{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/471 <br>KARAR NO: 2024/503<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/02/2021<br>NUMARASI: 2018/245 E. - 2021/14 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... sayılı \"...\" markasının 37. sınıftaki \"inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve makinelerinin kiralanması hizmetleri\" için tescilli olduğunu, davacı adına tescilli \"...\" ibareli diğer markaların da 07. sınıftaki \"dozerler, kepçeler, yol yapım ve kaplama makineleri\" ile 12. sınıftaki \"motorlu kara taşıtları, bu taşıtlar için motorlar, parçalar\" emtiasını kapsayacak şekilde tescil edildiğini, dava konusunun ... sayılı \"...\" markasının 37. sınıftaki \"inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonları hizmetleri\" açısından hükümsüzlüğünden ibaret olduğunu, müvekkili şirketin 1923 yılında Tarsus’ta bir dokuma fabrikası olarak kurulduğunu ve ...  Grubu’nun bir  parçası olduğunu, pek çok ülkeyi kapsayan faaliyetleri bulunduğunu, ....’e bağlı birçok firmanın \"...\" logosunu kurumsal kimlik olarak kullandığını, \"...\" markasının ... uluslararası tescil numarası ile de tescilli olduğunu, hükümsüzlük talebine dayanak davacı markalarının ..., ..., ... ve ...  tescil numaralı \"...\" ibareli markalar olduğunu, markalar arasında 556 sayılı KHK 8/1 (b) bendi uyarınca iltibas ihtimali bulunduğunu, davalı markasının kapsamındaki \"inşaat araç gereçlerinin, iş makinelerinin kiralanması hizmetleri\" ile davacı markaları kapsamındaki 12. sınıftaki \"motorlu kara taşıtları bu taşıtlar için motor parçaları\" emtiasının benzer olduğu, her iki markada müştereklik arz eden “...” ibaresinin markalarda esaslı unsur olarak bulunması ile başvuruya eklenen “...” ibaresinin iltibası önleyecek kuvvette bir etki yaratmamasının markaları benzer kıldığını, ...com veya ...com gibi iş makinelerinin satıldığı portallarda 1985’ten günümüze kadar sayısız \" ...\" ikinci el ilanına rastlandığını, ... Forklift’lerinin ilk modellerinden son modellerine kadar hala piyasada yoğun ve yaygın bir şekilde kullanıldığını, “...” ortak unsuru nedeniyle “... ” ibaresinin \"...\" markalarının yeni bir versiyonu zannedilebileceğini, \"...\" ibaresinin aynı zamanda davacının çok uzun zamandan beri tescilli ticaret unvanının çekirdek unsuru olması itibarıyla bu ibarenin aynısını içeren “... AŞ” ibaresinin de KHK 8/5 anlamında da iltibas yaratacağını, davacının ülke çapında yaptığı yetkili servis sözleşmelerinin ...’nın 37. sınıftaki \"kara araçları servis istasyonları\" emtiasında KHK m. 8/III anlamında hak iktisap ettiğini gösterdiğini, bu sebeplerle davalıya ait ... sayılı \"... \"  markasının tescili kapsamındaki; \"inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)\" emtiası açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 01.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah ettiğini; davalıya ait ... sayılı \"... \"  markasının önceki hükümsüzlük nedenlerine ek olarak davacının markasının tanınmışlığı (SMK'nun 6/5) ve kötü niyetli tescil (SMK'nun 6/9) nedenleriyle de hükümsüzlüğünü talep ettiklerini, ayrıca dava dilekçesindeki sonuç talebini genişleterek davalının markasının tescili kapsamındaki 37. sınıfın 01. alt sınıfındaki hizmetlerin tümü; \"İnşaat hizmetleri, inşaat araç – gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri\", 37. Sınıfın 03. alt sınıfındaki hizmetlerin tümü; \"Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)\" emtiası açısından da hükümsüzlük kararı verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalı şirketin 1993 yılından beri, 24 yıllık tecrübesi ile inşaat sektöründe tanınmış hale gelen, bugüne kadar İstanbul, Adana ve Mersin’de sayısız nitelikli konut projesine imza atmış saygın ve köklü bir kuruluş olduğunu, davalı şirket ortaklarının \"...\" çekirdek unvanlı ilk şirketlerini 1993 yılında ... TİC. A.Ş. unvanı ile kurduklarını, yıllar içinde ... çekirdek unvanlı diğer şirketlerin de eklenmesiyle bu şirketlerin ...' nu oluşturduğunu, davalının da bu şirketler topluluğuna bağlı olup 2010'da ticaret sicile ... Tic. Ltd. Şti olarak kaydedildiğini, unvanın daha sonra unvan değişikliği ile ... TİC. A.