{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2103 Esas<br>KARAR NO: 2024/516 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/575 Esas - 2021/348 Karar<br>TARİHİ: 03/06/2021<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı şirketin ticari faaliyeti kapsamından sunduğu hizmet ve sattığı ürünler karşılığında davalı şirkete faturalar düzenlediğini, davalı şirketin bir kısım faturaları ödemediğini, düzenlenen faturaların 18.01.2018 tarih ... nolu 7.500,91 Euro, 05.04.2018 tarih ... nolu 597,08 Euro, 24.04,2018 tarih ... nolu 430,70 Euro, 09.07.2018 tarih ... nolu 3.689,56 Euro, 09.07.2018 tarih ... nolu 22.860,14 Euro, 16,10.2018 tarih ... nolu 2.613,70 Euro bedelli faturalar olduğunu, iş bu faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını, davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 12.10.2018 keşide tarihili bir adet çekin davacı şirket tarafından teslim alındığını, çekin teslim tarihi ile keşide tarihi arasındaki kur farkı için davacı şirketin davalı şirkete 2.613,70 Euro bedelli kur farkı faturası düzenlediğini, iş bu kur farkı faturasının davacı şirkete tebliğ edildiğini, iş bu faturanın ödenmemesi sebebiyle davalı şirkete 07.11.2018 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz cinsi(Euro) üzerinden gerçekleştiğini, davacı şirketin fiili ödeme tarihindeki oluşan kur farkını talep etme hakkının olduğunu, davacı şirketin düzenlediği tüm faturanın Euro cinsinden olduğunu, işbu faturalara davalı şirketin itiraz etmediğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kur farkından kaynaklanan 2.630,70 Euro alacağın 17.11.2018 tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli Euro mevduatına fiilen uygulanan en yüksek faizi ile beraber fiili ödeme tarihindeki TCMB Euro satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk lirası karşılığında davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davalı şirketin merkez adresinin Kayseri olması sebebiyle yetki itirazlarının olduklarını, taraflar arasında düzenli ve sürekli ticari ilişkinin olduğunu, dava dosyasına hesap ekstresi sunduklarını, davacı tarafa son olarak 63.861,47 TL borcu kaldıktan sonra davalı şirketin 65,000 TL ödeme yaptığını neticesinde davalı şirketin davacı şirketten 1.138,53 TL /1.083,29 Euro alacaklı olduğunu, Ülkemiz sınırları içerisinde yapılan ticaretin yabancı para üzerinden olamayacağına dair kanuni düzenleme gereğince davacı şirketin faturalarını ödeme yapılması istediği kur üzerinden Türk Lirasına çevirmek suretiyle düzenlediğini, davalı şirketin de iş bu faturaları Türk Lirası üzerinden ödediğini, kabul etmemekle birlikte davacı tarafın kur farkı faturasını yasalara uygun düzenlemediğini, davacı şirket tarafından düzenlenen kur farkı faturasını davalı şirket kabul etmeyerek iade faturası düzenlendiğini, davacı şirketin iade edilen faturayı tekrar davalı şirkete gönderdiğini, iş bu sebepten dolayı süresi içersinde noter aracılığı ile ilgili faturaya itiraz ettiklerini beyanla usule, yasalara ve taraflar arasındaki anlaşmalara aykırı olarak haksız kazanç sağlama amacıyla açılan ve yasal dayanaktan yoksun iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarih ve 2019/575 Esas - 2021/348 Karar sayılı kararında;\"Dava; Kur farkına dayalı alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. ... Filhakika ; Kur farkı alacağının istenebilmesi için,  taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya yabancı paraya endeksli bir ticari  ilişkinin bulunması  gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel sözleşme ilişkisinde, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Bu nitelikteki bir alacağın istenebilmesi için uygulama ya  da teamül aranmamaktadır. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki döviz kurundaki değişim ve oluşan farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Bu açıdan  somut olaya bakıldığında taraflar arasındaki temel  sözleşme ilişkisinin yabancı para (EURO) cinsinden olduğu, uyuşmazlığa konu kur farkı faturasının 2.613,70 Euro olarak düzenlendiği görülmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası ise 01/08/2018 tarihinde 12/10/2018 keşide tarihli 65.000,00 TL miktarlı çek ile ödeme yapıldığı ve bu çekin Euro karşılığının 11,653,02 -Euro olarak davacı ticari defterlerine kaydedildiği ve davacının Euro alacağı kalmadığı halde işbu çekin tahsil tarihi ile teslim alınarak ticari deftere işlendiği tarih arasında geçen zamanda oluşan