{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/410 <br>KARAR NO\t\t: 2024/512<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 11/01/2023 <br>NUMARASI\t\t: 2022/42 Esas - 2023/6 Karar<br>DAVA\t\t: Caymaya İtiraz<br>DAVA TARİHİ\t\t: 18/09/2017<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/01/2023 tarihli 2022/42 Esas ve 2023/6 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin ... firması ile yaptığı ve bilahare ... Şirketine, ondan da davalı ...'e devir olan sözleşmeden cayan davalının cayma ihtarının haksız olduğunu, ihtara caymayı kabul etmediklerine ilişkin cevap verdiklerini belirterek, caymanın geçersiz olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  açılan davanın haksız olduğunu, karşı yanın hukuka aykırı biçimde hak kullandığını, mobil ve dijital ortamda yayma yetkisi olmadığı halde bunu kullandığını, sözleşme gereği ödemesi gereken %33'lük pursantajları ödemediğini, kaldı ki ... ile yaptıkları sözleşmede devir yetkisi vermediklerini, davacıya ihtarname göndererek borçları olan devirden sonraki işlemiş pursantajlarını talep ettiklerini, sözleşme dışı mali kullanımlara (mobil ve dijital) son vermesini istediklerini, davacının zaten usulüne uygun bir iktisabı olmadığını ve caydıklarını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 27/12/2018 TARİHLİ 2018/218 Esas  - 2018/249 KARAR SAYILI  KARARI :<br>Mahkemece; ''...davanın reddine..'' şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.<br>DAİREMİZİN 13/01/2022 TARİHLİ ve  2020/918 ESAS - 2022/47 KARAR SAYILI <br> KALDIRMA KARARI:<br>Dairemizce; \"....5846 Sayılı FSEK uyarınca eserden doğan mali ve manevi haklardan yararlanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Bununla birlikte eser sahibi mali haklarının tamamını veya bir kısmını başkalarına tamamen devredebileceği gibi, hakların sınırlı şekilde kullanımını da ruhsat yoluyla başkalarına devredebilir. <br>FSEK’nın 58. maddesi uyarınca, eser sahibinden mali bir hakkı tamamen veya ruhsat yoluyla iktisap emiş olan kimsenin, şayet süre kararlaştırılmış ise bu süre içinde ve süre kararlaştırılmamış ise duruma göre uygun bir süre içerisinde, devrin kendisine sağlamış olduğu hak ve yetkilerden gereği gibi yararlanması gerekir. Devir alan kişi hak ve yetkilerini gereği gibi kullanmaz ve bu sebeple eser sahibi menfaatleri esaslı surette zarar görürse, eser sahibinin sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır. Söz konusu cayma hakkı FSEK m. 80 uyarınca, bağlantılı haklar yönünden bağlantılı hak sahipleri için de geçerlidir.<br>Cayma hakkının mutlaka eser sahibi tarafından noter marifetiyle çekilecek bir ihbar ile kullanılması icap eder. Gönderilen ihbarnamede, eser sahibince, hakkın gereği gibi kullanılması için devir alan kişiye uygun bir mehil verilmesi gerekir. Devir alanın bu süre içerisinde de devir alınan hak ve yetkileri amacına uygun şekilde kullanmaması halinde verilen sürenin sonunda eserden doğan hakların devrine dair sözleşmeden cayılmış olur. İstisnai hallerde mehil verilmesine de gerek yoktur. Cayma ihbarını alan kişinin, tebliğden itibaren dört hafta içerisinde caymaya itiraz davası açması halinde, caymanın haklı olup olmadığı, devir alanın devir olunan hak ve yetkilerden amacına uygun şekilde yararlanıp yararlanmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bununla birlikte, dört haftalık hak düşürücü süre içerisinde caymaya itiraz davası açılmamış ise, caymaya konu tüm haklar eser sahibine geri dönmüş olacaktır.<br>Somut olayda, yapımı tamamlanmış müzik eserlerinde icracı sanatçı olan davalı, eserden doğan tüm haklar ile bağlantılı hakları ile satın almış bulunan davacı şirkete noterden gönderdiği 21/07/2017 tarihli ihbarının, davacıya 24/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu ihtarname de davalı, davacıya on günlük  mehil vererek, davalının  bu süre içerisinde de devir alınan hak ve yetkileri amacına uygun şekilde kullanmaması halinde  hukuki ve cezai haklarını kullanacağını ve ödemelerin hesaplanarak tarafına ödenmesini talep ettiği ve cayma hakkının kullanıldığına ilişkin bir bildirimde bulunmadığı, davalı daha sonra 23.08.2017 tarihli ikinci ihtarname ile sözleşmeden caydığını davacıya  bildirmiş olduğu, davacı vekilinin ise iş bu caymaya itiraz davasını 18/09/2017 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça cayma hakkının kullanıldığına ilişkin açıklama içeren 23.08.2017 tarihli ikinci ihtardan itibaren dört haftalık hak düşürücü süre içerisinde caymaya itiraz davası açıldığına göre, mahkemece işin esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süreden reddine dair hüküm kurulması  usul ve yasaya aykırı olmuştur.