Ş. olarak değiştiğini, davalı şirketler grubunun \"...\" ibaresini çekirdek unvan olarak 24 yıldır kullandığını, \"...\" ibareli ilk marka tescilinin de 2000 yılında yapıldığını, \"...\" ibareli eski tarihli onlarca marka tescilinin mevcut olduğunu, davalının 17 yıldır seri markaları ile markalaşmış, sektöründe tanınmış ve köklü bir kuruluş haline geldiğini, davalının faaliyet alanının genel olarak, gayrimenkul ve inşaat hizmetleriyle ilgili olduğunu, davalının aynı zamanda inşaatları için inşaatta kullanılan bir kısım makinaların kiralanması ve tamir ve bakımını da yaptığını, davalı şirketin  önceki tarihli tescilli seri markaları nedeniyle \"kazanılmış hakkı\" bulunduğunu, davacı ve davalının farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ve tescilli olan sınıflar ve marka ibarelerinin benzer olmadığını,  davacı şirketin faaliyet alanının iş makinesi üretimi ve satışı ile sınırlı olduğunu, davalının markasının bütüncül değerlendirme kriteri göz önüne alındığında tüm kelime unsurları ve şekil unsuru da nazara alındığında davacının markalarından oldukça farklı olduğu ve karıştırılmasının mümkün olmadığını, davalı markasının ilk kelimesi ve esas unsurunun \"...\" ibaresi olmakla, başta olan \"...\" ifadesinin sonra gelen ve taraf markalarında ortak olan \"...\" ibaresinden daha çok ön plana çıktığını, davalı markasında ... ibaresinin \"çatı marka\" olmakla dava konusu ihtilaf bakımından yan unsur olduğunu, taraf markaları karşılaştırıldığında markalar arasında bir karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının bütünsel olarak değerlendirildiğinde birbirinden ayrıştığını, farklı esas unsur, farklı şekil, renk, yardımcı kelime unsurları ve logolar içerdiğini, dava konusu markanın esas unsurunun \"...\" ifadesi olduğunu, davalı markasındaki \"...\" ibaresinin ise çatı marka olmakla yan unsur olduğunu, buna karşılık davacı markalarındaki gibi \"...\" ibaresinin tek başına veya esas unsur olarak kullanılmak için ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve zayıf markanın koruma alanının da daha dar olacağını, 556 Sayılı KHK'dan farklı olarak 6769 Sayılı SMK ile markası aleyhine hükümsüzlük davası açılan tarafa davaya mesnet davacı markalarının kullanılmadığı yönünde def'ide bulunma hakkı getirildiğini, bu def’i hakkı kapsamında davacının kullanmadığı markalarını davalıya karşı ileri süremeyeceğini, davacının davaya mesnet markalarını tescilli olunan sınıflarda kullanmadığı \" ...\" ibareli markalarını ise hiç kullanmadığını, Google arama motorunda görseller arasında yapılacak basit bir araştırma ile de anlaşılacağı üzere davacının ürettiği iş makineleri üzerinde sadece \"...\" ibaresine yer verdiğini, web sitesi dahil hiç bir mecrada \"...\" markalarını kullanmadığını, davacının uzun süre sessiz kalmış olması vakıasının dikkate alınması gerektiğini, davalının \"...\" ibaresini unvan ve marka olarak kullanmasından dolayı yerleşmiş, kökleşmiş ve sektöründe tanınmış firma olması itibariyle davacı ile karıştırılmasına imkan bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"  davacının en eski tarihli ... numaralı \"... + Şekil\" markasının 31/12/1998 tarihinden itibaren  7 ve 12.sınıflarda tescilli olduğu, ayrıca aynı sınıfta \"...\" esas unsurlu başka markalarının da mevcut olduğu, yine ... numaralı \"... +Şekil\" ibareli markanın 26/11/2013 tarihinde 7 ve 37.sınıflarda davacı adına tescil edildiği, 37. sınıfta yer alan \"inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)\" emtiasının her iki tarafın markalarında ortak mal ve hizmetler oldukları, davalının ... tescil numaralı \"... \" markasının ve davacının markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar \"...\" ibaresi Türkiye'de bir bölge adı olmakla zayıf marka olduğu ve davalının markasında yer alan \"...