{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/447 <br>KARAR NO: 2024/412<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1358 Esas -  2020/603 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kasko Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı sigortalı arasında davalı acentenin aracılığı ile kasko poliçesi imzalandığını, poliçede yer alan pirim ödemelerinin davalı acente VRD..şirketine yapıldığını, poliçeye konu müvekkili şirkete ait... plaka sayılı aracın 15.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde maddi hasara uğradığını, aracın onarımı neticesinde müvekkili şirkete 218.685,38-TL tutarlı fatura düzenlendiğini, zararın tazmini amacıyla davalı sigorta şirketine yaptıkları başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı acentenin şifaen prim ödemesi yapılmaması nedeniyle tazminat ödemesi yapılmadığını bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından acenteye yapılan ödemenin davalı sigorta şirketine yapılmış sayıldığını, müvekkili şirketin uğradığı zararın tespitine yönelik olarak yaptırdıkları tespitte araç hasarının giderilmesi için gerekli onarım masrafının 230.025,02-TL olduğunun tespit edildiğini, zararın tazmini için davalılar aleyhine başlattıkları takibe davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin kaydığı yerden devamına, davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe priminin ilk taksidinin ödenmesi ile başlayacağını, davacı tarafça poliçe priminin ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafça prim ödemesi yapılmaması nedeniyle TTK'nın 1434. maddesi gereğince müvekkili şirketin, cayma hakkını kullanmış sayıldığını, davacı tarafça acenteye ödeme yapılmış olmasının müvekkili yönünden bağlayıcı nitelikte olmadığını, dava tarihinden önce başvuruda bulunulmadığını ve hasar dosyası açılmadığını, davacı tarafça tek taraflı olarak yapılan tespiti kabul etmediklerini, araçtaki hasar miktarının, onarım masraflarının ve aracın pert sayılması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi temsilcisi cevap dilekçesi ile; davacı tarafça davaya dayanak yapılan kasko poliçesi için yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını, sigortacının sorumluluğunun başlaması için ilk taksidin ödenmesi gerektiğini, tek taraflı yaptırılan tespiti kabul etmediklerini, belirlenen onarım bedelinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davalı acente aracılığı ile, davacı ve davalı sigorta şirketi arasında kasko sigorta sözleşmesi akdedildiği, prim borcunun davalı acenteye ödendiği, davacı ile davalı acenteye ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde sunulan bilirkişi raporunda, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı acente tarafından davaya konu poliçeye yönelik olarak fatura düzenlendiği, faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde yer aldığı ve ödeme yapıldığının tespit edildiği, davalı acentenin diğer davalı sigorta şirketi lehine prim tahsil etme yetkisinin bulunduğu, bu nedenle hasardan davalı sigorta şirketinin de sorumlu olduğu, alacağın likit olmadığı gerekçesi ile;<br>\"DAVANIN KABULÜ ile, 1-Davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin aynen devamına,  2-Alacak likit olmayıp alacak miktarının tespiti yargılama yapılmasını gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminat isteminin reddine\" karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davaya konu alacağın likit olmasına rağmen mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin hatalı olduğu, davalı tarafça alacağın likit olmadığına yönelik herhangi bir itirazda da bulunulmadığı hususuna yöneliktir  Davalı ... Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi'nin istinaf nedenleri; sözlü yargılamaya geçilmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğu, müvekkili şirket tarafından usulüne uygun tutulan ticari defterlerde davacı tarafça yapıldığı tespit edilen ödemelerin, davacı ile müvekkili şirket arasındaki önceye dayalı ticari ilişkiye yönelik olduğu, davaya konu poliçe için yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığı, mahkemenin gerekçeli kararında da bu duruma yer verilmesine rağmen davanın kabulüne karar verildiği, davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan tespitin müvekkili şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, davacı tarafça davaya konu sigorta sözleşmesi için prim ödemesi yapılmadığı, davacı tarafça yapıldığı tespit edilen ödemelerin, davaya konu poliçeye ilişkin değil diğer davalı acente aracılığı ile başka sigorta şirketleri nezdindeki poliçelere ilişkin olduğu, davacı ile yapılan poliçe gereğince ilk prim borcunun 12.07.2017 tarihinde ödenmesi gerektiği ancak davacı tarafça ödeme yapılmadığı ve poliçenin müvekkili şirket tarafından iptal edildiği, müvekkil şirket tarafından zeyilname ile poliçe iptal edilmese dahi TTK m.1434 hükmü gereğince cayma hakkının kullanıldığının kabulü gerektiği, ilk taksidin ödendiği iddiasının davacı tarafça ispatı gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından hasara ilişkin herhangi bir inceleme ve tespit yapılmadığı, davacı tarafça dava tarihinden evvel yaptırılan tespit üzerine alınan bilirkişi raporunun aynen benimsendiği ve raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı hususlarına yöneliktir.Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. (1) 6098 sayılı TTK'nin 1421 maddesi \"Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar\", 1424/1 maddesi; \"Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür.\", 1430/1 maddesi; \"Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir.\",  1431/1 maddesi; \"Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir.