{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/298  Esas 2024/ 395 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/298 <br>KARAR NO\t: 2024/395<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/257 Esas 2020/557 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t : 13/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t : 03/04/2024<br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı  vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalının kefil olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu şirket hakkında 26/11/2018 tarihinde konkordato geçici mühlet kararı verildiğini, 19/02/2019 tarihi itibarıyla bu sürenin iki ay uzatıldığını, 26/04/2019 tarihi itibarıyla konkordato kesin mühlet kararı tesis edildiğini, hakkında konkordato kararı verilen kişilerle ilgili olarak takip yapılamayacağını, haciz kararı alınamayacağını, dava konusu takip dosyasında dava dışı asıl borçlu şirketin de borçlu olarak takip edildiğini, dava konusu borcun ödeme planına alınmış olması nedeniyle müvekkili tarafından ödeme yapılması durumunda takibe konu borca ilişkin ödemelerin mükerrer hale geleceğini bildirerek davanın reddini, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, icra takibinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve kısmi alacak için başlatıldığı, asıl borçlu hakkında konkordato kesin mühlet kararı verilmesinin kefil hakkında takip başlatılmasına engel olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasında 500.000,00 TL asıl alacak yönünden itirazının iptaline, takip tarihi itibariyle 500.000,00 TL asıl alacağa yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacağın % 20'si olan 100.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TBK'nun 583. maddesine göre kefalete dair sözleşmenin kefilin el yazısıyla düzenlenmesi ve kefilin sorumlu olduğu miktarın açıkça yazılması gerektiğini, TBK'nun 603. madde gereğince gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan sözleşmelere de kefaletin şekline ilişkin hükümlerin uygulanacağını, bu düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğunu, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini, sunulan kefalet sözleşmesi yasal koşulları taşımadığı gibi, takibe konu edilen teminat mektubunun tanzim tarihinden çok önceye (2016 yılına) ait olduğunu, icra takibinin dayanağı olan teminat mektupları ile bir ilgisi bulunmadığını, bu durumda kefilin sorumlu olduğu miktar belli olmadığı ve kefaletin kefilin el yazısıyla düzenlenmemiş olması dolayısıyla söz konusu borçtan kefilin sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı asıl borçlu ... inşaat Elektrik Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında konkordato projesinin mahkemece tasdik edildiğini, borçların projede öngörülen vade ve taksit oranlarına göre ödenmesine karar verildiğini, asıl borçlu yönünden borcun yapılandırıldığını, ödeme planı yapıldığını, mahkemece onaylanan konkordato projesinin bütün alacaklılar için bağlayıcı olduğunu, asıl borç yapılandırılıp bir ödeme planına bağlanmış olduğundan ayrıca kefil yönünden iş bu icra takibinin yapılmasının mükerrer ödeme yapılmasına sebebiyet vereceğini, TBK'nun 586. maddesine göre kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini, bunun için asıl borçlunun, ifada gecikmesi ile ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, hesap kat tarihi, takip tarihi ve itirazın iptali dava tarihlerinde asıl borçlunun konkordato sürecine girmesi sebebiyle İİK hükümleri çerçevesinde alacağın tahsili işlemleri sürdüğüne göre, ihtarın sonuçsuz kaldığı veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğüne düştüğünden söz edilemeyeceğini, asıl borçlunun konkordato talep tarihi ve geçici/kesin mühlet karar tarihleri itibariyle, davacı bankaya taksidi ödenmemiş borcu bulunmadığını, ödenmeyen taksitlerin geçici mühlet kararından sonraya ait olduğunu, hesap kat tarihinin ise Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği geçici/kesin mühlet tarihlerinden sonrasına rastladığını, davacının konkordato sürecinde mahkemeye ve komiserliğe başvurarak alacak başvurusu yaptığını, alacağını yazdırdığını, müdahil olarak davaya kabul edildiğini, konkordato süreci işlerken bir taraftan da alacağını tahsil amacıyla kefil yönünden ilamsız takibe giriştiğini, konkordato süreci devam ederken kefil hakkında takibe geçmesi ve dava açmasının hukuki olmadığını, konkordatonun bağlayıcılığı ilkesine göre davacının projede belirlenen ödeme vadelerini beklemesi ve sonucuna göre kefile yönelmesi gerektiğini, borçlar belirlenen vadede ödenmediği takdirde, ancak o zaman kefile İİK'nun 303 maddesi kapsamında yönelmesinin mümkün olabileceğini, asıl borçlu yönünden takip yasağı olduğu dönemde, asıl borçlunun ifada gecikmesi ile ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması  koşullarından birisinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, bu koşullar oluşmadan kefile yönelik takip yapılması hukuka aykırı olup, itirazın iptali davasının reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/5483 sayılı icra takip dosyası, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri, vadematik