{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/54 <br>KARAR NO: 2024/468<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 19.10.2023<br>NUMARASI: 2023/583 Esas - 2023/841 Karar<br>İSTEM: Zayi Belgesi Verilmesi<br>Zayi belgesi verilmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı Şirket Yetkilisi  dava dilekçesinde özetle;  adres değişikliği kararı dışında herhangi bir hukuki tasarrufta bulunacak bir karar alınmadığından şirketin karar defterine ihtiyaç duyulmadığı, ancak şirket ortağının hissesini devretmesi nedeniyle hisse devri nedeniyle devir pay defterine işlenip alınacak kararın tescili için ihtiyaç duyulan karar defterine ulaşılamadığı, pay defteri dahil olmak üzere bütün ticri defterlerin muhasebeci tarafından muhafaza edilmekte olduğu, şirket ortaklarının şirket faaliyet konusu olan uluslararası nakliyat faaliyetinden dolayı sürekli olarak yurtdışı şoför olarak tırla yurtdışına gittiklerinden işyerinin naklinin elemanlar vasıtasıyla yapıldığı, adres değişikliği sırasında muhasebeciye iade edilmeyen karar defterinin zayi olduğunu beyan ederek, şirket hissedarının tüm özen ve dikkatine rağmen zayi olan şirket karar defterinin zayi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda, zayi belgesi istemi için gereken koşullardan defterlerin korunması amacı ile gereken dikkat ve özenin gösterilmediği, dosya kapsamına göre zıyaa uğramanın da irade dışında elde olmayan bir neden ile meydana geldiği belirlenememektedir. İstemde bulunanın iradesi dışında defterin kaybı yahut yok olması gerekmekte olup, şirket merkezinde saklanması ve bulunması gereken defterin işyeri nakli esnasında kaybolması, basiretli tacir yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gibi, yasada öngörülen zayi nedenlerine de girmemektedir. İstemde bulunan yasada yazılı durumların varlığı nedeniyle isteme konu defterin zayi olduğunu ileri sürüp, kanıtlayamamıştır. Diğer yandan şirket ortaklarının hisse devrini yaptıkları tarihin 05/05/2023 tarihi olduğu gözetildiğinde de, bu tarihten 30 günlük süre geçtikten sonra istemde bulunulduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar hep birlikte değerlendirildiğinde, istemde bulunanın Karar Defteri'nin saklanması ve korunması için gereken önlemleri almadığı, kaybın yasada belirtildiği gibi bir afet veya hırsızlık sonucu yaşanmadığı, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği... \" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı şirket yetkilisi istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı Şirket Yetkilisi  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin, karar defterinin kaybı nedeniyle istedikleri zayi belgesi ile ilgili almış olduğu 2023/583 Esas sayılı gerekçeli kararında; “Diğer yandan şirket ortaklarının hisse devrini yaptıkları tarihin 05/05/2023 tarih olduğu gözetildiğinde de bu tarihten 30 günlük süre geçtikten sonra istemde bulunulduğu anlaşılmıştır. “ denilerek bu süre aşımı ile ilgi mahkemenin, sürenin başlangıcını yangın, tabii afet ve hırsızlık yapıldığı tarihin yasaya göre mücbir sebebin başlangıcı saymasını kendi olaylarıyla ilgisi olmayıp yanlış değerlendirilerek bir hüküm verildiğini, kendi karar defterlerini kaybettiklerini anladıkları tarihten itibaren sürenin işlemesi gerektiğini, noterde düzenlenen devir temlik senedi için karar defteri gerekmediğinden bu senedin bir hüküm ifade edebilmesi için ortaklar genel kurul karar defterinde alacağı bu senetle ilgili kararın notere tescil ve ilan edilmesi gerektiğini, dolayısıyla senedin tarihinin sürenin başlamasını sağlamayacağını, bu işlemin yapılabilmesi için defterin önce muhasebeciden aranmasını muhasebeden merkeze gelip noterden sonra adres değişikliğinde tekrar işlemden sonra muhasebeye gidip  