{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/411 Esas<br>KARAR NO: 2024/514<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/01/2021<br>NUMARASI: 2018/366 E. - 2021/17 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili adına TPE nezdinde ... no ile tescilli “...” markasının SMK koruması altında olup mimarlık, mühendislik ve inşaat alanında bilinen bir marka olduğunu, davalı tarafın, müvekkiline ait markayı aynı sektörde kullandığını ve müşterilerini yanılttığını, davalı fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, 6769 Sayılı SMK'nın 159.maddeleri uyarınca tedbir kararı verilmesini, SMK 150 uyarınca markadan doğan haklara tecavüz ve TTK madde 52 ve 55 uyarınca haksız rekabet suretiyle ... adıyla verilen hizmetin durdurulmasını, ve her türlü tanıtım evrakına el konulmasını, davalı tarafa ait www...net internet sitesine erişimin engellenmesi ve tecavüz teşkil eden her türlü fiilin durdurulmasını, marka hakkından kaynaklı haklara davalı tarafın tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, masrafı davalıdan alınarak tirajı yüksek bir gazetede hükmün ilanını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ( 21.9.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemleri 20.000 TL olarak talep edilmiş olup) ve yasal faizinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduğu , esas yönünden ise müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti. unvanı ile 2007 yılının son aylarında kurulduğunu ve kuruluş 03.01.2008 tarihinde tescil edilerek ilan edildiğini, bu tarihten itibaren kesintisiz olarak faaliyetlerine devam ettiğini, davacının ise; 17.04.2008 tarihinde kurulduğunu, müvekkil firmanın ... ibaresini kullanımı ve ticaret sicile tescili marka tescilinden önce olduğu gibi davacı firmanın kuruluşundan da önce olduğunu, ayrıca müvekkilinin 1991 yılından bu yana sektörde faaliyet gösteren mimar ve mühendislerle birlikte 2007 yılında ...Tic. Ltd. Şti.adı altında yapılandığını, kuruluşundan itibaren inşaat sektöründe; otoyol, köprü, demiryolu, üstyapı, altyapı, enerji inşaat işlerini kapsayan firmaların kamu taahhüt işlerinde betonarme taşeronluğunu yaptığını, davacı firmanın web sayfasında da inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalara proje ve danışmanlık hizmeti verdiğini, buna ilişkin delillerini sunduklarını, müvekkilinin faaliyet alanının davacıdan tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya karşı zarar verme kastı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2013/11-52, K. 2013/1416 ve 02.10.2013 tarihli kararında da belirtildiği gibi; “Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 Sayılı KHK)'nin 1, 6, 9 ve 14. maddelerinde etraflıca düzenlenmiş olup, Kararname'nin 6. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği açıklanmıştır. Bu nedenledir ki; hükümsüzlüğüne karar verilip kesinleşinceye kadar bir marka, geçerli tüm hukuki hakları marka sahibine sağlayacaktır. Aynı ilke; HGK'nun 13.06.2012 gün ve 2012/11-155 E. 2012/376 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.” Davacı huzurdaki davayı tescilli marka sahibi sıfatıyla açabilecektir. Ancak  davalının davacıdan önce ... ibaresini kullanmış olması, 6769 sayılı SMK’nun 5/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli meslek , sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran yada esas unsur olarak içeren işaretlerin mutlak ret nedenleri arasında gösterildiği bilinmektedir. ... ibaresine eklenen ... ibaresi mimarlık mesleğini işaret ettiğinden ancak markaya yapılacak esaslı ekler yada logolar yoluyla bir marka koruması sağlayabilir. Gerek davacıya  gerek davalıya  ... ibaresi üzerinde tekelci haklar yaratacak şekilde ... harfinin eklenmesi tek başına taraflara markasal anlamda  geniş yetkiler veremez, davacının markası da kurum tarafından bir şekil markası olduğu için kabul görmüş olup, davalının kullanımı ise yine kendi oluşturduğu tescilsiz markaya dayalı  bir kullanım olup, toplanan delillere göre huzurdaki davada davalının önceye dayalı hak sahibi olduğu, somut olayda davacının tescilli markasının tescilli olduğu haliyle davalı yanca kullanıldığının ispat edilemediği, somut olayda marka hakkını ihlal ve haksız rekabetin söz konu olmadığı,\" gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu ‘’...’’ markası Türkiye’de tescilli ve SMK koruması altında olup, mimarlık, mühendislik ve inşaat alanında bilinen müvekkili şirketin mülkiyetinde olan bir marka olduğunu, TPE nezdinde  ‘’...’’ numara ile marka tescil edildiğini, 35, 37, 42 numaralı mal ve hizmetler sınıf kapsamında yer aldığını, markasını gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerde kullandığını, davalının müvekkilinin markasının ismini internet sitesinde kullanarak müvekkili markasına tecavüzde bulunduğunu,  alan adları, internet üzerindeki sayfaların elektronik adresleri olduğunu ve ticari işletmelerin kendini tanıtma vasıtası olarak kabul edildiğini, internet üzerinden satış, reklam ve pazarlamanın bu denli geliştiği zamanda, müvekkilinin adının davalı tarafından internet alan adında kullanılması, kullanım niteliğine ve sitenin kapsamına bakıldığında marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı markasını tescil ettirmediğini, ticaret unvanında müvekkili marka ismini kullandığını, ticaret unvanının amacının ötesinde, kataloglarda, ticari evrak üzerinde, broşürlerde ve diğer tanıtım evraklarında kullanıldığını, davalı ticaret unvanının bir marka gibi kullandığını, müvekkili adına tescilli markanın korunması gerektiğini, bu iki markanın tüketici tarafından karıştırıldığını, ve müvekkiline olan güvenin sarsıldığını, müvekkili markası ‘’...’’ ayrıt edicilik sağlamak amacı ile tasarlanmış fikri emek ve çaba sonucunda ortaya çıkmış özgür bir marka olduğunu,  davalının kötü niyetli olduğunu,  müvekkili mülkiyetinde bulunan tescilli ‘’...’’ markasının, davalı tarafça kullanılması haksız rekabet hükümlerine aykırılık oluşturduğundan bahisle mahkeme kararının kaldırılmasını,  müvekkili adına kayıtlı ‘’...’’ numarası ile tescilli 26.01.2011 başvuru tarihli ‘’...’’ ibareli markadan kaynaklanan haklara, davalı tarafın müvekkili aleyhine yarattığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin durdurulması, meni ve ortadan kaldırılmasına, SMK m. 149/1-g uyarınca hükmün masrafı davalıdan alınarak ilgilere tebliğ edilmesi ve kamuya ilan yoluyla duyurulması amacıyla tiraji yüksek gazetelerden birinde yayınlanmasına, 20.000-TL maddi tazminat ve yasal faizin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.  İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu; davacı adına ... no ile tescilli “...” markasının davalı tarafından aynı sektörde kullanıldığı ve davalı fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla açılan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebidir. Mahkemece hukuki yönden bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Site içindeki kullanımların ve sitenin kimin üzerine kayıtlı olduğunun tespiti yönünden bilgisayar mühendisine ait bilirkişi raporunda; ... adlı internet sitesinin yer sağlayıcısının “ISIMTESCIL” ve erişim sağlayıcısının “...Ltd. Şti.” isimli firmalar olduğu, alan adının “...” ismine tescil ettirildiği ve alan adının 19.02.2009 tarihinde oluşturulduğunu, ... adlı internet sitesine girildiğinde; mezkur sitenin www...com.tr isimli siteye yönlendirme yaptığı (bir başka deyişle, www....com.tr uzantılı web adresi üzerinden yayın yapmaya devam ettiği) ve ... isimli hesabın askıya alındığı bilgisine ulaşıldığını, ... adlı internet sitesinin yer sağlayıcısının “ISIMTESCIL” ve erişim sağlayıcısının “.... Ltd. Şti.” isimli firmalar olduğu, sitenin alan adının “...LİMİTED ŞİRKETİ” ismine tescil ettirildiği ve alan adının 13.11.2012 tarihinde oluşturulduğunu, www...net ve ... isimli internet sitelerine erişim sağlanamadığından ve buna bağlı olarak site içerikleri görüntülenemediğinden bahisle söz konusu sitelerin https://web.archive.org/ aracılığıyla web arşiv kayıtları üzerinde incelemeler yapıldığı, işbu incelemeler sonucunda; her iki internet sitesinde de “...” ibaresinin firma unvan adı olarak ve site alan adlarında kullanılmış olduğu belirtilmiştir. Mahkemece Ankara 4.FSHHM'nin 2019/54 Talimat sayılı dosyasında alınan 12/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin \"...