{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1138 <br>KARAR NO\t\t: 2024/473<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2015 (Dava) - 17/06/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2015/1199 Esas - 2021/518 Karar<br>DAVA             \t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1199 Esas - 2021/518 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br> Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 30.03.2015 günü müvekkili ...'nın doktor olarak görevli olduğu 112 Acil Servis ambulansıyla hastayı Darüşşafaka Huzurevinden alarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne götürmek üzere yola çıktıklarını, Çeşme-İzmir otobanında, İzmir yönüne doğru seyir halinde bulunan ve hasta taşıyan ambulansa, davalı ...'e ait olup diğer davalı ...'ın yönetimindeki ... plakalı aracın arkadan çarptığını, ambulansın yoldan çıkmasına ve takla atarak devrilmesine neden olduğunu, bu sırada müvekkili ...'nın çarpma ve ezilmelere maruz kalıp sıkışarak ağır şekilde yaralandığını, trafik tespit tutanağında da yer aldığı üzere; araç şoförü ...'ın kaza sonrası yapılan tetkikte 0.80 promil alkollü olduğunu ve 56/1-c nolu (önlerinde giden araçları güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek) kuralı ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, ambulans şoförünün ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, olay sırasında ambulansın arka tarafında sedyede bulunan hastaya doktor olarak ilk müdahalesini yapmaya çalışan müvekkilinin de olayda kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin olay sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi acil servisine kaldırılarak yoğun bakıma alındığını, daha sonra Ege Üniversitesi Hastanesine nakledilerek tedavisinin refakatli olarak sürdüğünü, kaza nedeniyle kaburgalarında solda 2, 3, 4 ve 5. kostaları, sağda 7, 8, 9 ve 10. kostalarının kırıldığını,  akciğerlerinde oluşan travma ve kot kırıkları nedeniyle ödem ve nefes darlığının geliştiğini, uzun süre kendi ihtiyaçlarını karşılayamayıp refakatçi yardımına ihtiyaç duyduğunu, yine kazaya bağlı olarak omuz kemerindeki travma nedeniyle “kemik idiopatik aseptik nekrozu” geliştiğini, yedi ay süreyle çalışamadığını, omzunda gelişen hasar nedeniyle halen hiperbarik oksijen tedavisi aldığını, müvekkilinin olay nedeniyle ağır psikolojik travma yaşamış olup, psikiyatri tedavisinin de halen devam ettiğini, zarar miktarının tespitinin ancak bedensel güç kaybına ilişkin kesin raporlarla mümkün olacağını, kaza sırasında müvekkilinin gözlüğü ve saatinin de kırılarak kullanılamaz hale geldiğini, ayrıca ekli fişlerden de anlaşılacağı üzere sağlık harcaması katkı payı ödemek ve halen devam etmekte olan tedavilerine ilişkin katkı payı vb. tedavi giderleriyle ulaşım giderlerine katlanmak zorunda kalan müvekkilinin yapmak zorunda kaldığı giderleri ve gözlük çerçeve ve camıyla saat bedelini de talep ettiğini, müvekkilinin ölüm tehlikesi geçirip uzun süre çalışamadığını, uyku sorunları da yaşamaya başladığını, kaza anı hafızasında sürekli canlanarak yoğun stres yaşamasına neden olduğunu, psikiyatri tedavisi aldığını, alkollü şekilde ve hız limitlerini aşarak, trafik güvenliği ile insan hayatını hiçe sayarak, ambulansın ışıklı ve sesli ikazlarını dahi duymak ve görmeksizin arkadan çarpacak şekilde araç kullanan şoförden ve kaza sırasında şoförün yanında yer alan işletenden, caydırıcı olması unsuru da gözetilerek manevi tazminatın belirlenmesini talep ettiğini, müvekkili ...'nın ise, ağır yaralanan ...'nın eşi olup, tedavi süreçlerinde sürekli eşinin yanında olan müvekkilinin, eşinde gelişen bedensel ve ruhsal travmalardan dolayı elem ve üzüntü yaşadığını, yedi yaşındaki müşterek çocuklarının da olaydan etkilenmiş olmasının ayrı üzüntü kaynağı olduğunu, psikolojik yardım almak zorunda kaldıklarını, müvekkil ...'nın yaşamış olduğu manevi zararın bir ölçüde telafisi için manevi tazminat talep ettiklerini, Urla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/966 