\" ibaresinin markaları farklılaştırmak için yeterli olduğuna dair bilirkişi raporlarında görüş bildirilmişse de, davacının markasının kullanımla hükümsüzlük talep edilen mal ve hizmetlerle ilgili belli bir tanınmışlık düzeyine eriştiği anlaşılmaktadır.Tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabildiğini düşünmek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, markada yer alan yardımcı unsurlar ile ayrım gücü az olan ifadeleri her zaman hatırında tutabileceği düşünülemez. Daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahıt hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak istemek tüketicinin en genel yaklaşımıdır. Davalının markasını gören veya duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibaı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan davaya konu markanın daha önce tescil edilip kullanılmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir. Davacı ve davalı  markalarının kapsamındaki ürün ve hizmetlerin aynı dağıtım kanallarına tabi oldukları, benzer ihtiyaçları gidermeleri, birbirleri yerine ikame edilebilme olanaklarının bulunması ve özellikle işletmesel bağlantılandırma ihtimalinin iltibas kavramı içerisine dahil edilmesi karşısında, aynı tür sayılmalarının zorunlu bulunduğu, 37.sınıf hizmetlerin yararlanıcısı konumundaki ortalama tüketici kitlesinin  taraflara ait markaların farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden ilk bakışta algılamalarının mümkün olmadığı, dava konusu edilen 37.sınıf ürün ve hizmetlerle ilgili satın alma süresi içerisinde davacının \"...\" ibareli markalarıyla sunulan 37.sınıf ürün ve hizmetlerden satın almak veya yararlanmak isterken davalının \" ...\" markasıyla sunulan ürün ve hizmetleri satın alma yönünde tercihte bulunabilecekleri, bir kısım tüketicilerin iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile, marka ve işaretin birbirleriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunulmalarının kaçınılmaz olduğu,  davacının markasındaki şekil ve renk unsurunun markaları farklılaştırmaya yetmediği, davalının markası için SMK'nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim taraflar arasında görülüp sonuçlandırılan Ankara 2. FSHHM'nin 2015/311 Esas,  2016/269 Karar sayılı kararıyla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4828 Esas, 2020/2346 Karar sayılı kararında da davalıya ait \"...\" markasının davacıya ait \"...\" markası ile benzer olduğu gerekçesiyle verilen kararın onanmasına karar verilmiştir. Alınan her iki bilirkişi raporundaki diğer teknik tespitlere mahkememizce itibar edilmişse de, \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresinden farklı olarak ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğuna dair bilirkişi raporlarındaki görüşlere itibar edilmemiştir. Zira \"...\" ibaresi markanın tali unsuru olup, tüketicinin aklında kalacak olan esas unsur her iki tarafın markası için de \"...\" ibaresidir.Davaya konu edilen 37. sınıfta ve bu sınıfla bağlantılı mal ve hizmetleri içerdiği bilirkişiler tarafından tespit edilen 12. sınıfta \"...\" esas unsurlu markaları davacı tarafın davalıdan daha önce tescil ettirdiği ve kullandığı anlaşılmıştır. Davalı taraf, davacının 37. sınıfta tescilli \" ...\" markasını tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıldan bu yana kullanmadığını belirterek, markanın kullanıldığını ispatlamalarını talep etmişse de, davacının markasının tescil tarihi olan 26/11/2013 tarihinden dava tarihi olan 28/05/2018 tarihine kadar 5 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşıldığından SMK'nun 19/2. maddesi uyarınca davalının bu konuda talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır.Yine davalı tarafça davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı savunulmuşsa da, SMK’nin 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Davaya konu ... tescil numaralı \"... \" markasının 17/08/2017 tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen sürenin beş yıldan az olduğu, davacının süresinde hükümsüzlük davası açtığı anlaşıldığından sessiz kalma nedeniyle hak kaybının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davalının 2008 yılından bu yana \"...