{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/647 <br>KARAR NO: 2024/571<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/11/2020<br>NUMARASI: 2017/747 E. - 2020/404 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bayan takım elbise, bluz, etek, pantolon, ceket, manto, kaban, pardesü üretimi yapmakta olduğunu, hazır giyim tekstil piyasasında ürün tasarımının çok önemli olduğunu tasarlanıp üretilen bir modelin çok satılan bir ticari meta haline gelebildiğini, müvekkili firmanın da bu faaliyet alanı içerisinde ciddi yatırımlar yaparak yeni ve özgün tasarımlar oluşturduğu bu tasarımları adına tescil ettirip, kıyafet modellerinde ve ürünlerinde kullanan ve pazarlayan bîr firma olduğunu, müvekkili şirketin TPE nezdinde ... no.lu çoklu endüstriyel tasarım tescil formunda gösterilen ürünlerden 3 nolu endüstriyel tasarımlarının yoğun olarak taklit edilip satışa sunulduğunu, iş bu hususları İstanbul 3. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/124 D. İş sayılı dosyasından bilirkişi marifetiyle tespit ettirildiğini, davalı tarafın tespit sırasında tespite konu kabandan 120 adet ürettiklerini ve sattıklarını beyan ettiğini, adet üstünde dikkat edilmesi gereken hususun bir üründen tek bir renk değil farklı renk ve farklı bedenlerde üretim yapıldığını, iş bu durumun sektör tarafından da bilindiğini, sektör bilirkişi tarafından davalı yanın kapasitesi, kumaş alımı vs. kriterlerden hareketle gerçek satış rakamlarını ulaşılması gerektiğini, gerçek üretim ve satış rakamları davalıların ticari defterlerinin, muhasebe, kesimhane ve modelhane ve benzeri kayıtlanılın incelenmesi sonucunda ortaya çıkacağından davalının ilgili kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından tasarlanan bu modellerin ciddi maliyetlere mahal olurken, modeli taklit eden firmalar bu giderler olmadan emek ve zaman harcamadan piyasada zaten tutulan modelleri daha düşük fiyatla piyasaya arz ettiğinden haksız rekabet hükümleri de ihlal ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı elde edebileceği muhtemel gelirin tespitini, şimdilik 10,000 TL maddi 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı ...’ye husumet yöneltilmesinin usule aykırı olduğunu, müvekkili firmanın 1996 yılından bu zamana kadar tekstil piyasasında faaliyet gösterdiğini, TPE nezdinde tescilli ... markasını kullandığını,  İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/124 D. İş sayılı dosyaya konu tekstil ürünlerinin de müvekkili tarafından taklit edilmiş ürünler olmadığını, pardösü alt sınıfında yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini yakalamanın zor olduğunu, pardösünün belli unsurlar üzerinden tasarım yapmaya izin verdiğini, bunların, renk, düğmeler, yaka, kemer ve kesim olduğunu, ürünler arasında benzerliğin tekstil sektörünün dar yenilik ve ayırt edicilik skalasından kaynaklandığını, davacı firmanın ürettiği ürünlerle müvekkili firmanın ürettiği ürünler arasında ayniyet durumunu ortadan kaldıran farklılıklar bulunduğunu, yaka etrafında uygulanan kürk rengi ve desenlerinin farklı olduğunu, davacı firmanın ön pat altında etnik desen gami kumaş kullanmış iken, müvekkili firmanın ürününde böyle bir ayrıntı bulunmadığını bel kısmında kullanılan bağcık ve ucuna takılan aksesuarın farklı olduğunu, davacı firma cep kapağında fitil kullanmış iken, müvekkili ürününde olmadığını, belirtilen sebeplerle dava konusu ürünlerde dava konusu ürünlerde taasnm hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, davalı müvekkili ...’nün tespit dosyası beyanında 120 adet ürün üretildiğini beyan ettiğini, daha fazla ürettiğine yönelik başka bir delil bulunmadığını, ticari defterlerin incelenmesi ile durumun net olarak ortaya çıkacağını, 120 adet ürün üretildiği beyanı dışında başka bir delil bulunmadığını, müvekkilinin de ürünleri emek ve mesai harcayarak modelist ve stilistlerce tasarlandığını, bu sebeple maddi tazminat talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2016/124 D. İş sayılı dosyasıyla yapılan tespite ilişkin bilirkişi