{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/213 <br>KARAR NO\t: 2024/408<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/10/2020<br>NUMARASI\t: 2018/542 E. -  2020/599 K. <br>DAVANIN KONUSU:Satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya satım bedelinin iadesi<br>Taraflar arasındaki satılanan ayıpsız misli ile değiştirilmesi olmadığı takdirde satım bedelinin iadesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalılarca ayrı ayrı istinaf edilmesi  üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ... Tic. AŞ.'den 2016 model ...plakalı mercedes marka kamyonu 11.11.2016 tarihinde 355.599,55 TL bedelle satın aldığını, diğer davalının ise aracın ithalatçısı olduğunu,  müvekkilinin satın aldığı sıfır km aracın üretiminden kaynaklanan arızalar nedeniyle bir çok kez servise gitmek zorunda kaldığını, ilk olarak motor yağı basıncı düşük ikazı göründüğünü, arızanın servisçe giderilemediğini, bunun dışında araçta iki kez Adblue patlaması olduğunu ve aracın yol yardımı ile servise çekildiğini, aracın gösterge ekranını arızalı olduğunu, yakıt göstergesinin gerçeği yansıtmadığını ve aracın yakıt tüketiminin emsaline göre çok fazla olduğunu, aracın motor fan pervanesinin kırıldığını, fren lambalarının yanmadığını, aynı model araçlara göre aracın çekiş gücünün düşük olduğunu, bir çok kez servise gidilmesine rağmen araçtaki ayıp ve arızaların giderilmediğini, müvekkilinin satıcıya ihtarname göndererek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini istediğini, yetkili servislerin uzak olması nedeniyle masraf yapıldığını ve bu sürede aracın çalışmaması nedeniyle zarar oluştuğunu, ihtara rağmen sonuç alınamadığını ve aracın üretimden kaynaklanan gizli ayıpları nedeniyle amacına uygun kallunalamadığını ileri sürerek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde satış bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... vekili, savunmasında özetle;  davadan önce keşide edilen ihtarı ile aracın misli ile değiştirilmesinin talep edildiğini, cevabi ihtar ile davacının talebinin reddedildiğini, davacının sözünü ettiği arızalara ilişkin olarak müvekkili şirketin servislerinde işlem yapılmadığından arızalar hakkında bilgi sahibi olunmadığını, TTK'nın 23. maddesine göre süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, araçtaki açık ayıpların süresinde bildirilmemesi nedeniyle aracın bu şekilde kabul edilmiş sayılacağını, imalat hatasından kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını ve ileri sürülen ayıplar hususunda ücretsiz onarım hakkının kullanıldığını, aracın değişimi için esaslı bir arıza bulunması gerektiğini, aracın misli ile değiştirilmesinin sözleşmedeki edim dengesini temelinden sarsacağını,  ileri sürülen ayıp ve arızaların araçtan faydalanmayı tamamen ortadan kaldırmaması veya önemli ölçüde azaltmaması nedeniyle dönme ve misli ile değişim şartlarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... AŞ. vekili, savunmasında özetle; davacının ayıpla ilgili haklarının davadan önce zamanaşımına uğradığını, davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden ayıba dayalı talep bulunamayacağını, iade kararı verilmesi halinde davacının uzun süre kullanılmış aracı bu hali ile iade edeceğini, müvekkilinin ise aldığı parayı faiziyle iade edeceğini ve taralar arasındaki edim dengesinin temelinden sarsılacağını, bu nedenle ayıbın belirlenmesi halinde bedel tenzili gibi tarafların menfaat dengesini gözeten çözümlerin değerlendirilmesi gerektiğini, araçta imalat hatasından kaynaklanan  bir ayıp bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda, dava konusu aracın  tescil tarihi 11/11/2016 olup, davacı tarafından sıfır km olarak satın alındığı, bilirkişilerce yapılan tespitlerde; motorun muhtelif yerlerinin boyalı olmasından kaynaklı motorda işlem yapıldığı kanaatiyle sıfır olmadığı, 19.06.2018 tarihli iş emri incelendiğinde motor numarası ... olduğu, aynı şase numaralı kamyonun mevcut ruhsatında belirtilen motor numarasının ... olduğu tespiti ile motorun ve/veya motor