{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2024/273 Esas 2024/417  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/273 <br>KARAR NO\t: 2024/417<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ... \t     ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2015/1192 Esas 2019/746 Karar <br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR \t<br>DAVA\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 17/06/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 19/03//2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  25/03/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı ... hakkında açılan davanın  usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın ise reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine  davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı  ... yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın Pasif Husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın  kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada sonucunda gereği düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların hem kardeş hemde ... Şirketi'nin ortağı olduklarını, şirketin sürekli olarak davalılar tarafından yönetildiğini, müvekkilinin bu güne kadar diğer ortaklar tarafından dışlandığını ve her türlü hakkının ihlal edildiğini, şirket işlerine ve şirket ile ilgili alınan kararlara katılmasının engellendiğini, kar payı alamadığını, davalıların şirketi keyfi ve kendi çıkarları doğrultusunda hatalı işlem yapararak yönettiklerini, bir çok kararın altına müvekkilinin ve diğer ortak ...'ın sahte imzalarını attıklarını, 08/04/2015 tarihli ve 61 nolu karar gereği, şirketin üretim faaliyetini sürdürdüğü fabrikanın satıldığını, karar altındaki imzaların sahte olduğunu, bu satış sonrasında şirketin önemli ölçüde zarara uğratıldığını, müvekkilinin haricen öğrendiğine göre şirketin gayrimenkulü usulsüz olarak satıldığı gibi, şirketin davalılara borçlandırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, 01/01/2010 yılından beri şirket yöneticilerinin yaptıkları kayıt dışı ve hatalı işlemlerin tespiti ile şirketin uğratıldığı toplam zararın tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak dava dışı ... Şirketi'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini,  şirkete ödeme yapılması yönündeki iş bu davanın ancak şirketi temsil yetkisine haiz temsilci tarafından veya bu konuda mahkemelerce temsil yetkisi verilen kişilerce açılabileceğini, davacı yanın temsil yetkisi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkillerinin uzun yıllardır şirkette çalışmasına karşın davacının bu güne kadar şirkette hiçbir çalışması ve emeği bulunmadığını, davacı yanca şirket ortağı olarak talep edilen bilgi ve belgelerin şirket merkezinde emrine amade olarak istediği zaman hazır edildiğini, müvekkili ...'un şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, çalışmasıyla şirkete katkı verdiğini, müvekkili ...'ın şirket müdürü olduğunu, müvekkillerinin keyfi ve kendi çıkarları doğrultusunda hatalı veya menfaat sağlayıcı işlem yapmadıklarını, fabrika binasının şirketin maddi ihtiyacı gereği 2008 yılında muris ...'ın sağlığında ve büyük hissedar olduğu dönemde rayiç bedel üzerinden satıldığını, tüm ödemenin şirket hesaplarına girdiğini, davacının ne çalışma ile nede maddi olarak şirkete hiçbir katkı sunmadığı gibi şirkete ait ... plakalı aracı 2011 yılından bu yana bila bedel kullandığını, şirketten aylık 2.000,00 TL net ödeme aldığını, şirketçe davalı adına aylık net 500,00 TL Bireysel Emeklilik ödemesi yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava dışı şirkette müdür, ticari temsilci, vekil vb. bir sıfatı bulunmayan davalı ... hakkında açılan davanın taraf ehliyeti (Pasif Husumet) yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılar tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığından bu husus değerlendirilmemiş, davacı tarafın dava dilekçesinde araştırılmasını istediği hususların taşınmaz satışı dışında somutlaştırılamadığı, fabrika binasının yer aldığı taşınmazın satış bedelinin şirket kayıtlarına intikal ettirildiği, şirketin satıştan sonrada kiracı olarak taşınmazı kullanmaya devam ettiği, ortaklar cari hesabında bulunan fiktif işlemlere ilişkin gerçek durumun tespitinin güç olduğu, günümüzden satış işleminin gerçekleştiği tarihteki rayiç değer tespitinin sağlıklı olmayacağı, fabrika satış gelirinin şirket bünyesine aktarılması nedeniyle; brüt ve net işletme sermayelerinde yıllar itibariyle artış olduğu, bunun da şirketin mali yapısının kısa vadeli borçları ödemede daha sağlam bir yapıya kavuşmasını, varlıklarının nakde çevrilme kabiliyetinin artmasını sağladığı, şirket bünyesi dışında fon çıkışı olmadığı, davalı yönetici ...'