gitmediği gibi araştırmaları neticesinde defterin kaybedildiği kanaati uyandıktan sonra zayi belgesi için başvurmalarının 30 günün işlenmesinde bir süre aşımından bahsedilemeyeceğini, Yasal olarak karar defterlerinde alınan kararların üçüncü şahıslar için bir hüküm ifade etmesi ancak tescil ve ilanla mümkün olduğunu, karar defterlerinin kaybolması bu kararlara ulaşılmayı engellemez olduğunu, noterden bu belgelerin suretine ulaşılabileceğini, bu nedenle karar defterinin kayıp edilmesi bir suç unsuru ve hatta kabahate bile girmeyeceğini, VUK da belirtilen defterler beyanı zorunlu olarak gereken bir kazancın saklanması gizlenmesine matuf olarak kötü niyetle zayi edilebileceğini, kanuna uysun diye yangın çıkaran bile olabileceğini, buradaki kastın vergi kaçırmak olduğundan ve karşılığı ceza gerektiğinden yasa mücbir sebepte kasıt aramakta bir kasıt yoksa belgeyi verdiğini, Karar defterinin kaybolmasının hiçbir surette hukuki menfi bir sonuç veremeyeceğinden başka bir ifade ile kaybeden şirketin şirketini sonlandırma gibi bir sonuca götürecek bir eylemi bilerek yapmasının mümkün olmadığını, gerekli ihtimam ve basireti göstermesine rağmen uygulamada karşılaşılan çeşitli durumlar şirketin bütün evraklarının bulunduğu yerde sabit olarak bulunmamak gibi eylemin gerçeklenmesinde başka iradelerin de etkisi olduğu hesaba katılması gerektiğini, unutmanın cezayı gerektirecek bir eyleme dönüşmediğini sadece unutana zarar verdiğini göz önüne almanın hukuka aykırı olmayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle talebin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı şirket yetkilisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 82/7. maddesi gereğince\"Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür.\"TTK'nın 82/3. maddesinde ise\" Bilanço ve finansal tablolar hariç, sayılan bu belgelerin, Türkiye Muhasebe Standartlarına da uygun olmak şartı ile görüntü veya veri taşıyıcılarda saklanmasına da öngörülen koşullarla izin verilmiştir\"denilmektedir. Aynı Kanun'un 64/2. maddesinde ise \"Tacir, işletmesi ile ilgili olarak gönderilmiş olan her tür belgenin fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekilde bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.\" denilerek, böylece, söz konusu belgeleri, yazılı olarak saklama yanında, teknolojinin diğer imkânları ile saklama da kabul edilmiştir. Saklama süresi 10 yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren on beş gün içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanun’da “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7) İlk derece mahkemesi, ticari defterlerin saklanması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği,   ileri sürülen zayi şeklinin TTK.82/7.maddesinde sınırlı sayılan zayi şekillerine girdiğinin kanıtlanmadığı, bu nedenle davacının zayi belgesi talep hakkının bulunmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. Oysa anılan hükümde, \"...yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ...\" denildiğinden, sınırlayıcı bir düzenleme yapılmadığı kabul edilmelidir. Ancak dosya kapsamı ile davacı tarafça  zayi olduğu iddia edilen karar defterinin işyeri  taşıma sırasında kaybolduğu dava dilekçesinde beyan edilmiş ise de buna ilişkin delil ibraz edilemediği gibi ayrıca davacının ticari defter ve belgelerini koruyup gözetme yükümlülüğünü özenle yerine getirdiğini gösteren olguları ortaya koymamıştır.. Kısacası davacı basiretli bir tacir gibi davrandığını kanıtlayacak delil göstermemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin zayi belgesi istemine ilişkin içtihadı da bu yöndedir (E:2015/13372, K: 2017/1346, T:07.03.2017) Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce000d4fa830c9c0","SID":"056b468c16b4fa2a"}}