{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1563 <br>KARAR NO\t\t: 2024/516<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/10/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2019/1172 Esas - 2021/852 Karar<br>DAVA             \t\t: Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t\t: 15/11/2019<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarihli 2019/1172 Esas ve 2021/852 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait otomobilin tek taraflı trafik kazası sonucu maddi hasara uğraması sonrası davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak davalı ... A.Ş kasko sigorta poliçesi ile sorumlu olduğu yükümlülükleri hukuka aykırı bir biçimde yerine getirmediğini ve herhangi bir gerekçe de belirtmeyerek ödeme yapmadığını, sigorta firmasının gerekçesiz ret kararı üzerine dava şartı arabuluculuk yolu işletildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, bu süreçte müvekkilinin mağdur olduğunu, zira müvekkilinin aracı kullanılamaz hale geldiğini ve maddi zararının da sigorta tarafından karşılanmadığını, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araç hasar ödemesinin şimdilik 20.000,00TL'lik kısmının ve aracın daha düşük bir bedelle satılması nedeni ile müvekkilinin uğradığı maddi kaybın şimdilik 1.000,00TL'lik kısmının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yerleşim yerinin İstanbul/Kadıköy olduğunu, dolayısıyla  yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu  Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu,  davacının rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı ve/veya sigorta ettirenin yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, davalının KTK m.52/1-b  gereğince asli kusurlu olup bu husus işbu davaya konu poliçede teminat dışında tutulduğunu, davalıya ait araç sürücüsü ...'ın, aracın hızını yolun teknik şartlarına uygun kullanmayarak hasara sebep verdiğini,  dolayısıyla teminat dışında tutulmuş bir zararın tazmin edilmesinin bir yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece;   \"...Davanın kısmen kabulü ile; 45.000,00-TL hasar bedeli maddi tazminatının taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL' sinin dava tarihinden, 25.000,00 TL sinin 30/09/2021 ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte poliçe limiti dahilinde davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, değer kaybı oluşmadığından reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 28.05.2019 tarihli 2019-07-15/180 No'lu hasar dosyası araştırma raporu müvekkil şirkete sunulmuş olup şu tespitlerin yapıldığını: Araç sürücüsü olarak ismi bildirilen ... ile yapılan görüşme esnasında şahsın tedirgin olduğunun tespit edildiğini, araç maliki ... ile gerçekleştirilen görüşmede şahsın tutarsız ve karamsar bir tavrı olduğunun gözlemlendiğini, sürücü ... kaza günü ... ile buluşacakları yerin sahil olduğunu, ... ise şantiyenin satış ofisi olduğunu beyan ettiğini, sürücü ve araç sahibinin beyanlarının çelişkili olduğunu, sürücü ... kazadan sonra ilk olarak ... isimli şantiye şefini aradığını, ...’in de jandarmaya çağırdını belirttiğini, ancak ...’ın ...'i telefonla aramamış olduğunun telefon icmali ile sabit olduğunu, olay yerine kaza sonrası geldiğini bildiren şantiye amiri ..., kaza sonrası ... tarafından arandığını beyan etmiş olsa da böyle bir aramanın olmadığını, aksine ...'in araç maliki ... tarafından 23:43 ve 23:52'de arandığının görüldüğünü, olay yerine gittiğini söyleyen iş arkadaşları ... isimli şahsın ''sürücü ... jandarmayı aradı'' demesine rağmen telefon icmalinde böyle bir aramanın olmadığının görüldüğünü, ... isimli şahıs ise aramayı ...'in yaptığını iddia ettiğini, bunun yanı sıra ..., ...'in jandarmadan 15-20 dakika sonra geldiğini beyan ederken sürücü ... ...'in olay yerine ilk olarak geldiğini belirttiğini, şahısların  ifadelerinin çelişkiler içerdiğini, sürücü ... araç maliki ... ile buluşmak üzere yolda iken kaza geçirdiğini, ancak ... olay yerine herkesten geç geldiğini, geldiğinde ise  olay yerinde kısıtlı bir zaman geçirerek ayrıldığını, 00:35'te yapılan alkol ölçümünden 8 dakika sonra sürücü olduğu iddia edilen ...'