{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/411 - 2024/400<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/411 <br>KARAR NO\t: 2024/400<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/634 Esas 2021/873 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/04/2024<br><br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... vekili ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada davacı vekili, 28.03.2018 tarihinde davalıların işleteni sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın kavşakta karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ile oğlu ...‘a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ceza dosyasındaki yargılama sonunda davacı ve davalı sürücünün eşit kusurlu bulunarak davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini, Gülhane Araştırma Hastanesinin raporu ile davacının %83 engelli olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine 09.09.2019 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000 TL geçici işgörmezlik 1.000 TL sürekli işgöremezlik tazminatı 1.000 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 3.000 TL maddi tazminat ile 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 25.06.2020 tarihli dilekçesi, 17.09.2020 tarihli duruşmadaki beyanında dava açıldıktan sonra maddi tazminat konusunda davalı ... Sigorta AŞ ile anlaştıklarını ve ödeme yapıldığını maddi tazminat yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle feragat ettiklerini, manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, yaya trafiğine kapalı alanda davacının çocukları ile birlikte aniden taşıt yoluna koşarak girmesi sonucu dava konusu kazanın meydana geldiğini, davalının kusuru bulunmadığını istinaf incelemesinde olan ceza dosyasının sonucunun beklenmesini, %83 maluliyet oranın çok yüksek olduğunu, kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı... Turizm AŞ vekili, davalı şirketin intercity rent-a car uzun süreli araç filo kiralama işi yaptığını, kazaya karışan ... plakalı aracın 07.04.2014 tarihinde uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ... Sigorta AŞ’ne kiralandığını, davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddine, aksi halde kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını, davalı sürücünün kusursuz olduğunu, davanın kiracı ... Sigorta AŞ’ne ihbar edilerek reddine karar verilmesi istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 24.04.2017-24.04.2018 tarihleri arasında 360.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu aksi halde kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, eksik belge ile başvuru yapıldığından dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiş; 30.12.2020 tarihli dilekçesi ile davacının talep konusu yaptığı maddi tazminat konusunda davacı ile sulh olduklarını davacının feragat beyanı doğrultusunda maddi tazminat isteminin reddini, feragat nedeniyle davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını belirtmiştir.<br>\tBirleşen dosyada davacı vekili, 28.03.2018 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’nin işleteni olduğu ... plakalı aracın kavşakta karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ile oğlu ...‘a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ceza dosyasındaki yargılama sırasında davacı ve sürücünün eşit kusurlu bulunarak sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini, Gülhane Araştırma Hastanesinin raporu ile davacının %83 engelli olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından kazaya neden olan aracın sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı aleyhine açılan davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/634 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, aracın işleteninin davalı ... Sigorta AŞ olduğunu belirterek 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/634 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ savunma yapmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece davanın trafik kazası nedeniyle haksız fiil sorumluluğuna dayanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 28/03/2018 tarihinde davalı ...’ın sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç ile seyir halindeyken geldiği olay mahalli Kazım Karabekir Kavşağında sol taraftan yola girip karşıya geçmekte olan yaya davacı ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğu; Ankara Batı 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/750 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı sürücünün olay mahalline geldiğinde hızını ve sürüşünü meskun mahal şartlarına göre ayarlamayıp hız azaltmadan uygun hızla yaklaşmadığı olay mahalli kavşakta seyrine göre sol taraftaki yayaya dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle; davacının ise kavşağa yaklaşan araçların hız ve mesafesine dikkat etmeden kendi can güvenliğini tehlikeye atacak tarzda kontrolsüzce karşıya geçmesi sebebiyle davalı sürücü ... ve davacı yaya ...'ın eş değer kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 16/07/2021 tarihli raporunda; davacı ...'