\" ticaret unvanı ile 03.01.2008 tarihinde kurulduğu ve 08.01.2008 tarih ve 6972 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescilinin ilan edildiği, Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin 2008-2018 dönemlerine ait toplam 11 yıl için Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile beyan ettiği Dönem Net Zararının 477.938,46 TL olduğunu, Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin 2008-2018 dönemlerine ait toplam  hesaplanan Net Kazancının 4.803.008,00 TL olduğu  belirtilmiştir. Davalı ...  ticaret unvanı ile 03.01.2008 tarihinde kurulduğu ve 08.01.2008 tarih ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescilinin ilan edildiği, firmanın faaliyet alanının 37 sınıf –konut amaçlı olmayan inşaat ve altyapı müteahhitliği, köprülerin inşaası.. alanına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacının ... ticaret unvanı ile  17.4.2008 tarihinde kurulduğu ve 24.8.2008 tarih ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescilinin ilan edildiği, her türlü mimarlık hizmetleri, mühendislik hizmetleri, her türlü inşaat hizmeti vermek amacıyla kurulduğu , vergi kaydında da faaliyet alanının mimarlık faaliyetleri ve danışmanlık olduğu anlaşılmıştır. TPMK  kayıtlarına göre, Davacının ...  şekil (mımark ibaresinin başında iç içe geçmiş kare şekli mevcut olup)markasının 2011/06466 nolu ile   26.1.2011 başvuru tarihi ile 17.7.2012 tarihinde tescil edildiği, emtia sınıfının 35, 37, 42. Sınıflar olduğu  görülmüştür. Bilişim uzmanı bilirkişi tarafından düzenlene raporda www...net uzantılı site web  arşiv kayıtlarında 26/12/2010 tarihinde ... tasarım şeklinde 37.sınıfta markasal kullanım bulunduğu,  devam eden yıllardaki 2012-2014 tarihli kullanımlarda da ... tasarım şeklinde davalı markasal kullanımlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin \"... \" çekirdek unsurlu ticaret unvanının davacı ticaret unvanından önce tescil edildiği, yine 19/02/2019 tarihli ...net alan adının davacı markasından ve ticaret unvanından önce tescil edildiği anlaşılmakla davalının 37.sınıfta \"...\" ibaresi üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu ve davacı taraf kullanımını bilmesi gerektiği halde sessiz kaldığı anlaşıldığından, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz ettiğinden bahisle açılan davanın sonuç itibariyle reddi yerinde ise de mahkemenin yargılamada \"...\" markasının ileri sürülmeyen  zayıf ibare olduğuna ve diğer gerekçelere yer verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1/b-2.mad gereğince kısmen kabulüne, kararın gerekçesinin düzeltilerek  kaldırılmasına davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/01/2021 tarih, 2018/366 E., 2021/17 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince gerekçesinin düzeltilerek KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 427,60 TL, maddi tazminat davası yönünden 427,60 TL, haksız rekabetin tespiti davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 1.282,80 TL harçtan, peşin alınan 365,90 (peşin+ıslah harcı) TL'nin mahsubu ile eksik alınan 916,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafın ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Marka hakkına tecavüz ve Haksız rekabetin tespiti talebinin reddi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-Maddi tazminat  talebinin reddi  yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 49,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 211,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d66a3a63a85b7cd2","SID":"44c3a0989eb87b15"}}