numarasıyla soruşturma başlatılmış olup, soruşturmanın halen devam ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili ...'nın bedensel ve ruhsal yönden uğradığı aktif ve pasif dönem meslekte kazanma güç kaybından doğan maddi zararı, gelir kaybı, gözlük ve saat ile refakat, tedavi ve yol giderleri zararından oluşan maddi tazminat tutarı miktarı belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 5.000-TL (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ve klozları dahilinde) maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ... yönünden 200.000-TL, eşi ... yönünden 30.000-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile tedavi giderlerine dair istemini 2.503,60-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP :<br> Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gereken bir dava olduğunu, iddia edilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, davacı ... açısından talep edilen tazminat taleplerini, dayanaklarıyla birlikte tümüyle kabul etmediklerini, ayrıca taleplerin son derece fahiş olduğunu, davacı ... açısından talep edilen manevi tazminatın ise hukuken talep edilmesi mümkün olmayan bir tazminat talebi olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin İzmir Ekonomi Üniversitesinde öğrenci olduğunu, müvekkilinin olay günü alkollü olduğunu, araç kullanamayacağını, yola çıkmak konusunda tereddütlü olduğunu ifade ettiğini, ancak arkadaşı olan diğer davalı ... aracı kullanınca, şoför yan koltuğuna oturduğunu, olayın daha sonradan 0.80 promil alkol aldığı ortaya çıkan diğer davalı ... tarafından meydana gelen bir kaza olduğunu, ancak kaza anında havanın aşırı yağışlı olduğunu ve öndeki ambulansın aniden sola manevra yapması gibi olguların da değerlendirilmesi gerektiğini, kazada 3. kişinin (ambulans şoförünün) kusuru veya aşırı yağıştan dolayı mücbir sebep nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca kaza anında dava dışı ambulans sireninin çalıp çalmadığının, tepe lambalarının yanıp yanmadığının, davacının hastaya müdahale edip etmediğinin ve emniyet kemerinin araştırılmasını da talep ettiğini, geçiş üstünlüğü hakkının, ambulans şoförüne trafiği terörize etme hakkı vermeyeceğini, ilk görünüş itibariyle arkadan çarpmak bir kusur vesilesi olabilirse de, ani bir fren nedeni ile veya ambulansın sola doğru manevrası yüzünden çarpmanın gerçekleşmesinin de olası olduğunu, salt alkolü olmanın, kazada tek başına kusurlu olmayı gerektirmeyeceğini, davacının gözlük ve saatinin kırılması konusunda  herhangi bir tutanak olup olmadığının araştırılmasını, yedi ay iş göremez olarak kaldığı dönemde Sağlık Bakanlığı tarafından maaşının ödenip ödenmediği (bu nedenle maddi bir kaybı olup olmadığını) ve sağlıkla ilgili durumunun değerlendirilmesini, ayrıca davacı tarafın manevi tazminat istemlerinin zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, ...'nın ağır bir bedensel zarar görme durumu olmadığından, eşinin manevi zarar isteyemeyeceğini, faizin de ancak yasal faiz olabileceğini beyanla, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br> Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, müvekkili şirkete trafik sigorta poliçesi olarak sigortalı olduğunu, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılmasını, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş  bir maluliyetinin olup olmadığının, varsa oranının belirlenmesini, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığının, mesleğinin tespit edilmesini, meydana gelen kaza bir iş kazası olduğundan açılmış başka bir dava olup olmadığının, işveren poliçesinden destek tazminatını kapsayan bir ödeme yapılıp yapılmadığının, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının ve aylık bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesini, mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi için bunun SGK'dan sorulması gerektiğini, tedavi giderlerinin tamamının yapılan kanun değişikliği ile zorunlu trafik poliçesi kapsamından çıkarıldığını, 6111 Sayılı Kanunla trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi taleplerinin mağdurun SGK'lı olup olması önemsenmeksizin SGK'dan talep edilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, sigortalı aracın ticari araç olmaması sebebi ile hükmedilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;  ambulans sürücüsünün kazada kusursuz olduğu, davalılardan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, ambulans içerisinde bulunan  davacı ...in kusursuz olduğu, bu kaza neticesinde davacılardan ...'in yaralandığı, her ne kadar aksi iddia edilmekte ise de yaralanmasının sürekli maluliyet tayinine neden olacak düzeyde olmadığının ATK raporu ile sabit olduğu ve ancak geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğunun anlaşıldığı, davalılardan ...'in tam kusurlu kazaya sebebiyet veren aracın maliki olduğu ve ayrıca diğer davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı olduğu, bu kazadan dolayı davacı ... yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere 2.334,98 TL tutarında geçici iş göremezlik zararının bulunduğu, her ne kadar aksi iddia edilmekte ise de talep konusu edilen geçici iş göremezlik tazminatından tüm davalıların sorumlu bulunduğu, yine bu kazadan kaynaklı her ne kadar itirazlarda bulunulmuş ise de adı geçen davacı yönünden 2.503,60 TL tutarında tedavi ve ulaşım amaçlı giderlerine yönelik alacağın olduğu ve yine tüm davalıların sorumluluğunun bulunduğu, ayrıca davacı ... tarafından talep konusu edilen saat ve gözlük yönünden zarara yönelik dava dosyası açılmasından evvel davacı tarafça bir tespit yaptırılmadığı gibi, ceza dosyasında da bu hususa yönelik bir tespitin bulunmadığı ve ayrıca dinlenen tanık beyanlarında da bu husus yönünden görgüye dayalı bir durumun tespit edilememiş olduğu anlaşılmakla saat ve gözlük zararına ilişkin talebin kabul edilebilir olmadığına kanaat getirildiği, manevi tazminat yönünden; davacının bu kazadan ötürü manevi zarara uğradığı ve uğranılan zararın davalı araç sürücüsü ve malikten talep yönünde hukuki yararının bulunduğu, ancak talep konusu edilen miktarın yüksek olduğu kanaati ile ve yine ayrıca diğer davalı ...'nın da ...'in eşi olduğu, olayın meydana geliş şekli ve kaza sonucu oluşan durum, davacı ...'nın da davacı ... ile aynı işi yapıyor olması göz önünde bulundurularak 6098 Sayılı Yasanın 56. maddesine göre dosya kapsamına yansıyan deliller ve tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını belirtir müzekkere cevapları göz önünde bulundurulduğunda davacının bu kazadan ötürü manevi zarara uğradığı ve uğranılan zararın davalı araç sürücüsü ve malikten talep yönünde hukuki yararının bulunduğu, ancak talep konusu edilen miktarın yüksek olduğu kanaatine varılarak, açılı davanın kısmen kabulü gerekmekle; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,  ... yönünden; 2.334,98 TL geçici iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 2.503,60 TL tedavi ve ulaşım giderlerinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, Saat ve gözlük zararına ilişkin talebin REDDİNE, Sürekli iş göremezlik tazminatına esas talebin REDDİNE, 6098 sayılı yasanın 56. maddesi göz önünde bulundurularak takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALI ... VE ...'TEN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, ... yönünden; 6098 sayılı yasanın 56. maddesi göz önünde bulundurularak takdir edilen 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAVALI ... VE ...'TEN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI:<br>DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Hükme esas alınan sürekli iş göremezlik/meslekte kazanma güç kaybına ilişkin ATK raporları çelişkili olup çelişkinin giderilmesi talepleri incelenmeden eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından hükümde Dokuz Eylül Üniversitesi ile Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilimdalı'nın meslekte kazanma güç kaybına ilişkin raporlarına herhangi şekilde yer verilmediği gibi, hükümde neden dikkate alınmadığının da