{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/400 - 2024/291<br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/400 \t\t                                         ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/291<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/481 E 2021/645 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak  <br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/04/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31/12/2019 tarihli faturaya istinaden teslimatı ve kurulumu 09/03/2020 tarihinde yapılan makinayi davalıdan satın aldığını, 20/03/2020, 31/03/2020 ve 14/04/2020 tarihlerinde meydana gelen arızaların  davalı  teknik servisi tarafından giderildiğini, aynı arızanın tekrar etmesi üzerine davalıya  11/05/2020 tarihli ihtarname gönderilerek akdin feshi ile fatura bedelinin talep edildiğini, teknik servis formlarına göre arızaların \"köprü, gönyeleme ve ölçümsüz\" olması sebebiyle meydana geldiğini, üretimden kaynaklı ayıp olduğunu, satıma konu makinaden beklenen faydanın sağlanamadığını, ayıbın iğfal kabiliyetinde olduğunu belirterek malın iadesi ile 96.760,00 TL  fatura bedelinin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, makinanın sorunsuz bir şekilde kurularak eğitim verildikten sonra çalışır şekilde davacı tarafa teslim edildiğini, davacının tamamen kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle servis talep ettiğini, buna rağmen bir çok kez  ücretsiz servis verildiğini, servis taleplerinin çarpma  sonrası bozulan veya davacı tarafın talebi üzerine değiştirilmesi gereken durumlardan ibaret olduğunu, makinanın ayıplı olmadığını, muayene ve ihbar sürelerine uyulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere, hüküm kurmaya elverişli son bilirkişi heyet raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, yetki itirazında yetkili mahkemenin gösterilmemesi nedeniyle yetki itirazının reddine, tarafların tacir olduğu ve ticari işletmelerini ilgilendiren iş makinası satışına ilişkin davada Ticaret Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görev itirazının   reddine, zamanaşımı dolmadan davanın açılması nedeniyle zamanaşımı itirazının reddine, davalı tarafından üretilerek davacıya teslim edilen ürünün gizli ayıplı olduğu ve davacının dava konusu üründen beklenen faydayı almasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, makinanın sorunsuz bir şekilde kurulum yapılarak ve gerekli eğitim verilerek çalışır şekilde davacıya teslim edildiğini, davacının tamamen kendi kusurundan kaynaklı sebeplerle servis talep ettiğini, buna rağmen ücretsiz servis hizmeti verildiğini, servis taleplerinin çoğunun davacı tarafından makinaya verilen hasar neticesinde oluşan durumlara ilişkin olduğunu, davacının ayıp ihbar sürelerine uymadığını, malı yaklaşık 1 yıl kullandığını, sonrasında ayıp iddiası ile ilgili bildirim yapmadığını, bilirkişi raporunun ayrıntılı inceleme ve değerlendirme içermediğini, dosyaya makinanın nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin uzman görüşünün sunulduğunu, uzman görüşü dikkate alınarak ek rapor alınması talebinin değerledirilmediğini, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması nedeniyle yeni rapor alınması gerektiğini, KDV'Li fiyat üzerinden davanın kabul edilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin makinanın iade tarihinden itibaren faize hükmettiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, satıma konu malın ayıplı olup olmadığı, davacının mal bedelini talep edip edemeyeceği, talep edebileceğinin kabulü halinde faiz başlangıç tarihinin hangi tarih olduğu konularında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava,  ayıp iddiasına dayalı bedel iadesi  istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.\t<br>\tDavalının öncelikle usuli itirazlarının değerlendirilmesi gerekir.<br>\tDavalı taraf mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Ticaret şirketi olan tarafların tacir olması ve işin ticari işletme ile ilgili olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olup, 6100 sayılı HMK'nın 18/2 maddesi uyarınca yetki itirazında yetkili mahkemenin gösterilmesi zorunlu olduğundan ve davalı yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermemiş olduğundan usulüne uygun olmayan yetki itirazının reddi yönündeki mahkeme kararı yerindedir. Davacı, ayıp nedeniyle bedel iadesi talebinde bulunmuş olup 6098 sayılı Kanun’un 231. maddesine göre satıcının satılandaki ayıptan sorumluluğu satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar yönündeki düzenleme gereğince fatura tarihi ve dava tarihi arasında iki yıllık süre dolmadığından davalının zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>\tTarafların davanın esası hakkındaki istinaf itirazları bakımından uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır.<br>\tAyıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır.  Düzenleme “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.  Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklindedir.<br>Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.<br>Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK  23’de  malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise  yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi 231. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinden de yararlanamayacaktır.<br>Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ise alıcı TBK’nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. <br>\tAlıcının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması halinde TBK’nın 229. maddesi uyarınca, alıcı satıcıdan, ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği gibi ayrıca satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.<br>\tAyrıca alıcı TBK’nın 230. maddesi uyarınca birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir.<br>Mal bedelinin iadesi için satışa konu mal üzerinde inceleme yapılarak ayıbın varlığının ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kanıtlanması gerekir.<br>Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında,  dava konusu ahşap işleme makinasının 31/12/2019 tarihli, KDV dahil 96.760,00 TL bedelli fatura ile davalı tarafından davacıya satıldığı,<br><br>\t09/03/2020 tarihli teknik servis raporunda; \"Makinanın kurulumu yapıldı teraziye alındı ve çalıştırıldı, deneme kesimi yapıldı, makinanın kullanımı anlatıldı, makina eksiksiz ve sorunsuz olarak teslim edildi\",<br>\t20/03/2020 tarihli teknik servis raporunda; \"Makinanın Spindle gönyesi ayarlandı ve tabla tanıması yapılarak teslim edildi, toz emme sistemi makinaya montajlandı\" ,<br>\t31/03/2020 tarihli teknik servis raporunda;  \"Makina köprüsü ile işlem yapıldı, gönye farkı 3 mm.ye kadar düşürülebilmiştir.\",<br> 14/04/2020 tarihli teknik servis raporunda; \"Makinanın kesim yaptığı parçalarda gönyesizlik şikâyeti üzerine yapılan tespitte  makinanın köprü gönye ayarı yapıldı, parça kesimi gerçekleştirilerek ölçüme alındı ve ölçülerin düzgün çıktı, kesilen parçanın gönyeli olduğu görüldü, makina sorunsuz olarak teslim edildi\"  belirtildiği,<br>\tDavacının 11/05/2020 tarihli ihtarname ile malın ayıplı olduğu gerekçesiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanarak bedel iadesini talep ettiği görülmüştür. <br>\tMahkemece 08/03/2021 tarihli mali müşavir ve makina mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden dosya üzerinden alınan raporda özetle; dava konusu makinanın  3 defa gönye bozukluğunun servis tarafından ayarlanıp sorunsuz teslim edildiği, makinada yapısal bir hata olmadığı, kullanıma bağlı olarak gönye bozukluğu oluştuğu, yapısal bir hatada gönye bozukluğunun ayarlanamayacağı, makinada imalattan kaynaklı bir hata olmadığı yönünde görüş belirtilmiştir.<br>\tMahkemece 02/06/2021 tarihli  makina mühendisi bilirkişiden yerinde inceleme yapılarak alınan raporda özetle;  makinanın ayıplı olduğu, davacının üründen beklenen faydayı sağlamasının mümkün olmadığı yönünde görüş belirtilmiştir. <br>\tMahkemece her iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle 06/09/2021 tarihli üç kişilik makina mühendisi bilirkişi heyetinden yerinde inceleme yapılarak alınan raporda özetle;  makinanın davacı talebini karşılar ve de efektif şekilde çalıştırılır olmadığı,  davacı yanın satın almış olduğu üründen beklenen faydayı sağlayamayacak olduğu, dava konusu üründe sadece gönye bozukluğunun oluşmayıp başkaca pek çok sorunların da mevcut olduğu  ve dolayısıyla ürünle istenilen imalatların yapılamadığının tespit edildiği, davalı tarafından üretilerek davacıya teslim edilen ürünün ayıplı ürün olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. \t<br>Mahkemece hükme esas alınan son raporda makinadaki ayıplara ilişkin bir takım tespitler yapılmış ve makinanın ayıplı olduğu belirtilmiş ise de, teknik yönlerden yeterli ve ayrıntılı görüş belirtilmemiş, ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp olduğu hususu açıklanmamıştır.  O halde öncelikle satıma konu makinadaki ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğunun tespiti ile sonucuna göre ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/481 Esas, 2021/645 Karar ve 08/11/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br><br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>    e-imzalıdır<br>Üye <br>    e-imzalıdır<br>Üye <br>    e-imzalıdır<br>Katip <br>   e-imzalıdır <br><br><br><br> <br>           <br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"184b0488bfcc8ccd","SID":"01892561b5f0de40"}}