{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/69 <br>KARAR NO: 2024/484<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2023<br>NUMARASI: 2023/161 E. -  2023/724 K.<br>DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi<br>Taraflar arasındaki zayi belgesi verilmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  06.02.2023 tarihli deprem felaketi ve devamındaki artçı depremler sonucu müvekkili bankanın Saat Kulesi/Adıyaman Şubesi hizmet binasının ağır hasarlı, içine girilemeyecek durumda olması ve yasal otoriteler tarafından yıkılması/enkaz kaldırılması çalışmalarının beklenmesi  sebebi ile müvekkilinin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin zayi olduğunu, binanın ağır hasarlı olması sebebiyle  binaya girilebilmesi mümkün olmadığından bina içerisinde bulunan eşya ve belgelere ulaşılmasının mümkün bulunmadığını,  Şube  hizmet binasının tamamen kullanılamaz hale gelmiş olduğunu, yasal otoritelerce yıkım/enkaz kaldırma çalışmalarına başlamasının  beklendiğini, deprem felaketi nedeni ile arama kurtarma çalışmalarına öncelik verildiğinden ve artçılar devam ettiğinden, yasal otoritelerin yönlendirmeleri beklenerek bölgenin içinde bulunduğu zorlu koşullar nedeni ile envanter çalışmalarına ancak başlanılabildiğini, b aşamada tespit edilebildiği kadarıyla, müvekkilinin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden,  müşterileri ile imzaladığı bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri, taşıt kredisi sözleşmeleri, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri ile kiralık kasa sözleşmeleri başta olmak üzere her türlü sözleşme, taahhütname, ibraname, beyanname, ihbarname, ihtarname, makbuz, vekaletnameler ve müşterilerden alınan her türlü talimat mektupları TL ve efektif kasa defteri, ATM'lere ait jurnal dökümleri, müşteri işlemlerine dekont ve tutanaklar, bankamatik (ATM) cihazlarını ait kasa giriş-çıkış fişleri gişe ve terminal fişleri ve ekleri, senet tevdii bordroları, bankamatik ve kredi kartlarının teslim tutanakları, çek hesabı açılışında ve mevcut çek hesabından çek defteri verilmesinde 5941 Sayılı Çek Kanunu gereğince çek müşterisinden alınan beyan ve belgeler, diğer bankalar üzerine keşideli çekler (Takasa fiziken ibraz edilmeyen), banka  üzerine keşideli çekler, maman aşımına uğrayan mevduat, emanet, alacaklar da dahil olmak üzere müşterilerle imzalanmış her türlü taahhütname, ibraname, beyanname, ihbarname, ihtarname, makbuz, vekaletnameler ve müşterilerden alınan her türlü talimat mektupları,, kredi ve istihbarat işlemlerine ilişkin her türlü belgeler, kambiyo işlemlerine ilişkin her türlü belgeler, iade edilmiş teminat mektupları servis föyleri ve asılları,  kıymetli evrak defteri, çek işlemleri merkezlerinden alınan çeklere ait tutanaklar, ATM’lerde kalan bankamatik ve kredi kartlarının teslim tutanakları, tahsil ve teminat senetleri, yasal mevzuata göre alınan taahhütname ve formlar, niteliği bilinemeyen belgeler, bankacılık faaliyetinin yürütümü sırasında müşteriler ve üçüncü kişiler ile imzalanan sair tüm belgelerin bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla ağır hasarlı olan, içine girilmesi mümkün bulunmayan ve yıkılması beklenen şube  hizmet binasında zayi olduğunu ileri sürerek, TTK'nın 82/7 maddesi gereğince zayi belgesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Talep; TTK 82/7. fıkrası uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un 82/7 fıkrası uyarınca; \" Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" Her ne kadar zayi belgesi verilmesi talep edilmiş ise de; hangi belgeler yönünden zayi belgesi talep edildiğinin somutlaştırılmadığı, müşterilere ilişkin herhangi bir bilgi verilmediği gibi evraklara ilişkin tarih ve sayı bilgisi de verilmediği, banka şubelerinin bir çok işleminin genel merkez tarafından gerçekleştirildiği, zayi belgesi verilmesine yönelik talebin somut kayıtlara hasredilmesi gerekirken HMK'nın 194.maddesine uygun olmayan bir şeklide genel anlamda zayi belgesi verilmesinin talep edildiği, kaldı ki dava dilekçesinde şube binasının ağır hasarlı olduğu iddia edilmiş ise