gerekçelendirilmediğini, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 18.07.2018 tarihli raporu ve herhangi bir değerlendirmeye tabi tutmaksızın İhtisas Kurulu raporunu tekrarlayan 31.10.2019 tarihli Üst Kurul raporunun dosyadaki üniversite raporlarıyla çelişkili olmasının yanında kendi içinde de çelişki içerdiğini, öncelikle olay nedeniyle davacının kalıcı hastalığa maruz kalıp kalmadığının uzmanlar tarafından tespiti, sonrasında ise bu hastalığa bağlı olarak çalışma ve kazanma gücündeki kayıp oranının hesaplanması gerektiğini, ATK 3. İhtisas Kurulu ve Üst Kurul tarafından davacıda kalıcı 'post travmatik stres bozukluğu' geliştiği yönünde tanı konulduğunu, bu hastalığın çalışma gücünde ve meslekte kazanma gücünde ne kadar kayıp yarattığının hesaplanmadığını, çelişkili şekilde 'maluliyet tayinine mahal olmadığı' şeklinde sonuca yer verildiğini, müvekkili yönünden teşhis edilen 'post travmatik stres bozukluğu'nun A cetvelinde 16 arıza sırasında 'tedaviyle çalışmaya olanak veren arızalar' arasında yer aldığını, cetvelde yer alan bu verilerle B, C, D ve E cetvelindeki kayıtların değerlendirilerek meslekte kazanma gücündeki azalma oranının hesaplanması gerektiğini, cetvellerde yer alan verilerin uygulanarak sonuca gidilmesinin tamamen teknik bir süreci ifade ettiğinin açık olduğunu, müvekkilinin tedavi işlemlerinin Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yürütültüğünü, olaya bağlı post travmatik stres bozukluğu tanısıyla uzun süren tedavi ve izleme süreci sonunda hastalığın kalıcı olduğunun dosyada mevcut heyet raporundan da anlaşıldığını, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı Kurulu'nun 16.12.2016 tarihli raporunda; 'kişide post travmatik stress bozukluğu geliştiği, bu hastalığın kalıcılık kazandığı ve çalışmasına engel teşkil etmediği kararına varılmıştır' denildiğini, nitekim tanık ...'ın da müvekkilinin olay sonrasında da olayın etkilerini halen yaşadığını belirttiğini, sundukları kayıtlardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin yaşadığı ambulans stresine daha fazla dayanamadığını ve evine 3 saat uzaklıkta olan Beydağ'da bulunan, ancak ambulansa binmesini gerektirmeyen Sağlık Merkezi'ne geçmeyi talep ederek orada çalışmaya başladığını, ATK Kurulu raporlarında; gerekçe olarak gösterilen 'maluliyetine engel olacak düzeyde değil' cümlesinin bu hastalığın tanı kriterlerini taşımadığı, bilimsel bir kanaat olmayıp raporun kendi içinde çeliştiği anlamına geldiğini, normal şartlar altında bu hastalığa sahip kişilerin bir yıl izlenmesi ve tedavi ile işlevsel olup olmadığının araştırılması gerektiğini, tedavi olduğu üniversitelerde üç uzman değerlendirmelerine karşılık davacıyı herhangi bir şekilde muayene etmeyen, tedavi sürecine katılmayan ve değerlendirilen hastalık alanında yalnızca bir uzmanın yer aldığı Üst Kurul’un tespitinin dayanağının da bulunmadığını, müvekkilinin uzun süren tedavisi sonucunda Ege Üniversitesi Adli Tıp Kurumu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği eki listede yer alan tablolara göre tespit edilen hastalığa göre meslekte kazanma gücündeki azalma oranının %71 olarak tespit edildiğini (Yargıtay 17. HD. 2014/16657 E.- 2017/817 K), ATK tarafından maluliyet tespiti işlemlerine göre davaya konu alanla yani ruh sağlığı ve hastalıkları alanında birden fazla uzmanın katıldığı kurul ile rapor düzenlenmesi gerekirken ruh sağlığı ve hastalıkları alanında tek uzmanın katılımıyla oluşturulan kurul ile rapor düzenlenmesinin yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının adalet duygusunu zedeler nitelikte olduğunu, sarhoş olarak  hız sınırlarını aşıp acil hasta taşıyan ambulansa arkadan çarpma olayı neticesinde müvekkili ...'nın göğüs kafesinde kemik kırığının gerçekleştiğini, müvekkilinin aylarca oksiyen tedavisi gördüğünü, ATK tarafından olay üç yıl geçmiş olmasına rağmen post travmatik stres bozukluğu tanısının konulduğunu ve rahatsızlığın tedavi sürecinde olduğunu, ceza dosyasında olayın ağırlığının gözetilerek bilinçli taksir hükümleri uyarınca