ın özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlarda ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tDavalı ...'un ...Sanayi ve Ticarek Ltd. Şti.'nin yöneticisi olup şirketle aynı işi yapmakta ve şirketin borçlandırıldığı ortak olmasıyla da şirketi zarara uğrattığını, zarara uğratılan ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ürünlerini ... markasıyla üretmekte olup, davalı ... aralarında organik bağ olan ve ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin ürettiği malları pazarlayan bir şirket olduğunu, davalılardan ... ile ilgili davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi kararının hatalı olduğunu, <br>\tDava dosyasında şirkete ait fabrika satış bedelinin kayıtlarda değerinden 2.370.000-1.300.000= 1.070.000TL eksik gösterildiğinin dosyadaki bilirkişi incelemesiyle anlaşıldığını ve şirket geliri olarak düşük gösterilerek şirket yöneticileri lehine şirketin zarara uğratıldığını, fabrika satışına ilişkin alınan karar altındaki imzaların sahte olduğuna dair iddialarının incelenmediğini, <br>\tFabrikada çalışan bütün çalışanların asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı nolup, çalışanlar ve SGK ile oluşacak uyuşmazlıklarda şirketin büyük zarar göreceğinin aşikar olduğunu, şirket çalışanlarına elden ödemeler yapıldığını, 50-60 işçinin çalıştığı bir işyerinin %0,7 oranındaki bir karla çalışmasının makul olmadığını, bu hususunda şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulup şirketin zarara uğratıldığını gösterdiğini,<br>\tŞirketin 2012 ve 2014 yılları haricindeki defterlerin kanuna aykırı tutulduğunu kapanış tasdikleri bulunmadığını, ayrıca 2012 yılı defter-i kebir açılış tasdiki bulunmadığını, <br>\tMizandan anlaşılacağı üzere şirketin 01.01.2013-31.12.2013 tarihleri arasında ... ...'a 2.442.361 TL, Meltem ...'a 1.239.259 TL borçlandırıldığını, anılan meblağların esas itibariyle şirkete ödenmediğini, esas itibariyle şirketin parası olduğu ve davalıların şirket geliri dışında bir geliri olmadığı da düşünüldüğünde yapılan işlemlerin şirketin yasal defterlerine yansıtılmadığını bu tür işlemlerle ortaklara para aktarıldığını, <br>\t14.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun 15. sayfasında karlılık analizi yapıldığını ve faaliyet karının %7 ile %15 arasında olduğunun belirtildiğini, oysaki bu oranın (2010 hariç) %0.7 ile %0.5 arasında olduğunu, yani şirketin reel olarak zarar ettiğini, esas itibariyle içi boşaltılan şirketin cüzi bir şekilde kar etmiş gibi gösterildiğini, <br>\tTüm analizlerin mali tablolar üzerinden yapılıyor olmasının ancak mali tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı üzerine herhangi bir tespit yapılmamasının yani bilançoda görülen varlıkların gerçekte olmayabilir veya borçlar göründüğünden daha fazla olabileceğini, bu hususun ancak envanter çalışması ile tespit edilebilekken böyle bir tespit yapılmadığını, <br>\tBilirkişi raporlarında ortaklar hesabının kasa hesabı gibi kullanıldığı, çok sayıda hareket gördüğü ve hareketlerin çoğunun fiktif olduğu tespitlerinin yapıldığını, 331 Ortaklara Borçlar hesabının işlem hacminin yüksek olması ve yoğun olarak kullanılmasının, Maliye Bakanlığı vergi inceleme elemanları tarafından kayıt dışı emaresi olarak dikkate alınmakta ve vergi inceleme raporlarında bu hususa özellikle temas edildiğnii, <br>\t Fabrika satış kararı altındaki imzaların sahte olması nedeniyle incelemesinin yaptırılmadığını, <br>\tDavalılara ait yatırımlar için ... A.Ş'den davalıların yatırımları ve kaynakları ile banka hesaplarının girdi çıktılarıyla birlikte  bankalar birliğinden istenmesi gerekirken bu taleplerinin karşılanmadığını,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalılar vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; dava dışı limited şirketin yöneticileri olan davalıların şirketi zararı uğrattıklarının tespiti ile belirlenecek olan miktarın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDairemizin 02/03/2022 tarih ve  2020/60 Esas 2022/232 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı  ... yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın Pasif Husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın  kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine,<br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 27/11/2023 tarih ve 2022/3235 Esas 2023/6860 Karar sayılı ilamında; \"...Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli kararının 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi gereği, şirketin uğradığı zararın tazmini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği belirtilmiş ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 2. maddesinde “Davalı ... ... hakkında açılan davanın kabulüne, 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine\" denilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde, davacı talebinden de ayrılmak suretiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.<br> \tKabule göre de, davalı vekili 10.05.2023 tarihli dilekçesi ile davacının şirketteki paylarını davalılara devredildiği belirtilmiş olup, şirketin yöneticilerine sorumluluk davası açma hakkı olan ortağın ortaklık sıfatının davada hüküm kesinleşinceye kadar korunması gerektiğinden, davacının payını devredip devretmediği belirlenip davacının aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir...\"  gerekçesiyle bozularak dosya Dairemize gönderilmiş olup, Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.<br>\tYargıtay bozma ilamına uyulmuş, davacı vekili duruşmadaki beyanlarında yargılama sırasında şirketteki haksızlık ve hukuksuzluk karşısında müvekkilinin şirketteki hissesini devrettiğini, hisse devrine ilişkin sunulan belgelerin doğru olduğunu beyan etmiştir.<br>\t... Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, 4.362,00 Metrekare yüz ölçümlü, Betonarme Fabrika  nitelikli olarak tescil edildiği, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı iken, 13/04/2010 tarihinde, şirket yetkilisi ... tarafından, 1/2 şer hisseli olarak ... adına toplam 1.300.000,00 TL bedel ile devredildiği görülmüştür.  <br>\t6102 sayılı TTK'nın 553/1.maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, <br> \t6102 sayılı TTK'nın 555/1.maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, \t<br>\t6102 sayılı TTK'nın 557/1.maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, <br>\t6102 sayılı TTK'nın 558/2.maddesinde; şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği, düzenlemeleri yer almaktadır. <br>\tYasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin,  ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir. <br>\tİnşaat Mühendisi ve Gayrimenkul Değerlendirme uzmanı bilirkişiden alınan raporda özetle; şirketin aktifinde yer alan .... olarak belirtilen), ... parselde Betonarme Fabrika binasının bulunduğunu, taşınmazın değerlendirme tarihi olan 2010 yılı itibariyle yaklaşık 18 yaşında olduğunu, taşınmazın üzerindeki fabrika binası ile birlikte toplam değerinin 13/04/2010 tarihi itibariyle 2.370.000,00 TL olduğunu belirtmiştir.<br>\tÖğretim görevlisi Prof Dr. ...'tan oluşan heyetten alınan rapor ve ek raporda özetle; şirketin finansal tabloları ve mizanları üzerinde yapılan incelemede kayıt dışı bir unsur tespit edilemediği, şirketin aile şirketi olduğu, bu nedenle ortaklar hesabı şirketin kasa hesabı gibi kullanıldığı ve çok sayıda hareket görüldüğü, bu hareketlerin bir çoğunun fiktif hareket olduğu, şirketin aktifinde kayıtlı bulanan gayrimenkulün 13/04/2010 tarihinde 1.300.000,00 TL bedelle satılmış olduğunun görüldüğünü, satışın şirket muhasebe kayıtlarına 1.300.000,00 TL üzerinden işlendiğini, bunun sonucu 1.010.395,16 TL'lik değer atrış kazancı ortaya çıktığı, bu tutarın 252.598,79 TL'sinin 2010 yılı kârına ilave edildiği, 757.796,37 TL'sinin Özel Fonlar Hesabına alındığını, şirketin bu binada faaliyetine kira ödeyerek devam ettiğini, şirketin incelenen faaliyet dönemlerinde zarar etmediği, gayrimenkulün satış tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinden fazla bir sürenin geçtiğini belirtmiştir.<br>\tMali müşavir ...'den alınan raporda özetle; her ne kadar dönemler kâr ile kapatılmış olsa dahi şirketin faaliyetinin kârlı olmadığı, ortaklara (davalılar) borçlar hesaplarının fiktif kayıtlar içerdiğini, 2010 yılında taşınmaz satışının, ertesi yıl ortaklarca şirkete 1.133.624,72 TL borç kaydı girilip aynı dönem içerisinde şirketten tahsil edildiğini, bu durumda taşınmazın satışının gerekliliği veya satış tutarının ortaklara borçlar hesabına kullanılıp kullanılmadığının takdirinin  mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir. \t<br>\t Raporlar arasındaki çelişki nedeniyle yeni oluşan bilirkişi ...'dan oluşan heyetten alınan raporda özetle; yöneticilerin sorumluluklarına başvulurken uygulanması gereken zamanaşımı sürelerinin TTK'nın 644/1-a maddesinde yer verilen atıf gereğince, TTK'nın 560. maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, sorumlu olanlara karşı tazminat istemi hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve herhalde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, bununla birlikte, zarara sebebiyet veren fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına bu zamanaşımının uygulanacağını, TTK'nın 521. maddesi gereğince, basit yargılama usulüne tabi olan davada zamanaşımı def'i beyanına rastlanmadığından bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davacı tarafın talebinin 01/01/2010 yılından beri şirket yöneticilerinin yaptıkları kayıt dışı ve hatalı işlemlerin tespiti ve şirketin uğradığı zararın tespiti şeklinde olduğu, takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacı tarafın iddiasında belirtilen şekilde, dava tarihinden önceki son 15 yılın tüm kayıtlarının incelenmesi ve bu şekilde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, dava dışı şirkete ait fabrikanın 13/04/2010 tarihinde 1.300.000,00 TL bedelle satış işleminin gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, teknik bilirkişi tarafından satış tarihinde 2.370.000,00 TL olarak biçilen değerin esas alınması halinde şirketin 13/04/2010 tarihinde 1.070.000,00 TL zarara uğradığının kabulünün gerekeceğini, taleple bağlılık ilkesi gereği ise şuan için 10.000,00 TL'lik bir talep hakkının varlınığının gerektiğini, bunun yanı sıra taşınmaz satışından elde edilen 1.300.000,00 TL'lik gelirin şirket hesapları üzerindeki etkisi incelendiğinde, öz sermayenin ve net çalışma sermayesinin artış göstermesinin, elde edilen gelirin şirket bünyesinde kalması sebebiyle kaynak yarattığını, şirketin karlılık oranın sektör ortalamasıyla kıyaslandığında brüt kâr marjının yeterli olduğunu, net kâr marjının düşük olduğu, ancak bu durumun şirketin zarar ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, ortaklar cari hesabında fiktif işlemlerin mevcut olduğu, gerçek durumun tespitinin güç olduğu belirtilmiştir. <br>\tSomut olaya gelince; dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin yöneticilerinin 6102 Sayılı TTK'nın 553 ve devamı maddeleri uyarınca dava dışı şirketi uğrattıkları iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olarak işbu dava açılmıştır. <br>\tDavalı vekili 10.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinde davacı yanın Ankara 54. Noterliğinde 14/03/2023 tarih ve 10649 yevmiye no'lu ve 10650 yevmiye no'lu Senede Bağlanmamış Anonim Şirket Pay Devrine ilişkin belgeleri sunarak davacı yanın şirketteki paylarını davalılara devrettiğini beyan etmiş, 19/03/2024 tarihli duruşmada da davacı vekili davalı yanca sunulan Senede Bağlanmamış Anonim Şirket Pay Devrine ilişkin belgelerin doğru olduğunu, müvekkilinin şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını beyan etmiştir. Bilindiği üzere şirketin yöneticilerine karşı sorumluluk davası açma hakkı bulunan ortağın ortaklık sıfatının davada hüküm kesinleşinceye kadar korunması gerektiği halde davacı yanın yargılama sırasında payını devretmek suretiyle şirket ortaklığından ayrıldığı, bu hale göre açılan davada davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın bu nedenle reddi gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı  ... yönünden KABULÜ ile,<br>\tAnkara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2019 tarih ve2015/1192 Esas 2019/746 Karar sayılı kararının HMK'nın 356/(2) maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davacının aktif husumet ehliyeti kalmadığından her iki davalı hakkındaki davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan  harçtan peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile 256,82‬ TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-Davalılar kendisini davada vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine<br>\t6-Taraflarca yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın talep halinde yatırana iadesine,<br>\tB)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 44,40 TL harcın talep halinde davacı iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,  <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında açılan  duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalılar vekilinin yokluğunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/03/2024\t<br><br><br> Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...\t                       Zabıt Katibi -...<br>  ...            ...       ... ...<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f9a96a800efeb65","SID":"9334d68cfd217d62"}}