{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2378 <br>KARAR NO: 2024/422<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/01/2021<br>NUMARASI: 2019/150 Esas - 2021/73 Karar<br>DAVA: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'in 27/06/2008 tarihinde Şişli/Harbiye Ordu Evi karşısında seyir halindeyken sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın orta refüjdeki ağaca çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, geriye mirasçıları olarak annesi ... ve babası ...'in kaldığını, karşı taraf sigorta şirketinin tarafı olduğu ... plakalı aracın ZMSS poliçesine dayanarak müteveffanın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma ve her türlü cenaze giderinin ödenmesi için talepte bulunulduğunu talebin reddedildiğini belirterek talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müteveffanın desteğinden mahrum kalan müvekkili ... ve müvekkili ... lehine destekten yoksun kalma, cenaze ve defin giderlerine karşılık gelmek üzere fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmakla kaydıyla ... için 2.500,00 TL ve ... için de 2.500,00 TL olmak üzere toplamda 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini  talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 29/11/2007-2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... sayılı KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınmış olup, poliçenin kaza tarihi itibariyle şahıs başına daimi sakatlık/ölüm teminat limitinin 80.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle huzurdaki dava ikame edilmiş ise de tazminatı ıslah ettiği kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren temerrütün gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini beyan ile derdestlik ve zaman aşımı itirazlarının kabulü ile haksız ve mesnetsiz ileri sürülen tazminat isteminin reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Davacı ... yönünden 15.919,64 TL, davacı ... yönünden 69.718,86 TL destekten yoksun kalma tazminatına 31/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (... yönünden verilen 15.919,64 TL destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bu hüküm aşağıda belirtilen açıklama gereğince uygulanmayacaktır) \" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesinin gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu md. 86/2 gereğince mütteveffanın kazada asli kusurlu olması sebebiyle tazminat hakları bulunmadığını, davacılar murisinin müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsü olup, davacıların ZMMS kapsamında 3.kişi konumunda kabulünün mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıların destek tazminatını ıslah ettiği kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hesaplamada şayet mütevaffa baba destekten yoksun kalma payına dahil edilerek yapılacaksa, müteveffa babanın payının geride yalnızca anne kaldığından anneye verilmesi gerektiğini, şayet müteveffa baba destekten yoksun kalma tazminatı hesabına dahil edilmeden hesaplama yapılacaksa, babanın payı sayılmadan anneye 1 ölen çocuğa 2 pay verilmek sureti ile hesaplama yapılması gerektiğini ancak mahkemenin müteveffa babanın payını hesaplatıp tazminattan dışlamış olmakla sağ kalan anne için büyük bir hak kaybı doğmasına yol açtığını, bu nedenle de yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ve 0 teknik faiz uygulanarak izah edilen tablolardan birine göre yaptırılacak hesaplama doğrultusunda karar verilmesi gerekirken mahkemece müteveffanın payı dışlanarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu düzenlenmiştir. Kanunun 114/1-d. maddesinde ise taraf ehliyeti, dava şartları arasında sayılmıştır. Somut olayda davanın 17/04/2019 tarihinde açıldığı, davacı ...'in 01/07/2018 tarihinde dava öncesinde vefat ettiği gözetilmeden karar verilmesi, gerekçeli karar yazım aşamasında hükmün davacı İbrahim yönünden uygulanmayacağını belirterek infazda tereddüt oluşturulması doğru olmamıştır. Kabule göre de hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda desteğin babası ...'in 01/07/2018 tarihinde öldüğü gözetilmeden pay dağılımı ve hesaplama yapılması doğru olmamıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu ölümlü  ve yaralamalı kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 27/06/2008  tarihi ile dava tarihi olan 17/04/2019 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. Davacıların desteği olan müteveffanın ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt vefat etmiş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup, desteğin kusurunun olması, davacıların hakkına halel getirir bir unsur olarak kabul edilemez. Dolayısıyla destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın, sigortacıdan talep edilmesi mümkündür. Bu çerçevede, kaza tarihi itibariyle, ZMSS poliçesi kapsamında davalının sorumluluğu bulunmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2021/8413  E. -  2022/2584 K.  sayılı kararı'nda açıklandığı üzere; Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusur davacıya yansıtılamayacaktır. Dolayısıyla araç  sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olması  desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 E. ve 2017/919 K.sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142  E. ve 411 K.sayılı kararı, 22.2.2012 gün, 2011/17-787  E. ve 2012/92 K. sayılı kararı, 16.1.2013 gün 2013/17-1791  E. ve 2013/74 K. sayılı kararları). Davaya konu kaza  27/06/2008 tarihinde meydana gelmiş olup bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Kanun ve Genel Şartlar ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre davacı üçüncü kişi konumunda olduğundan destekten yoksun kalma tazminat davası açabileceğinden aksi yöndeki  istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle  davalı sigorta şirketi vekilinin ıslah tarihinden faiz başlatılmasına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-Davacılar vekili ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3da79bb6817eb11","SID":"3b2b5d4bd4dc2899"}}