ı aradığını, alkol ölçümünün gerçekleştirileceği zaman diliminde olay yerinde bulunmadığını, sigortalı araç malikinin olay saatinde kazayı yaptığı iddia edilen sürücü ile buluşacak olmasına rağmen kaza yerine herkesten geç gelmesi ve alkol ölçümünden önce ayrılması, olaya müdahil olan şahısların anlattıklarının birbiriyle ve telefon görüşmesi kayıtlarıyla çelişmesi, müvekkili sigorta şirketinin Bodrum'da anlaşmalı servisinin olmasına rağmen aracın Aydın iline çekilmesi dikkate alındığında doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olduğunun gözüktüğünü, sadece 28.05.2019 tarihli 2019-07-15/180 no'lu hasar dosya araştırma raporunda değil aynı zamanda 24.08.2019 tarihli 190873-Araştırma- No'lu Kesin Ekspertiz Raporu'nda da olayın gece saatlerinde vuku bulması, tatil bölgesinde gerçekleşen bir kaza olması, kazaya sebebiyet veren herhangi ikinci bir  aracın olmaması, sigortalı ile sürücülerin farklı kişiler olması, ayrıca müvekkili sigorta şirketinin Bodrum'da anlaşmalı servisinin olmasına rağmen aracın Aydın iline çekilmesinin şüphe uyandırdığını ve sürücü değişikliği yapıldığı yönünde kanaatin oluştuğunun belirtildiğini, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin ise herhangi bir noktasında ihbar külfetine dair bu duruma değinilmemekte, konu yalnızca zararı teminat dışı bırakan hallerden birinin var olup olmadığı bakımından incelendiğini, bilirkişi raporunda hasarın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketince ispat edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak uyuşmazlık konusu olayda ispat külfeti yer değiştirmiş olacağından dolayı hasarın poliçe teminatı içerisinde olduğunun ispatının sigortalı tarafından yapılmasının gerekeceğini, gerek eksper raporu ile gerek ise araştırma raporu ile ortaya konmakta olan bu husus bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını ve raporda \"ispata yararlı belge ve tutanak sunulmamıştır\" şeklinde ifadeyle konunun bu açıdan ele alınmadığının ifade edildiğini, uyuşmazlığın temelini oluşturan nokta olan sigortalının yanlış ihbarı hususu bilirkişilerce ele alınmadığını ve eksper ile araştırma raporunda yer alan olgular dikkate alınmadan yalnızca maddi trafik kazası tutanağı bakımından değerlendirmeler de bulunulduğunu, yapılan incelemeler eksik ve hatalı olmasına rağmen, sigorta uzmanı başka bilirkişi tarafından itirazları karşılar mahiyette bilirkişi raporu alınması gerekirken, mahkemece sadece hasar uzmanı bilirkişilerden oluşan bir heyetten rapor alınması yoluna gidildiğini, ancak sigortacılık yönünden hiçbir itirazı karşılanmayarak bu haliyle bilirkişi heyet raporları hükme esas alındığını, sonuç olarak; somut delillerde görüleceği üzere sigortalının yanlış ihbarı yönündeki itirazları mahkemece dikkate alınmamış olup sigorta uzmanı bilirkişiler tarafından işbu meselenin aydınlatılmadığını, ispat hakkının hiçe sayıldığı ve adil yargılanması ilkesi bakımından aykırılık oluştuğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporları incelendiğinde görüleceği üzere hasar tespiti yapılırken poliçe muafiyet kaydı göz önünde bulundurulmadığını, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesine katkıda bulunacak, iddialarının aydınlatılması anlamı taşıyacak bu irdelemenin yapılmaması neticesinde davanın nihayete erdirilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu hasar dosya muhteviyatında yer alan ifadeleri ile sabit olduğu  üzere kasko teminatı dışında olduğunu; ancak teminat kapsamında değerlendirilen bir hasar olmuş olması durumunda dahi müvekkili sigorta şirketi ile davacı arasında akdedilmiş olan Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi dikkatle incelendiğinde görüleceği üzere söz konusu zarar, Pert Araç Klozu gereği muafiyete tabi tutulduğunu, sigortalı aracın 16.05.2017 tarihine ait bir adet ağır hasar kaydının bulunduğunu, muafiyetin işbu davaya konu hasarda mevcudiyeti esas olup bu doğrultuda hesaplama yapılmasının gerektiğini, bilirkişi kurulu tarafından önceki tarihli bilirkişi raporunda yapılan eksiklik tekrar edilerek