kur farkı değişiminden kaynaklandığı barizdir. Ne var ki; çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, miktar hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği sonuç ve kanaatiyle TMK'nın 6, ve HMK'nın 190. maddeleri nazarında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. (Bkz;Yargıtay 11.HD.18.01.2021 T.2020/4821 E.2021/65 K) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. Maddesi gereğince davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nın  297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; dava konusu alacağın, müvekkilinin davalıya sunduğu hizmet ve sattığı ürünler kapsamında döviz cinsinden düzenlenen faturalardan kaynaklanan kur farkı alacağı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilin davalı adına; 18.01.2018 Tarihli ve ... Fatura Numaralı, 7.500,91-Euro Bedelli, 05.04.2018 Tarihli ve ... Fatura Numaralı, 597,08-Euro Bedelli,  24.04.2018 Tarihli ve ... Fatura Numaralı, 430,70-Euro Bedelli, 09.07.2018 Tarihli ve ... Fatura Numaralı, 3.689,56-Euro Bedelli, 09.07.2018 Tarihli ve ... Fatura Numaralı, 22.860,14-Euro Bedelli, 16.10.2018 Tarihli ve ... Fatura Numaralı, 2.613,70-Euro Bedelli, faturaları düzenleyerek tebliğ ettiğini, davalının ise müvekkiline bu faturalar karşılığında bir kısım ödemelerde bulunduğunu, taraflar arasında 16.10.2018 tarihli ve 2.613,70 Euro bedelli fatura hariç olmak üzere yukarıda zikredilen faturaların içeriğine ilişkin bir husumet bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalı tarafça 01.08.2018 tarihinde müvekkiline \"Türkiye ... Bankası A.Ş. Kayseri Organize San Meydan Şubesi'ne Ait ... Çek Numaralı ve 12.10.2018 Keşide Tarihli 65.000,00 TL Bedelli Bir Adet Post Date (İleri Tarihli) Çek\"in teslim edildiğini, çekin keşide tarihine göre süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiğini ve çek bedelinin ödendiğini;Çekin teslim tarihi ile keşide tarihi arasında oluşan kur farkı sebebiyle davalıya 16.10.2018 tarihli ve 2.613,70 Euro bedelli kur farkı faturası tanzim edilerek tebliğ edildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalıya 07.11.2018 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de, fatura bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, Yerel mahkemece çek ile yapılan ödemelerde çekin bir ödeme vasıtası olması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, mevzuat gereği çeklerin keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilmesinin yasaklandığını, bu şekilde çeklerde fiilen vade uygulamasına geçildiğini, dava konusu olayda müvekkiline 01.08.2018 tarihinde teslim edilen çekin ilgili mevzuat gereğince ancak keşide tarihi olan 16.10.2018 tarihinde ilgili bankaya ibraz edilerek tahsil edildiğini, bu sebeple ilgili mevzuat gereği çekin bir ödeme aracı olma özelliğini yitirdiğini, Mahkemece çekin bir ödeme aracı olduğu kabulü ile karar verilmesinin gerek ilgili mevzuata gerek fiili duruma gerekse de hakkaniyete aykırı olduğunu; Yerel mahkemece çekin döviz cinsinden düzenlenmesi mümkünken Türk Lirası cinsinden düzenlenmesinin müvekkili tarafından Türk Lirası cinsinden ödemenin kabulü anlamına geldiği olgusuna dayanılmasının herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını, çek keşideci tarafından tanzim edilerek lehtara sunulan bir evrak olmakla birlikte iki taraflı bir sözleşme niteliği taşımadığını, bu nedenle keşideci tarafından düzenlenerek müvekkiline teslim edilen çekin Türk Lirası cinsinden düzenlenmesi sebebiyle lehtarın alacağını Türk Lirası olarak takip edeceğine dair bir anlaşma yapılmış gibi değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin bu kabulünün esas alındığı takdirde döviz cinsinden takip edilen bir alacağa mahsuben Türk Lirası cinsinden bono verilmesi halinde alacağın Türk Lirası olarak takip edileceğinin kabul edileceği anlamının çıktığını, nitekim bono da döviz cinsinden düzenlenebilirken Türk Lirası cinsinden düzenlenmiş olacak ki bunun hukuki bir dayanağı bulunmadığını, nitekim Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere bono ile ödeme yapılması halinde alacaklı tarafın kur farkı talep edebileceğini; Yerel mahkemenin diğer bir gerekçesinin ise kur farkı faturasının Türk Lirası cinsinden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin olduğunu, işbu gerekçenin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, kur farkı faturasının Türk Lirası cinsinden düzenlenmesinin kur farkı faturasının amaç ve mahiyetine aykırı