raporunun 05/01/2017 tarihinde dosyaya ibraz edildiğini, tespit hükmünden yaklaşık 1 sene sonra dava açılmış olmasının kötü niyet olduğunu ileri sürerek, davalı ... yönünden husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer talepler yönünden haksız ve mesnetsiz maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, davalı tarafından piyasaya sunulan ürünlerin, davacıya ait 2016/07570 numaralı çoklu tasarımdaki 3 numaralı pardösü tasarımlarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, bu kapsamında davalı uhdesinde olmak kaydıyla bahse konu ürünlerin toplatılarak masrafı davalıya ait olmak üzere kararın kesinleşmesine müteakip imhasına, Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 17.500,00 TL'nin tespit tarihi olan 28/12/2016 tarihinden itibaren (T.C Merkez Bankası'nın TL'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizini geçmemek kaydıyla) avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL'nin tespit tarihi olan 28/12/2016 tarihinden itibaren (T.C Merkez Bankası'nın TL'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizini geçmemek kaydıyla) avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına, İnfazda İstanbul 3.FSHHM'nin 2016/124 Değişik İş sayılı dosyasına sunulan 11/01/2017 tarihli bilirkişi raporu ile işbu dosyaya sunulan 18/01/2019 tarihli bilirkişi raporlarının dikkate alınmasına, raporların kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre az olduğunu, 10.000 TL olarak talep edilen tazminatın tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Reddolunan manevi tazminat talebi yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 5000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş olup davalı vekalet ücretinin üst sınırdan verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı gerçek kişinin, şirketin yetkilisi ve ortağı olduğunu, sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Bilirkişilerin 2016/07570 (3) sayılı sayılı tasarım bakımından binlerce benzer ürün piyasada varolmasına ve ürünlerde gözle görülür farklılıklar da olmasına rağmen bu hususları gözardı ederek müvekkili aleyhine rapor tanzim etmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkilinin davacı tasarımını taklit etmediğini, bu sınıfta yer alan ürünler arasında yenilik ve ayırt ediciliği yakalamanın bir hayli zor olduğunu, ‘Pardösü’ sınıfının mahiyetinin ancak belli unsurlar üzerinde biçimlendirme yapmaya izin verdiğini, bunların da; renk, düğmeler, yaka, kemer ve kesim olduğunu, bu kadar dar bir biçimlendirme alanında yapılan ufak tefek değişikliklerle üreticiler ve satıcıların bu sektörde birbirlerinin yasal haklarına tecavüz etmeden, yasal sınırlar içerisinde varlıklarını sürdürebilmekte olduklarını, bilirkişi heyeti raporunda ise, kıyaslanan ürünlerin belli özelliklerinin yan yana koyulduğunu, ancak bu sektörde, karşılaştırılan özelliklere sahip ve ‘’benzer’’ binlerce tasarım bulunduğunu, Tarafların ticari defterlerinin incelendiğini ve dava konusu ürünlerin 120 adetten (davalı gerçek kişinin tespit sırasındaki beyanına göre) daha fazla üretilerek satışa sunulduğuna dair herhangi bir veriye rastlanmadığını, durum böyle iken ciddi bir gerekçe gösterilmeden ve bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmış iken yoksun kalınan kazancın somut olarak tespit edilen 120 adet için belirlenen 4.200-TL olarak değil de tahmini olarak hesaplanan 17.500-TL olarak karara bağlanmasının hatalı olduğunu,Manevi tazminat yönünden ise hükmedilen miktarın fahiş olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava endüstriyel tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar yukarıda belirtilen nedenlerle, taraflarca istinaf edilmiştir. Davacı; davalının taklit üretim yapmak suretiyle davacıya ait  2016 07570   (3) sayılı tasarıma tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu iddia etmiştir.Davalı gerçek kişinin husumet itirazı incelendiğinde; Türk Medeni Kanunu 50/3 maddesinde,  tüzel kişilerin organlarının kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak da sorumlu oldukları  düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin kusura dayalı haksız fiiller yönünden uygulama alanı  bulacağı dikkate alındığında, istinafa gelen davalı şirket yetkilisi ...'nün aynı zamanda şirket ortağı olarak davalı şirketin haksız fiile dayalı tazminat borcundan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Toplanan delillere ve teknik bilirkişi raporuna göre; davalının iş yerinde yapılan tespitte,  iş yerinin toptan palto, pardösü, vb. giyim eşyaları satan bir işyeri olduğu, vergi levhasına göre ... Tic. Lid, Şti. firmasına ait olduğu, iş yerinde tespit isteyen tarafa ait tescil müracaatı yapılmış ...  çoklu tasarım 3 sıra nolu pardösü tasarımının aynısı veya benzerinin kullanıldığı herhangi bir pardösüye rastlanmadığı ancak dosyaya sunulan iki ayrı iş yerinden alındığı beyan edilen ... markalı 2 adet siyah renkli pardösüde, tescil müracaatı yapılmış ... çoklu tasarım 3 sıra nolu pardösü tasarımının ayniyat derecesinde benzerinin kullanıldığı, firma yetkilisi ...’nün bu kabandan işyerinde kalmadığını, numune bazında yaklaşık 120 adet üretildiğini ifade ettiğinin  tespit edildiği, davacı ... tarafından dosyaya sunulan ve davalı ... Tic. Ltd. Şti tarafından beyan edilen pardesü tasarımının, genel kesim formu, cep ağızlan, sağ göğüs üstü kapak, kürk yaka ve belinden kordon kullanılması detaylarının benzer olduğu, davaya konu model ile tescilli tasarım arasında farklılık olarak ilk bakışta, cep ve etek birleşim yerinde düğme kullanılması, yaka iç garnisinin farklı desenli kumaş kullanılması ve tescilli tasarımın kapşonlu olup olmadığı belirlememekle birlikte, davaya konu model tasarımının kapşonlu olduğunun tespit edildiği, ancak bu farklılıkların ayırt edicilik kazandırmadığı, zira tasarımın esas unsurları olan, sağ göğüs üstü kapak, bel kordon geçişi ve cep kapağı şeklinin bir arada kullanılması sebebiyle tasarımların benzer tasarım oldukları, dolayısıyla davalı eyleminin 6769 sayılı SMK'nun 81.maddesine göre tasarıma tecavüz oluşturduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Diğer yandan, davalı gerçek kişi her ne kadar iş yerinde yapılan tespit esnasında söz konusu ürünlerden 120 adet üretildiğini ifade etmiş ise de, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede ürün gruplarına göre alt hesaplar kullanılmadığı, bu nedenle dava konusu tasarıma ait pardesüden ne kadar üretim yapıldığı ve piyasada satışa sunulduğunun net olarak tespit edilemediği, ancak davalı tarafın üretim ile ilgili sevk irsaliyeleri üzerinde yapılan incelemede, fason dikime gönderilen minimum pardesü adedinin 500 adet olduğunun tespit edildiği, tespit tarihi ile dava tarihi arasında geçen yaklaşık bir yıllık süre dikkate alınarak, ortalama birim satış adedi ve fiyatı ile ortalama kârlılık oranı üzerinden yapılan hesaplamaya göre tespit edilen 17.500 TL maddi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun düştüğü, ihlalin niteliğine, tarafların kusuruna göre hükmedilen 5.000 TL manevi tazminatın  yine dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun düştüğü, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Diğer yandan davacı vekili her ne kadar reddolunan manevi tazminat talebi yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 5.000 TL vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de,  karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'nin 10.maddesine göre, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, davanın kısmen reddi durumunda ise, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği kararlaştırıldığından, hükmedilen vekâlet ücretinin yerinde olduğu anlaşılmakla,  aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/11/2020 tarih ve 2017/747 E., 2020/404 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 85,3‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 342,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraf vekillerince istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dabe7a50c9cb8ad8","SID":"b1a50525117f74b2"}}