araç hasar bedelinin poliçede yer pert araç klozu ve muafiyet kaydı dikkate alınmaksızın belirlenmesi ile yanlış hesaplamanın yapıldığını, mevcut aşama itibariyle pert araç klozu, poliçe muafiyet kaydı ve hasarın teminat dışında olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yahut değerlendirme dosya muhteviyatında yer almadığını, oysa ki uyuşmazlığın esaslı unsurunu teşkil eden bu noktaya ilişkin yapılacak irdeleme ihtilafın çözümü ve aydınlığa kavuşturulması açısından önem arz ettiğini, çelişkilerin giderilmesi bakımından alınan son bilirkişi raporu, poliçe muafiyet kaydı dikkate alınmaksızın düzenlendiğini, itirazları mevcut iken yalnızca iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla bilirkişi heyetinden rapor alınması iddialarını karşılamaya yetmediğini, işbu itiraza konu bilirkişi raporu da gerekçe sunulmaksızın kanaat içerdiğinden çelişkinin giderilmesine katkıda bulunmadığını, re’sen gözetilecek gerekçeler doğrultusunda; başvurularının ve tehir-i icra taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br>Davalı sigorta şirketi vekili, poliçe ile  pert araç klozu kabul edildiğini, anılan kloz gereğince muafiyet uygulandığı takdirde ödenecek bir bedel bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir. <br>Taraflar arasındaki kasko poliçesinin, \"pert araç klozu\" başlıklı maddesinde ''Sigortalı aracın sigorta başlangıcından önce ağır bir hasara maruz kalarak onarıldığının tespiti halinde, araçta tam hasar meydana gelmesi halinde veya hırsızlık hasarında araç rayiç bedelinin %20'si düşülerek bedel belirlenir.Sigortacı kısmi hasarda ise aracı dilediği serviste; Tedarik Parça Klozu hükümleri çerçevesinde onatma hakkına sahip olacaktır.Bu şarta aykırı olarak araç onarımının sigortacının onay vermediği bir tamirhanede yapılması halinde, 1.500-TL'den az olmamak üzere hasar tutarı üzerinden %50 oranında tenzili muafiyet uygulanarak ödeme yapılır. Taraflar bunu peşin olarak kabul eder.''  düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Sigortalı aracın poliçe tanziminden önce 2017 yılında ağır bir kaza geçirdiği tespit edilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince davalı tarafın, onarılmış pert araç klozu savunması üzerinde yeterince durulmadığı anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları, bu yönüyle denetime elverişli ve yeterli bulunmadığından hükme esas alınamaz.<br> O halde; mahkemece, sigortalı aracın önceki tüm hasar dosyalarının bulunduğu yerden getirtilmesinden sonra, dosyanın 6100 sayılı HMK'nin 266.maddesi uyarınca sigortacı ve otomotiv bilirkişisinden oluşacak  uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile tüm dosya  kapsamına  göre,  davaya konu  aracın önceki kazalarda pert olup olmadığı ve sonrasında tamir görüp görmediği belirlenip, daha önce pert oldu ise; bu ağır hasarlar da değerlendirilip aracın rayiç değeri buna göre tespit edilip, poliçedeki pert araç muafiyetine göre davacının varsa davalı sigorta şirketinden isteyebileceği tazminat tutarının olup olmadığının belirlenip, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2016/15041 Esas,2017/7849\tKarar sayılı ilamı aynı doğrultudadır).<br>Açıklanan bu durum karşısında; davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin kabulü ile kararın HMK nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair  istinaf  itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu  başvurusunun  ESASTAN KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarihli 2019/1172 Esas ve 2021/852 Karar sayılı hükmünün HMK'nın 353/(1)-a-6. Maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalı vekilinin  sair istinaf itirazlarının  bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA;<br>4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan başlangıçta alınan 768,48-TL istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>5-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından başlangıçta alınan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,<br>6-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31a0c68b78de2265","SID":"204c85659ea59592"}}