çarpan şoföre ceza verildiğini, mahkeme tarafından müvekkilinin yaşamış olduğu fiziksel ve psikolojik  travmanın herhangi bir şekilde dikkate alınmadığını, müvekkili lehine hükmedilen tazminat tutarının manevi tatmin yaratacak düzeyde olmadığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik süresinin olandan daha düşük tespit edildiğini ve zarar tutarının düşük tespit edildiğini, geçici iş göremezlik döneminde efor kaybından doğan tazminat alacağı hesabının yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, diğer taraftan adli tıp raporlarında tedavi süresi 6 ay olarak belirtildiği halde kol kırığında mutlak yatak istirahatinden kaynaklı harcamaları bakımından 6 ay yerine 3 aylık süreye ilişkin hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin olay sırasında kırılan ve olay sonrası yenilerini almak zorunda kaldığı gözlük ve saat zararlarına ilişkin taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.   <br> DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Her ne kadar mahkeme kararında, davacının geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğuna karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu raporunda, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği tespitine varıldığını, geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 6 ay değil, kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği değerlendirmesinin yapıldığını, resmi bir kurumda hekim olarak çalışan davacının bu kaza sonrasında da maaşları ödenmeye devam ettiğine göre ve tedavisi de çalıştığı kurum tarafından yapıldığından herhangi bir kazanç kaybının söz konusu olmadığını, bu nedenle iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, geçici iş görmezlik tazminatı belirlenirken, geçici iş görmezlik süresi içinde kişinin yoksun kaldığı gelirlerin miktarı ve bu gelirlerden ne kadar süre yoksun kaldığı/kalacağı hususlarının dikkate alındığını, burada, yasaların her iki tarafın da mağdur edilmemesini amaçladığını, 30.03.2015 tarihinde hastaneye girişini yaptıran davacının, 03.04.2015 tarihinde taburcu edildiğini, yani davacının tam anlamıyla 4 günde hastaneden taburcu edildiğini, ilaveten 14.08.2018 tarihli dilekçelerinin içeriğindeki fotoğraflardan da görüleceği üzere, davacı ...'nın, olay tarihinden sadece 73 gün yani 2,5 ay sonra bir kutlamaya katıldığını, bu bakımdan geçici iş göremezlik süresi 6 aylık süre baz alınarak yapılan hesaplamada kesinlikle hukuka uyarlık bulunmadığını, davacı ...’ya verilmesine karar verilen 2.334,98 TL geçici iş göremezlik tazminatına itirazlarını sunduklarını, tedavisi eşinin çalıştığı hastane tarafından yapılan davacının, herhangi bir tedavi gideri de ödemediğini, ilaveten, yine 09.06.2020 tarihli hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda, belgelendirilemeyen bir kısım Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmeyen giderlerin de olmasının muhtemel olduğu belirtilerek, davacının iyileşme süresinin ilk 3 ayında mutlak yatak istirahati yapacağı tahmininde bulunulduğunu ve bu doğrultuda çeşitli gider kalemleri yönünden hesaplama yapıldığını, oysa ki davacı tarafın dava dilekçesinde, belgelendiremediği masraflara ilişkin herhangi bir talebinin bulunmadığını, bilirkişinin davacının iyileşme süresinin ilk 3 ayında mutlak yatak istirahati yapacağının kabulüyle bir hesaplama yaptığını, ancak, davacının 2,5 ay sonra bir kutlamaya katıldığını, bu kapsamda, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine, davacının iyileşme süresinin ilk 3 ayında mutlak yatak istirahati yapmadığının ortada olduğunu, yine  toplam 12 kez ilgili sağlık kuruluşlarına gidiş gelişi sırasında yapmak zorunda kalacağı ulaşım giderlerinin muhtemel olduğu belirtilmekle birlikte; tahminde bulunularak 840,00 TL ulaşım bedeli yapmış olabileceği tespitinde bulunulduğunu, ancak davacı taraf dava dilekçesinde, ulaşım giderlerinin tazminine yönelik bir talebin olmadığını, üstelik sağlık kuruluşlarına kaç kez gidip gelindiği ve hangi araç ile gidip gelindiğine ilişkin