{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/496 <br>KARAR NO: 2024/468<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/766<br>ARA KARAR TARİHİ: 29/01/2024<br>DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ihtiyati haciz talebi ile ilgili olarak özetle; dava konusu yangın olayının poliçe teminatı kapsamında kaldığını, ödeme yapılmasının talep edilmesine rağmen zararın karşılanmadığını, davalıların zararı tazminle yükümlü olduğunu belirterek ödenmeyen 23.021.560,64 USD'nin % 71,50'si olan 16.460.415,86USD'lik kısmı bakımından jeuran sigortacı ...  %28,50'si olan 6.561.144,78-USD'lik kısmı bakımından koasürans sigortacı ...  menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile bankalardaki mevduatları üzerine karşı tarafa tebligattan sarfınazar edilerek ve teminat aranmaksızın ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 01.11.2023 tarihli ara karar ile: \"... Talep, açılmış davada ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. İİK’nun 257. maddesinde “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir. 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. \" şeklinde düzenlenmiştir. Sigortalı taşınmazda yangın sonucu oluşan hasar miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu gibi, yargılamayı gerektirdiğinden, İİK. 257 maddesindeki yasal koşulları somut olayda gerçekleşmediği, yaklaşık ispat yükümlülüğünün talepte bulunan tarafından yerine getirilmiş sayılamayacağı anlaşılmakla ihtiyati haciz isteminin reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından 01.11.2023  tarihli ara karara yönelik   yasal süresi içinde sunulan  istinaf dilekçesinde özetle; sigorta eksperinin  sigorta sözleşmesinde ismen tayin edilmesinin delil sözleşmesi niteliğinde olduğu ve düzenlenen ekspertiz raporunun bağlayıcı nitelik kazandığı, somut olayda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, İİK'nin 257. maddesinde yer alan şartların gerçekleştiği, mahkemece verilen kararın eksik incelenmeye dayandığı belirtilmiştir.Dairemizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 27.12.2023 tarih ve 2023/2213 E. 2023/1855 K. sayılı ilam ile ''... Gerek dosyada fiziki olarak yapılan inceleme ve gerekse Uyap sisteminde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; mahkemece tensip zaptının 7 no lu ara kararı ile ''Davalı ... Sigorta Şirketine müzekkere yazılarak ... ve ... nolu sigorta poliçeleri ile dava konusu 22.06.2022 tarihinde meydana gelen yangın olayı ile ilgili olarak açılmış ...-... nolu ödeme/hasar dosyasının gönderilmesinin istenilmesine, 8 no lu ara kararında ise, Davalı ... Şirketi'ne müzekkere yazılarak 105458722 no'lu sigorta poliçesi ile dava konusu 22.06.2022 tarihinde meydana gelen yangın olayı ile ilgili olarak açılmış ...-... no'lu ödeme/hasar dosyalarının gönderilmesinin istenilmesine,'' dair karar verilmiş olduğu anlaşılmakta olup, iş bu belgelerin dosya arasında yer almadığı da tespit edilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde ekli deliller ile davalıların menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile bankalardaki mevduatları üzerine karşı tarafa tebligattan sarfınazar edilerek ve teminat aranmaksızın ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de; mahkemenin yukarıda belirtilen ara kararındaki eksikliklerin ikmali ile Uyap sisteminde yer alan belgelerin Türkçe tercümeleri eksiksiz bir şekilde dosya arasına kazandırılıp, incelenerek yasanın amir hükümleri çerçevesinde davacının ihtiyati haciz talebinin yerinde olup/olmadığına karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.  Açıklanan hususlar kapsamında mahkemece inceleme ve değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine'' dair karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece 29.01.2024 tarihli ara karar ile; Sigortalı taşınmazda yangın sonucu oluşan hasar miktarı ve kar kaybı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu , zararın poliçe şartları gereğince teminat dahilinde olup olmadığı yargılamayı gerektirdiği, yangına ilişkin kasta ve kusura dair Mahkemece inceleme yapılmadığı, kar kaybına dair taraf delilleri değerlendirilerek rapor alınması gerektiği, poliçe şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiği, her rizikonun kendi sigorta poliçe şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği, İİK. 257 maddesindeki yasal koşulları somut olayda gerçekleşmediği, yaklaşık ispat yükümlülüğünün talepte bulunan tarafından yerine getirilmiş sayılamayacağı anlaşılmakla ihtiyati haciz isteminin reddine'' dair karar verilmiştir.  