ürünü olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.<br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Davacı vekili, takibe esas çekte yer alan davacı şirkete ait ciroya ait kaşe üzerindeki imzanın keşide tarihi itibariyle yetkili temsilcilerden hiçbirine ait olmadığını, söz konusu çekin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığını ileri sürmüş, davalı ise söz konusu çekin kendi defterlerinde kayıtlı olduğunu, aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davacının kendilerinden aldığı mal karşılığında bu çeki verdiğini ve çekin karşılıksız çıkması üzerine takip yaptıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece imza incelemesi için Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora göre kaşe üzerindeki imza davacının yetkili temsilcilerin eli ürünü çıkmamıştır. Mahkemece taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmış, söz konusu çek sebebiyle davalı defterlerine göre davalının alacağın devam ettiği, davacı defterlerinde ise böyle bir kaydın olmadığı tespit edilmiştir. <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, imza incelemesi için alınan ATK bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, icra takibinin kambiyo senedine dayalı olup kambiyo senetlerinin ticari defterlere işlenme zaruretinin bulunmadığı, çekin davalı defterinde kayıtlı olmasının tek başına alacağın varlığını ispata yetmediği, kaldı ki davalının münhasıran davacı defterlerine dayanmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1262 Esas - 2021/470 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 429,90 TL istinaf karar harcından peşin alınan 107,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 322,42 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  27/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68af590ad283ed38","SID":"eccb362871d66663"}}