bloğunun değiştirildiği, motor elektrik soketlerinin ve muhtelif kablolarının kendine ait olmayan bir renk ile sonradan boyandığı, motorun orjinal Mercedes motor olduğu fakat hali hazırda kullanılmış olduğundan takıldığı dönemde sıfır olup olmadığının tespit edilemeyeceği, aracın hali hazırda çalışır durumda olduğu fakat motor sesinde frekans bozukluğu (sesin rölantide yükselip alçalması) olduğu, iş emirlerinden araçta yağ basıncı ile ilgili bir arıza olduğu ve aracın değişik zamanlarda bu arıza nedeniyle defalarca servise girmesi sonucunda arızanın giderilememesi nedeniyle ayıplı olduğu, arızanın kullanma hatasından olmadığı, ayıbın gizli ayıp olduğu, yağ göstergesinin keşif sırasında sinyal vermemesi nedeniyle yağ arızasınm kesin olarak tamamen giderilip giderilmediğinin bilinemeyeceği fakat motorun genel görünümün revizyonlu olduğunun ve sesinin standart olmadığı tespit edilmiş olup, tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde araçta üretim hatasından kaynaklı ayıp bulunup ayıpsız misli ile değiştirilmesi koşullarının oluştuğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Yetkili servis kayıtları itibariyle ayıp ihbarının yasal süresinde yapıldığının kabulü gerekmektedir. Davacının aracı bu şartlar altında kullanmaya zorlanamayacağı anlaşılmakla...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 2016 model ... plakalı ve ... motor nolu, ... Actros 1845 LS/4X27 E6 model aracın aynı özelliklere sahip ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davacıda bulunan dava konusu aracın davalıya iadesine, edimlerin aynı anda ifasına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davalı  ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  İlk derece mahkemesince \"yetkili servis kayıtları itibariyle ayıp ihbarının yasal süresinde yapıldığının kabulü gerekmektedir\" şeklindeki gerekçesinin TTK'nın 23/c maddesi  hükmüne aykırı olduğunu, şikayet sebebiyle yapılan servis başvurusunun TTK'nın 23/c hükmüne uygun bir muayene ve ihbar şekli olarak kabul edilemeyeceğini, bu tür bir ihbarın TTK'nın 18. maddesinde belirtilen usullerle yapılması gerektiğini, buna rağmen yetkili servis kayıtlarının ihbar için yeterli olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirerek ayıp ihbarında bulunmaması nedeniyle talep hakkının düştüğünü, ihbarda bulunulmaksızın yaklaşık 26 ay boyunca kullanılan ve garanti süresi bitmiş olan aracın değişiminin talep edilemeyeceğini, süresinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen alıcının, satılanı olduğu şekli ile kabul ettiğinin yasal karine gereği olduğunu, Dava konusu aracın hali hazırda davacı tarafından sorunsuz şekilde kullanıldığını, araçtan yararlanmayı önemli ölçüde azaltacak ya da ortadan kaldıracak imalattan kaynaklı herhangi bir gizli ayıp bulunmadığını, yapılan keşifte aracın çalışır vaziyette olduğu ve davacının iddia ettiği şikayet yönünden devam eden herhangi bir arıza tespit edilmediğinden, misli ile değişim talebinin reddi gerektiğini, araçtaki arızanın ücretsi onarıldığını, karışık elektronik sistemleri bulunan bu tür ticari araçlardaki her türlü ayıbın gizli ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini, iade için şikayetin esaslı ve giderilemez nitelikte olması gerektiğini, araçtaki arızaların nicelik ve nitelik bakımından araçtan yararlanmayı engeller nitelikte olmadığı ve araçta meydana gelen arızaların onarıldığını, aracın halen davacının kullanımında olduğunu,<br>Dosyadaki ilk raporun sadece araçtaki kullanıma bağlı hasarların araçta yaratttığı değer kaybı yönünden düzenlendiğini, 06.04.2020 tarihli raporun ise otomotiv konusunda uzmanlıkları bulunmayan makine mühendisi bilirkişilerce düzenlendiğini, otomotiv konusunda uzmanlığı bulunan ve otomotiv kürsüsü bulunan bir üniversitenin öğretim görevlisi bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetten rapor alınması gerektiğini, rapordaki tespitlerin teknik verilerden uzak afaki ve ihtimali görüşler olduğunu, aracın motorla ilgili şikayetini gidermek için motor değiştirilerek