ın 28.03.2018 tarihli yaralanması neticesinde, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alındığında vücut genel çalışma gücünden %72(yüzdeyetmişiki) oranında kaybettiği, Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik esas alındığında kişinin engel oranı %70(yüzdeyetmiş) olarak hesaplandığı, 18(onsekiz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3(üç) ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının bildirildiği, davacı tarafın ön inceleme duruşmasından önce 25/06/2020 tarihli beyan dilekçesi ile davalı ... Sigorta ile haricen maddi tazminat hususunda anlaşılmış olduğundan maddi tazminat davasından feragat ettiğine yönelik beyanı nazara alınarak davalı ... Sigorta Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, bu kapsamda maddi tazminat talep gibi yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, yaptıkları yargılama giderlerinin kendi üzerlerine bırakılmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın maddi tazminat davalı sigorta şirketi yönünden giderildiğinden ve feragat edildiği hususu nazara alınarak TBK 166 gereğince maddi tazminat davası konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davalı ... Turizm yönünden yapılan değerlendirmede; 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi kapsamında davalı şirketin “ıntercity rent a car” markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğu kaza tarihi olan 28.03.2018 tarihinde kazaya karışmış ... plaka sayılı aracın 07.04.2014 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile dava dışı T.C. ... Sigorta AŞ.'ye kiralandığı, cevap dilekçesindeki sözleşme incelendiğinde birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ ile 07/04/2014 tarihinde 48 ay süre ile davalı sigortalı aracın kiralandığı hususu nazara alınarak davalı işletenin ... Sigorta olduğu, davalı... Turizm yönünden taraf sıfatı bulunmadığı hususu nazara alınarak maddi tazminat talebi yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği, manevi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... Sigorta yönünden yapılan değerlendirmede aracın uzun süreli kiralama ile alan kişi olduğundan araç sürücüsü ile birlikte haksız fiil sonucu meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi gereğince değerlendirme yapıldığında davacının yaralanması nedeniyle üzüntü ve acı çektiği düşünülerek manevi tazminat talebine hak kazandığı tarafların kusur oranları, dosya kapsamında yapılan ekonomik sosyal durum araştırmaları, paranın günümüz şartlarında alım gücü nazara alınarak 50.000,00 TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiğinden davanın ... Turizm Tic. San. A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile, 50.000,00 TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davalı ... Sigorta Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hükme karşı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ..., birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl ve birleşen davanın davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olay tarihi, tarafların kusur durumları, davacının maluliyeti, ekonomik durumları gibi hususlar dikkate alındığında, davacı için takdir edilen manevi tazminatın çok az olduğunu, birleşen dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında aracın ticari araç olması sebebiyle kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi talep edilmiş olmasına rağmen yasal faize karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, asıl davada davalı ... lehine maddi tazminat yönünden 2.040,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de davalı sigorta şirketi ile hem sigorta şirketi hem de sigortalısı yönünden maddi tazminat hususunda sulh olunmuş olduğundan davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına esas ve birleşen davanın manevi tazminat yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tBirleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu raporunun eksik ve hatalı olduğunu, dosya kapsamında tanzim edilen 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda,  trafik kazası neticesinde kazazede ...'ın % 50 oranında ve araç sürücüsü ...'ın % 50 oranında kusurlu olduğu yönünde hatalı ve eksik tespit yapıldığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddeleri ve Yönetmelik ile yapılan düzenlemeler gereğince, kazazedenin kanundan doğan yükümlülüklerine aykırı olarak hareket etmesi sonucu kendisini ve trafiği tehlikeye atarak kazaya sebebiyet verdiğini, asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kazazede ve araç sürücüsünün kusur oranları bir an için kabul edilse dahi, mahkemece tesis edilen 50.000 TL'lik manevi tazminat miktarının araç sürücüsünün kusur oranına kıyasla oldukça fazla olduğunu, hükme esas Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 16.07.2021 tarihli raporda; davacının MKGK oranının %72 olduğu engel oranının ise %70 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 ay olduğu, 3 ay süre ile başkasının bakımına muhtaç olduğu belirtilmiş ise de Adli Tıp Kurulu tarafından hazırlanan raporun muhteviyatı itibariyle hatalı hesaplamalar içermesi sebebiyle, bu rapora esas mahkeme kararının kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile birleşen dava yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilemesini talep etmiştir.