Davacı vekili tarafından 29.01.2024 tarihli ara karara yönelik  yasal süresi içinde sunulan  istinaf dilekçesinde özetle; Yargılamayı yapan mahkeme tarafından istinaf kaldırma kararında belirtilen inceleme ve değerlendirmeler yapılmaksızın, uyuşmazlığa konu olayla uyumsuz ve genel ifadelerle 29.01.2024 tarihli karar ittihaz edilerek ihtiyati haciz talebinin reddine karar veriliği, poliçede ismen tayin edilen hasar tespit görevlisinin hakem bilirkişi niteliğinde nihai raporun münhasır delil sözleşmesi olduğunu, ön sorun olarak sigortalı ve sigorta şirketinin poliçe/sözleşme ile ismen atadıkları eksperin 18.11.2022 tarihli nihai raporunun uyuşmazlığın hallinde esas alınması gerektiği, diğer tek taraflı raporların ise dikkate alınmaması gerektiği, rizikonun gerçekleşmesinde davacının kusurunun bulunmadığı, zararın teminat kapsamında olduğu, mahkemece kast/kusur incelemesi yapılmadığı gerekçesiyle haciz talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olmadığı, kar kaybı miktarının hakem bilirkişi tarafından detaylı ve açık olarak tespit edildiği, taraflar arasında münhasır delil sözleşmesi bulunduğu mahkemece gerekli incelemenin yapılmadığı belirtilerek ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair karar verilmesi talep edilmiştir.  Türkçe tercümesinin fotokopi olarak sunulduğu 18.11.2022 tarihli .... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen Ticari Risk Sigorta Poliçesi Hasar Ekspertiz Raporunda özetle; ...  A.Ş. ... Tic. A.Ş. Tuzla Fabrikası ... Soğuk Hadde Makinesinde 02.06.2022 tarihinde meydana gelen yangın hasarının ekspertizinin yapıldığı, fabrikanın müşterek sigorta - ...  A.Ş. %71,50 (Poliçe No:... %56,50) maddi hasar: 528.135.963,67 USD, kar kaybı: 214.809.915,67 USD  Poliçe No:... %15,00 yönünden; maddi hasar: 140.213.087,70 USD, kar kaybı: 57.029.181,15 USD - ...  AŞ. (Poliçe No:... %28,50) maddi hasar: 266.404.866,63 USD, kar kaybı: 108.355.444,19 USD olmak üzere toplam teminat tutarının maddi hasar yönünden 934.753.918,00 USD ve kar kaybı yönünden ise 380.194.541,00 USD olduğu, soğuk hadde 2 makinesinin 01.06.2022 tarihinde saat 02:00 de planlı bakım için duruşa alındığı ve temizleme işleminin saat 08:00'e kadar yapıldığı, 01.06.2022 tarihinde 19:99 da yardımcı işletmeler /mekanik atölye personelleri soğuk hadde 2 makinesinin yıllık bakımı kapsamında rutin iş kalemlerinden biri olan ''açıcı bobin yükleme ve transfer arabası raylarının bakımı'' faaliyetine başlanıldığı, saat 21:24:40 da işlemler devam ederken hadde giriş ana tablasında alevlenme tespit edildiği ve tutuşmaya ilk müdahalenin CO2 sınıfı yangın söndürme tüpleri ile ve görevli çalışanlar tarafından yapıldığı, müdahaleye rağmen tutuşmanın aleve dönüşmesi ve alevin hızla büyümesi ile hadde yüksek basınçlı CO2 otomatik söndürme sisteminin ana devresinin aktive edildiği, ancak yangın söndürme sisteminden gelen gazın yeterli olmadığının anlaşılması üzerine 111 aranarak yardım istenildiği ve itfaiyenin olay yerine saat 21:27:10 da gelerek müdahale ettiği, iş bu yangın sonucunda meydana gelen hasarın muafiyet tenzilinden sonra toplam 23.021.560,64 USD (fiziksel hasar miktarı 7.303.997,41 USD + kar kaybı hasar miktarı 15.717.563,23 USD olmak üzere) belirtilmiştir. Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 12.12.2013 tarihli uzman görüş raporunda özetle; davacı ile davalılar arasında akdedilen poliçede yer alan ''hasar tespit görevlisi ''ile ilgili düzenlemenin bir delil sözleşmesi olduğu, tarafların hasar tespiti için ... şirketinin hakem bilirkişi olarak kararlaştırdığı ve bu şekilde hasarın tespitinde başka delil ya da delillere başvurulmasına engellediği, taraflar arasında iş bu nedenle hakem bilirkişi niteliğinde münhasır delil sözleşmesinin bulunduğu ve tarafların hem uyuşmazlığı hem de uyuşmazlığın hangi delil veya delillerle ispatlanacağını açıkça belirlediklerinden delil sözleşmesinin geçerlilik şartlarının taşıdığı, hakem bilirkişi raporunun bağlayıcı olduğu, ihtilaflı hususun sözleşmede kararlaştırılan delilden başka delille ispatı ve mümkün olmadığı, delil  sözleşmesinin varlığını tarafların yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği ve mahkemelerinde devir sözleşmesinin varlığını kendiliğinden dikkate alması gerektiği belirtilmiştir.Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 18.12.2023 tarihli uzman görüş raporunda özetle; 18.11.2022 tarihli nihai raporun uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 18.11.2022 tarihli nihai rapor çerçevesinde hallinin gerekmekte olduğu hususunda halel gelmeksizin ve davalı sigortacıların beyanlarına dayanak yapmaya çalıştıkları tek taraflı rapordaki beyanlara itibar edilmesinin mümkün bulunmadığına dair açıklamalar saklı kalmak kaydıyla;-davalı sigortacıların beyanları ve iddialarının poliçe şartları, yasal düzenlemeler ve 18.11.2022 tarihli nihai rapor ile uyumsuz olduğundan isabetli olmadığı, yaşanan yangın hasarın tipik bir yangın sigortası rizikosu olduğu ve bu anlamda yangın rizikosunun gerçekleştiği, her konu kendi poliçe genel şartlarına göre unsurlarının var olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, riziko gerçekleştikten sonra sigorta şirketlerinin tazminat ödeme borcunun doğacağı, sigorta şirketlerinin tazminat ödeme borcundan ancak sigortalının yangını kasten çıkardığı hallerde kurtulabileceği, yangının çıkmasında sigortanın kusuru olsa bile bunun tazminat ödenmesine herhangi bir etkisi olmadığı, yangın olayına ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde sigortalı şirketin kastından söz edilmesi mümkün olmadığı, ismen atanan eksper tarafından gerekli araştırma ve inceleme yapıldığı, nihai eksper raporunun 18.11.2022 tarihinde düzenlendiği ve en geç nihai raporun verildiği tarih olan 18.11.2022 tarihinde sigortacıların temerrüde düştüğü ve bu nedenle temerrüt faizi ödeme yükümlülüklerinin doğduğu, sigortacıların her halükarda 3 aylık süre sonu olan 02.09.2022 tarihinde avans ödeme yükümlülüklerini doğduğu, hasarın TTK m. 1427/3 maddesi uyarınca %50'sinin avans olarak ödemek zorunda olduğu görüş ve kanaatinde bulunulduğu belirtilmiştir. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı... ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK'nin 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre: \"İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" Bu madde uyarınca İhtiyati haciz talep eden, İİK'nin 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, 27.12.2023 tarih ve 2023/2213 E. 2023/1855 K. sayılı kaldırma kararında belirtilen eksiklikler tamamlanarak ve incelenerek varılacak sonuç dairesinde davacının talebinin değerlendirilip karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin 01.11.2023 tarihli tensip zaptının 7 ve 8 no lu maddelerinde belirtilen eksikliklerin ikmal edilmesine yönelik mahkemece ... A.Ş. ve ...  A.Ş.'ye 02.11.2023 tarihli müzekkere yazılmış olup, ... A.Ş. vekili tarafından mahkemeye gönderilen 09.11.2023 havale tarihli müzekkere cevabında 22217065 ve 22217081 no'lu hasar dosyalarının tamamının gönderildiği belirtilmiş, UYAP sisteminde yapılan incelemede iş bu belgelerin sistemde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2018 tarihli 2017/21-1721 E. 2018/345 K. sayılı ilamında; \"... 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27'nci maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73'üncü maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. ...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27'nci maddesi hükmüne göre: \"(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.(2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir\"....Bu hakkın üçüncü unsuru, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesidir. Bu değerlendirmenin de kararların gerekçesinde yapılması gerekir (bkz. 6100 sayılı HMK'nın Hükümet Gerekçesi madde 32)....Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297’inci maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır... Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru B./ Arslan R./ Yılmaz E.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 472). Anayasa’nın 141’inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. ...Nitekim, 07.06.1976 gün ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3’üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK’nın 297’inci maddesi işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir...\"Somut davada ise, İlk derece mahkemesince verilen ara kararın herhangi bir somut gerekçe ihtiva etmediği, delillerle ilişkilendirilmediği gibi dosya arasına kazandırılan delillerin değerlendirilmediği ve dairemizin 27.12.2023 tarih ve 2023/2213 E. 2023/1855 K. sayılı kaldırma kararına aykırılık teşkil ettiği açık olup bu durum Anayasanın 141. maddesine, HMK'nin 297. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Aynı zamanda, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, davacının ihtiyati haciz talebinin yargılamayı gerektirdiği belirtilmiş ve talebin reddine karar verildiği açıklanmıştır. Ancak bilindiği üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için \"alacağın varlığı hakkında kanaat edinilmiş olması'' yeterli olup alacağının varlığı ve muaccel olduğunu halde kesin bir şekilde ispatı aranmaz, bu konuda mahkemeye kanat  verilecek delillerin  gösterilmesi yeterli olup, mahkemenin bu yöndeki tespiti de  yerinde değildir. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/12/2016 T. 4764/15861 sayılı kararında bu konuya emsal mahiyette olup,   ''...İcra İflas Kanun’nun 258/I. hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin \"alacağın varlığına kanaat getirmesinden\" anlaşılması gereken “alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmemiştir. Aksine ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK’nun 264. maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılıktır. Bu durumda mahkemece ihtiyati haciz koşullarının varlığı gözetilerek talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.'' yer almaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin kabulü ile; davacının ihtiyati haciz  talebin dosyaya sunulan deliller ışığında incelenerek  değerlendirilmesi gerekmekte olup, iş bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi  gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/766 Esas, 29/01/2024 ara karar tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.6.  bendi ile aynı Kanunun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd6b3a3f732262b0","SID":"d98cdb81bdf0aee0"}}