\" ibaresini içeren ticaret unvanını tescilli olarak kullanmakta olması nedeniyle, SMK'nun 6/6. Maddesinin uygulanamayacağı anlaşılmış, yine kötü niyetli marka tescilini ispat yükü davacı tarafta olmasına rağmen davacı tarafça bu konuda hiç bir delil sunulmadığından,   davalının daha önce \"...\" esas unsurlu başka markalarının da mevcut olması, ticaret unvanında \"...\" ibaresinin yer alması nedeniyle davaya konu olan markasını kötü niyetle tescil ettirmediği,\" gerekçeleriyle davanın KABULÜNE, davalıya ait ... numaralı \" ...\" markasının 37.sınıfta tescilli olduğu \"inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)\" emtiası açısından KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı markası ile müvekkili markası \"... karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının iddialarını ispat edemediğini, davacının ıslah dilekçesi ile müvekkiline ait markanın tanınmışlığı, kötü niyetli olarak tescil nedenleriyle de hükümsüzlük talep ettiğini, 37. sınıftaki mal ve hizmetlere \"iş  makinelerinin kiralanması hizmetleri\"nide dahil ettiğini, dosya kapsamında alınan 08/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda da davacı ve davalı marka kullanımının aynı olmadığını, davalının dava konusu ... Tescil No'lu  \" ...\" markası için hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını bildirdiğini, davacının itirazları üzerine alınan yeni bilirkişi raporunda da  ... markası lehinde SMK 6/4 anlamında verilmiş bir tanınmışlık kararı bulunmadığını, dosyaya sunulan delillerden tanınmışlığın sadece ... ibaresini kapsadığını, ...  gibi bir ayırt edici bir işarete teşmil edilemeyeceğini, mahkemece davacının markasının kullanımla hükümsüzlük talep edilen mal ve hizmetlerle ilgili belli bir tanınmışlık düzeyine eriştiğinin anlaşıldığını belirtmiş ise de .... ibaresinin TPMK nezdinde gerek sektörel, gerekse de genel anlamda tanınmış bir marka olmadığını, davacı tarafın TPMK nezdinde tanınmış marka olduğuna dair  bir kanıt bulunmamasına rağmen tanınmış olduğundan bahisle verilen kararın yerinde olmadığını, kararda davacının markasındaki şekil ve renk unsurunun  markaları farklılaştırmaya yetmediğini, davalının markası için SMK 6/1 mad. hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu sonucuna varıldığını, gerekçenin çeliştiğini, birbiri ile çelişen bir gerekçe ile hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde kurulan hükmün hatalı olduğunu,  taraf markaları karşılaştırıldığında birbirinden ayrıştığı farklı esas unsur, farklı şekil, renk, yardımcı kelime unsurları ve logolar içerdiği anlaşıldığını, dava konusu markanın esas unsurunun \"...\" ifadesi olduğunu, müvekkili markasındaki \"...\" ibaresinin ise çatı marka olmakla müvekkili markasında  yan unsur olduğunu, dava konusu hizmet sınıfı bakımından alıcı kitlesi dikkate alındığında markalar arasında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığını, önemli bir husus taraf markalarında ortak olarak bulunan kelimenin ayırt ediciliği olduğunu, davacının markasının esas unsuru olan ... ibaresi bir YER ADI olduğundan ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacının özellikle ... ibaresinden ibaret markalarının zayıf marka olduğunun kabul etmesi gerektiğini, davacının ... esas unsurlu ve yan kelime unsurlarıyla kullanılan markaları da kelime ve şekil unsuru bakımından müvekkilden ayırt edilecek düzeyde olduğunu,  iki markanın  hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alınırsa bilinçli ve profesyonel bir kitle olduğunu, dikkat ve özen seviyesi bu kitlede her zaman ortalamanın üzerinde olduğunu, mahkemece bütünsel değerlendirme kriteri bir kenara bırakılarak sadece  taraf markalarında ortak unsur olan \"...\" ibaresi özelinde bir değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğunu, mahkemenin davaya konu ... Tescil Numaralı \"...\" markasının 17/08/2017 tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen sürenin beş yıldan az olduğu ve bu nedenle bir hak kaybının olmadığı yönündeki hükmüne itiraz ettiklerini, bu hükmün hatalı olduğunu, müvekkili 22 senedir sektörde var olan ve 2000 yılından beri seri markaları olan bir firma olduğunu, ... ibareli ilk marka tescilinin de 2000 yılında başvurusu yapıldığını,  müvekkilin ... ibareli eski tarihli onlarca marka tescili bulunduğu, mahkemenin gerekçesine dayanak olan Ankara 2. FSHHM 2015/311 E. 2016/269  K. sayılı kararı ile  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4828 E. 2020/2346 K.sayılı kararında davalı müvekkile ait  \"...