reman motor kullanıldığını, motor arızasının orijinal motorla aynı bir motorla değiştirilerek giderildiğini, bilirkişi raporundaki tespitin aksine teknik olarak dava konusu araçtaki motorun sıfır bir motor olduğunu, raporda da motorun orijinal Mercedes motor olduğunun tespit edildiğini, başka bir motor takıldığından motor numarasının doğal olarak değiştiğini, raporda belirtilen soket üzerindeki koruma boyalarının renginin teknik olarak bir önemi bulunmadığını, araçta imalattan kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, bilirkişi raporunda “aracın halihazırda çalışır vaziyette olduğu” tespit edildiğini, rapordaki yağ göstergesinin tespit anında arıza göstermediğine ilişkin tespitinin yerinde olmadığını, sinyalin yanmamasının da arızanın giderildiğini gösterdiğini, 06.04.2020 tarihli bilirkişi raporundaki “aracın geçirdiği iki kaza sonucunda herhangi bir değer kaybına uğramadığına” ilişkin tespitin doğru olmadığını,  kaza yapan aracın Tramer kayıtlarına göre değerinin azaldığını, kullanıcı kusurundan kaynaklanan arıza nedeniyle aracın hasarlandığını, dört yıldır kullanılan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu nedenle otomotiv konusunda uzman bilirkişilerden yeniden rapor alınması gerektiğini, bir çok Yargıtay kararında bu gibi durumlarda uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğinin kabul edildiğini,Dava konusu aracı hali hazırda çalıştığını ve bu tarihe kadar binlerce km kullanıldığını, kaza nedeniyle bir çok parçasının değiştirildiğini, bu nedenle mahkemece en azından bedel indirimi hususun değerlendirilmesi gerektiğini, değer kaybı oluşmadığına ilişkin beyanlarının saklı kalmak kaydı ile mahkemece bu hususun değerlendirilmeden doğrudan misli ile değişim kararı vermesinin hatalı oludğunu,TBK'nın 227.maddesindeki düzenlemeye göre sözleşmeden dönmeyi gerektirmeyen hallerde mahkemece bedel indiriminin değerlendirilmesi gerektiğini, Her halükarda aracın tüm takyidatlardan ari olarak iadesine karar verilmesi gerekirken, bu ibarenin kullanılmadığını, araç davacının mülkiyetinde olduğundan yargılama devam ederken araç üzerine yeni bir rehin, haciz gibi sınırlamanın konmuş olabileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılama sırasında talimat yoluyla alınan 13.06.2019 tarihli bilirkişi  raporunda, araç motorunun boyalı olduğu ve işlem yapıldığının, motor numarasının farklı olduğu, motor elektrik soketlerinin ve muhtelif kablolarının kendine ait olmayan bir renk ile sonradan boyandığı, motorun orjinal Mercedes motor olduğu fakat hali hazırda kullanılmış olduğundan takıldığı dönemde sıfır olup olmadığının tespit edilemeyeceği, aracın hali hazırda çalışır durumda olduğu fakat motor sesinde frekans bozukluğu olduğu, iş emirlerinden araçta yağ basıncı ile ilgili bir arıza olduğu ve aracın değişik zamanlarda bu arıza nedeniyle defalarca servise girmesi sonucunda arızanın giderilememesi nedeniyle ayıplı olduğu, yağ göstergesinin keşif sırasında sinyal vermemesi nedeniyle yağ arızasının kesin olarak tamamen giderilip giderilmediğinin bilinemeyeceği, arızanın kullanma hatasından kaynaklanmadığı ve ayıbın gizli olduğunun belirlendiğini, bu rapora yönelik itirazların değerlendirilmediğini, 06.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda, aracın 27.11.2016 ve 28.11.2017 tarihinde iki kez kaza yaptığının ve kazaların meydana gelişinde aracın motorunun ayıplı olmasının etkili olmadığını ve  buna rağmen araçta değer kaybı bulunmadığın dan meydana gelmediğinin belirtildiğini, mahkemece rapora yönelik itirazın dikkate alınmadan karar verildiğini,Hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporları esas alınarak davanın kabulüne karar verildiğini ve itirazın değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda, dosyaya ibraz edilen iş emirleri, servis kayıtları, trafik ve tramer kayıtlarının dökümünün yapılmadığını, aracın hali hazır durumda çalışır olduğu, takılan motorun orjinal mercedes motoru olduğunun belirtildiğini, aracın yağ göstergesi ile ilgili, hali hazırda sorununun