<br>Dava tarihinin 18/09/2017 tarihi olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında,13/11/2017 tarihi gösterilmesi maddi hatadan kaynaklanıp mahallinde  her zaman düzeltilebilecek hususlardan olduğundan, bu husus kaldırma nedeni yapılmamış ve eleştiri getirilmekle yetinildiği...\" gerekçesi ile davacının istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine...\" şeklinde  karar verilmiştir.<br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İSTİNAFA KONU KARAR:<br>Mahkemece;  \"...Somut olayda davalı sanatçı ile dava dışı ... San Tic Aş.  Arasında 25/08/1995 tarihinde sözleşme imzalandığı ve yukarıda bahsedilen albüm ve eserlerin kullanım haklarının dava dışı bu şirkete devredildiği, yine davalı ile dava dışı bu şirket arasında 15/08/1994 tarihli hisse payı ödenmesine ilişkin ek sözleşme yapıldığı, dava dışı ... San Tic Aş.  Nin, ... San ve Tic AŞ.'ye devredildiği görülmektedir. Bu kapsamda davalı sanatçı tarafından ... San Tic Aş'ne devredilen hakların bu şirketi devralan  ... San ve Tic AŞ.'ye geçtiği ve bu geçişte eser sahibinin rızasının aranmayacağı mahkememizce kabul edilmektedir. Şirketi devralmak suretiyle ve bu nedenle eser sahibinin rızası gerekmeksizin, eser sahibinin haklarını da devralmış kabul edilen dava dışı  ... San ve Tic AŞ. Nin bu eserlerden kaynaklı hakları 01/12/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacı ... ... Tic. Aş. 'ye devrettiği anlaşılmaktadır. Bu devre ilişkin davalı sanatçının muvafakatı gerekmektedir. Bu husus 5846 sayılı FSEK 49/2 maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Dosyada bu kapsamda davalının muvafatine ilişkin  herhangi bir belge bulunmamaktadır. Bu hususa ilişkin bir belgenin veya delilin bulunup bulunmadığı karar duruşmasında davacı vekiline sorulmuş, davacı vekili dosyaya ilişkin tüm delillerin dosyada bulunduğunu, ayrıca başka bir delilin bulunmadığını beyan etmiştir. Hal böyle olunca, davacının dayandığı devir anlaşmasının FSEK 49/2 ve 52. Maddelerde öngörülen şartları taşımadığı, bu devirlerin geçersiz olduğu yönünde, mahkememizde vicdani kanı oluşmuştur. Buradan hareketle ortada geçerli bir devir sözleşmesi bulunmaması karşısında geçerli olmayan bu sözleşmeden cayma için gönderilen ihtarnamenin de geçersiz olduğu, bu nedenle caymanın hükümsüz sayılması gerektiği, caymaya itiraz davası açılmasının da yersiz olduğu takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Başka bir söyleyişle somut olayda müzik eserlerinin davacıya devrine ilişkin sözleşmelerde davalının muvafakatı bulunmadığı için bu sözleşmeler geçersizdir, geçersiz bir sözleşmeden caymaya ilişkin cayma ihtarı hükümsüzdür, hükümsüz bir caymaya ilişkin itiraz davası açılması da yersizdir....\" gerekçesiyle \"...Davanın reddine...\"  şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  mahkeme tarafından gösterilen gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, fonogram yapımcılığından doğan mali haklar devredebilen haklardan olup, yapılan devirlerde icracı sanatçının muvafakatinin aranmayacağını, mahkeme tarafından verilen kararda davanın reddine gerekçe olarak; müvekkili şirkete yapılan mali hak devrinde sanatçının muvafakatinin alınmadığını, bu nedenle devrin geçersiz olduğunun gösterildiğini, ancak mahkeme tarafından belirtilen bu hususlar yanında, ... Sanayi Tic. A.Ş. nin ... San. ve Tic. A.Ş.'ye devredilmesiyle dava konusu eserler üzerinde ... 