{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2024/391 Esas 2024/440  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/391<br>KARAR NO\t\t: 2024/440<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 05/02/2024<br><br>NUMARASI\t\t: 2024/45 Esas (Ara Karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR <br>TALEP EDEN DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>ALEYHİNE TEDBİR <br>TALEP EDİLEN <br>DAVALI\t:\t<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir <br>TALEP TARİHİ\t: 18/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t:  20/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/03/2024<br><br>\tİhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. <br>\tDAVA VE TALEP<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın ticari müşterisi olduğunu, davalı bankanın gerekçe göstermeksizin müvekkilinin hesaplarına bloke koyduğunu, davalı bankaya blokenin kaldırılması için Ankara 77. Noterliği'nin 20/10/2023 tarih, 13276 yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, davalı bankanın ihtarnameye herhangi bir yanıt vermediğini ve blokeleri kaldırmadığını, bunun üzerine BDDK'ya şikayette bulunulduğunu, şikayet üzerine davalı bankanın Üsküdar 32. Noterliği'nin 07/11/2023 tarih, 44597 yevmiye numarası ile ihtarname gönderdiğini, ihtarname içeriğinde ...'ya ait kullanılan Business Card sözleşmesinde müvekkilinin kefil olduğunu, bu borçtan kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, kartın kullanımından kaynaklı 289.357,79 TL bedelli hesap ekstresi gönderildiğini, davalı bankanın ihtarnamesine Ankara 77. Noterliği'nin 08/11/2023 tarih ve 13899 yevmiye numarası ile itiraz edildiğini, yapılan görüşmelerden olumlu netice alınamaması üzerine 11/12/2023 tarihinde arabuluculuk görüşmesine başlandığını, müvekkili tarafından yapılan başvuru sonrasında Üsküdar 32. Noterliği'nin 20/12/2023 tarih ve 51454 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, müvekkili tarafından tanınmayan kişiler ve şirketlere kefil olduğunun belirtildiği, Hava Lojistik Komutanlığı'na verilen 25/06/2009 tarih ve 230-B2-00002 numaralı 70.200,00 USD bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu bedelinin iadesi ve mektuplardan kaynaklı olarak 26.013,75 TL masraf ve komisyon alacağının ödenmesinin ihtar edildiğinin bildirildiği, bu aşamalar sırasında İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin 2024/16 sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, gönderilen icra emrinde müvekkili şirket sahibinin ödeme emrinde yer almadığını, koyulan blokelerin usulsüz olduğunu, icra emrinde bahsi geçen firmaları müvekkil şirketin tanımadığını, bu firmalara verilen çek defteri hususlarının bilinmediğini, müvekkilinin bu konularda herhangi bir kefaleti ya da imzası bulunmadığını,  iadesi yapılan teminatların bir kısmının icra emrinde talep edildiğini, davalı bankanın müvekkili şirket ve şirket yetkilisinin hesaplarına hukuksuz ve gerekçesiz bloke koyduğunu, yarısı iade edilen teminat mektubu bedelinin ödenmesinin talep edildiğini belirterek İstanbul Gayrimenkul Satış icra Müdürlüğü'nün 2024/16 esas sayılı dosyasında yapılan icra takibi ile hesaplar üzerine konulan blokenin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; İİK'nun 72/3.maddesinin birinci cümlesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan davada takibin durdurulmasını karar verilemeyeceğinden yasal koşulları oluşmayan icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine, blokenin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin davanın niteliği mevcut, delil durumu itibariyle yaklaşık ispat da sağlanamadığından hesaplar üzerindeki blokenin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tDava dilekçesindeki açıklamalar doğrultusunda davalı banka tarafından blokenin kaldırılmaması üzerine 11/12/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşmama tutanağının tutulmasından 3 gün sonra 18/01/2024 tarihinde dava açıldığını, icra takibinin ise 08/01/2024 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkili tarafından davalıya 20/10/2023 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalının temerrüte düşürüldüğünü, 11/12/2023 tarihinde kanunen dava açmadan önce açılması zorunlu olan arabuluculuğa başvuru yapıldığını, bu nedenle takipten sonra açılan davalarda İİK'nun 72/3.maddesinin uygulanması yönündeki mahkeme gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, teminat mektubuna konu işin sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğini, teminat mektubunun yarısının takipten önce, kalanının ise takipten sonra iade edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kredi borçlusu ... Şirketi'nin sahibi ve yine kredi borçlusu olan ...'ya ait olan taşınmaz üzerinde bulunan davalı bankanın ipoteğinin anılan şirketin 08/02/2023 tarihli yazısı üzerine müvekkili şirkete bildirilmeden ve muvafakat edilmeden fek edildiğini, bu durumda TTK'nun 592-594.maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, davalı bankanın ipoteği kaldırmak suretiyle müvekkilinin sahip olduğu hakları bertaraf ettiğinin açık olduğunu, müvekkilinin gönderilen ihtarnamede hesap kat ihtarında belirtilen dava dışı ... isimli kişiye business karttan kaynaklı 280.000,00 TL alacak yönünden herhangi bir kefalet imzası bulunmadığını, bu nedenle tedbirin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tHMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. <br>\tİİİK 'nın 72/3. maddesi hükmüne göre \"İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir\", düzenlemeleri yer almaktadır.\t<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterlidir yani çekişmeli vakıanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. <br>\tDavaya konu takibin 08/01/2024 tarihinde yapıldığı, davacı yanca davanın açılabilmesi için zorunlu arabuluculuk başvurusunun 11/12/2023 tarihinde yapıldığı dosya kapsamıyla sabittir. <br>\tBu durumda 7445 Sayılı Yasa ile Değişik 6325 Sayılı Yasa'nın 18/a.maddesi gereğince; dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın  düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceği, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanacağı, İİK'nun 72/2.maddesinin uygulanması hükmüne göre tedbir isteminin yazılı gerekçe ile reddi yerinde olmadığı anlaşıldığından  istinaf başvurusu gerekçe yönünden kabul edilmiştir. Ancak mevcut delil durumuna göre de yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir talebinin bu gerekçeyle reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. <br>\tTüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-İhtiyati tedbir talep eden davacı  vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2024<br>  tarih ve 2024/45 Esas sayılı ara ara kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince gerekçe yönünden KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-İhtiyati tedbir talebinin  REDDİNE,\t<br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine,<br>\t3-İstinafa başvuran ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırılma gerekçesi gözetilerek üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br> \t Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/03/2024<br><br>Başkan-              Üye -                      Üye - \t                 Zabıt Katibi <br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcaf661384712e07","SID":"16a185ae47aa83b0"}}