\" hükümlerini, Kasko Sigortası Genel Şartlar C.1 maddesi de \"Sigorta priminin tamamının, primin taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa peşinatın (ilk taksit) akit yapılır yapılmaz ve en geç poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir.\" hükmünü içerir. Dosya kapsamından; davacı ile davalı VRD Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi'nin aracılığı ile diğer davalı arasında kasko sigorta poliçesinin imzalandığı, poliçede ödenecek primin 9.400,00-TL olduğunun ve 12.07.2017 tarihinde 2.360,00-TL, 12.08.2017, 12.09.2017, 12.10.2017, 12.11.2017 ve 12.12.2017 tarihlerinde 1.416,00'şar-TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından prim borcunun ödenmediği gerekçesi ile, 28.09.2017 tarihinde zeyilname düzenlenerek poliçenin başlangıcından itibaren iptal edildiği, 06.08.2020 tarihli makine mühendisi, SMMM ve sigorta alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet raporunda; davacı tarafça sunulan ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davalı acente tarafından ticari defter ve kayıtların istenilmesine rağmen sunulmadığı aksine davacı şirket ile aralarında cari hesap ilişkisinin bulunmadığının beyan edildiği, davacı tarafın ticari defterlerine göre davacı şirket ile davalı acente arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, 2019 yılı açılışı itibari ile davacı şirketin davalı acenteye 607,11-TL borçlu olduğu, davacı şirketçe cari hesap ilişkisi içerisinde 08.09.2017 vade tarihli 63.441,00-TL bedelli ve 08.08.2017 vade tarihli 63.000,00-TL bedelli çeklerin davalı acenteye teslim edildiği, Türkiye İş Bankası nezdindeki hesap hareketlerine göre çek bedellerinin davacı şirkete ödendiği, 10.07.2017 tarihinde de banka havalesi ile 64.000,00-TL ödeme yapıldığı, davaya konu poliçeye ilişkin düzenlenen faturanın davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun bildirildiği görülmüş, bilirkişi heyet raporuna ekli olarak sunulan davacı şirketin cari hesap ekstresi ve muavin defter kayıtlarına göre 05.07.2017 tarihi itibariyle davalı acente davacı şirketten alacaklı iken davacı şirketçe cari hesap ilişkisi içerisinde 08.09.2017 vade tarihli 63.441,00-TL bedelli ve 08.08.2017 vade tarihli 63.000,00-TL bedelli çeklerin davalı acenteye teslim edilerek borçtan mahsup edildiği, 10.07.2017 tarihinde de banka havalesi ile 64.000,00-TL ödeme yapıldığı ve davacı şirketin davalı şirketten alacaklı hale geldiği görülmüştür. Ancak davaya dayanak poliçe aslının davacı şirkete teslim edilip edilmediği, davalı acente tarafından davalı sigorta şirketine prim ödemesi yapılıp yapılmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından poliçeye yönelik düzenlenen zeyilnameden evvel davacı şirkete herhangi bir ihtarname gönderilip gönderilmediği araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalı sigorta şirketinin 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, davalı acente tarafından davaya konu poliçe nedeniyle herhangi bir prim aktarımı yapılıp yapılmadığı, poliçeye yönelik düzenlenen zeyilnameden evvel davacı şirkete herhangi bir ihtar veya bildirimde bulunulup bulunulmadığı, acente tarafından prim aktarımı yapılmış ise zeyilname ile birlikte davacıya prim iadesi yapılıp yapılmadığı ve ihbarsız fesih yapılıp yapılamayacağının değerlendirilmesi, davalı acente tarafından diğer davalı sigorta şirketine prim aktarımı yapılmamış ise bu durumun davalılar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğinin göz önünde bulundurulması, davacı tarafça poliçe aslının kendilerine teslim edildiğine yönelik beyan doğrultusunda poliçe aslının kimde olduğu, davacı şirkete teslim edilip edilmediği hususlarının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Davalı taraf vekillerinin istinaf istemi bu nedenle yerindedir. (2) Kabule göre de; 06.08.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda araçtaki hasar miktarına yönelik olarak herhangi bir değerlendirme yapılmamış, sadece davacı tarafça iş bu davadan evvel yaptırılan delil tespiti dosyasındaki tazminat raporunun içeriğine ve söz konusu rapora ekli fatura bilgisine yer verilmiş, yapılan onarımın kaza ile uyumlu olup olmadığı, onarım miktarının kadr-i maruf olup olmadığına yönelik herhangi bir değerlendirme ve inceleme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece, dosyanın bir önceki bilirkişi heyetine tevdii ile, poliçe prim bedelinin ödenip ödenmediği, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan feshin geçerli olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması, ayrıca araçtaki hasar miktarına yönelik olarak onarımın kaza neticesinde meydana gelen hasar ile uyumlu olup olmadığı, onarım bedelinin kadri maruf olup olmadığı hususları yönünde hüküm kurmaya elverişli, denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli ek bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Davalı taraf vekillerinin istinaf talepleri bu nedenle yerindedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı taraf vekillerinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6 madde hükümleri gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının şekil ve gerekçesine göre davalı taraf vekillerinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf nedenlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davalı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile,  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2020 tarih ve 2018/1358 Esas 2020/603 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talepleri halinde kendilerine İADESİNE, 4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"354a633daf0536e2","SID":"753e5ed0e9c39a32"}}