olduğunu, kısaca izah etmek gerekirse; \"A şirketinin B şirketine 1.000,00-Euro karşılığında ürün ve hizmet sattığını varsayalım. Fatura tarihi itibariyle 1 Euro=1,50 Türk Lirasıdır. B Şirketi bu ürün ve hizmet karşılığında A şirketine 1.500,00-TL tutarında 1 ay sonrasına çek keşide etmiştir. Çekin keşide tarihi geldiğinde 1 Euro=2 Türk Lirası olmuştur. Mahkemenin gerekçesine göre ödeme tarihi itibariyle A Şirketinin B Şirketinden 2.000,00-TL alacağı bulunmaktayken 1.500,00-TL ödeme yapılması sebebiyle A Şirketinin B Şirketinden 500,00-TL Kur Farkı alacağı kalmıştır. Mahkemenin işbu gerekçesine katılmak mümkün değildir. Olması gereken ise 1.500,00-TL Tutarında çek ödeme günü geldiğinde o günkü döviz kuru üzerinden Euroya çevrilerek A Şirketinin Euro alacağından mahsup edilmesi gerekir. Yani 1.500,00-TL tutarında çek ödeme günü geldiği zaman o günün döviz kuru(1 Euro=2 TL) üzerinen 750,00-TL Euro olarak A Şirketinin alacağından mahsup edilerek kalan 250,00-Euro üzerinden kur farkı faturası düzenlenir. Aynı şekilde taraflar arasında husumet bulunmayan faturalar incelendiğinde fatura üzerinde \"Ödemelerde TL cinsinden yapıldığı takdirde, ödeme anında açıklanmış en son TCMB Döviz Satış Kuru esas alınarak çevrim yapılacaktır.\" denildiğini, yani ödemenin Türk Lirası ile yapılması halinde o günün kuru üzerinden döviz cinsine çevrilerek ödeme yapılacağını, görüldüğü üzere tarafların iradesinin de bu yönde olduğunu, bu sebeple mahkemenin mevcut tespitine katılmalarının mümkün olmadığını beyanla istinaf başvurusunun kabulüne, Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne, bu mümkün değilse kararın kaldırılarak yeni bir yargılama yapılmak üzere dosyanın Yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, döviz cinsinden yürütülen ticari ilişkide Türk Lirası cinsinden ödeme yapılması sebebiyle doğan kur farkı alacağının tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalı ile aralarında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu ve ticari ilişkinin Euro cinsinden yürütüldüğünü, faturaların Euro cinsinden düzenlendiğini ve davalı tarafın faturalara itiraz etmediğini, davalı tarafça fatura bedellerinin ödenmesi amacıyla verilen 65.000 TL bedelli çekin veriliş tarihi ile tahsil tarihi arasında kur farkı alacağının oluştuğunu ve bu alacağın davalı adına faturalandırıldığını beyan ederek kur farkı alacağının tahsilini talep etmiş, davalı taraf davacıya 65.000 TL bedelli çek ile yaptığı ödeme sonrasında herhangi bir borcunun kalmadığını, aksine ticari ilişkide alacaklı hale geldiğini, kur farkı faturasının davacıya iade edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya toplam 35.078,69 Euro tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafından davacıya TL ile ödeme yapıldığı ve Türkiye ... Bankası A.Ş. Kayseri Organize San. Meydan Şubesi'ne ait ... çek numaralı, 12.10.2018 keşide tarihli, 65.000,00 TL bedelli çekin verildiği, davacı tarafından çekin ticari defterlerine 01.08.2018 tarihinde kaydedildiği, bu tarih itibariyle TL hesap bakiyesi yönünden davacının alacağının kalmadığı, çekin tahsil tarihinde oluşan kur farkı nedeniyle davacının uyuşmazlık konusu kur farkı faturasını düzenlediği ve faturanın davalı tarafça kabul edilmediği anlaşılmıştır. TBK'nın 99/2. maddesi uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak sözleşme veya teamül aranmayacak ise de;  Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere bu hususun tek istisnasının çekle yapılan ödemeler olduğu, çek bir ödeme aracı olduğundan, çekle yapılan ödemeler için TBK'nın 99/2. maddesine göre kur farkı talep edilemeyeceği, zira çekin üzerine fiili ödeme tarihindeki TL karşılığın yazılması zaten mümkün olduğu gibi çekin döviz cinsinden düzenlenmesinin de mümkün olduğu (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/3819 esas, 2021/2489 karar sayılı, 16/03/2021 tarihli,  2020/4821 esas,  2021/65 karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları), sonuç olarak; çek bir ödeme aracı olup USD cinsinden de düzenlenmesi mümkün olmasına rağmen davalı tarafından TL cinsinden düzenlenmesine ve davacı tarafından kabul edilmesine, davacının TL üzerinden defterlerine kaydettiği alacağını TL olarak tamamen tahsil etmesine göre davalıdan kur farkı alacağı talep edemeyeceğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Açıklanan nedenlerle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41093abca7fd312e","SID":"616d78910b2bb93f"}}