kart üyelik sözleşmeleri, business card üyelik sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 09/07/2020 tarihli bilirkişi raporu, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/333 Esas 2023/688 Karar sayılı dosya sureti dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tDava konusu Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/5483 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı ve dava dışı asıl borçlu şirket aleyhine toplam 7.551.975,00 TL nakit alacaktan şimdilik 500.000,00 TL alacağın tahsili talebi ile 17/04/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalının 7 günlük yasal süre içerisinde 22/04/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 24/05/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tİcra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri davacı ile dava dışı ... İnşaat ... Ltd. Şti. arasında 20/11/2008 tarihli 81.500,00 TL limitli, 07/08/2014 tarihli 6.000.000,00 TL limitli, 21/04/2010 tarihli 5.000.000,00 TL limitli, bila tarih ve bila bedelli olarak akdedildiği, davalının anılan sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bila tarihli bila bedelli sözleşmede 13/09/2012 tarihli 3.000.000,00 TL limitle müteselsil kefaletinin yer aldığı, eş rızasının da bulunduğu, davalının 20/11/2008, 21/04/2010 tarihli sözleşmelerdeki kefaletinin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 484. vd., 07/08/2014 ve 13/09/2012 tarihli kefaletlerinin ise kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından 25-27-28/02/2019 tarihi itibarıyla hesap kat edilerek alacağın muaccel hale geldiğini bildiren 06/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi dava dışı asıl borçlu ve davalıya gönderilerek toplam 8.322.011,45 TL nakit alacağın 7 gün içerisinde ödenmesi, teminat mektubundan kaynaklanan 614.250,00 TL ile çekten kaynaklanan 109.620,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiştir. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlu ve davalıya 08/03/2019 tarihinde tebliğ olmuştur. <br>\tYargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunda davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 6.642.025,06 TL asıl alacak, 135.012,07 TL asıl alacak, 437.967,80 TL işlemiş akdi ve temerrüt faizi, 21.898,39 TL BSMV, 1.280,66 TL noter masrafı olmak üzere toplam 7.238.183,98 TL alacaklı olduğu, takip talebindeki taleple bağlı kalınarak 6.470.968,22 TL asıl alacak, 135.012,07 TL asıl alacak, 437.967,80 TL işlemiş akdi ve temerrüt faizi, 21.898,39 TL BSMV, 1.280,66 TL noter masrafı olmak üzere toplam 7.067.127,13 TL alacaklı olduğu, takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 500.000,00 TL asıl alacak ile fazlaya ilişkin alacak ve faiz talep etme ve her türlü hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %58,80 temerrüt faizi, BSMV, icra giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte TBK'nun 100. Maddesine göre ödenmesi talepli başlatıldığından davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 500.000,00 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %58,80 temerrüt faizi ve %5 BSMV talep hakkı bulunduğu tespit edilmiştir.<br>\tDava dışı asıl borçlu ... İnşaat ... Ltd. Şti. hakkında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/862 Esas sayılı dosyası ile konkordato davası açılmış, yapılan yargılama sonunda 21/12/2020 tarih 2020/764 Karar sayılı karar ile anılan şirketin konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı bir kısım alacaklılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2021/312 Esas 2021/512 Karar sayılı kararıyla bir kısım istinaf başvurusunun esastan reddine, bir kısım istinaf dilekçelerinin ise reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı bir  kısım alacaklılar vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3495 Esas 2022/593 Karar sayılı kararıyla alacaklılar ... A.Ş. vekillerinin istinaf itirazının esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek istinaf mahkemesi kararı bozulmuştur. Anılan bozma kararı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2022/673 Esas 2022/913 Karar sayılı kararıyla daire kararında direnilmesine hükmedilmiştir. Direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/6-1040 Esas 2022/1578 Karar sayılı kararıyla direnme uygun bulunarak alacaklılar ... A.Ş. ... vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Anılan dairece yapılan temyiz incelemesi sonunda 23/02/2023 tarih 2023/746 Esas 2023/726 Karar sayılı karar ile alacaklı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, talep eden ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nin konkordato projesinin İİK'nun 305. maddesi şartları kapsamında uygulanabilir olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. Yargıtay bozma kararı üzerine dosya Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/333 Esas sırasına kaydı yapılarak yapılan yargılama sonunda dava dışı asıl borçlu ... İnşaat ... Ltd. Şti. konkordato tasdik talebinin reddine ilişkin 04/10/2023 tarih 2023/688 Karar sayılı karar verilmiştir. <br>\tDava dışı asıl borçlu ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nin konkordato tasdik talebiyle açılan davada 26/11/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiş, 19/02/2019 tarihinde geçici mühlet süresi 2 ay uzatılmış, 26/04/2019 tarihinde de şirket hakkında kesin mühlet kararı verilmiştir. <br>\tDavacı banka dava dışı asıl borçlu hakkında açılan konkordato davasında yapılan alacaklılar toplantısında olumsuz oy kullanmıştır. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise dava dışı asıl borçlu hakkında geçici mühlet kararı verildikten sonra takibin başlatıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacı ile dava dışı ... İnşaat ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalının müteselsil kefil olduğu, davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, dava dışı asıl borçlu şirketin hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borcu bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında geçici mühlet karar süresi içerisinde kredi hesabının davacı tarafından kat edilip edilemeyeceği, hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borç var ise ve geçici mühlet süresi içerisinde hesap kat edilebilecek ise davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davalı kefilin genel kredi sözleşmelerinde yer alan kefalet imzasına veya yazısına yönelik bir inkarı bulunmamaktadır. Davalı kefilin kefaleti sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan yasanın aradığı şekil koşullarına uygundur. <br>\tİİK'nun 303/1. maddesi \"Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder\" hükmünü içermektedir. Alacaklı olan davacı banka dava dışı asıl borçlunun konkordato davasında yapılan alacaklar toplantısında konkordatoya olumlu oy kullanmamıştır.<br>\tDava dışı asıl borçlu ... İnşaat ... Ltd. Şti. hakkında konkordato tasdik talebiyle açılan davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 26/11/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiş, 19/02/2019 tarihinde geçici mühlet süresi 2 ay uzatılmış, 26/04/2019 tarihinde de şirket hakkında kesin mühlet kararı verilmiştir. Davacı tarafından asıl borçlunun geçici mühlet karar tarihinden sonra ve geçici mühlet süresi içerisinde kredi hesabı kat edilmiştir.<br>\tİİK'nun 288/1. maddesi \"Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur.\" hükmünü, kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesi  \"1-Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 2-206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. 3-Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. 4-Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır.\" hükmünü içermektedir.  <br>\tAnılan hükümler ve yapılan açıklama karşısında burada öncelikle tartışılması gereken husus, dava dışı asıl borçlu hakkında kredi hesabı geçici mühlet karar süresi içerisinde kat edildiğinden geçici mühlet tarihinden önce hesabın kat edilme koşullarının oluşup oluşmadığıdır. Bunun tespiti için ise, geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun kredi ödemelerinde aksama bulunup bulunmadığı, ödenmeyen bir kredi taksiti olup olmadığının belirlenmesi gerekir.  <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporunda dava dışı asıl borçlunun geçici mühlet karar tarihi olan 26/11/2018 tarihinden önce ödenmeyen bir kredi taksitinin bulunmadığı, ödenmeyen taksitin geçici mühlet tarihinden sonraki tarihli olan 13/12/2018 tarihli kredi taksiti olduğu tespit edilmiştir. <br><br>\tBu durumda, mahkemece geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun vadesinde ödemediği kredi taksiti bulunmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce davacının kredi hesabını kat etme koşullarının oluşmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ve asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibarıyla muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tDavacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatılması haksız ise de, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğuna ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi bu yönde bir delil de bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. \t<br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2020 tarih ve 2019/257 Esas 2020/557 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\tB)1-Davanın REDDİNE, <br>\t2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,<br>\t3-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 6.038,75 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 5.611,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 76.000,00 TL vekalet  ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,  <br>\t5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Bakiye gider avansının HMK'nın 333. maddesi uyarınca talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\t<br>\tC)1-Davalı hakkında adli yardım kararı bulunduğundan ve istinaf karar harcı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf aşamasında adli  yardım kararı gereğince yatırılmayan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/03/2024<br>Başkan -        Üye -                  Üye -                  Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c913f96a3f3aaa5","SID":"40ea14a51394bc10"}}