dosyada bir bilginin de bulunmadığını, somut olayda davalı müvekkili ...'in kusursuz olduğunu, müvekkilinin olay ile tek bağlantısının ... plakalı aracın maliki olması olup müvekkilinin herhangi bir hareketinin, davranışının vs. kazanın olmasına sebep olmadığını,  kazanın meydana gelmesinde davalı müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin manevi tazminattan diğer davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu, travmatik stres bozukluğunun, rutin hayatta hemen hemen herkeste görülebilecek bir rahatsızlık olduğunu, zaman geçtikçe, herhangi bir tedavi uygulanmaksızın düzelen bu geçici rahatsızlığın manevi tazminat sebebi sayılmasının mümkün olmadığını, TBK’nun 56/2 maddesinde; 'Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir paranın ödenmesine karar verilebilir.' düzenlemesinin yer aldığını, bu kapsamda davacı ...’nın ağır bedensel bir yaralanması veya uzuv kaybı olmadığından davacının eşi ...’nın manevi tazminat talep etme hakkının bulunmadığını...\"  beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.   <br> DAVALI ... A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN, \"....Her ne kadar yerel mahkemece 16.07.2020 tarihli celsede verilen 1 numaralı ara kararda bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 09.06.2020 tarihli raporun davalı ... A.Ş.'ye tebliğine karar verilmiş olsa da anılan raporun, müvekkiline ya da vekiline yargılama boyunca tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlanması niteliğinde olan işbu usuli eksikliğin HMK'nın ilgili maddelerine aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, 6111 Sayılı Kanun gereğince Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmesi gerektiğini, davacı ...'nın memur olduğunu ve geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamadığını, emsal bordro üzerinden nöbet ücretlerinin, katkı paylarının ve ek ödemelerin gelire esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemece SGK'ya geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığına dair müzekkere yazılması ve yapılan bir ödeme var ise güncel tazminat tutarından düşülmesi gerekirken bu hususun atlanmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tedavi gideri makbuz ile ispat edilse dahi, içerik belirlemesi olmadan ve ayrıntılı rapor alınmadan mahkemece bu yöndeki taleplerin kabulünün  hukuka aykırı olduğunu, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmadan hesap raporunun tam kabulünün yerinde olmadığını, davacının  yolcu olup hiçbir koruyucu önlem almaması sebebiyle yaralanmasının derecesini kendi ihmali ve kusuru sebebiyle arttırdığını, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının açıklığa kavuşturularak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı yanın yaralandığı yer nazara alındığında emniyet kemeri takmadan yolculuk yaptığının anlaşılacağını, dolaylı zararlara ilişkin tazminat taleplerinin sigorta kapsamı dışında olduğunu, bu itibarla ulaşım gideri talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, mahkemece kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kabul edilemez olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, ıslah ettiği kısım için ise  ıslah tarihinden itibaren faiz başlayabileceğini, kısmi davanın, dava edilmeyen bölüm için borçluyu temerrüde düşürmeyeceğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacılar vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Öncelikle; yerel mahkeme kararına karşı davalı sigorta şirketi tarafından da istinafa gelinmiş ise de, bu davalı bakımından sadece maddi tazminata dair hüküm kurulduğu, hükmedilen toplam maddi tazminat tutarının ise 4.838,58-TL olup, karar tarihi olan 2021 yılı itibariyle istinaf kesinlik sınırının yeniden değerleme oranındaki artış sonucu 5.880,00 TL olduğu dikkate alınarak, davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle usulden reddi gerekmiştir.