de gelen cevabi yazılardan şubenin \"az hasarlı\" olduğu ve sadece duvar yıkımları ile sıva çatlaklarının bulunduğu anlaşıldığından koşulları oluşmayan talebin reddine dair aşağıdaki şekilde  hüküm kurmak gerekmiştir. (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 2023/1712 - 1370 E.K. Sayılı kararı ile İzmir BAM 20. Hukuk Dairesi'nin 2021/1411-1274 E.K. Sayılı kararı) \" gerekçesiyle, talebin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 0 6.02.2023 tarihinde büyük bir deprem felaketi neticesinde büyük bir yıkımla karşı karşıya kalındığını,  deprem felaketi sonrasında 28 Şubat - 28 Nisan aralığında 3 kez su baskını gerçekleştiğini, bankacılık hizmet sözleşmeleri ve bireysel kredi sözleşmelerinin olduğu bodrum katında bulunan söz konusu belgelerin zayi olduğunu, hali hazırda can güvenliği tehlikesi devam ettiğini, artçı sarsıntılar devam etmekte ve bina hasarının  gün geçtikçe arttığını, bütün bu somut durum karşısında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın müzekkere yanıtında yer verdiği az hasarlı tespiti dışında mahkemesince bir inceleme araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı odluğunu, müvekkili tarafından yapılan başvuruda bir banka şubesinde olabilecek her türlü belgenin zaten listelenmiş olduğunu, hayati tehlike devam ettiği için içerisine girilmesi mümkün olmayan bir binada bulunan evrakın  çıkarılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sırf bu sebeple çalışanların riske atılmaması adına anılan şubenin başka bir adreste çalışmaya devam ettiğini,  kaldı ki, anılan Kanun maddesinde mahkemenin gerekli gördüğü delilleri toplayabileceği düzenlemesine rağmen mahkemece bu yola dahi gidilmediğini,  dosyaya ibraz edilen delillerin  mahkemece değerlendirilmeksizin eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, zayi  belgesi verilmesi talebine konu  evrakın tek tek dökümünün yapılmaması sebebi ile davanın ispatlanamadığı sonucuna varılmasının hakkaniyete ve gerçek duruma aykırı olduğunu, zira yaşanan deprem felaketi neticesinde şube hizmet binası içerisine girilemediğinden evrakın tek tek dökümünün yapılmasının mümkün olmadığını,  tespit  edilen dijital kayıtların ise mahkeme dosyasına sunulduğunu, ancak mahkemece bu listelerin hiçbir şekilde incelenmediğini, listelerde dökümü yapılan evrakın TTK'nın 87/2 kapsamında olup olmadığı dahi değerlendirilmeksizin davanın reddi yoluna gidildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12453 Esas, 2017/333 Karar sayılı,  18.01.2017 tarihli ilamında; \" 6102 sayılı TTK.nın 82/7. maddesine göre açılan zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının talebinin açık olmadığı, davanın hukuken değerlendirilerek hüküm tesis edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde ve ara karar ile mahkemece verilen süre içerisinde zarar meydana getiren olayla ilgili hazırlanan ekspertiz raporunu, zarar gören belgelere ilişkin alınan tespit raporunu ve zarar gören evraklara ilişkin listeler halinde yapılan dökümleri sunmuştur. Dosya kapsamında bulunan tespit raporunda, suya maruz kalan kutu ve çuvallar açılmış, içinde bulunan evrakların ıslanmak suretiyle kullanılamaz duruma geldiği tespit edilmiş ve okunabilen bilgilere yer verilmiştir. Davacı vekili de işbu tespit raporunu dayanak göstererek zayi belgesi verilmesini talep ettiğine göre, mahkemece işin esasına girilip davacının talebi hakkında hukuki değerlendirme yapılarak bir sonuca varılması gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.