\" markasının davacıya ait ...  markası ile benzer olduğu gerekçesi ile kararın onandığını, emsal niteliği taşıyor gibi görünse de İstanbul Anadolu 1.FSHHM nin 2017/9 E. 2019/199 K.sayılı kararı neticesinde de tarafların aynı olduğunu, davanın reddedildiğini, istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, müvekkilinin davacının unvanından ve itibarından faydalanmaksızın kendisine gerek ticari gerekse marka açısından bir strateji belirlediğini, kendi ticari unvanı dayanakla bu markayı tescil ettirmek ve kullanmak gayesinde olduğunu, davalı müvekkilin dava konusu 2015/10447 no'lu \"...\" markasının 37. sınıfta tescilli olduğu \"inşaat hizmetleri, inşaat araç ve gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu) emtiası açısından kısmen hükümsüzlüğü'ne sicilden terkinine yönünde verilen haksız  karar bakımından ıslah talebinde bulunduklarını, tüm bu nedenlerle mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tümden reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE; İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalı adına tescilli 2015/10447 sayılı \"...\" markasının 37. sınıfta \"inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)\" emtiası açısından hükümsüzlük davasıdır. Davacı vekili 01.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalıya ait ... sayılı \"...\"  markasının önceki hükümsüzlük nedenlerine ek olarak davacının markasının tanınmışlığı (SMK'nun 6/5) ve kötü niyetli tescil (SMK'nun 6/9) nedenleriyle de hükümsüzlüğünü talep ettiklerini, ayrıca dava dilekçesindeki sonuç talebini genişleterek davalının markasının tescili kapsamındaki 37. sınıfın 01. alt sınıfındaki hizmetlerin tümü; \"İnşaat hizmetleri, inşaat araç  gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri\", 37. Sınıfın 03. alt sınıfındaki hizmetlerin tümü; \"Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)\" emtiası açısından da hükümsüzlük kararı verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtlarına göre,  ... numaralı \"...\" ibareli markanın 26/11/2013 tarihinde 7 ve 37.sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 19/11/2012 tarihinde 7 ve 12.sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 28/01/2013 tarihinde 7 ve 12.sınıflarda,  ... numaralı \"... + Şekil\" markasının 31/12/1998 tarihinde 7 ve 12.sınıflarda davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. TPMK kayıtlarına göre, ... numaralı \"...\" ibareli markanın 17.08.2017 tarihinde 36.sınıfta yer alan \"Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri\" ile 37.sınıftaki \"İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri\" emtialarında davalı adına tescil edildiği görülmüştür. Ayrıca; ... numaralı \"...\" markasının 19, 36 ve 37.sınıflarda 12.05.2016 tarihinde, ... numaralı \"...\"  markasının 36. Sınıfta, ... numaralı \" ...ŞTİ+Şekil\" markasının 36. Sınıfta, ... numaralı \"...+Şekil\" markasının 36. sınıfta, ... numaralı \" ... +Şekil\" markasının 36. Sınıfta, ... numaralı \"...+Şekil\" markasının 36, 37. Sınıflarda, ... numaralı \" ...\" markasının 36. Sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 36. Sınıfta, ... numaralı \" ...\" markasının da davalı adına tescilli olduğu görülmüştür.Davalı şirketin 20/06/2008 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği,  davacı şirketin ise 20/12/1978 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği ve  her iki şirketin ticaret unvanlarında başlangıçtan bu yana \"...\" ibaresini kullandıkları anlaşılmıştır.  08.11.2019 tarihli Bilirkişi heyet raporunda özetle; 2013 ve 2014 yılına ait yevmiye ve kebir defterlerinin sunulmadığı, davacının 2015, 2016, 2017, ve 2018 yılları yasal defterlerini elektronik ortamda sunduğu, davacının davaya dayanak yaptığı markaların kullanımına ilişkin, dava tarihinden geriye dönük 5 yıla ait e-faturaların mal ve hizmet içeriklerinde \"...