devam edip etmediği, bu sorunun giderilmiş olup olmadığı hususu teknik inceleme ile değerlendirilmeden, aracın bu sorunla ilgili bir kaç defa servise gitmiş olmasından hareketle, araç keşif sırasında sinyal vermediği halde, \"sorunun giderilip giderilmediğinin bilinemeyeceği\" aracın ayıplı olduğu yönünde hukuki dayanaktan yoksun kanaat bildirildiğini, aracın geçirdiği iki kaza nedeniyle değer kaybına uğramadığı yönündeki değerlendirmeye itiraz edildiği halde itirazın değerlendirilmediğini, tacir olan davacının TTK'nın 23.maddesine göre olağan gözden geçirmeyi ihmal ettiğini, Üretim kaynaklı ayıp kabul edilmemekle birlikte bir kısım ayıpların bulunduğunun kabulü halinde de bu şikayetlerin esaslı olup, olmadığı, giderilip giderilemeyeceği, ayıbı gidermek için yapılacak/yapılan işlemlerin aracın değerine oranı, araçtan beklenen faydanın sağlanıp sağlanmadığı hususları irdelenmesi gerektiğini, mahkemece bu işlemlerin yapılmadan ağır sonuç doğuran misli ile değiştirme talebini kabul edildiğini, arızanın bulunduğu kabul edilse dahi  bu arızanın araçtan yararlanmayı tamamen ortadan kaldırmadığını, arızanın araç bedeline oranla küçük bir harcamayla giderilmesi halinde bu durumun ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini, her halükarda taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesinin sağlanması için TBK'nın 227/2 ve 3. maddeleri gereğince ayıp oranında satış bedelinden indirim veya ücretsiz onarım hususun değerlendirilmesi gerektiğini, maddenin IV. fıkrasına göre; satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcının, ancak sözleşmeden dönme veya satılanı ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabileceğini, bu yönü ile inceleme yapılarak rapor alınmadan verilen kararın hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, ticari satıma konu aracın gizli ayıplı olması nedeniyle ayıpsız bir misliyle değiştirilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde ödenen bedelin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekillerince, yasal süreleri içinde ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin davalıların ithalatçı ve satıcısı olduğu dava dilekçesinde özellikleri yazılı bir adet kamyonu 11.11.2016 tarihinde 355.599,55 TL'ye satın aldığını, aracın teslim alınmasından hemen sonra, üretimden kaynaklı çeşitli arızalar yaşadığını, yaklaşık on kez servise götürülen araçtan gerekli şekilde istifade edilemediğini, aracın halen arızalı olduğunu ileri sürerek, aracın ayıplı misliyle değiştirilmesini olmadığı taktirde bedelinin iadesini talep etmiştir. Dosya kapsamında bulunan faturadan, aracın 11.11.2016 tarihinde davalı ...'den satın alındığı, diğer davalının da aracın ithalatçısı olduğu, satıcı ve ithalatçının birlikte alıcıya karşı üretimden kaynaklanan ayıplardan dolayı sorumlu olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından keşide edilen 26.03.2018 tarihli ihtarla, 0 km olarak alınan aracın olağan bakım süresi gelmeden on kez servise götürüldüğü, sürekli şekilde motor yağ basıncının düşük olduğu uyarısının görüldüğü, iki kez Adblue patlaması yaşandığı, bu nedenle yolda kalan aracın çekiciyle çekildiği, yakıt göstergesinin çalışmadığı ve aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi talep edilmiştir. Dosya kapsamında bulunan, ... tarafından düzenlenen fatura ve iş emirlerinde aracın gösterge panelinin çalışmadığı belirlenmiştir. Mahkemece araç üzerinde, yapılan tamiratlara ilişkin belgeler getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden ve davalı beyanlarından, aracın motorunun arızalı olması nedeniyle araç motorunun değiştiği belirlenmiştir. Ancak motorun değiştirilmesinde özenli davranılmadığı, araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. 