\" denilmekle mahkemece sunulan delillere göre hukuki değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğine hükmedildiğini, bu itibarla, somut gerçeklik bu olmasına -bina içerisinde girilmesi mümkün olmamasına- rağmen  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın müzekkere yanıtında yer verdiği az hasarlı tespitinden mahkemece  bir inceleme araştırma yapılmaksızın- bahisle ret kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bilindiği  üzere ÇBS tarafından yapılan hasar tespit çalışmalarının bina dışından gözlem yolu ile yapılmış ve hasar durumu askıya çıkarıldığını, binanın dış cephesinin  incelemeye alındığını, ancak bina içindeki durumun tespit dahi edilmediğini,  deprem felaketi sonrasında 28 Şubat - 28 Nisan aralığında 3 kez su baskını gerçekleştiğini,  gerçekleşen su baskınlarının birine müvekkili tarafından müdahale edildiğini, diğer iki su baskınında ise tahliye işlemleri Belediye ekiplerinin bilgisi dahilinde gerçekleştirilmiştir. meydana gelen deprem felaketi ve  devamındaki su baskınları nedeni ile içeriye girilmesi mümkün olmadığını,  huzurdaki dava konusu şube hizmet binası dışında da birçok hizmet binasının  depremde hasar aldığını, müvekkilince Adıyaman Şube hizmet binası için İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/151 Esas, Kahramanmaraş Şube hizmet binası için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/161 Esas, Kahramanmaraş Ticari Şube hizmet binası için İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/155 Esas, Küçüksanayi Sitesi/Kahramanmaraş Şube hizmet binası için İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/148 Esas, Kurtuluş/Kahramanmaraş Şube hizmet binası için İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/150 Esas, Uzunçarşı/Hatay Şube hizmet binası için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/151 Esas sayılı dava dosyalarından da huzurdaki dava konusu ile aynı taleplerle başvuruda bulunulduğunu, mahkemeler tarafından usule, yasaya, hakkaniyete ve somut durumun gerçekliğine uygun olacak şekilde davaların  kabulü yönünde kararlar verildiğini,  bu  mahkemelerce, kararların gerekçelerinde binaların içeri girilemediğine işaret edilerek ve belgelerin zayi olduğu  takdir edilerek kabul kararı verildiğini,  verilen kararın tarafı olduğu uyuşmazlıklar bakımından müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğini taşıdığını, verilen ret kararının müvekkilinin ispat yükümlülüğü bulunan haller bakımından müvekkili aleyhine sonuçlar yaratacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 82/7. maddesi gereğince  zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince,  yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilince, 06.02.2023 tarihli deprem sonucu bankanın Adıyaman ilindeki Saat Kulesi Şubesinin ağır hasar aldığı  ve kullanılmaz hale geldiği,  hizmet binası içinde yer alan dava dilekçesinde yer verilen ve bankanın saklamakla yükümlü olduğu belgelerin zayi olduğunu belirterek zayi belgesi verilmesi talep edilmiştir. TTK'nın 82/1. maddesi gereğince,  tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür. Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren 30 dün içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanun’da “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7). Somut olayda her ne kadar mahkemece talebin reddine karar verilmiş ise de eksik inceleme ile karar verildiği görülmektedir. Şöyle ki; Davacının dava dilekçesi ekinde zayi olduğunu belirttiği belgelerin, saklanması zorunlu olan ve zayi belgesi verilmesine konu olabilecek  belgelerden olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmaması hatalı olmuştur. Yine her ne kadar Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce  davacı banka şubesinin bulunduğu yapının az hasarlı  olduğu bildirilmiş ise de söz konusu binaya girilmesi ve evrakların alınmasının kişi hayatı yönünden güvenli olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmaması da hatalı olmuştur. Bu durumda Mahkemece, dava dilekçesi ekinde zayi olduğunu belirttiği belgelerin, saklanması zorunlu olan ve zayi belgesi verilmesine konu olabilecek  belgelerden olup olmadığı konusunda  gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ve davacı banka şubesinin bulunduğu yapıya girilmesi ve evrakların alınmasının kişi hayatı yönünden güvenli olup olmadığının  araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için, istinafa konu kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçeyle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece  Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 21.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"071f71e3add6f613","SID":"1f86182284b8475c"}}