\" ibaresinin 7. ve 12. sınıfa ait satışlara ilişkin olduğu, davacının 37. sınıfa ait emtia ve hizmet satışının olmadığı, davacının 37. sınıfa ilişkin kullanıma ilişkin kanaat oluşmadığı, taraf şirketlerin kuruluş tarihi itibariyle davacının \"...\" ibaresini unvanda daha önce kullanmaya başladığı, davacı ve davalı marka kullanımının aynı olmadığı, davalının dava konusu 2015/10447 başvuru numaralı \" ... \" markası için hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, belirtilmiştir. 21.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davacı şirketin 07 ve 37. sınıfta tescilli ... tescil numaralı ... , 07 ve 12. sınıfta tescilli 2011/51234 tescil numaralı \"...\", 07 ve 12. sınıfta tescilli ... tescil numaralı \"...\" ve 07 ve 12. sınıflarda tescilli ... tescil numaralı  \"... + Şekil\" markalarının tescil sahibi olduğu, davalı şirketin ise dava konusu \"...\" markasının ... tescil numarası ile 37. sınıfta tescil ettirdiği, tarafların 37. sınıfta tescilli olan \"...\" ve \"...\"  markaları arasında SMK 6/1 anlamında yapılan karşılaştırmada markanın tescil sınıfının daha özel bir tüketici kitlesine hitap ettiği, markada yer alan \"...\" ibaresinin özgün bir ibare olduğu, markanın bir bütün olarak ve aynı mal ve hizmet sınıfında ayırt edici olduğu, davacı adına tescilli \"...\" ibareli markaların 07 ve 12. sınıfı kapsadığı, davalı markasının ise \"... \"  ibaresinden ibaret olarak 37. sınıfı kapsadığı ” inşaat araç gereçlerinin ve iş makinalarının kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonları hizmetleri” olarak belirlenen alt grubun da doğrudan iş makineleri ve mekanizmaları ile ilgili olduğu, bu bağlamda davacı ve davalı markaları arasında SMK 6/1 bendi anlamında EMTİA BENZERLİĞİ bulunduğu , davacı tarafa ait 07 ve 12. sınıflarda tescilli ... tescil numaralı \"...\", 07 ve 12. sınıflarda tescilli ... tescil numaralı \"... + Şekil\", markalarının 37. sınıfta tescilli ... sayılı \"... \"  markası ile SMK 6/1 anlamında markaları teşkil eden unsurların ve \"...\" ibaresinin özgün bir ibare olması nedeniyle iltibasa yol açacak benzerlik bulunmadığı, 04. 07 ve 12. sınıflarda \"...\" ibareli ilk tescilin davacı tarafça yapıldığı, \"...\" ibaresinin davacı taraf ile özdeşleşmiş bir marka olduğu ancak coğrafi bir bölgeyi ifade eden \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin daha düşük olduğu ve ayırt edici bir ibareyi tamamlar şekilde markanın tescilinin engellenmemesi gerektiği, davalı markasında yer alan \"...\" ibaresinin ayırt edici bir ibare olması nedeniyle hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, davacının dava gerekçeleri arasında SMK 6/3’ü de göstermesi nedeniyle kullanmama def’inin dikkate alınmayacağı, davacı Şirketin çok uzun zamandan beri iş makinesi ürettiği, sattığı ve bayilikler verdiği, bu satış faaliyetinin doğal sonucu olarak servis hizmeti de verileceği, 07 ve 12. sınıf ile 37. sınıfın kısmi bağlantısı ve hayatın olağan akışı dikkate alındığında şirketin özellikle “inşaat araç ve gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması” hizmetleri bakımından eskiye dayalı kullanımının var olduğu, ancak bu kullanımın sadece \"...\" ibaresini kapsadığı, \" ...\" gibi ayırt edici bir işarete teşmil edilemeyeceği, ticaret unvanı benzerliğinin ayrıca markasal kullanıma konu edilmeme halleri dışında tek başına marka hükümsüzlük sebebi olamayacağı, davalı tarafın da uzun zamandan beri fiilen ticaret unvanını kullandığı, davacının SMK 6/6 uyarınca salt ticaret unvanı benzerliğinden dolayı marka hükümsüzlüğü talep edemeyeceği, davacı adına tescilli \"...\" veya \"... \" markası lehinde SMK 6/4 anlamında verilmiş bir tanınmışlık kararı bulunmadığı, dosyaya sunulan delillerden davacı tarafın \"...\" markasının tescil sınıfı olan 07 ve 12. sınıfta bilinirliğe sahip olduğu, bu sınıflar bakımından SMK 6/5 anlamında tanınmış bir marka sayılabileceği, bu faaliyetin doğal sonucu olarak da   özellikle “inşaat araç ve gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması” hizmetleri bakımından dolaylı olarak bilinirliği olduğu, ancak bu tanınmışlığın sadece \"...