<br>\tAsıl davanın davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosya kapsamında tanzim edilen 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının % 50 davalı ...'ın % 50 oranında kusurlu olduğu yönünde hatalı ve eksik tespit yapıldığını, davalının gerekli her türlü tedbiri aldığını, kaza tespit tutanağında yapılan tespitlerin aksine kavşağa yaklaştığı esnada hızını azalttığını buna karşın davacı yayanın tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde yola atlaması ve aracı gördüğü halde durmadan araca doğru koşmaya devam etmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davalıya izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kazanın tamamen davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları neticesinde vuku bulduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte kazazede ve davalının kusur oranları bir an için kabul edilse dahi, mahkemece tesis edilen 50.000 TL'lik manevi tazminat miktarının davalının kusur oranına kıyasla oldukça fazla olduğunu, kaza tespit tutanağında ve ceza yargılaması kapsamında tanzim edilmiş olan kusur raporunda davalının kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle kusurlu olduğuna ilişkin yapılan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, kaza sonrasında çekilmiş olan araç fotoğraflarında görüleceği üzere davalının kullanmakta olduğu aracın kaza anında iyice yavaşlamış olduğu ve yavaşça bariyerlere dayanarak durduğunun sabit olduğunu, fotoğraflarda da davalının hız sınırları içerisinde aracını sürdüğü, kaza anında ise son derece azami bir hızla araç hareket ettiği sürtünme veya ani bir çarpma ile durmayıp yavaşça bariyerlere yaslanarak durduğunun görüldüğünü, durma noktası ile çarpma noktası arasında 25 metre mesafe bulunmasının da hız limitlerine uyarak aracını sürdüğünü gösterdiğini, davacı yayanın davalının kullanmakta olduğu araca çok yakın bir noktada orta refüj üzerinden yola atladığını, buna karşın davalının fren yaparak direksiyonu sağa kırmak suretiyle yayadan kaçmaya çalıştığını ancak yayanın yola atladıktan sonra durmadığını araca doğru koşmaya devam ettiğini davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, bir an için aksi düşünülse dahi ...'ın ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının da kesildiğini, hükme esas Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 16.07.2021 tarihli raporda; davacının MKGK oranının %72 olduğu engel oranının ise %70 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 ay olduğu, 3 ay süre ile başkasının bakımına muhtaç olduğu belirtilmiş ise de 29.09.2021 tarihli dilekçe ileri sürmüş oldukları itirazlarına rağmen Mahkemece bu itirazlarına itibar edilmeksizin hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet iyileşme süresi ve bakıcı ihtiyacının çok yüksek olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, davacının açıkça zenginleşmesine, davalının ise fakirleşmesine neden olacak bu denli yüksek bir tazminat talebinin kabul edilebilir olmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... ..., birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tAsıl dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici –sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat, birleşen dava manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tAsıl davada davacı vekili 28.03.2018 tarihinde davalıların işleteni sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araçla kavşakta karşıdan karşıya geçmekte davacıya çarptığını belirterek geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı bakıcı gideri ve manevi tazminat, birleşen davada işletenin asıl davadaki davalı şirket olmamasının ortaya çıkması üzerine gerçek işleten aleyhine 28.03.2018 tarihli kaza nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuş, asıl davada ön inceleme duruşmasından önce davacının geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı, bakıcı giderinin davalı zorunlu mali mesuliyet sigortacısı tarafından ödendiğinden davacı vekili maddi tazminat talebi yönünden davadan feragat etmiş, manevi tazminat yönünden davaya devam edilmesini  istemiş; mahkemece  davacı ve davalı sürücünün %50’şer oranında eşit kusurlu olduğu, davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %72 maluliyet oranı, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %70 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 ay olup 3 ay süre ile başkasının bakımına muhtaç olduğu kabul edilerek davanın ... Turizm Tic. San. A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile, 50.000,00 TL'nin davalı ... ve birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davalı ... Sigorta Şirketi aleyhinde davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; asıl ve birleşen davanın davacısı vekili manevi tazminat miktarına, faiz türüne, maddi tazminat yönünden davalı ... yararına hükmedilen vekalet ücretine; asıl ve birleşen davanın davalıları ... ve ... Sigorta AŞ vekili, kusur ve maluliyet oranı, manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. <br>\t1-Davaların birleştirilmesi durumunda, HMK'nın 166. maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı birer dava olup, birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması, harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği halde mahkemece asıl ve birleştirilen davalar yönünden HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırıdır.<br>\t2-Asıl ve birleşen davanın davalıları vekilleri kusur oranına itiraz etmiştir. Davacının asıl ve birleşen davadaki manevi tazminat istemi TBK 56. maddeye dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>\t6098 sayılı TBK’nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K).<br>\tDava konusu 28.03.2018 tarihli saati 17.30 olan kaza tespit tutanağında, davalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile bölünmüş Ayaş Ankara Bulvarında sağ şeridi takiben Sincan istikametine seyri sırasında Kazım Karabekir kavşağında sol taraftan yola girip karşıya geçmekte olan yaya ... ve altı yaşındaki oğlu ...’a çarpması ile yaralamalı ve maddi hasırlı trafik kazasının oluştuğu, yolun iki şeritli bölünmüş 3 yönlü T kavşak hız sınırının 70 km, çarpma noktasından 100 metre geride kavşak yaklaşım levhası, çarpma noktasından 15 metre ileride kan izi olduğu, aracın çarpma noktasından 25 metre sonra banket üzerinde duruşa geçtiği kazanın oluşumundan yaya ...’nin 2918 Sayılı KTK’nın 68/1-b-c maddesi (ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı kavşaklarda, yaklaşan aracın uzaklık ve hızını gözönüne almadan veya gözönüne aldığı halde uygun zamanda geçmemek) gereğince asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ... KTK’nın 52/1A maddesi (aracının hızını, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere yaklaşırken azaltmamak) gereğince tali kusurlu olduğu, Ankara Batı 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 Tarih 2018/750 Esas 2019/311 Karar sayılı dosyasında alınan 11.04.2019 Tarihli ATK raporunda davacı yayanın 2918 Sayılı KTK’nın 68/1-b-c maddesi gereğince %50, sürücü ...’in kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından 2918 Sayılı KTK’nın 52/1-a maddesi gereğince %50 oranında kusurlu olduğu ve bu kusur oranı üzerinden sürücünün mahkumiyetine karar verildiği, kararın kesinleşmediği; eldeki davada alınan 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...’ın Ayaş Ankara Bulvarı üzerinde Sincan istikametine doğru seyri esnasında, Kazım Karabekir Caddesi kavşak noktasına yaklaşırken seyir hızını azaltması ve kavşak giriş çıkış noktalarında oluşabilecek trafiğe gerekli dikkat ve özeni göstermek zorunda olmasına rağmen, sürücünün sol şerit üzerinde dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyri ile yola iniş yapan kucağında bir çocuk bulunan yayayı görüp farkına vardığı anda ışıklı ve sesli uyarı ve ikazda bulunarak yayaya gerekli uyarıyı yapamadığı gibi, gerekli fren ve manevra tedbirinde de geç kalarak dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyir halinde olduğundan, sürücünün yayayı yaklaşık 15 m öncesinden gördüğünü beyan etmesine rağmen fren tedbirinde geç kaldığı gibi, yayanın yolun karşısına geçmek için doğrultu sergilerken sürücünün de yayanın gittiği yöne doğru manevra yapması neticesinde, sürücünün şeridinde beliren tehlike karşısında yaya ile çarpışmayı engelleyemediği olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/c-d, 52/1-a-b maddesi gereğince %50 oranında; 45 yaşındaki yaya Zennure Yıldırım’ın kucağında yaklaşık 6 yaşında bir çocuk taşır vaziyette iken Ankara Ayaş Bulvarı üzerinde Kazım Karabekir Caddesi kavşağında yola iniş yaptığı, yayanın orta refüj üzerinde bulunmakta iken Sincan istikametine doğru trafiğin aktığı yol üzerine araçların geliş istikametine göre yolun sol şeridi üzerinden iniş yaptığı, yayanın geçiş doğrultusuna göre sol yanından gelmekte olan aracın da bu esnada yokuş yukarı doğru çıktığı, yayanın bu esnada kendisine doğru gelmekte olan araçların mesafe ve hızını doğru bir şekilde ayarlayamadan dikkatsiz ve tedbirsizce bulvara iniş yapmakla 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b-c maddesi gereğince %50 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. <br>\tMahkemece ceza dosyasında alınan ATK raporu ile eldeki davada alınan kusur raporlarının aynı yönde olduğu davacı ve davalı sürüsünün eşit kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de ceza dosyasının kesinleşmediği, kaza tespit tutanağındaki kusur belirlemesi ile dosyada alınan kusur raporu arasındaki kusur belirlemesi arasında çelişki olduğu, davalı sürücü tarafından mahkemece alınan kusur raporuna itiraz edildiği anlaşıldığından mahkemece ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek kesinleşen maddi olgu gereğince, Ankara Batı 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 Tarih 2018/750 Esas 2019/311 Karar sayılı dosyası da istenerek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan davacının ve davalı sürücünün kusur oranları konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>\t3-Davalılar vekili maluliyet raporuna itiraz etmiştir.