{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/262 - 2024/507<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/262 <br>KARAR NO\t: 2024/507<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/264 E.  -  2021/373 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/10/2021 tarih ve 2020/264 Esas - 2021/373 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/84709  sayılı  ve  “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının, dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, bu ibare ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmış olmasının markalar arasındaki iltibas ihtimalini arttırdığını, dava konusu başvurunun tescilinin müvekkilinin tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar vereceğini ve müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, ortalama gıda tüketicisinin her iki marka arasında bağlantı olduğunu düşüneceğini, dava konusu YİDK kararının davalı Kurumun daha önce verdiği kararlarla çeliştiğini, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,  2020-M-7078 sayılı kararının iptaline sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili,  dava konusu başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, “...” ibaresinin İngilizce’de\" kabarık\", \"şiş\" ve \"beze\" anlamlarına geldiğini, başvuruda yer alan “... ...” tamlamasının\"yulaf bezesi\" anlamında ürün içeriğini tanımlayan tali unsur niteliğinde olduğunu, taraf markları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuruda yer alan  \"...\" ibaresinin “yulaf ezmesi”ni ya da yulaftan yapılan kurabiye ya da ... böreğini ifade etmeye yönelik tasviri bir ibare olduğu, gerek internet arama motoruna “... ...” yazıldığında karşılaşılan ürün görselleri, gerekse de ibarenin davalı markası içindeki tali unsur biçimindeki konumlanışının bu kanaati güçlendirdiği, davalı markası ile karşılaşan ortalama bir tüketicinin, davalı markası içindeki \"... ...\" ibaresini markasal bir unsur olarak değil, ürün türünün adı olarak algılayacağı, bu kapsamda ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı,\" ...\" markasının “yulaf” ve “çikolata” içeren “...” yani “şişkin, kabarık” formdaki bir ürünü yahut “yulaf ezmeli” bir versiyonu olarak değerlendireceği, davalı markasındaki \"...\" ibaresinin tanımlayıcı bir unsur olmadığı ve markasal ayırt ediciliği haiz bulunduğu kabul edilse dahi, bu ibarenin 30. sınıftaki gıda malları ile 05, 29, 30 ve 32. sınıflardaki gıda emtiasının satış hizmetleri açısından, en azından telmih içeren zayıf bir marka işareti olduğu, tarafların markalarının anlamsal, işitsel ve görsel açıdan birbirinden oldukça farklı bulundukları, gerek YİDK kararının iptali istemi bakımından, gerekse markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin olmadığı, davacının \"... ...\" markasının “şekerleme, bisküvi, kurabiye” emtiası bakımından tanınmış marka olduğu ancak somut olayda taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilinti kuracak derecede benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişti.r<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markalarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduklarını, dava konusu başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, başvuruda yer alan diğer ibarelerin tescili istenen gıda malları yönünde ayırt ediciliklerinin bulunmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını,  mahkemece alınan bilirkişi raporunda başvuruda yer alan “... ...” ibaresinin “... ...” hatta “... ...” kullanımı ile benzer bir biçimde üretildiği ve bu biçimde algılanacağı yönündeki tespitin, maddi olaya hiçbir şekilde uygunluğunun bulunmadığını, mahkemece markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisinin değerlendirilmediğini, iltibas değerlendirmesinde ortalama tüketici değerlendirmesinin de yapılmadığını, tescili istenen malların ortalama tüketicisinin dikkat düzeyinin düşük bulunduğunu, bu nedenle markalar arasındaki farklıklıkların çok daha belirgin olması gerektiğini, müvekkilinin markalarının yüksek tanımışlığa sahip olduğunu, bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \" “...”\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\"  ibareli markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğu,  mahkemece alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, uyuşmazlığa neden olan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda  tali unsur konumunda bulunduğu, başvuruda yer alan \"... ...\" ibaresinin bir bütün olarak ürün içeriğine işaret eden tasviri bir ibare olduğunu, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacının markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2024      <br><br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37eb7e990d79713f","SID":"7d42b9e6959d4b5c"}}