\" ibaresini kapsadığı, \"... \"  gibi ayırt edici bir işarete teşmil edilemeyeceği, dosyaya sunulan deliller ve davalı tarafın uzun zamana yayılmış marka başvuruları dikkate alındığında, somut olay bakımından davalıya atfedilecek kötü niyet bulunmadığı, davacı tarafın markasının kendi internet sitesi ... adresinde \"...\" ve küçük karakterde tam unvan, davalı tarafça ise kendi internet sitesi www...com adresinde \"...\" olarak kullanıldığı, inceleme tarihi itibariyle kesinleşen Ankara 2. FSHM 2015/311-2016/266 sayılı kararına konu olan \"... \" markasının huzurdaki dava konusu \"...\" markası ile aynı karakterde olmadığı, \"...\" ibaresinin ticaret hayatında herkes tarafından kullanılan ibarelerden olması hasebiyle \"...\" kelimesinin ifade ettiği ayırt ediciliği haiz olmadığı, belirtilmiştir. Mahkemece, taraflar arasında görülüp sonuçlandırılan Ankara 2. FSHHM'nin 2015/311 Esas,  2016/269 Karar sayılı kararıyla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4828 Esas, 2020/2346 Karar sayılı kararında da davalıya ait \"... \" markasının davacıya ait \"... \" markası ile benzer olduğu gerekçesiyle verilen kararın onanmasına karar verildiği alınan her iki bilirkişi raporundaki diğer teknik tespitlere mahkemece itibar edilmişse de, \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresinden farklı olarak ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğuna dair bilirkişi raporlarındaki görüşlere itibar edilmediği belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlık marka hükümsüzlüğü davası olup, taraf markalarında ... ibaresinin ortak olduğu, davacı adına ...  markasının 07/37. Sınıflarda 21/02/2011 başvuru, 26/11/2013 tescil tarihli, ... başvuru numaralı markanın ve ... ibareli başka markaların tescilli olduğu, tescil tarihinden 28/05/2018 dava tarihine kadar 5 yıllık süre geçmediğinden davalı tarafça 37. sınıfta kullanmama definin ileri sürülemeyeceği, mahkemece alınan son bilirkişi raporunda, davacı ticari defter ve kayıtlarından, 07,12 ve 37. Sınıfta (kısmi bağlantı nedeniyle \"inşaat araç ve gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması\" hizmetleri bakımından, davacının ... ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu ve 07 ve 12. Sınıflar yönünden tanınmış olduğu, bilinirliğinin bulunduğu, 37. Sınıfın bu sınıflarla bağlantılı olduğu  beyan edilmekle, davalı markasının hükümsüzlüğü istenen sınıf yönünden davacının öncelik hakkı bulunduğu, davalı markasının hükümsüzlüğünün istenebileceği kanaatine varılmıştır. Gerek yukarıdaki paragrafta yer verilen uyuşmazlıkta Yargıtay denetiminden geçen mahkeme kararının delil niteliği, gerekse taraf markalarının tescil sınıfları, davacının 1998 tarihinden beri 07/12. Sınıflarda ... ibaresini marka olarak kullanarak ayırt edici hale getirdiği  göz önüne alındığında ... ibaresinin coğrafi yer bildirdiği, zayıf ibare olduğu, taraflarca yanına getirilen ibarelerin ayırt edicilik kazandırdığına yönelik bilirkişi görüşlerinin yerinde olmadığı, ihtisas mahkemesi hakimi sıfatıyla gerekçesi açıklanarak bilirkişi     görüşüne itibar edilmeyerek karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. \"....\" ibaresinin markanın tali unsuru olup, tüketicinin aklında kalacak olan esas unsurun her iki tarafın markası için de yer alan  \"...\" ibaresi olduğu \" ...\" ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı anlaşıldığından mahkemece bu yönden bilirkişi raporuna itibar edilmemesi ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı istinafında her ne kadar müvekkil şirketler grubu ... ibaresini çekirdek ünvan olarak  24 yıldır kullandığını ileri sürmüş ise de, ticaret unvanının markaya dayalı hak sağlamayacağı, davacı markalarının ve hatta davacı unvan tescilinin daha eskiye dayalı olması  gözetildiğinde bu istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/02/2021 tarih ve 2018/245 E., 2021/14 K. sayılı kararına karşı  davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ada33c3e4e82a144","SID":"739b6c9655baa2ab"}}