\tYaralanmaya bağlı cismani zarar nedeniyle manevi tazminatı istemlerinde; tazminatın tespiti için maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>\tAnkara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 16.07.2018 tarihli raporunda ...'ın 13.03.2020 tarihinde anabilim dalında yapılan muayenesinde; 28.03.2018 tarihinde Ankara ilinde araç dışı trafik kazası geçirdiğini, Sincan Devlet Hastanesi ve Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, sol klavikula kırığı, sağ kalça kemiği kırığı, burun kırığı ve beyin kanaması geçirdiğini, kalça kemik kırığı ve burun kırığı için ameliyat olduğunu, sol gözde görme kaybı ve her iki kulakta işitme problemi olduğu, yürüyüşlerde ağrısı olduğunu ifade ettiği, yapılan fizik muayenesinde; sağ kalça lateralde 17x1 cm ve 1x1 cm boyutunda operasyon skarı olduğu, sol omuz abdüksiyonu 80 derece, addüksiyonu tam, ekstansiyonu tam fleksiyon 100 derece, dış rotasyon 80 derece, iç rotasyon tam, üst ekstremite kas gücünün tam olduğu, sağ kalça fleksiyon 80 derece, ekstensiyon 0 derece, iç rotasyon 5 derece, dış rotasyon 0 derece, abdüksiyon 20 derece, addüksiyon 20 derece olduğu, alt ekstremite kas gücünün tam olduğu, kısalık olmadığı, atrofi olmadığı, antaljik yürüme mevcut olduğu, aktif psikopatoloji olmadığının tespit edildiği; şahsın maluliyetinin hesaplanmasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alındığında şahsın olay anındaki yaşı:45, MGN: 1, konuşma bozukluğu için; A cetveli 1. Liste, ASN:3-A, AAÖ:30(klinik bulgular doğrultusunda 1/5ile orantılandığında), sol omuz eklem hareket kısıtlılığı için A cetveli VII Liste, ASN:2-A-a, AAÖ:30 klinik bulgular doğrultusunda 1/3 ile orantılandığında), sağ kalça hareket kısıtlılığı için; Â cetveli XII, Liste, ASN:7-a, AAÖ:35(klinik bulgular doğrultusunda 1/2 ile orantılandığında),her iki kulak sensörinöral işitme kaybı için; A cetveli NI, Liste ASN:1-A, AAÖ:51 (işitme kaybı belirlenmesinde ISO standartları uygulanarak 99/100 ile orantılanmıştır), SİGN:A — olarak alındığında vücut genel çalışma gücünden kayıp oranı %72(yüzdeyetmişiki) olarak hesaplandığı, Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik esas alındığında, şahıstaki iki kulak sensörinöral işitme kaybı için; Kulak Burun Boğaz Bölümü/A İşitme Tablo a, Tablo b, Tablo 3 kullanıldığında %52, konuşma bozukluğu için; Kulak Burun Boğaz Bölümü/B- Konuşma ve Ses Tablo 4 ve Tablo 5 kullanıldığında %20, şahıstaki sol omuz eklem hareket açıklığı kısıtlılığı için; Kas İskelet Sistemi Bölümü Şekil 2.10, Şekil 2.11, Şekil 2.12, Tablo2.3 kullanıldığında % 6, sağ kalça eklem hareket kısıtlılığı için; Kas İskelet Sistemi Bölümü Tablo 3.8a, Tablo3.8b ve Tablo 3.2 kullanıldığında %16, kişinin engel oranı %70(yüzdeyetmiş) olarak hesaplandığı, 18(onsekiz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3(üç) ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı belirlenmiş, davalı sürücü vekili tarafından hükme esas alınan 16.07.2021 tarihli maluliyet raporuna itiraz edilmiştir. Bu durumda davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı ve oranının belirlenmesi amacıyla Yargıtay uygulamalarına göre  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporun esas alınmış olması doğru değildir. <br>\t4-Kabule göre de, esas davada davacının maddi tazminat talebine ilişkin sürekli ve geçici işgöremezlik zararı ile bakıcı giderinin dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından ödendiği, davacının ödeme nedeniyle davasından feragat ettiği, feragatın hakkın özünden vazgeçmeye ilişkin olmayıp ödemeye ilişkin olduğu, davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından esas davada maddi tazminat yönünden davalı sürücü ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken 2.400 TL vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl davanın davalısı ... vekili ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma  sebebine göre davacı ve davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. \t<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen davanın davacısı vekili, asıl davanın davalısı ... vekili ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince  ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tDosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre, davacı ve davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik  incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>\t2-İstinaf eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine,<br>\t3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,<br>\t4-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine,<br>\t5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05e19cdf815ae6db","SID":"44dc8b0a795f7bd9"}}