{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/418 <br>KARAR NO: 2024/513<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/01/2021<br>NUMARASI: 2018/256 E. - 2021/30 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin 1948 yılında Türk inşaat sektörünün ilk ve öncü firmalarından biri olarak kurulduğunu, 70 yıllık inşaat müteahhitliği ve 37 yıllık gayrimenkul geliştirme deneyimi, güçlü kurumsal yapısı ve çok geniş bir yelpazeye yayılmış olan faaliyet alanları ile yurt içi ve yurt dışında saygın bir konuma sahip olduğunu, bu anlamda baraj, tünel ve altyapı işleri, endüstriyel binalar, yüksek binalar ve arazi geliştirme konularında ve özel projelerde kazandığı deneyim ve hizmet potansiyeli ile yıllar boyunca ...  İnşaat'ın kazandığı başarılarda payı olan ve sektördeki devamlılığını sağlayan, yetkin ve deneyimli kadrosunun da katkılarıyla yeni ve dinamik bir ortaklık yapısı kurulduğunu, müvekkili şirket bünyesindeki \"... Projesi\" kapsamında 02.01.2013 tarihinde “...\" ibaresini marka olarak ... numara ile tescil ettirdiğini,  müvekkili şirketin bu markayı işyerlerinde, şantiye alanında, proje tanıtımlarında, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, müvekkili şirket tarafından ... Projesinde yer alan yapay göletin yapımına ilişkin olarak davalı ...nin yapay gölet teknolojisinden faydalanılmak istenildiğini, ancak taraflar arasında yapılan görüşmelerin olumsuz sonuçlanması nedeniyle herhangi bir sözleşme akdedilmemiş ve ticari ilişki kurulamadığını, taraflar arasında sözleşme akdedilmemiş olmasına rağmen davalı şirketin intemet sitesinde müvekkilinin tescilli markası olan “...” markasının kullanıldığı hususunun tespit edildiğini ve davalı yanın söz konusu fiillerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve hakız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, davalı şirketçe “...\" markasının kullanımının, müvekkili şirkete ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini ve önlenmesini, davalının müvekkiline ait tescilli markasını kullanımından doğan zararların tazmini amacıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 50.000 USD maddi ve 50.000 USD manevi olmak üzere toplam 100.000 USD tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı şirketin müvekkilinin markasını ihlal etmesi sebebiyle karşılaşabileceği tazminat yaptırımını mahsup etmekamacıyla işbu davayı açtığını, davacı ile müvekkili arasındaki görüşmelerin ilerlediği izleniminde olan müvekkilinin, bu  görüşmelerin nihai olarak en geç Ekim 2014'te lisans anlaşmasıyla sonuçlanacağını düşünerek, internet sitesinde \"...” başlığı altında davacının yaptığı veya yapmak üzere olduğu farklı aşamalardaki (devam eden görüşme, planlama, inşaat veya işletme) ...  projelerinin yer aldığı referans listede iyi niyetle yayımladığını, bu bilginin yayımlanmasındaki amacın kamuyu ... dünyadaki büyümesi ile ilgili olarak son haberler hakkında bilgilendirmek olduğunu, bu referans listeyle müvekkilinin listede yer alan projelerle bağlantılı herhangi bir ürün ya da hizmet sunmadığını ve bu projelerin internet sitesinde yer almasının müvekkiline herhangi bir yarar sağlamadığını, davacının \"...\" markasını kullanarak bilinçli olarak kamu nezdinde müvekkilinin teknolojisinin lisanslı kullanıcısı olduğunu açıkça ticari fayda sağlamaya ve satış hacmini arttırmaya çalıştığını, Ekim 2014'te görüşmelerin sonlandığı düşünerek ve davacıya karşı bir saygı göstergesi olarak, hem de herhangi bir uyuşmazlıktan kaçınmak adına ... websitesinden \"... ” ifadesini derhal kaldırdığını, kaldı ki işbu davanın 14.06.2018 tarihinde açıldığını, dava açma hakkının zaman aşımına uğradığını ve davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"  bilirkişi raporu ve benzer olaya ilişkin aynı taraflar arasındaki İstanbul 1. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/32 Esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında   davacının yapımının istendiği inşaat projelerinde davalının hak sahibi olduğu  ... projelerinin kullanılması için lisans sözleşmesi yapılmak üzere görüşmeler başladığı, görüşmeler devam ederken davalının kendisine ait internet sitesinde İspanyolca  \"...” başlığı altında davalının yaptığı veya yapmak üzere olduğu farklı aşamalardaki ... projelerinin yer aldığı referans listede başka marka ve ülke isimleri yanında \"...\" ibaresine yer verdiği, yapılan bilirkişi incelemesine göre de 04.10.2014 tarihinde internet sitesinden kaldırıldığı ve bir daha görülemediği anlaşılmıştır.SMK 29. Maddesinde marka hakkında tecavüz sayılan fiiller;  \" a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.  ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.\" olarak sayılmıştır. Davalının yukarı da değinilen eylemi bu kapsamda değerlendirilebilecek (SMK 29 ve 7. Maddeleri) bir eylem değildir. Markasal kullanım olarak kabulü mümkün olmadığından marka hakkına tecavüz söz konusu olmadığından davacının marka haklarına tecavüze ilişkin davasının reddi gerekmiştir.6102 Sayılı TTK'nın 54. Maddesi ile, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. 