13.06.2019 tarihli raporda, araç motor numarasının değiştiği, elektrik kablolarının ve soketlerinin farklı bir renkle boyandığı, rölantide motor sesinde frekans bozukluğu bulunduğu, araç yağ basıncıyla ilgili ve arızanın giderilmediği tespit edilmiştir. Davacı tarafından sunulan 16.08.2018 tarihli uzman görüşünde, araç motorunun revizyon geçirdiği, hali hazırdaki motor boyası ile orijinal araçtaki boyanın farklı olduğu tespit edilmiştir. Aracın kaza geçirmesi nedeniyle bu kazaların aracın değerine etkisi bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır, bilirkişi tarafından düzenlenen 06.04.2020 tarihli raporda, tramer kayıtları ve hasar dosyalarına göre kazalarda, plastik aksam hasar görmesi nedeniyle aracın herhangi bir değer kaybı bulunmadığı belirlenmiştir. Araçta meydana gelen her türlü arızanın değer kaybına sebep olmayacağı, özellikle araçtaki plastik aksamın hasarlanmasına ilişkin kazalarda aracın değerinde herhangi bir azalma olmayacağı kabul edilmelidir.Davacı tacir olduğundan satım sözlemesine ilişkin genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. TBK'nın 219. maddesine göre, “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.” düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre satılanda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ve satılanın değerini önemli ölçüde etkileyen eksikliklerin bulunması halinde, satıcı alıcıya karşı sorumludur. Dosyadaki bilirkişi raporlarına göre, aracın birçok kez onarıldığı, ancak özellikle yağ basınç panelindeki hatanın giderilmediği, aracın motorunun değiştirilmesine rağmen rölantide çalışma frekansının düzeltilemediği, tüm onarımlara rağmen aracın halen ayıplı olduğu anlaşılmaktadır. Araçtaki ayıp kullanıcı hatasından kaynaklanmayan, üretimden kaynaklanan gizli ayıp niteliğindedir. Esasen bir kısım ayıplar davalılarca kabul edilmiş ve bu ayıpların ücretsiz onarım kapsamında giderildiği belirtilmiştir.  Davacı satım konusu aracın gizli ayıplı olduğunu belirterek, TBK'nın 227. maddesi gereğince satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme olmadığı takdirde ödenen bedelin tahsilini istemiştir. Tacir olan taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğundan uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözülmesi gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde  bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde  bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar  sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir. Somut olayda, dosya içerisindeki garanti belgesi örneğinden aracın 2 yıl süre ile garanti kapsamında bulunduğu ve garantinin aracın tesliminden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır. Araç davacıya 11.11.2016 tarihinde teslim edilmiştir. Davacı ayıp ihbarını 26.03.2018 tarihli noter ihtarı ile gerçekleştirmiş ve  davayı 31.05.2018 tarihinde açmıştır. Davanın garanti süresinde açılması nedeniyle davalıların zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan aracın tesliminden sonra, araçta meydana gelen arızalar nedeniyle davacının, yetkili servise başvurarak onarım istemesi nedeniyle süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilmelidir. Dava konusu araç üzerinde bilirkişi heyetince fiziken yapılan inceleme sonucu araçta araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir.  TBK’nın 227.maddesinde, \"(1)Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.  2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır.Arızanın ortaya çıkması üzerine alıcı, öncelikle aracın onarımını talep etmiş, ancak  aracın kısa süre içerisinde aynı arızayı tekrar etmesi nedeniyle kendisinden yararlanılacak şekilde tamir edilmemesi üzerine ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Diğer bir anlatımla, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme hakkını kullanmasına rağmen, araçtaki ayıplar garanti süresi içinde giderilememiş ve ayıpların tam ve kalıcı olarak giderilmemesi nedeniyle bu seçimlik hakkın kullanıldığından söz edilemez. TBK'nın 227. maddesinde ve garanti sözleşmesindeki seçimlik haklardan ücretsiz tamir hakkının seçilmesi ve araçtaki ayıbın giderilerek aracın ayıpsız şekilde davacıya teslim edilmiş olması halinde artık davacının başka bir hakkı kullanamayacağı kabul edilebilirdi. Araçtaki ayıbın kalıcı olarak giderilmemesi nedeniyle, ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebi yerinde olup, mahkemece, araç üzerinde inceleme yapılarak konusunda uzman bilirkişilerden alınan ayıbın belirlenmesi nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesinde mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup davalılar vekilinin buna dair istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Araçtaki arızaların kısmen giderilmesine rağmen sıfır km alınan aracın kısa sürede çok sayıda tamir görmüş olması nedeniyle, TBK'nın 219 ve 227. maddeleri kapsamında satıcının sorumluluğu bulunmaktadır. TBK'nın 227/4.maddesine göre, alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Ancak sıfır km olarak alınan aracın kısa sürede çok sayıda arıza yapması ve bu arızalar nedeniyle dosyada bulunan iş emirlerinde görüldüğü şekliyle uzun süre tamirde kalması nedeniyle alıcının, satın alınan araçtan umduğu faydayı elde edemeyeceği ve alıcının bu aracı kabule zorlanamayacağına ilişkin mahkeme kararı yerindedir. HMK'nın 282. maddesine göre bilirkişi raporu takdiri delil olup hâkim, bilirkişinin görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Buna  göre alınan bilirkişi raporunun araçtaki arızaları, araç üzerinde inceleme yapılarak tespit edildiği ve arızaların uzun süre giderilmediğinin belirlendiği, bu nedenle uyuşmazlık konusunda hüküm verilecek derecede tespitler yapıldığı dikkate alınarak başka bir bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi yerindedir.  Bu nedenlerle davalıların vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar verilmiş olması nedeniyle, aracın da davalı satıcıya iadesine karar verilmiş olması isabetlidir. Bilirkişinin denetime elverişli raporundan davacının kullanımı sırasında araın plastik aksamda oluşan hasarın değer kaybına neden olmadığı anlaşıldığından aracın aynen iadesi yerindedir. Ancak mahkeme hükmünün infazı anına kadar aracın davacının elinde kalacak olması nedeniyle, çeşitli şekillerde aracın üzerine haciz veya rehin gibi kısıtlamaların konulması ihtimal dâhilindedir. Bu nedenle mahkemece, davalı satıcıya iade edilecek aracın her türlü takyidattan ari olarak iadesine karar verilmesi gerekir. Aksi hâlde rehinli veya kaydında haciz bulunan bir aracın iadesi hâlinde hüküm ile korunan edim dengesi bozulacağından, birlikte ifa edilecek edimlerde dengenin korunması amacıyla aracın her türlü takyidattan arındırılarak davalıya teslimine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, birlikte ifaya karar verilmesine rağmen hüküm fıkrasına bu ibarelerin yazılmaması nedeniyle, davalıların bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerine görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile düzeltilmek üzeri kaldırılmasına ve dairemizce yeniden davanın esası hakkında  hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derce mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu  doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile dava konusu 2016 model, ... plaka no’lu ve ... motor no’lu, ...  ... model ... plakalı aracın aynı marka model ve aynı özelliklere sahip ayıpsız misli ile değiştirilmesine, Davacıda bulunan dava konusu aracın her türlü takyidattan ari şekilde davalı satıcı ... Tic. AŞ'ye iadesine, karşılıklı edimlerin aynı anda ifasına, <br>2-Alınması gereken 24.291,00 TL harçtan, peşin alınan 6.072,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.218,24 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 33.341,97 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 6.072,76 TL peşin harcın davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP ta kayıtlı toplam 3.021,00 TLyargılama gireninin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,6-Kullanılmayan gider avanslarının, HMK'nın 333. maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-Davalılar tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, ilk derece mahkemesince, yatıran davalılara iadesine,d-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf62812177318049","SID":"daf2054cd29eb3a0"}}