<br>2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dosya içerisindeki maluliyet raporları arasında çelişki oluşması ve davacının ruhsal durumu nedeniyle kalıcı bir maluliyeti olup olmadığına dair ATK ve ardından ATK Üst Kurulundan ilgili yönetmeliğe göre rapor alınmış olup, buna göre davacının kaza nedeniyle kalıcı bir maluliyeti olmayıp, 6 ay tıbbi iyileşme süresi olduğunun belirlendiği, davacı tarafın itirazları üzerine ATK Başkanlığından gelen üst yazı içeriğinde; \"...ATK üst kurul raporu düzenlenmiş olup bu üst kurulun ATK açısından son karar merci olduğu, aynı hususta yeniden değerlendirme yapılamayacağı, raporlarının birer kanaat raporu olup mahkemeleri bağlayıcı olmadığı, davacı vekilinin itirazlarının ATK Üst Kurulunun görev tanımı gereği üst kurulca yeniden değerlendirme yapılmasını gerektirecek ölçütleri taşımadığı..\" şeklinde görüş bildirilmiş olduğu görülmekte olup, tüm dosya kapsamına, alınan maluliyet raporlarına ve davacıda \"tedavi ile işlevselliği düzelen remisyonda travma sonrası stres bozukluğu\" bulunduğunun ve kaza nedeniyle kalıcı bir maluliyetinin olmadığının belirlenmiş olmasına, yine geçici işgöremezlik süresinin de usulünce tespit edilmesine göre, davacı vekilinin bu husustaki itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>3-Davacı ...'nın gözlük ve saatine dair zarar talebi bakımından; her ne kadar kazadan sonra yenilerinin alındığına dair birtakım faturalar sunulmuş ise de, kazada zarar gören eşyalara dair bir tespit, tutanak vs. bulunmadığı gibi, davacı tarafça zarar gördüğü ileri sürülen bu eşyalara dair önceye dayalı herhangi bir fatura da ibraz edilmemiş olması karşısında, eşyaların uğradığı zararın ve miktarının ispatlanamamış olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki davacı vekili itirazlarının da reddi gerekmiştir.<br>4-Kaza nedeni ile yapılan tedavi giderlerinin yaralanma ile bağlantılı olması koşuluyla belgeye bağlanmamış da olsa talep edilmesi mümkün olup, dava dilekçesinde de açıkça bu zarar kalemlerinin talep edildiği, hükme esas alınan doktor aktüer bilirkişi tarafından da davacının yaralanması ile bağlantılı tedavi ve ulaşım giderlerinin usulünce hesaplanmış olduğu görülmekle, davalı tarafın bu itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>5-Davacının memur olup maaşlarını almaya devam ettiğine ve zararı olmadığına dair itirazlar bakımından yapılan değerlendirmede; aktüer tarafından yapılan hesaplamada, davacının doktor (kamu görevlisi) olması gözetilerek, tıbbi iyileşme döneminde mahrum kaldığı ek ücret, nöbet ücreti vs. \"emsallerine göre eksik aldığı ücret\"ler esas alınarak hesap yapılmış olmasına ve emsal meslektaşlarının bordroları da gözetilerek bulunan 2.334,98-TL'lik ücret kaybında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı tarafın buna dair itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir.  <br>6-Müterafik kusur bakımından yapılan değerlendirmede; davacının ambulans acil doktoru olup kaza sırasında ambulans içindeki hastaya müdahale etmekte olduğu gözetildiğinde, ambulans içerisinde emniyet kemeri takmadığı gerekçesine dayalı bir müterafik kusur indirimi yapılmasının somut olayın özelliklerine uygun düşmeyeceği kanaatine varılmıştır.<br>7-Davalı ...'ın kazada %100 kusurlu olmasına, alkollü olmasına, davacının görev sırasındaki yaralanmasının niteliğine, kalıcı maluliyet bulunmamakla birlikte tedavi sürecinin zorluğuna,  tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve paranın satın alma gücüne göre manevi tazminata yönelik her iki taraf itirazları değerlendirildiğinde; mahkemece davacı ... yararına hüküm altına alınan 10.000-TL manevi tazminatın olaya uygun takdir edilmediği ve düşük kaldığı anlaşılmış, bu noktada davacı vekilinin itirazının kabulü, davalı taraf itirazının ise reddi gerekmiş, bununla birlikte, davacı ... bakımından; davacı ...'in ağır bedensel zararının bulunmayıp TBK 56/2. madde hükmündeki koşulların oluşmamasına göre, bu davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu noktada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerekmiş, ancak istinafa gelmeyen davalı ... bakımından