{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/398 <br>KARAR NO\t: 2024/447<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/11/2020<br>NUMARASI\t: 2017/1050 E. - 2020/730 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine ... T. A. Ş. Kurtöy Şubesine ait, ... seri nolu, 28.500 TL 'lik 30/07/2017 keşide tarihli çek dayanak gösterilmek suretiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, takibe itiraz ettiklerini, söz konusu çek üzerinde bulunan kaşe ve imzanın müvekkili şirkete olmadığını, müvekkili şirketin ile icra dosyasında adı geçen diğer firmaları tanımadığını ve söz konusu firmalarla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını beyan ederek, davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, davalının haksız takip yapmış olması nedeni ile %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı ... A.Ş.vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar HMK da sahtelik iddiası karşısında açılan dava ile yargılama devam ederken doğacak hukuki sonuçlar belirlenmiş ise de gerek kanun maddesinin uygulanmasında gerekse kanun maddesinin gerekçesinde salt tek başına sahtelik iddiasının yeterli olmayacağına yer verildiğini, buna göre imzaya itiraz İcra ve İflas Kanununda özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkında bu kanunun 170. maddesinin uygulanması zorunlu olduğundan, imzanın inkârı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan 6100 sayılı HMK’nın 209. maddesinin uygulama yerinin olmadığını, İİK. 72.maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, ayrıca davacı İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra takibine konu çekte ciranta olarak yer aldığını ancak kaşe ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, dava dilekçesinde her ne kadar tebligatın muhtara yapıldığını ve itiraz süresinin kaçırıldığını iddia etmiş ise de davacıya 07.11.2017 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığını, davacının bu beyanı gerçekçi olmamakla birlikte yalnızca mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, müvekkili ... A.Ş. ile diğer davalı ... Tic A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiğini, iş bu Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden, müşterisi firmaya kredi hesabı açılarak finansman sağlandığını, diğer davalı ... Tic A.Ş. tarafından iş bu kredi işleminden doğan borcunun ifası uğruna temlik cirosu ile bir diğer davalı ... Ltd. Şti. tarafından keşide edilen; ... bankasına ait Kurtköy/İstanbul Şubesinde bulunan ... nolu hesap için alınmış ... seri nolu, 30.07.2017 keşide tarihli, 28.500,00 TL bedelli çek müvekkil bankaya çek tevdi bordrosu (EK) eşliğinde ciro ve teslim edildiğini, söz konusu çekin ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından alacağının tahsili amacıyla,  çek borçluları hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından kambiyo takibi yapıldığını, müvekkili alacaklı banka, davaya konu çekin haklı ve yetkili son hamili olarak yasaların kendisine tanıdığı hak ve yetkileri kullanarak çeke dayalı alacağının tahsili amacıyla yasal yollara müracaat ettiğini, müvekkili Şirketin davaya konu çeki iktisabında ve tahsili talebinde Ticaret Kanunu ve Kambiyo Hukukundan kaynaklanan hak ve yetkilerini kullanmış olup haklı ve iyiniyetli olduğunu, müvekkili bankanın davacının imzasını kontrol etme şansı bulunmadığını, ayrıca müvekkil Banka çek keşidecisi ile lehdarı ve lehdar ile cirantalar arasındaki hukuki ilişkinin tarafı da olmadığını, ciro silsilesi incelendiğinde; müvekkili banka iyiniyetli hamil olup müvekkili bankanın çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilme yükümlülüğü bulunmadığı gibi çekteki imzasının davacıya ait olup olmadığını bilmesi de mümkün olmadığını,  kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakma amacı açıkça anlaşılan davacı tarafın tüm iddialarının reddi ile takibin devamına ve takip konusu alacağın %20’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; dava konusu çekte ciro altındaki imzanın, uzman bilirkişilerce yapılan incelemesi sonucunda, davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit olunduğundan, ciranta olan davacının, kendisinden sonraki cirantalara karşı çek bedeli yönünden sorumluluğunun olması, kendisinden önceki cirantalar ya da keşideci ile lehtara karşı bir sorumluluğunun olmaması sebebiyle bu davalılar yönünden dava açmakta hukuki yararının olmadığı, ayrıca kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilen; ... ait 30.07.2017 keşide tarihli, 28.500,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekten dolayı, davacının, davalılardan ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine, Diğer davalılar .... Ltd. Şti ile .... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın, hukuki yarar yokluğundan reddine,Kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili bankanın, aradaki kişilerin imzasının geçerliğini kontrol etme şansı ve yükümlülüğü bulunmadığı gibi çek keşidecisi ve lehdarı ile lehdar ve cirantalar arasındaki hukuki ilişkinin tarafı olmadığı bilgisinin yerel mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini,  Müvekkili bankanın, davaya konu çeki TTK ve Çek Kanunu hükümlerine uygun olarak iktisap etmiş olup çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, TTK'nun 687.maddesi gereği davacının ileri sürdüğü defilerin iyi niyetli meşru hamil konumundaki müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, iyiniyetli ve yetkili hamil olan müvekkiline karşı davacının iddialarının haksız olduğunu, İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında davacı şirkete çıkarılan ödeme emrinin, davacının adresine -muhtara tebliğ edildiği iddiasının aksine- Tebligat Kanunu 35. Madde hükümlerine göre tebliğ edildiğini, tebligatın yapıldığı tarihte davacı şirketin ticaret sicil adresinin, dosyadan tebligatın yapıldığı adres olduğunu, diğer yandan iş yeri naklinin tescili tarihinden haftalar önce adresini değiştiren davacı şirketin icra takibini geç öğrenmede kusurlu olduğunu, işte bu hususun davacının dayanıksız beyanları ile kötü niyetli olduğunu açık şekilde ortaya koyduğunu, Dosya kapsamında 27.05.2019 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi raporunda çekteki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı yönünde kanaate varıldığını, ancak işbu raporda mukayese imzaların birbiri ile olan uyumsuzlukları ile mahkeme huzurunda atılan imzalar arasındaki farklılıklara dair hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bu eksik ve yetersiz inceleme ile alakalı olarak dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne tevdii edildiğini, fakat ne yazık ki  Adli Tıp Kurumu tarafından 05.03.2020 tarihinde eksik inceleme sonucu mahkemeye sunulan raporda da mukayese imzalar ile mahkeme huzurunda atılan imzalar arasındaki farklılıkların incelenmediğini, nasıl bir inceleme yapıldığı, imzalar arasında nasıl bir ilişki kurulduğundan bahsedilmediğini ve esasında hükme esas teşkil etmekten oldukça uzak bir rapor hazırlandığını, Müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderlerinin aleyhine yüklenemeyeceğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, icra takibine konu edilen kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası olup, davacı dava ve takip konusu çekteki imzayı inkâr etmiştir. Dava ve takip konusu çekin, ... ait 30.07.2017 keşide tarihli, 28.500,00-TL bedelli, ... seri numaralı çek olduğu, davalı ... A.Ş. tarafından, davacının da bulunduğu çek cirantaları, çek lehtarı ile keşidecisi aleyhine  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, 20.10.2017 tarihli takip talebi ile birlikte kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, keşidecisi ... olan, İstanbul 30/007/2017 keşide yer ve tarihli, 1015741 numara ve 28.500 TL meblağlı ... Tic Ltd Şti emrine yazılı olan çekte davacının ikinci ciranta konumunda olduğu, dosyaya sunulan denetime elverişli 27/05/2019 tarihli rapor ile Adli Tıp Kurumu raporuna göre, çekin arka yüzündeki “....LTD.ŞTİ...” içerikli kaşe izinin üzerinde atılı bulunan ikinci ciranta imzasının, davacı şirket yetkilisi ... eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı, Mahkemece de bu yöndeki kabulün yerinde olduğu, imzada sahteciliğin mutlak defi'lerden olması nedeniyle herkese kaşı ileri sürülebileceği, davalı bankanın iyi niyetli olmasının da sonuca bir etkisinin bulunmadığı, bu nedenle dava konusu çek nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu bulunmadığı, davacının imzası kendisine ait olmayan çek nedeniyle yapılan icra takibi üzerine eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu, bu nedenle yargılama giderlerinin dava açılmasına sebebiyet veren davalı tarafa yükletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2020 tarih ve 2017/1050 E., 2020/730 K. sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.946,83 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 499,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.447,43‬ TL harcın davalı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a7dfa7e237856a4","SID":"05b603987cd65f4e"}}