'in doğrudan hak sahibi olduğunun kabul edildiğini; müvekkiline FSEK'te yer almayan bir külfetin yüklendiğini, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/19 E sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, bu bağlamda somut olay kapsamında davalı sanatçının birtakım asılsız alacak iddialarında bulunarak müvekkiline karşı cayma hakkını kullandığı iddiasının hukuken makul olmadığını, mahkeme tarafından müvekkili şirket tarafından mali hakların devralınması işleminde davalı sanatçının yazılı onayının alınmaması gerekçe gösterilerek dava reddedilmişse de, verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı sanatçı tarafından aradaki ilişki kabul edilmekte ve yalnızca; aldığı telif bedellerini beğenmediği için cayma hakkını kullandığının ifade edildiğini, davalı tarafından müvekkilinin aleyhine keşide edilen Karşıyaka 4. Noterliği'nin 21 Temmuz 2017 tarihli  ve 24599 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirketten ilk önce ... ile yapılan sözleşmedeki oranlara göre haksız alacak talebinde bulunulduğunu, Kadıköy 7. Noterliği'nin 23 Ağustos 2017 tarihli ve 11432 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; bir önceki ihtarnameye atıf verilerek, ödeme yapılmamış olduğundan cayma hakkının kullanıldığının ihtar edildiğini, dosya kapsamında davalı her ne kadar 1994 yılında ... ile yaptığı sözleşmeyi ileri sürerek dijital umuma iletim hakkının kendi benliğinde kaldığını ileri sürse de, dijital umuma iletim hakları yine eser işletme belgelerinden ve davalı tarafından müvekkilinden alacak talebinde bulunulmasından da görüleceği üzere davalının muvafakati ile müvekkil şirket tarafından kullanıldığını, cayma hakkının koşullarından \"gereği gibi yararlanmama\" hali somut olayda gerçekleşmediğini, davalı da müvekkilinin söz konusu eserlerden gereği gibi yararlanamadığını değil, kendisine ödeme yapılmadığını ve sözleşmede devir kapsamında olmadığı halde başka alanlarda kullanımın söz konusu olduğunu sebep olarak gösterdiğini, davalının iddia ettiği hususlar cayma hakkının kullanılmasını değil, alacak talebi ileri sürülmesini gerektireceğini, davalıya müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, ...'e yorumcu olarak üye olan davalı sanatçı, ...'in üye yorumcuları adına yaptığı sözleşmeler ve bu sözleşmelerden yorumculara yaptığı ödemeler çerçevesinde faydalandığını, müvekkilinin eserlere ilişkin hakları devralmasının üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına, eserlerin dağıtılmasından dolayı davalıya telif ödemeleri yapılmasına ve davalının müvekkilinden birtakım alacak taleplerinde bulunmasına rağmen yıllar sonra cayma hakkını kullandığı öne sürmesi hakkın kötüniyetli ve dürüstlük kuralına aykırı kullandığını gösterdiğini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu 58. Maddesine göre açılmış caymaya itiraz istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından<br> istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br> Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı ile dava  dışı ... Ticaret Anonim Şirketi  arasındaki üç adet devir sözleşmesinin yoklukla malul olduklarının, eser işletme belgelerinin  ... Ticaret Anonim Şirketine iadesine dair verilen  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/8 Esas, 2016/80 Karar sayılı ilamın temyiz  edilmesi sonucu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2017  tarih 2016/6840 Esas, 2017/7530 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesine, karar düzeltme isteminin aynı dairenin 2018/1093 Esas - 2019/5868 Karar sayılı ilam ile reddedilmesine, davacı yan ile dava dışı ... Ticaret Anonim Şirketi arasındaki devrin geçersizliğinin kesinleşmiş yargı kararı  ile sabit olmasına,  kaldı ki devir sözleşmesi  geçerli olsa dahi alt devir sözleşmenin tarafı olan davacı bakımından FSEK 58. maddedeki cayma koşullarının davalı yararına gerçekleştiğinin somut olayda belirlenmiş olmasına, davalının geçersiz devre muvafakatinin gerekmemesine, ilk derece mahkemesinin davayı ret  gerekçesinin davalının  devir sözleşmesine muvafakati olmaması olarak gösterilmesinin sonuca  etkili olmamasına, netice itibariyle  davanın reddine karar verilmesinin doğru olmasına  göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur<br> H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/01/2023 tarihli, 2022/42 Esas ve 2023/6 Karar sayılı kararının kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince  ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a)Harç peşin alındığından ayrıca  harç alınmasına yer olmadığına, <br>b)Davacı tarafından yatırılan 1.169,40-TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,<br>3-Davacı tarafından istinaf yargılaması sırasında yapılan  giderlerin uhdesinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nezdinde  temyiz  kanun  yolu açık olmak üzere oy birliğiyle 21/03/2024 tarihinde  karar  verildi.\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0580819474e89226","SID":"4def0f19898007c9"}}