ise davacı yararına oluşan müktesep haklar gözetilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. ve 346. maddeleri gereğince miktar yönünden usulden reddi ile, davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılıp düzeltilerek Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK 341/2. ve 346. maddeleri gereğince miktar itibariyle USULDEN REDDİNE,-<br>II-Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1199 Esas - 2021/518 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1)- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,<br>A-)Davacı ... yönünden;<br>\t   a-2.334,98 TL geçici iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile anılan davacıya verilmesine,<br> \t  b-2.503,60 TL tedavi ve ulaşım giderlerinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile anılan davacıya verilmesine,<br>\t\t\tc-Saat ve gözlük zararına ilişkin talebin ve sürekli iş göremezlik tazminatına esas talebin REDDİNE,<br>\t\t\t d-60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'ten müteselsilen tahsili ile anılan davacıya VERİLMESİNE,<br>B-)Davacı ... yönünden;<br>\t   a-Manevi tazminat talebinin ... yönünden REDDİNE,<br>\t  b-Davalı ... yönünden manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile, 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davalı ...'ya  verilmesine, <br>2)-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 4.565,74-TL harçtan daha önceden ödenen (peşin harç+ıslah harcı) toplam 845,40-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.720,34-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına (davalı ... bu miktarın tamamından, davalı ... AŞ 330,52-TL'ye kadar, davalı ... ise 3.583,72-TL'ye kadar sorumlu olmak kaydıyla),<br>3)-Davacılar tarafından yatırılan  873,10 TL (802,65 TL peşin harç ile 27,70 TL başvuru ve   42,75 TL ıslah harcından oluşan) ile gider avansından kullanılan 4.585,35 TL (tebligat ücreti, posta masrafı ve bilirkişi ücreti) yargılama giderinden oluşan toplam  5.458,45 TL'nin kabul-red oranına göre hesaplanan, 1.490,70-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak (davalı ... bu miktarın tamamından, davalı ... AŞ 126-TL'sine kadar ve davalı ... 1.440-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla) davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>4-)Maddi tazminat yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT'ne göre hesaplanan 4.838,58‬-TLnispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak anılan davacıya verilmesine,<br>5)-Maddi tazminat yönünden; davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 2.615,02-TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılara verilmesine,<br>6)-Manevi tazminat yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müşterek müteselsilen alınarak ...'ya verilmesine,<br>7)-... bakımından reddedilen manevi tazminat yönünden; davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine, <br>8)-...' ya ilişkin manevi tazminat yönünden, davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'ne göre hesaplanan 2.000-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak bu davacıya verilmesine,<br>9)-... bakımından reddedilen manevi tazminat yönünden, davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak, anılan davalılara (davalı ... bakımından vekalet ücreti 2.000-TL'yi geçmemek üzere) verilmesine,<br>10)-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine\",<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-Davalı ... vekilinin ve davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının AYRI AYRI REDDİNE,<br>IV-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a-Davalı ... Anonim Şirketi  tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, <br>b-Davalı ... tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, <br>c-Davacılar  tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine, <br>V-İstinaf incelemesi esnasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94c0e3d87d619cdc","SID":"0517cf3bcd09b5a6"}}