55. Maddesinin 4. fıkrasında ise, iyi niyetle bağdaşmayan, haksız rekabete ilişkin eylemlere örnek olarak, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak gösterilmiş ve haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır. Yine, davalının yukarıda değinilen eylemi yasa maddesinde örnek olarak  belirtilen haksız rekabet hallerinden olmadığı gibi, iyi niyetle bağdaşmayan dürüst rekabeti etkileyen bir sonuç doğurmadığı,\" gerekçesiyle davacının davasının REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket, uluslararası alanda üne kavuşmuş ve yabancı yatırımcıların ilgi odağı olmuş ... Projesi kapsamında 02.01.2013 tarihinde “...” ibaresini marka olarak ... numara ile tescil ettirdiğini, müvekkili markayı işyerlerinde, şantiye alanında, proje tanıtımlarında, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, müvekkilince ... Projesinde yer alan yapay göletin yapımına ilişkin olarak davalı ....’nin yapay gölet teknolojisinden faydalanılmak istenildiğini ve davalı şirket ile görüşmelerde bulunduklarını, görüşmeler olumsuz sonuçlandığını ve ticari ilişki kurulmadığını, başka bir şirketle anlaştıklarını, davalı ile anlaşma sağlanmamasına rağmen davalının internet sitesinde müvekkil şirketin tescilli markasını kullandığını tespit ettiklerini, davalı müvekkili markasını izinsiz olarak kullandığını, davalı müvekkili markasına tecavüzde bulunup haksız rekabete yol açtığını, haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da bunun sabit olduğunu, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usulsüz olduğunu, davalının müvekkilinin ticari itibarı zedelendiğinden manevi tazminat talebine yönelik kurulan hükümünde hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretininde yanlış hesaplandığını, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacıya ait ... tescil nolu \"...\" markasına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi maddi ve manevi tazminat taleplidir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 17/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda;   http://.../portal/...html bağlantısının archive.org üzerinde arşiv kayıtlarına ulaşılamadığı, bunun üzerine davalı yana ait ... internet sitesinin archive.org üzerinde, davalı yana ait web sitesi dahilinde aynı içeriğin İspanyolca dilinde hazırlanmış http://.../portal/esp/...  sürümü üzerinde incelemelerin  sürdürüldüğünü, http://.../portal/esp/worldwideprojects.html adresinin archive.org üzerinde geçmiş sürümleri üzerinde yapılan incelemede; davalıya ait ... adlı internet sitesinde “ ... / ” ibaresinin 16.06.2013 - 04.10.2014  tarihleri arasında sürekli olarak yer aldığını, “...  / ...” ibaresinin; en son görüntülenebilen 04.10.2014 sonrası arşiv kayıtlarında yapılan incelemede; “.../” ibaresinin davalı web sitesinden kaldırılmış olduğunu, söz konusu ibarenin halen kullanılıp kullanılmadığı yönüyle https://... URL adresi ve tüm alt sayfalarında yapılan incelemede, davalı web sitesinde davacı yana ait “.... ibaresine rastlanmadığını bildirmiştir.SMK 29. Maddesinde marka hakkında tecavüz sayılan fiiller;  \" a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.  ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.\" olarak sayılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın 54. Maddesi ile, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. 55. Maddesinin 4. fıkrasında ise, iyi niyetle bağdaşmayan, haksız rekabete ilişkin eylemlere örnek olarak, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak gösterilmiş ve haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır.Somut olayda; toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında   davacının yapımını üstlendiği inşaat projelerinde, davalının hak sahibi olduğu  ... projelerinin kullanılması için lisans sözleşmesi yapılmak üzere görüşmeler yapıldığı, görüşmeler devam ederken davalının kendisine ait internet sitesinde İspanyolca  \"Son Haberler” başlığı altında davalının yaptığı veya yapmak üzere olduğu farklı aşamalardaki ...  projelerinin yer aldığı referans listede başka marka ve ülke isimleri yanında \"...\" ibaresine yer verdiği, yapılan bilirkişi incelemesine göre de 04.10.2014 tarihinde internet sitesinden kaldırıldığı ve bir daha görülemediği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin meni ve refi davası açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığı,  tazminat davaları yönünden ise davalı kullanımı 656 Sayılı KHK 12. Madde ve TTK 54 ve 55. Madde hükümlerine göre dürüst kullanım niteliğinde bulunduğundan ve görüşmelerin sonlandırılması nedeniyle kaldırıldığı anlaşıldığından, tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygun görülmüş, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/01/2021 tarih ve 2018/256 E., 2021/30 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d96f84a789e54e7","SID":"87375b2e988fbd06"}}